top-image

 

Geçen sene bu zamanlarda yayın hayatına başlayan sitemiz tam bir yılını doldurdu. Geçen bir yılda dünyanın farklı yerlerinden nadir şarkılar dinlettik sizlere. Ufaktan İstanbul’un ve dünyanın bazı mekânlarından bahsettik. Bazen şiir yazdık, bazen hikâye, bazen de sayfamıza konuk ettik ilgimizi çeken şeyleri.

Bir yılda sitemize 67985 giriş oldu. 154 yazı yayınlandı, 872 kişi yorumladı. Site sayesinde tanıştığımız oturup çay içtiğimiz kimseler oldu, yazıştığımız kimseler oldu. Site üzerinden tanışıp muhabbeti koyulaştıran arkadaşlara da şahit olduk zaman zaman. Msn Adabı altında tartışmalar ve yorumlar uzayıp gitti. Uzun süre yazı eklemediğim zamanlar oldu, sonra coşup günde birkaç yazı girdiğim günler de oldu. Ne bilim, güzel geçti işte. Siteyi takip eden, yorumları ile katkıda bulunan herkese teşekkür ediyoruz.

Alemin Renkleri müzik ve mekanlara biraz daha ağırlık vererek yoluna aynen devam edecek inşallah. Sitenin tasarımı daha güzelini yapana kadar böyle kalacak sanırım.

“Nice Yıllara” diyelim ve sözü bitirelim.

 “Kaçıyorum İlayda, taşınıyorum buralardan” dedikten ve çekip gittikten sonra uzun bir zaman geçti. Belki beni merak etmişsindir diye sana mektup yazmayı akıl ettim onca zaman sonra. Üsküdar’da üç odalı küçük bir evde kalıyorum. Hem yatak odası hem oturma odası hem de mutfak olarak kullandığım oda dışında diğer odalara sadece gezmek maksadıyla gidiyorum, böylelikle biraz yürümüş ve açılmış oluyorum. Uzun zamandır almak istediğim tüylü ve cırtlak renkli o terliği aldım, evde onları giyiyorum, gayet rahatlar. Hemen yatağımın dibine bir komodin koydum karşıya da bir kitaplık, aynı senin odandaki gibi. Arabaları sevmem bilirsin, ama senin için duvara parlak kırmızı renkli bir araba –inan ki markasını bilmiyorum, biliyorsun anlamam- posteri astım, üzerine siyah ve kalın uçlu bir kalemle bir şeyler karaladım, böyle daha şekil gözüküyor. Hemen yanında bir Cranberries posteri, onun altında ise küçükken çizdiğim –hani zindanda elleri kelepçeli olduğu halde zafer işareti yapan yarı derviş yarı deli tipli adam- bir resim asılı. Ona bakınca içim burkuluyor, onu neden bir zindanda kelepçeli halde çizdiğimi düşünüyorum, işin aslı onu çizdiğimi hatırlamıyorum bile, ama ben çizmiştim nihayetinde. O bakışlar İlayda, bilemezsin nasıldır. Aradan uzun zaman geçtiği halde bakışları hiç değişmedi, hep halinden memnun tavırları vardı, tıpkı benim gibi. Düşünüyorum da, ben de hayata kelepçeliyim, ben de biraz derviş gibi duruyorum ama deliyim ve gözlerim hep yalan söylüyor.

Sabahları pencereden bakıp okula giden çocukları izlemek en büyük zevkim. Neredeyse hepsini tanıdım. Geçenlerde pembe tokalı, küçük çantası olan, her öğle sonrası ilerideki bakkaldan bir şeyler alıp, bakkalın iki apartman yanındaki eve giren o kız –isimlerini henüz bilmiyorum- arkadaşına okul voleybol takımına alındığını söylediğinde ne kadar sevindim bilemezsin.  Penceremin altından geçerlerken pür dikkat dinlerim her zaman. Son maçlarında kazanıp kazanmadıklarını merak etmiyor değilim. Ama sormak istemiyorum, çünkü bu sokakta varlığımın hissedilmesi hiç hoşuma gitmiyor. Ah İlayda, komşularım ve özellikle karşı apartman dairesinde oturan ve o ahşap işe yaramaz pencereleri her gün özenle silmeyi kendine kutsal bir vazife sayan şişman kadın, hakkımda hiç iyi şeyler düşünmüyor. Henüz kimseyle konuşmuşluğum dahi yok aslında. Hakkımda iyi şeyler düşünmediklerini yine pencerenin altındaki merdivenlere oturup akşamlar boyunca muhabbet eden gençlerin konuşmalarından öğreniyorum. Geceleri kesintisiz olarak ışığımın açık kalması ile ilgili dedikodular sanıyorum tüm sokağın dilinde. Sokağımızdaki bakkaldan neden hiç alış veriş yapmadığımdan, garip biri olduğumdan bahsedildiğini de biliyorum. Sokağımızdaki bakkaldan alış veriş yapmamamın sebebi bu sokakta kendimi hissettirmemekti, biliyorum pek başarılı bir girişim sayılmaz ama bu konunun dedikoducu kadınlar arasında konuşulması ve içine birçok uydurma şeyler eklenerek dillerde dolaşması hiç hoşuma gitmiyor. Bazı geceler ışığı söndürmeyi denedim, ama rahat edemedim, karşımdaki o araba posteri bir türlü seçilmiyordu ve bu hiç hoş değildi. Ah İlayda, çıkıp o şişko kadına bu posterden bahsetmeli miyim, karanlıkta onu göremeyeceğimi ona anlatmalı ve hakkımda endişelenmemeleri gerektiğini söylemeli miyim bilemiyorum. …yazının devamını okumak için tıklayın.

