<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Alemin Renkleri</title>
	<atom:link href="http://aleminrenkleri.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://aleminrenkleri.com</link>
	<description>tasarım, edebiyat, grafik</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jun 2010 06:54:42 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İsrail&#8217;i sanatla adam etmek!</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/06/04/israili-sanatla-adam-etmek/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/06/04/israili-sanatla-adam-etmek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 09:20:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çok gizli]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=620</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Murat Menteş abi, Afili Filintalar ekibi ve başka entelektüeller bir bildiri yayımlamışlar. İsrail’i şiirle, resimle, karikatürle, müzikle adam edeceklermiş. Onlarla dalga geçeceklermiş, duygusal olarak ablukaya alacaklarmış. Mizah yüklü zeki ürünler üretilmeliymiş.
Benim de aklıma bir fikir geldi. Bu bir karikatür:
İlk sahnede; bir entel eline gitar almış İsrailli askere doğru tıngırdatıyor.
İkinci sahnede; İsrailli asker gitarı elemanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Murat Menteş abi, Afili Filintalar ekibi ve başka entelektüeller bir bildiri yayımlamışlar. İsrail’i şiirle, resimle, karikatürle, müzikle adam edeceklermiş. Onlarla dalga geçeceklermiş, duygusal olarak ablukaya alacaklarmış. Mizah yüklü zeki ürünler üretilmeliymiş.</p>
<p>Benim de aklıma bir fikir geldi. Bu bir karikatür:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>İlk sahnede;</strong> bir entel eline gitar almış İsrailli askere doğru tıngırdatıyor.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>İkinci sahnede;</strong> İsrailli asker gitarı elemanın götüne sokuyor.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Üçüncü sahnede;</strong> bu olayı gören duyarlı ressam manzarayı resmederek kınıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/06/04/israili-sanatla-adam-etmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Feyruz Nöbeti ve Feyruz Bebek</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/05/29/feyruz-nobeti-ve-feyruz-bebek/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/05/29/feyruz-nobeti-ve-feyruz-bebek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 22:46:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çok gizli]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[feyruz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[Her yıl, bir vakitte, durup dururken Feyruz dinleme isteğiyle dolar içim. Uzun zamandır bu böyle. Ve ben her Feyruz nöbeti geçirişimde, iliklerime kadar işleyen hüznün, acının, ızdırabın tadını yeniden ve yeniden alırım. Her seferinde artarak çoğalan…
Bir kız çocuğum olursa ismini Feyruz koyacağım. Annesi Feyruz’dan şarkılar, ninniler söylesin kulağına…
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl, bir vakitte, durup dururken Feyruz dinleme isteğiyle dolar içim. Uzun zamandır bu böyle. Ve ben her Feyruz nöbeti geçirişimde, iliklerime kadar işleyen hüznün, acının, ızdırabın tadını yeniden ve yeniden alırım. Her seferinde artarak çoğalan…</p>
<p>Bir kız çocuğum olursa ismini Feyruz koyacağım. Annesi Feyruz’dan şarkılar, ninniler söylesin kulağına…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/05/29/feyruz-nobeti-ve-feyruz-bebek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akılla nakil çelişmez!</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/05/14/akilla-nakil-celismez/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/05/14/akilla-nakil-celismez/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 13:59:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Çok gizli]]></category>
		<category><![CDATA[ebubekir]]></category>
		<category><![CDATA[haberkültür]]></category>
		<category><![CDATA[sifil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=586</guid>
		<description><![CDATA[Haber Kültür sitesinde yayımlanan Ebubekir Sifil ile yapılan bir söyleşi var.
Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum: aha
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haber Kültür sitesinde yayımlanan Ebubekir Sifil ile yapılan bir söyleşi var.</p>
<p>Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum: <a href="http://www.haberkultur.net/haberoku-1636-_Akilla_nakil_celismez_ama.html" target="_blank">aha</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/05/14/akilla-nakil-celismez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rotamız İsrail Yükümüz İnsanlık</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/05/13/rotamiz-israil-yukumuz-insanlik/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/05/13/rotamiz-israil-yukumuz-insanlik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 17:56:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaya Karışık]]></category>
