top-image

Zaman zaman mailime şiirler, denemeler ulaşsa da, beni kalitesiyle bu denli heyecanlandıran olmamıştı sanırım. Alemin Renkleri okuyucularından İrem Öznur Kılıç kendi yazdığı ve seslendirdiği bir şiirini gönderdi. Kendisine başarılar diliyor, şiiri burada yayınlıyorum.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Sigaranın Tadı

(Şiirin telif hakları İrem Öznur Kılıç’a aittir. Taklit ya da kopyalamaya karşı yasal olarak korumalıdır.)


Karabasana rüşvet verdim kapkara basacağız ayağımız yalın
Gayet karlı bir iş kardan adam yapıp satacağız karın hepsi kardan adamın
Eldivenlerine işeyeceğiz uykularını ıslattığımız sidikli çocukların
Şeytanların sokağında ıslık çalacağız gelsin yanımıza korkmasın
Bölüşeceğiz kemiklerini sırayla açacağız mezarını medeniyetlerin toplumların
Asiti kaçan gazoz gibi aklını kaçıracağız ve dinini köşedeki cahil bakkalın
Yanaklarına kül sürüp süsleyeceğiz bugün düğünü var uhu ile tutkalın
Bugünün yarını kardan adamın göbeği var sesi ve ensesi kalın
Karebe oynuyoruz gecenin bir köründe sessiz olun güneşi söndürün ayı yakın
Caddenin ışıklarını çalın ince ince doğrayın başınıza taç yapın
Çalacağız özgürlüğünü heykelini meydanını domuzların arkamızı kollayın
Bağırıyoruz profiterol gibi değil lanet bir tadı var merminin çuvaldızın
Mermi bomba tank tüfek kot pantolon converse ayakkabı dışın dışın
Jöleli kalpler taralı saçlar bizim arkadaşlar peşinde tatlı sarışının
Direnirken vurulduk popüler sancılar içinde ölürken damağımda tadı Avrupa’nın
Alacaklar bizi öpersek pipisini vaftizli bebeklerin mübarek sakalını papazın
Kredi alacağız kira öder gibi döneceğiz hesabına Matta’nın Markos’un Luka’nın
Kafasına mancınık dayamışlar sormuşlar hesabını medeniyet laflarının
Kurtarmışlar akıllarını ağabeylerin jiplere bindirmişler amanın da amanın
Kına gecesine Elvis Presley gelmiş Suzan’ın mutlu olun artık kına yakın
Kritere uyacağız ya vidanjör bedava çekin ciğerlerinize şifa niyetine laiklik alın
Kimseyi asmayın mandallayın donuna zaferan sürün sahile donla uzananın
Rakip boksörün dudağına yapışacağız ringde diyalog hakkı var Raki Balboa’nın
Hesabını soracaklar atar damarlarımızın fraktal yapısının cinsel hayatını solucanın
Elinizde pena kulağınızda küpe Kentucky’den yiyin kampanya var kokoreç almayın
Medeni olmak için tuvalet kâğıdı kullanın adınızı soyadınızı dininizi yazıp yollayın
Çantanızı başınıza alın aklınızı toplamayı unutmayın Müslüman kalın
Haydi zil çaldı çocuklar arkası yarın.

Bu şiirim Körpe Kalemler’de yayınlanmıştır…

Dr. Virginia Danielson tarafından yazılan The Voice of Egypt Ummu Kulthum, Arabic Song and Egyptian Society in the Twentieth Century adlı kitap, İTÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Nilgün Doğrusöz ve Cem Ünver tarafından dilimize çevrildi. Mısır’ın Sesi Ümmü Gülsüm, Arap Şarkısı ve Yirminci Yüzyılda Mısır Toplumu adıyla geçtiğimiz hafta yayınlanan kitap, editörlüğünü Prof. Dr. Edip Günay ve Müzikbilimci Vural Yıldırım’ın yaptığı Bağlam Yayınları Müzik Bilimleri Dizisi içinde çıktı. Mısır’ın Sesi adlı kitap 366 sayfa, Ümmü Gülsüm’e ait birçok siyah beyaz fotoğrafın da yer aldığı eser, renkli karton kapaklı.