Bozuk plak bir şeyler özlemiş
Gazoz, bardak bir de kuruyemiş
Anneannesi kırmızı başlıklı kızdan daha güzelmiş
Öyle olmasa kurt kızı yermiş
Demiş yolda kalmış bir keşiş
Dinleyen çocuklar, vay be ne hikayeymiş
Demiş.

Yazmak yerine uyumam gerekmiş
Diyen sese bakmadan
Ölmek de güzeldir göbek te
Diyorum, gülüyorum
Sinirli ve anlaşılmaz birkaç kelime
Yiyorum, kızıyorum
Sonra saçma şiirler yazıyorum.

Gözlerimin altı morarmış
Görenler ne ayıp dermiş
Bazı çiçekler de mor
Bazı böcekler de uyumuyor
Hayır, ellerim titremiyor
Bak bu kelime buraya uyuyor
Tamam tamam bağırma
Kulaklarım duyuyor..

Hiçbir şey benim suçum değil
Ses zaten kısık, gece çok çıkıyor
Gök gürlerken izin mi alıyor
Diye cümleler kuruyorum içimden
Klavyem galiba nefes alıyor
Çıkamıyorum işin içinden
Yıldızlar da zayıflıktan gözükmüyor
Valla, cidden.

Bozuk plak psikologa gözükmeli
Diyorlar içlerinden biliyorum
Gözüme gözüktüler diyorum
Kimler diyor kimseler
Hemen şurada duran siyah gözlükler
Camlarıydı gözüme gözükenler
Karabasanlar falan
Her şey karanlık onlarla
Diyor pis pis sırıtma
İşin gücün makara
Bak Firuze’nin oğluna-

Aman tamam kapatıyorum
Zaten veresiye yaşıyorum
Bugünle ödüyorum dünü
Gülerken ağlayıp ağlarken gülüyorum
Gerçi hayat başka nedir
Önüm arkam sağım solum
Saklanmayan ebedir

Bir de sobedir
Tabi, onu unutmamak gerek
Ortası delik uyku ilacı
Yani tekerlek
Etkisini gösterene dek
Artık başımda bekle
Tamam tamam dur
Sakın fişi çe!..

….

(farz edin ki yazmadım)

Dead Can Dance, Brendan Perry ve Lisa Gerard adlı iki müzisyen tarafından 1981′de Avustralya’da kurulmuş olan medieaval-folk-new age tarzında müzikler icra eden bir müzik topluluğudur.”

Hiç ummadığınız anda, sıra dışı tınılarla sizi şaşkına çeviren bir gurup. Kendilerine özgü stilleri var, teknikleri var, çalgı aletleri var. Şarkılar genelde inişli çıkışlı bir ahenge sahip: Başlarken sakin, sonra coşan ve yavaşça durulan şarkılar… Bunun en güzel örneğini Cantara adlı şarkıda fazlası ile görebiliyoruz.

Uzun zamandır arşivimde bulunmasına rağmen, her dinlediğimde yeni şarkılarını keşfettiğim bir gurup Dead Can Dance. Daha önce dinlemeye değer bulmadığım birçok şarkısını zaman zaman yeniden açtığımda ve Dead Can Dance’ın tarzına alıştıkça başka tatlar buluyorum.

Dead Can Dance – Rakim

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Dead Can Dance – Cantara

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Dead Can Dance’ın ilk keşfettikten sonra, yedi gün boyunca neredeyse fasılasız dinlediğim bir şarkısı var ki, adı Rakim. 2007 yılında tarafımca en çok dinlenen ve playerımda yüzlerce kez dönen bu şarkı olağanüstü başarılı.

Tavsiye edebileceğim, Toward the Within albümünden Rakim adlı şarkı, Momento albümünden Cantara adlı şarkı, yine Momento albümünden The Ubiquitous Mr. Lovegrove adlı şarkı, Into The Labyrinth albümünden Ariadne adlı şarkı (aynı şarkı Momento albümünde de vardır), yine Into The Labyrinth’den Tell Me About The Forest ve Emmeleia. Bunlar benim sevdiklerimden. Her dinleyenin farklı bir listesi olacaktır mutlaka, tarza alışınca tüm şarkıları zevkle dinlenebilir…

Program setuplarının arasına Dead Can Dance’dan şarkılar serpiştirerek cd yazdığı ve bu sayede tanışmama vesile olduğu için dostum Yusuf Özer’e teşekkürler…

Mecnundan evla mecnun oldu Leyla’da Mecnun

Yok olurdu lena, lena’da olmasaydı nun

Bildi dünya edna, Leyla ise misali kum

Vardı ya Mevla, vardı Mevla’ya dünya da Leyla da onun

Ateş olmasa erir miydi mum

Aşk olmasa bilir miydi Mecnun

Adını yazabilir miydi kalem onun.

bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi | Reng-i Ahenk Teması | Hakkımda | İletişim