		<category><![CDATA[dünyabizim]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=578</guid>
		<description><![CDATA[Filistin&#8217;e yardım götürebilmek adına hepimiz seferber olmuştuk. Şimdi de İsrail’e insanlık yardımı götüreceğiz. Lütfen esirgemeyiniz, biraz insanlık, biraz edep&#8230;
Yıllarca Filistin için sloganlar atıldı, gösteriler yapıldı. Az da olsa bazen gündemimize geldi, sonra bolca gözlerden uzak tutuldu. Uzun yıllar boyunca Türk hükümetleri Filistin’in haklı ve mazlum olduğunu bile iddia edemediler. Hatta Filistinlilere eziyet etmekten geri durmayan politikalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><strong>Filistin&#8217;e yardım götürebilmek adına hepimiz seferber olmuştuk. Şimdi de İsrail’e insanlık yardımı götüreceğiz. Lütfen esirgemeyiniz, biraz insanlık, biraz edep&#8230;</strong></p>
<p>Yıllarca Filistin için sloganlar atıldı, gösteriler yapıldı. Az da olsa bazen gündemimize geldi, sonra bolca gözlerden uzak tutuldu. Uzun yıllar boyunca Türk hükümetleri Filistin’in haklı ve mazlum olduğunu bile iddia edemediler. Hatta Filistinlilere eziyet etmekten geri durmayan politikalar izlendi.</p>
<p>Tüm bunlar olurken İsrail ile ilişkiler, elbette tıkırındaydı. Filistin’e güya ağabeylik yapan Mısır, çözüm sürecini tıkamaktan, tüm dünya Müslümanlarını kandırmaktan başka bir iş yapmadı. Diğer Arap ülkelerinin en iyi yapabildiği şey, Filistin’deki akrabalarına üç beş kuruş para göndermekten öte olmadı. Kimi zaman uzlaşma süreçleri oldu, kimi zaman ipler iyice gerildi. İsrail’in muhatap olabileceğini zannedenler her zaman yanıldılar. Uzlaşma çabaları sadece olacakları yavaşlatmaya yaramıştı çünkü. Birkaç yıl öncesine kadar yirmi yıl önce ne konuşuluyorsa hala aynı şeyler konuşuluyordu. Yıllarca yeni bir cümle bile kuramadık, yeni bir fikir bile üretemedik. Daha doğrusu ilgilenmedik. Ama şimdi işler değişti…</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-579" title="tank" src="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/05/tank.jpg" alt="" width="650" height="600" /></p>
<p><strong>Halk dış politikaya yön verdi</strong></p>
<p>Türk hükümetinin dış politikada izlediği strateji yeterli olmasa da meyvelerini verdi. Şöyle de denebilir: Türk halkının devinimleri dış politika kanadında az da olsa karşılık buldu. Türk halkı, yapısı gereği, hurafeleriyle, şiirleriyle, cemaatleriyle, teşkilatlarıyla zihni devamlı dinç tutulan bir toplum… Gazze bombalandığında, Arap ülkeleri o bilindik mıymıntı tavırlarını sürdürürken, Mısır’da eylem yapmak slogan atmak imkânsız hale gelirken, Çağlayan’da Filistin için toplanan milyon adet insanı izah etmek başka nasıl mümkün olabilir?</p>
<p><span id="more-578"></span></p>
<p><strong>Bu iş nereye gidecek ya da nereye gitmeli?</strong></p>
<p>Bilindiği gibi İHH ve birçok yardım kuruluşu birleşerek Gazze’ye bir insanı yardım konvoyu düzenlediler. Bu hem Filistinliler için bir ümit kaynağı oldu hem de Dünyaya bir şeyler yapılabileceğini göstermesi açısından değerli… Ayrıca İsrail’i de oldukça ürküttü. Şimdi ise, 8 gemilik bir filo ile yardım götürülüyor. Tonlarca yardım Allah’ın izniyle mağdur insanlara ulaşacak. Bunlar elbette ve kesinlikle güzel şeyler. Ancak bizim daha çok ilgimizi çeken Türkiye’de oluşan bilincin minik kıpırdanışları olan siyasi sonuçlar. İsrail ile Türk hükümeti ipleri tamamen kopartmadıysa da, belli anlaşmalar hala geçerli olsa da, zaman zaman yaşanan politik tepkiler ve çarpışmalar en azından ilerisi için ümit verici. Bu hem Türkler hem Arap halkları için böyle. Ancak daha fazlası olmalı! İşler, tavırlar ve tepkiler henüz normal bile olmuş değil.</p>
<p><strong>Asıl mesele daha gündeme gelmedi!</strong></p>
<p>Filistin’in mazlum ve mağdur olduğu kabul edilmiştir artık, evet. Ama İsrail’in başının ezilmesi gerektiği henüz dillendirilmemiştir. Filistin’in dost olduğu kabul edilmiştir artık, evet. Ama İsrail’in düşman olduğu henüz kabul edilmemiştir. Şimdiki süreç “Filistin sorunu” söyleminden “İsrail sorunu” söylemine geçiş sürecidir. Artık insan haklarından insanlıktan söz etmek tamamen gereksizdir. Çünkü dört yüz milyon yıldır Müslümanlar sevimlice, gülümseyerek, tırsarak, utanarak İsraillilere insanlıktan, insan haklarından, yaptıklarının ‘kaka’ bir şey olduğundan bahsediyorlar. Hatta daha ileri gidip filozoflardan alıntılar yapıp, kitaplardan anekdotlar getiriyorlar, İsrailli zavallıları ahlaklı ve erdemli olmaya çağırıyorlar, efendice… Hatta onları anlamaya çalışanlar bile var. Tüm bu yapılanların bizi nereye getirdiği belli! Tüm bu efendi mıymıntı ayakları bırakıp normal olmanın sonucu da belli! Davos’ta olanlar minik de olsa bunun bir örneği.</p>
<p><strong>Sizi şiddete çağırıyorum!</strong></p>