Mısırlı unutulmaz sanatçı Ümmü Gülsüm 1904 – 1975 yılları arasında Ortadoğu’nun tartışılmaz en önemli sesiydi. Gülsüm’ün okuduğu şarkılar, tarihi göndermelerle İslam – Arap geçmişine vurgu yaptığı gibi, unutulmaz aşk şarkıları da repertuarında her zaman yer aldı. Dr. Virginia Danielson gerçek bir Ümmü Gülsüm uzmanıdır. Bağlam Yayınlarından çıkan kitap onun bu çalışmalarının güzel bir sonucu niteliğinde. Türkçe’de yalnız Ümmü Gülsüm’ü konu alan bir kitap bulunmuyor. Oysa Gülsüm, hem unutulmaz radyo konserleriyle hem de Mısır filmlerinin ülkemizdeki sinemaları adeta istila ettiği kırklı yıllarda Türk halkı tarafından çok iyi tanınıyordu.

Kitabın Türkiye baskısı için önsözü “Ortadoğu Ruhunun Unutulmaz Sesi Ümmü Gülsüm” başlığıyla Mersin Üniversitesi’nden Okt. Murat Özyıldırım yazıyor. Kitap, Danielson tarafından orijinal basım için yazılan “Önsöz”le sürüyor. Ardından yedi ana başlık ve bunlara ait ara başlıklarla bölümlere giriliyor. Bölümler, “Mısır’ın Sesi ve Yüzü”, “Mısır Deltasında Çocukluk Dönemi”, “Kahire’de İlk Zamanlar”, “Medya Stil ve Üslup”, “Ümmü Gülsüm’ün Altın Çağı ve İki Kültürel Oluşum 1940’lar”, “Mısır’ın Sesi Sanatçıların Eserleri ve Estetik Paylaşımı”, “Ümmü Gülsüm ve Yeni Bir Nesil” başlıklarını taşıyor. Dr. Virginia Danielson tarafından, kitabın sonunda “Bir İcracının Mirası” başlığıyla genel değerlendirme yapılıyor. Terimlerin açıklandığı “Lügatçe” ve “Kaynakça” bölümlerini, aranılan sözcüklerin bulunmasında büyük kolaylık sağlayan “Dizin” izliyor.

Mısır’ın Sesi Ümmü Gülsüm, Arap Şarkısı ve Yirminci Yüzyılda Mısır Toplumu kitabı, Ümmü Gülsüm konusunda Dünyanın gerçekten en saygın yayınlarından biri. Dolayısıyla Bağlam Yayınları Müzik Bilimleri Dizisi editörleri Prof. Dr. Edip Günay ve Müzikbilimci Vural Yıldırım ile Doç. Dr. Nilgün Doğrusöz ve çevirmen Cem Ünver böyle bir yayını dilimize kazandırmakla büyük bir övgüyü de hak ediyorlar.

Murat ÖZYILDIRIM (Okutman, Mersin Üniversitesi Fen – Ed. Fak. Arkeoloji Bölümü)


Bir mektup heyecanlandırır beni. Bir kitap heyecanlandırır beni, çoğu zaman bir şarkı. Neredeyse her gün yeni bir şeyler dinliyorum. Müsait olduğum zamanlarda araştırmalarım sonucu yeni isimler duyuyor, albümler indiriyor, şarkıları genelde gece vakitleri tek tek dinliyor, aralarında kaliteli bir şeyler bulmayı umarak ilerliyorum. Zaman zaman karşıma gayet hoş şeyler çıkıyor, pek bilinmeyen, az tadılmış, kıymeti bilinmemiş, belki fark edilmemiş kaliteli tınıları seçerek saklıyorum. Birçokları şarkıları nasıl temin ettiğimizi, nasıl keşfettiğimizi soruyor, merak ediyor. Bana maille (yorum yazarak değil) ulaşanlara istedikleri şarkıları göndermeye gayret ediyorum. Merak edenler için şöyle açıklayabilirim: İlk önce araştırmak lazım, böylelikle hem aslında piyasada olduğu halde duymadığınız, hem de başka kültürlerin, başka ülkelerin sınırları içinden çıkamamış şarkıları bulmanız mümkün. İyi bir müzik dinleyicisi iseniz, bir albümün kıyısında kalmış, uzak ülkelerin uzak dağlarının ardından sesini duyuramamış birçok şarkı keşfetmeniz bile mümkün. Şarkı keşfetmek derken, bu biraz yetenek işi olabilir tabi ki, ancak öncelerden dinleyip elediğim bazı şarkıları şimdilerde yeniden gözden geçirdiğimde kaçırdığım şeylerin olabildiğini görüyorum. Şunu demek istiyorum: Dinledikçe, özellikle farklı şeyler dinledikçe, farklı sesler duyup farklı tatlar aldıkça, açılan ve gelişen bir yetenek olmalı bu. Bu arada sözlerimin “çok yetenekliyim” bağlamında algılanmasını istemem, hele İbrahim Paşalı varken böyle bir iddiadan tırsarım ve Allah’a sığınırım. (:

