
“Sevgili dedeciğim ve nineciğim. Lütfen herhangi bir Perşembe akşamı ölmeyin.”
Perşembe akşamları toplantı yapılamaz. Perşembe akşamına randevu verilemez. Perşembe akşamları gezilemez. Perşembe akşamları kitap okunamaz. Perşembe akşamları lanet ve modern bir kutsayışla kutsanmıştır çünkü. Perşembe akşamları caddelerin boş, sokakların sessiz olması gerektiğine inanan insanlar, evlerinde oturup bu mübarek gecede benliğini fiyakalı cümlelerle, artistik tavırlarla, gizli bilgilerle (!) doldurmayı bir vazife sayar. Yeni trend racon şekilleri, yeni küfür ediş biçimleri öğrenmek ve bunların doyurucu hazzına varıp bu öğretilerin hayata geçirilip dile dökülmesi bu geceyi ifa etmek için gerekli amel ve tesbihatlardandır. Perşembe sabahından insanlar ruhlarını ve kalplerini akşam gerçekleşecek olaylara hazırlamalıdır.
Bu gecelerde “Işık Saçan Parlak Cisim” tarikatının müritleri, mürşitlerinin nuruna gark olmuş vaziyette ve feyizle manzarayı temaşa ederek, Memati hazretlerinin Şeyh Polat Alemdar tarafından nasıl günah çukurundan çıkarılıp irşad edildiğine, kurtarıldığına şahitlik ederler. Âlemde dönen oyunlar, entrikalar ve mutlak suretle ilgilenilmesi gereken gündelik olaylar hakkında göbekleri şişene kadar bilgiyle dolar bu insanlar. Ulemanın söylediğine göre sadece keyiflik bir yanı yoktur bu manzaranın, gizli sırlar, düşünmeye sevk eden nice olaylar vardır, haliyle Perşembe akşamları “Kurtlar Camisi”ni temaşa etmek vaciptir ve ancak bu şekilde mürit seyri sülük edebilir.
Bizim gibi gafiller bu feyiz deryasından nasibini alamamış acizler, Perşembe akşamlarının modern kutsanmışlığının hesabını yapmadan yaşayanlar, hayatlarında kitap yüzü görmemiş ancak “Işık Saçan Parlak Cisim” tarikatının nimetinden günler/aylar boyu beslenmiş insanlar karşısında aciz kalır. Çünkü bizler, Şeyh Polat Alemdar’ın cezbeye gelip çatıdan atladıktan sonra yaşayıp yaşamayacağı hakkında fikir sahibi olamayız. Çünkü bizler Hazretlerinin pamuk yüklü bir kamyona mı çakılıp yaşayacağı ya da bir kazığın göbeğine “şırank” biçiminde mi saplanacağı konusunda tahminler yürütemeyiz.
Bir sonraki bölümde neler olacağının konuşulduğu irfan meclislerinde Bulut’dan Memati’den, Muro’dan feyz almış sevgili insanlar birbirlerine “gülüm” şeklinde hitap ederek âleme nezaketin raconunu gösterirler. Ellerinden düşürmedikleri modern zikir aleti kumandayla “lanet olsun içimdeki insan sevgisine” tesbihatını çokça tekrar ederler. Birçok mübarek (!) kaynakta bu zikrin hikmeti ve faydalarından uzunca bahsedilmiştir. Konuyla ilgilenenler bkz. Kanal D, Show Tv, Atv ilah.
Bizler, verilen mesajları sağlıklı olarak algılayamasak da, konuya vakıf Okey Halkası Alimleri Şeyh Polat Alemdar’ın bazı sözlerini şerh etmişlerdir. Örneğin âlimlerimiz Polat’ın “Racon kesmiyoruz, kafa kesiyoruz.” sözünü, kurban bayramında kurban kesmeye teşvik olduğu yönünde ittifak etmişlerdir. Ancak büyükbaş mı küçükbaş mı olduğu konusunda herhangi bir bilgi yoktur, aynı şekilde kaç hissedarla bu işin yapılmasının evla olduğu hakkında yine âlimlerimiz sessiz kalmışlardır.
“Kurtlar Camisi” müdavimleri bundan uzun zaman önce Polat’ın şeyhi merhum Çakır Efendi için cenaze töreni düzenleyip cenaze namazı kılmışlardı. Elbet o zamanlar sağcı, solcu, şeriatçı, ateist, laik, komünist ne kadar sınıf varsa ideolojik farklara bakmaksızın aynı noktada buluşup Memati’nin bir sevgilisinin olmasına şaşıracaklarını aynı zamanda sevineceklerini bilemezdik. Sonra konfeksiyondan yorgun argın çıkan güzelim gençlerin, siyasi tartışmalarında en büyük dayanaklarının “Kurtlar Camisi” olacağını da bilemezdik.
Geceleri gezmeyi sevenler bilirler ki, Perşembe akşamları Kurtlar Camisi feyiz dağıtmaya başladığı sıralarda cadde ve sokaklarda belirgin bir şekilde boşalma ve ıssızlaşma olur. Hatta bu saatlerde bir bakkaldan alışveriş yaparsanız para üstünü fazlaca almanız bile mümkündür. Ne olursa olsun, günahkar olsanız da, bu feyizden mahrum olsanız da, bir Perşembe akşamı kimseyi rahatsız etmeyin, kimseyi aramayın, kimseden bir şey istemeyin. Arkanızdan küfür edilmesini istemiyorsanız mümkünse bir Perşembe akşamı ölmeyin.