<p>Amerika nasıl muhatap olma şansını kaybetmişse tüm insanlığa karşı, İsrail de kaybetmiştir. Ancak düşman olarak muhatabımız olabilirler. İsmail Kılıçarslan’ın <em>Amerika sen busun</em>&#8216;undaki gibi muhatap olabilirler. Kafamıza silah dayayan bir insanla diyalog kurma çabamız onu eğlendirmekten öteye gitmez. Artık Müslümanlar İsrail’i eğlendirmeyi bırakıp şiddete başvurmalıdır. En azından gelinen sürecin tam burasında, Müslüman yazarlar, şairler, düşünürler bu minvalde ürünler vermelidir. Süreci artık böyle geliştirmeliyiz. Düşünceyi ve politikayı artık bu yolda tetiklemeliyiz. Zihinlerimiz İsrail’in yok edilmesi gerektiğine alışmalı. Filistinliler nasıl kardeşimiz olarak görülüyorsa, İsrailliler de düşmanımız olarak görülmeli ve bunun gereği yapılmalı. Bir zamanlar Türkiye’de dahi Filistinliler yaka paça yakalanıp keyfi olarak sorgulanıyordu, bu günlere geldik… Bu günleri iyi değerlendirip önce Türkiye’de ve sonrasında tüm dünyada İsrail’in var olduğu bir Orta Doğu’nun huzurlu olamayacağı anlatılmalı ve gelişecek süreç için tüm zihinler hazırlanmalı. Hiçbir eylem olmasa bile, sırf bu gidişat bile İsrail’i durdurmaya yetecektir.</p>
<p><strong>Lütfen Anadolulu bir babaanne olun!</strong></p>
<p>Söylediklerimi ütopya olarak görenler, hamasi bulanlar, Caf Caf’ın kapağına taşıdığı o karikatüre bir kere daha baksınlar. Hani bir ninenin Türk askerine “şu İsrail’e bir gitseniz de hadlerini bildirseniz” dediği… Bir Anadolu insanının, bir ninenin ve bir Türkün tepkisidir bu. Karikatür olduğuna bakmayın, gerçektir bu. Halkı dikkate alıyorsak, halkın refleksi böyledir. Filistin meselesi üzerine yapılan seminer ve konferanslarda yaşını başını almış insanlar konuşmacıya “daha çok nasıl insani yardım yapabiliriz” şeklinde sorular soruyorken, gençler ve çocuklar, büyüklere komik gelen cümlelerle mealen “İsrail’e askeri ve siyasi bir yaptırımı nasıl uygularız” gibi sorular soruyorlar. Ve sonucunda “aman bunlar da cahil çocuklar, bir şey bilmiyorlar” sırıtışlarına duçar oluyorlar. Lütfen bir şey bilmeyin, unutun o ezikliği, Anadolulu bir babaanne olun, lütfen…</p>
<p><strong>Durum yazıları şenliği</strong></p>
<p>Yıllarca durum yazıları yazıldı, ağabeyler konferans salonlarında son gelinen durumu anlatmaktan usanmadılar. Şöyle oldu, böyle oldu, şöyle olunca böyle oluyor, böyle olunca şöyle oluyor, tadında yüzlerce Filistin yazısı var. Kırıta kırıta ve sırıta sırıta İsrail’e “a aa, insan öldürmek ayıp kııız!” tadında cümleler kurdular. Sağlığımız bozuldu: kızıp öfkelenemiyoruz, küfür edemiyoruz. Düşünün ki, Gazze bombalanırken, öfkemizin önüne set çekmek isteyenler oldu. Türk medyasında “aay, yanakları pembeli, çok şeker ve masum Yahudiler de var, o kadar da şey yapmayın ayol” tadında cümleler kuruldu. Ömrü boyunca Yahudi görmemiş insanlara “antisemitizm yapmayın” denildi. Sanki topu tankı toplamışız da İsrail’e giriyormuşuz gibi, hala bir yerlerde masum Yahudilerin olduğunu bu kadar öfkelenmenin insanlığa sığmadığını söylediler. Artık daha da ileri gidiyoruz, bakalım şimdi ne diyecekler.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-580" title="İHH" src="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/05/14747.jpg" alt="" width="466" height="264" /></p>
<p><strong>Kâfirle savaşmayı becerebilen Müslüman!</strong></p>
<p>Arap ülkelerinin beceriksizlikleri ve Mısır hükümetinin tavrı neticesinde görülmüştür ki, bu işin çözüm yeri, yüzyıllardır olduğu gibi yine İstanbul’dur. Oyun kuran, oyun kurmayı bilen, kâfirle savaşan ve kâfirle savaşmayı bilen dedelere sahip bu toprakların şairleri, yazarları, düşünürleri bu oyunu yeniden kurgulamak zorundadırlar. Ve artık yeni bir süreç başlamıştır. Türk denince Filistinlileri ve Arap halklarını heyecanlandıran şey işte budur.</p>
<p>İHH gemileri yakında çıkıyor yola, gözünüz ve gönlünüz onlarla olsun.</p>
<p style="padding-left: 60px;">Bu yazım, ilk olarak, <a href="http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=3538" target="_blank">Dünya Bizim</a>&#8216;de yayımlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/05/13/rotamiz-israil-yukumuz-insanlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyurken Dinlenecek Şarkılar Albümü</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/05/12/uyurken-dinlenecek-sarkilar-albumu/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/05/12/uyurken-dinlenecek-sarkilar-albumu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 16:58:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[cohen]]></category>
		<category><![CDATA[cranberries]]></category>
		<category><![CDATA[leonard]]></category>
		<category><![CDATA[linger]]></category>
		<category><![CDATA[moby]]></category>
		<category><![CDATA[music]]></category>
		<category><![CDATA[toma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=564</guid>
		<description><![CDATA[Uyurken Dinlenecek Şarkılar albümü on bir adet seçkin şarkıdan oluşuyor. Albüme dair bilgileri ilerleyen satırlarda, indirme linkini ise yazının sonunda bulabilirsiniz.