Salt araştırmalar bu işin kaynağını oluşturmuyor elbette. Yani uzak doğulu ismi duyulmamış bir sanatçının rastgele bir albümünü indirip, “bakalım kaliteli bir şarkıya rastlayacak mıyız” düşüncesi ile hareket etmek işe yarasa dahi yeterli olmaz. Şarkı seçmek, iyi şeyler dinlemek gibi bir zevk oluştuğu zaman sizde, buna bağlı olarak da benzer şeyler düşünenlerin oluşturduğu bir çevreniz oluyor. Yeni duyduğum şeyleri nasıl bu sıkı müzik dinleyen arkadaşlarımla paylaşıyorsam (sitede yayınlananlar buz dağının görünen kısmı) aynı şekilde bu ortam sayesinde sevdiği, bulduğu şeylerden bizi haberdar eden ehil kimseler var. Bu kaynak biraz da bu şekilde oluşuyor. Örneğin dostum Kemal bol bol şarkı yollar ve istemiş olduğum albümleri o devasa arşivden (bunun hakkında bilgi verecek değilim) sömürerek bana gönderir. Ara sıra maille ulaşıp “aha bunu da dinleyin” diyenler de oluyor tabi ki. Bu arada Taksim’deki kitap ve müzik marketleri gezmek bir şekilde yeni sesler duymanıza sebep olsa da elbette biraz masraflıdır ve klasik seyrin dışına çıkmaya pek elverişli değildir.

Kaliteli şarkılar, tınılar uğruyor olsa da kulağıma, heyecanlandıran yeni şarkılar bulmak ve duymak bu anlattıklarıma rağmen hiçte kolay değil. Heyecanlandıran şarkı, koca bir kitabı okuyup bitirdikten sonra, aklınıza takılmış olan bir cümle gibidir. Yüzlerce sayfa okuduktan sonra karşınıza çıkan sıra dışı kullanılmış bir kelime gibidir. Heyecan veren bir şarkıya rastlamak, bir kitabı sadece o mükemmel kurulmuş cümleyi bulmak için okuyup bitirmek gibidir. Heyecanlandıran bir şarkı, uzun arayışlar sonrasında toprağın içinde bulunan bir elmas parçasının gözünüze yansıyan sevinç dolu parıltısı gibidir. Ne yazık ki şarkılar çabucak eskirler. Özellikle benim gibi, sıkı bir parça bulduğu zaman işi abartıp günlerce, haftalarca, yüzlerce kere dinleyen biri şarkıları çarçabuk eskitir. (Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra yeniden o şarkıya dönerim mutlaka)

Uyanıkken, uyurken, yemek yerken, anlatırken, dinlerken, yazarken, seyahat ederken, çalışırken ve yürürken her daim dinleyen biri olarak müziği ve şarkıları kutsuyor değilim. Müziğin zararları olabilir, aşırı romantizme itebilir, enerji verebileceği gibi depresyona bile sokabilir. Ne dinlediğinize dikkat etmezseniz maneviyatınızı yaralayabilir. Dikkat dağınıklığına sebep olabilir.

Dostum Sami bir link verdi, gezip kurcalarken heyecan veren bir şarkı buldum, oturup bu yazıyı yazdım.


Sayfa: 17« 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 »Last »
bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi | Reng-i Ahenk Teması | Hakkımda | İletişim