Uyurken şarkı mı dinlenir be, deseniz de, uyurken dinlenecek şarkılar, diyorum ben bunlara. Siz, uyumadan önce şarkıları, uykuya hazırlayan şarkılar, uykuluya iyi gelen şarkılar, diye isimlendirebilirsiniz. Olabilir tabi.
Bu şarkılar, dinginliklerinden dolayı, hafifliklerinden dolayı, benim sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-left: 30px;"><strong>Uyurken Dinlenecek Şarkılar albümü on bir adet seçkin şarkıdan oluşuyor. Albüme dair bilgileri ilerleyen satırlarda, indirme linkini ise yazının sonunda bulabilirsiniz.</strong></p>
<p>Uyurken şarkı mı dinlenir be, deseniz de, uyurken dinlenecek şarkılar, diyorum ben bunlara. Siz, uyumadan önce şarkıları, uykuya hazırlayan şarkılar, uykuluya iyi gelen şarkılar, diye isimlendirebilirsiniz. Olabilir tabi.</p>
<p>Bu şarkılar, dinginliklerinden dolayı, hafifliklerinden dolayı, benim sık sık uyurken dinlemeyi tercih ettiğim şarkılardan oluşuyor.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-569" title="uyu-uyu-uyuuuu" src="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/05/uyu-uyu-uyuuuu.jpg" alt="" width="650" height="301" /></p>
<p>İlk sırayı elbette haklı olarak The Cranberries alıyor. Cranberries’in Linger adlı meşhur şarkısıyla başlıyor albüm. Bu günlerde Dolores gibi söylemeye çalışıyorum bu şarkıyı, sakince, yayarak kelimeleri:</p>
<p>If you, if you could return / Dont let it burn, dont let it fade / Im sure Im not being rude…</p>
<p><span id="more-564"></span></p>
<p>Yıllardır, her dinleyişimde, ritmiyle, ahengiyle, kurgusuyla ve icra edilişiyle, beni hayrete düşüren bir şarkı bu. Hani bilirsiniz, körfezlerde, güzel yaz akşamlarında, deniz kıpırtısız ve dalgasız olur, tıpkı çarşaf gibi serilidir. Güneş batarken, insan o manzaraya bakınca, bu kıpırtısız çarşafa koşası gelir, koşup sarılası. Linger da işte böyle, sakin ve hüzünlü ritimleriyle salınır zihnimde. Güneş batar, parlak maviler oynaşır ufuklarda. Ritim deyince aklıma hep deniz dalgaları gelir ve ben ritmi ancak böyle tasvir edebilirim. Ama Linger dalgasız bir şarkıdır, korunaklı bir koy gibi, kucaklar sahilini… Denizde hem sükunet vardır hem hırçınlık. İnsana akseden bir durumdur denizin hali. Ama bir de kokusu vardır denizin. Bu koku, ulaştığı kişiyi dinç tutar. İrkilmez mi insan, bir anda deniz kokusu alınca, dirilmez mi aniden? Maalesef şarkıların kokusu yoktur. İşte bu şarkıya yapışan  mayıştıran hal, bundandır. Şarkıların kokularını da duymak istiyorum oysa ben, Linger’ın nasıl bir kokusu olurdu acaba? Sevgilinin elbiselerinin olduğu bir gardırop gibi mi; uzun yolculuk aralarında durulan mola yerleri gibi mi; tanımadığımız bir şehrin otel odasında bize yabancı gelen ama hüzünlendirmekten vaz geçmeyen o koku gibi mi?</p>
<p>İkinci sırada yine Cranberries var. Dying In The Sun adlı şarkısıyla. Sakin adımlarla, piyanonun tuşlarına ayakuçlarıyla basarak… Beyaz tüller içinde, döne döne, bir uçtan bir uca, koşmalarla icra edilen soyut ve ritmik bir gösteri gibi…</p>
<p>Üçüncü sırada Yasmin abla dertli dertli bekliyoruz bizi. Mal De L’Amor adlı şarkısı, en güzel söylediği şarkılarından biri. Her şey net! Müzik, ne alt alta karmaşık ritimlere sahip ne de ucu kestirilemez bir yola meyilli. Yolunu bilen bir ritim, derdini anlatmaya çalışan dertli bir çığlık…</p>
<p>Dördüncü sırada Mon Amie La Rose adlı şarkı var. Françoise Hardy yorumuyla.</p>
<p>Beşinci sıranın sahibi Loonard Cohen. Waiting For The Miracle adlı eşsiz şarkısıyla. Nadir şarkılardan biridir. Dolgun, tok bir ses, mistik bir müziğin üzerine, ayin icra ediyormuşçasına… Zihni perdeleyen buğulu bir akış… Çok katmanlı ritimlerin üstten tiz, ortadan fısıltıyla ve alttan hafifçe ataklarıyla; ama ahengi bozmadan, yorumcunun yorumuna paslar atarak, içten gizli bir kahkaha saklayarak…</p>
<p>Altıncı sıranın pislik herifi Moby. Bu adamın nasıl böyle şarkılar yaptığına şaşmak konusunda, şarkının başlaması ile birlikte, beni yalnız bırakmayacaksınız sanıyorum… Bu usanılması zor şarkı size uyurken eşlik edebildiği gibi gece yürüyüşlerinizde de yardımcı olacaktır. Elleriniz cebinizde, ışıklı caddelerden süzülüp sessizce, fark etmeden ve görmeden tüm etrafınızda olan biteni, yürürken akşamdan sabahın ilk ışıklarına kadar, usanıp bıkmadan ancak Moby eşlik edebilir size: Porcelain</p>
<p>Aradığımız ve alışageldiğimiz güzellikleri bulamayız bu şarkıda. Ne artistik ritimler var, ne olağanüstü bir melodi. Ancak mükemmel bir dalgalanma var, dikkat ediniz gelip giden ritim dalgalarına! Evet, kesinlikle çok sıkı…</p>
<p>Yedinci sırada Marissa Nadler var. Famous Blues Raincoat adlı şarkıyla…</p>
<p>Sekize geldik… Dil Dharakne Ka Sabab diyor abla. İçli bir ses, yıkıla yıkıla geliyor tınılar. Ahlı vahlı, dokunaklı bir şarkı. Hüzün yığını bir şarkı, konsantre hüzün… Biraz tadınızı kaçırabilir belki. Bata çıka dalgalara; serinliğe hasret, hasret bir damla ferahlığa, yana yana…</p>
<p>Dokuzuncu sırada Yungchen Lhamo var. Düş Vakitleri’nden hatırlarsınız. Aheste aheste geliyor ablanın sesi, hafif tırmanışlar yapıyor, sonra yeniden alçalıyor. Sanılabilir ki, bu da bir şarkıdır işte, diğer şarkılar gibi, sıradan… Dikkat edilirse, şarkıyı ortaya çıkartan şey, tamamiyle söyleyenin sesinden ve bu sesin alçalış ve tırmanışlarıyla ortaya çıkan ritimden ibarettir. Müziğin tınıları, yorumcunun ritmine öykünmelerden ortaya çıkar. Şarkının her şeyini yüklenen yorumcu, bunun bir kurgu, bir şarkı olduğunu unutturur bize. Gerçekten, icrası zor bir şarkı… Özel bir şarkı…</p>
<p>Onuncu sıraya Toma Zdravkovic’in en sakin şarkılarından biri olan Ispod Palme’yi aldım. Toma abinin neşeli şarkıları bile bir parça hüzünlü gelmiştir bana. İbrahim Paşalı çalmıştı da haberimiz olmuştu. Hangi şarkılarını çalıyordu hatırlayamadım ama en sevdiğim birkaç şarkısından biri bu şarkı. Bu albüme en iyi gidecek şarkı da buydu zaten. Toma abi öyle bir söylüyor ki, hafif meyhane şarkısı tadında. Kafası dumanlı bir adam hayal ediyorum, âşık ve sarhoş bir adam… Öyle, buğulu zaten sesi… Hafif hafif boğuluyor. Komşusu Dino Merlin gibi pürüzsüz ve sert değil sesi. İlk tanıdığımda farklı bir şeyle karşılaştığımı anlamıştım. Başka şarkılarını da dinlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p>On birinci sıranın konuğu If You Go Away şarkısıyla Rod Mckuen. Gezintinin son durağı, artık uyuma vaktinin habercisi.</p>
<p>Bu albümü, bu şarkı listesini hazırladıktan tam bir yıl sonra, ancak nasip oldu bu satırları yazmak. Unutmadan söyleyeyim, ayrıca, sürpriz klasöründe sürpriz şarkılar bekliyor sizi. İyi uyumalar, iyi yürümeler ve iyi dinlemeler…</p>
<p style="padding-left: 30px;">
<p style="padding-left: 30px;">Albüm 68 mb.   <a href="http://rapidshare.com/files/386892872/uyurken-dinlenecek-sarkilar.rar" target="_blank"> İNDİRİN!</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/05/12/uyurken-dinlenecek-sarkilar-albumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alemin Renkleri Yenilendi!</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/05/12/alemin-renkleri-yenilendi/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/05/12/alemin-renkleri-yenilendi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 13:38:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=559</guid>
		<description><![CDATA[
Aradan geçen dört yılın ardından, uzun süredir aklımda olmasına rağmen, ancak şimdi yeni bir tasarıma geçebildim. Evet, göründüğü gibi sitenin tasarımı değişti. En ufak detayına kadar, her şeyiyle içime sinene kadar, yaklaşık yirmi gün uğraştım. Buna değdi sanırım. Sade, güzel çalışan bir temadan editlediğim ve bu hale getirdiğim temaya Reng-i Ahenk adını verdim.
İnternette benim için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignnone size-full wp-image-560" title="takdim" src="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/05/takdim.jpg" alt="" width="600" height="372" /></p>
<p style="text-align: justify;">Aradan geçen dört yılın ardından, uzun süredir aklımda olmasına rağmen, ancak şimdi yeni bir tasarıma geçebildim. Evet, göründüğü gibi sitenin tasarımı değişti. En ufak detayına kadar, her şeyiyle içime sinene kadar, yaklaşık yirmi gün uğraştım. Buna değdi sanırım. Sade, güzel çalışan bir temadan editlediğim ve bu hale getirdiğim temaya Reng-i Ahenk adını verdim.</p>
<p style="text-align: justify;">İnternette benim için en büyük sorun, yazıların okunabilirlik eksikliğidir. Zaten karmaşık bir âlemde, yazıların bu karmaşaya kurban gitmesine gönlüm razı gelmez. Çoğu kere bilgisayarıma indirip okurum yazıları, sakince, güzel bir vakitte… Bu tema üzerinde çalışırken de her şeyin karmaşadan uzak ve tertemiz olmasına özen gösterdim öncelikle. Hayat hızlıca akıp gidiyor, biraz yavaşlamalı, sakinleşmeli, dinginleşmeli. Yoksa tükenmek ve yok yere tükenmek kaçınılmaz…</p>
<p style="text-align: justify;">Sitede müzik yayımlamak teknik nedenlerden dolayı sorun çıkartıyor zaman zaman. Eski şarkılar şuan çalışmıyor, aşırı yüklenmeden dolayı kapatmak zorunda kaldım. Ancak, şimdiye kadar yayımladığım tüm şarkıları toplayıp indirilebilecek bir şekilde yayımlayacağım. Yeni ekleyeceğim şarkılarda da inşallah sorun çıkmayacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Yenilik olarak, gezi yazıları yazmaya karar verdim. Onlar olacak. Bir de, üst menünün sonunda gördüğünüz yıldız (*) karakterli linkte toplanacak olan, kısa, minik yazılar olacak. O linkteki yazılar, ana sayfada görünmeyecek. Takip etmek isteyenler, yeni yazı olup olmadığını özellikle o linke tıklayarak görebilecekler. Fotoğraf albümüne ise gezip gördükçe fotolar eklemeye çalışacağım. Ve… Tüm bunlar olmadan ölürsem, kusura bakmayın. Hakkımda sayfasını da yeniledim ayrıca… Güzel gezmeler…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/05/12/alemin-renkleri-yenilendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kulağın içi, dünyanın dışı</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/05/10/kulagin-ici-dunyanin-disi/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/05/10/kulagin-ici-dunyanin-disi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 May 2010 04:08:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çok gizli]]></category>
		<category><![CDATA[aphex]]></category>
		<category><![CDATA[music]]></category>
		<category><![CDATA[tekno]]></category>
		<category><![CDATA[twin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=555</guid>
		<description><![CDATA[Roll dergisinin 2002 Ocak sayısında Aphex Twin ile yapılmış bir söyleşiden ufak bir kesit arakladım. Aphex ilginç bir adam. Kafayı yırtmış bir müzisyen. Buyrun:
Bütün bunlarla birlikte, müzik endüstrisiyle ve medyayla ilişkinde gayet eğleniyor gibi bir halin var…
Bu sirki ciddiye almamak için kendi kendimi zorladığım bir tarz bu. Bu yeni albüm için, sadece dört söyleşiyi kabul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Roll dergisinin 2002 Ocak sayısında Aphex Twin ile yapılmış bir söyleşiden ufak bir kesit arakladım. Aphex ilginç bir adam. Kafayı yırtmış bir müzisyen. Buyrun:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bütün bunlarla birlikte, müzik endüstrisiyle ve medyayla ilişkinde gayet eğleniyor gibi bir halin var…</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-584" title="aphex twin" src="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/05/238_AphexTwin_1-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" />Bu sirki ciddiye almamak için kendi kendimi zorladığım bir tarz bu. Bu yeni albüm için, sadece dört söyleşiyi kabul ettim. Çünkü önceleri, söyleşiler esnasında, kendi kendimi işitirdim, ve ağzımdan çıkanlar kulağıma sahte, yalan gelirdi. Bazen beni yurtdışına gönderirlerdi, bütün bu gün boyunca kendimi bir otele emanet olarak bırakılmış gibi hissederdim, peş peşe yirmi söyleşiye cevap verirdim. Öylesine canım sıkılıyordu ki, durmadan yalanlar atıyordum, kendimi çeşitli karakterlere sokuyordum, bir gazeteciye saldırgan davranmaya, bir sonrakine kasıntı, diğerine karşı çekingen, sıkılgan olmaya karar veriyordum… Hayatımda hiç müzik basınını takip etmediğim için neler söylemem gerektiğini bilmiyordum. Kısa sürede, müzikten ziyade ticaretle alakalı bu “mesleğe” uygun olmadığını anladım. Size çok saftirik gelebilirim ama, müzisyenlerin çoğu beni tiksindiriyor, ticari mümessilden başka bir şey değiller. Stüdyo da filan ziyarete gittiğimde, bizzat müzik yapılan yerin ortasında bir telefon ya da faks gördüğümde şoke oluyorum. Ben stüdyomdan telefonumu attım, beni orada bulmalarını istemiyorum. Stüdyonun esrarını koruyan, sihirli bir yer olmasını istiyorum, dış dünyayla bir bağ olmasın. Telin ucundan size “bir saate kadar falanca reklam için müziğe ihtiyacım var, acele et” diyen bir tüccar olduğunda nasıl serinkanlılıkla müzik yapılabilir ki? Onlar adına utanç duyuyorum, yeteneklerine ihanet ediyorlar, aşağılık uşaklar haline geliyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çok zengin bir çevreden geldiğin ve yaşamak için müziğe –dolayısıyla ticarete- ihtiyacın olmadığı söyleniyor…</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kesin, yine sıkıldığım söyleşilerden birinde salladığım palavralardan biridir bu da. Hakikatte, Cornouallies’daki küçük köyümüzde, annem hemşire, babam da madenciydi. Müziğe başladığımda, üniversitede burslu olarak elektronik okuyordum. [….]</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kaderin cilvesi, evin İngiliz ticari dans müziğinin mabedi Ministry Of Sound’un tam yanında…</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bazı akşamlar içeri girmek için bekleşenlerin kuyruğu benim kapıma kadar uzuyor. Sırf vakit öldürmek için, bazen müşterilerinin kafalarına içi su dolu balonlar atıyorum. [….]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/05/10/kulagin-ici-dunyanin-disi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müstakil Huzur</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/04/16/mustakil-huzur/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/04/16/mustakil-huzur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 14:48:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[Sayım var gibi renksiz
Ahenksiz, gri, güneşsiz bir gün
Bakanın kalmadığı gökyüzüne
Sağı solu kapatmış şehir
Şehrin kırık dişleri, çanaklar
Rabıtada mıhlanmış
Yakınlar uzaktılar
Eskiler bilir…
Uzaklarda yükselip alçalan bir martı
Hava yağmurlu
Yavaştan çöken karaltı
Ötelerden yarı yaşanmış bir gün gelir…
Gri günün akşamında
Müstakil bir huzur
Martı kayboldu
Bacalar ve pencereler
Ot bulunur, taş bulunur…
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayım var gibi renksiz<br />
Ahenksiz, gri, güneşsiz bir gün<br />
Bakanın kalmadığı gökyüzüne<br />
Sağı solu kapatmış şehir<br />
Şehrin kırık dişleri, çanaklar<br />
Rabıtada mıhlanmış<br />
Yakınlar uzaktılar<br />
Eskiler bilir…</p>
<p>Uzaklarda yükselip alçalan bir martı<br />
Hava yağmurlu<br />
Yavaştan çöken karaltı<br />
Ötelerden yarı yaşanmış bir gün gelir…</p>
<p>Gri günün akşamında<br />
Müstakil bir huzur<br />
Martı kayboldu<br />
Bacalar ve pencereler<br />
Ot bulunur, taş bulunur…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/04/16/mustakil-huzur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çarşıya Çıkalım mı?</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/03/25/carsiya-cikalim-mi/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/03/25/carsiya-cikalim-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 18:43:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[
Uyudun mu lan sen şimdi sağına dönüp
Gece üç buçuk uyudun tabi başka ne olacak
Besmele çektin belki yatmadan önce beni çektin belki yorganı
Kabirnur kıldın mı konuşmadan yatılır hani herkes bilmez onu
Sevgiliye lirik şiir yazılır hem lan denmez dimi kız
Kusura bakma gelince alnından öperim ödeşiriz.
Bu ne lan sen yoksun gökyüzü yok varsa yoksa hermetik kombi bide anten
Böyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/03/tumblr_ky5hyiyaiu1qaxllso1_500_large.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-514" title="tumblr_ky5hyiyaiu1qaxllso1_500_large" src="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/03/tumblr_ky5hyiyaiu1qaxllso1_500_large-300x213.jpg" alt="" width="300" height="213" /></a></p>
<p><a href="http://aleminrenkleri.com/wp-content/uploads/2010/03/tumblr_ky5hyiyaiu1qaxllso1_500_large.jpg"></a>Uyudun mu lan sen şimdi sağına dönüp<br />
Gece üç buçuk uyudun tabi başka ne olacak<br />
Besmele çektin belki yatmadan önce beni çektin belki yorganı<br />
Kabirnur kıldın mı konuşmadan yatılır hani herkes bilmez onu<br />
Sevgiliye lirik şiir yazılır hem lan denmez dimi kız<br />
Kusura bakma gelince alnından öperim ödeşiriz.</p>
<p>Bu ne lan sen yoksun gökyüzü yok varsa yoksa hermetik kombi bide anten<br />
Böyle olunca diyaframdan nefes almayı da unutuyorum şimdi plates desem ayıp<br />
Gelinliğini ben çizicem İlknur dikecek böyle şeyler düğünlerde olur<br />
Toki işi yaş ben bişi anlamadım ama annem kolay diyor<br />
Diğer türlü kredi faiz veznedar karı ve makyaj ve ruj ve parfüm kokusu<br />
Ben de anlamadım yeni başlıyorum kızım ilk defa evlenicem ne bilim.</p>
<p>Zenginliğin tek yolu mirasmış Mehmet Genç hoca dedi mübarek adam<br />
Osmanlı’da toprak mülkiyeti verilmezmiş o yüzden neyse mesele karışık<br />
Babama da Allah vermemiş ne diyelim hayırlısı<br />
Eskiden hayırlıysa ver derdik şimdi hayırlısıyla<br />
Biz de az üçkâğıtçı değiliz bunları bize kim öğretti.</p>
<p>Baktım işte biraz oturma grubu yatak odası sürgülü mürgülü aynalı<br />
Taksitle veriyorlarmış korkmaya gerek yokmuş kredi kartımız ne ayıpmış<br />
Götü başı oynayan bir kız anlattı hangi bankaya ne kadar taksit<br />
Anam çarşafıyla gezdi lüks mağazaları cikleyen kızı hiç dinlemedi<br />
Bunların hepsini alınca mesele halloluyor böylece mutlu olucaz dimi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/03/25/carsiya-cikalim-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gölgelik&#8230;</title>
		<link>http://aleminrenkleri.com/2010/03/25/golgelik/</link>
		<comments>http://aleminrenkleri.com/2010/03/25/golgelik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 16:41:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>abdullah kibritçi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ortaya Karışık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aleminrenkleri.com/?p=510</guid>
		<description><![CDATA[Gece… Şarkılar… 
Sence de garip değil mi akşamlar, geceler.. ve tabi ki şarkılar. Bol cıvıltılı şehirler, sessiz sakin köyler, dingin ve ahenkli kasabalar, kıyı beldeleri… Ah, şarkılar…
Geçip gidiyor her şey hızla, fotoğraflarda kalan çocukluğumuz, hatırlayamadığımız bebekliğimiz. Hayat hızla geçip gidiyor. İlkokul sıralarından bu günlere taşındı kitap aralarında hüznümüz. Ah, yakamızın dekoru, yürüyüşümüzün fiyakası hüznümüz. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span>Gece… Şarkılar… </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Sence de garip değil mi akşamlar, geceler.. ve tabi ki şarkılar. Bol cıvıltılı şehirler, sessiz sakin köyler, dingin ve ahenkli kasabalar, kıyı beldeleri… Ah, şarkılar…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Geçip gidiyor her şey hızla, fotoğraflarda kalan çocukluğumuz, hatırlayamadığımız bebekliğimiz. Hayat hızla geçip gidiyor. İlkokul sıralarından bu günlere taşındı kitap aralarında hüznümüz. Ah, yakamızın dekoru, yürüyüşümüzün fiyakası hüznümüz. Bu titrek hüzün ne zaman yapıştı yakamıza, geceleri sarsan, uyutmayan, tatlı tatlı acıtan…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Sence de garip değil mi? Söylesene olum sence de uçuk bir fikir değil mi yaşamak? Aklıma gelip durur hep, yıkılmış, harap olmuş şehrin enkazında saklanan, son bir direniş için çırpınıp duran bir avuç insan. Bir avuç insan, ceplerde mis kokulu yârin saçından bir tutam… Ah, harabeler, izbe harabeler… </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Hep aklıma gelip durur sonra, neşe içinde oynayan minik çocuklar, birkaç sahne sonra hasta yatağında ölümü bekleyen, elleri titreyen yaşlılar oluverecekler… Uzun bir zaman değil, birkaç sahne sonra. Etrafında sevenleri, dekorda su dolu bir bardak, etrafta ölüm kokusu… Sence de garip değil mi, öleceğiz mesela! Bu günler de hızla geçecek, bu geceler, bu kırıp geçen şarkılar, şehrin ışıkları, sokaklar… Kıyamet bile kopacak olum, düşünsene. Çok geçmeden, ikindi sonrası, tam kararmadan hava, vallaha… </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu ıssız geceler, alıp götürdüğünde bizi… En iyi alıp götüren, bu diyardan? Sen söyle, inşa edemeden yalnızlığımızı, bitiremeden hikâyemizi, yazamadan şiirimizi, öpemeden son bir kez yârin serçe ellerini. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Sence de en iyi alıp götüren değil mi? </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Günahlarımızla, yalnızlığımızla, geldiğimiz yere, özlediğimiz diyarlara… Biliyorsun değil mi, çok fazla kalamayız burada, bir işrak beklemek kadar, kuşluk vakti çıkana kadar belki… Çok fazla kalamayız, buralar ne garip yerler, savaşlar diyorum olum, bankalar, trafik ışıkları ve vapurlar. Aramız iyi olsun, senle benim, bizle O’nun. Aramız iyi olsun! Sence de âmin değil mi? Âmin.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Biliyorum az kaldı, hissediyorum diyorum, şöyle etrafına bir baksana… Ah bir baksana, en haşmetli yapılar, mezar taşları. Görkemli başka bir şeydir haşmetli başka, mezar taşından ilham alıp inşa edelim cennetimizi, krediyle değil vadeyle değil olum aşkla!</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Parça parça hayatları anlatan, ah aklımızı fır döndüren kitapların içimize işleyen cümleleri… Başka diyarlardan içimize tınılar taşıyan keskin nameli şarkılar… Bir tablonun gizemli renkleri… Sanat adına bu dünyaya emanet edilen sır dolu yapıtlar… Yıkılacak! Yıkılacak şehrin gök direkleri ve tüm bunlardan sadece bize biz kalacak… Rüzgâra kapılıp giden bu satırlar sonra… Kahırlar sonra, kızgınlıklar, gülüşler, sevişler… Az kaldı diyorum, aramız iyi olmalı, senle benim, bizle O’nun. Sanatı yaratan, cümleyi, aşkı, sesi, ahengi, seni, beni, berrak bir gecenin doyumsuz lezzetini… </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Şu gölgelikte, biraz kestirelim mi?</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aleminrenkleri.com/2010/03/25/golgelik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
