10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Kod Adı Aşk

25 Ekim 2007

Tablolara ayrıldım bu aralar
Sütunlara böldüm kendimi
İşlemcimin dişleri kırıldı
Çift çekirdek karpuz hala üretilmedi

Kodların arasında aradım kendimi
Nerede adından bir harf görsem
Kopyalayıp kendime sakladım
Hep bold yaptım seni bir bilsen

Karıştı aklım ve karıştı kablolar
İmlecim ezberledi ikonların yerini
Taşınmaz dosyalar taşındı, karşı komşum bile
Kimseler görmeden tıkladım seni

Derinlerde bir yerdeyim
Kimsesiz karakterler gibiyim bu aralar
Sevinmesine seviniyorum ama
Ne gökte ne de klavyede bir yerim var

Her kalıba giriyorum ve düÅŸünüyorum
Fontların harfleri giydirmesi
Tipografi ve bu düzen
Bayramda annelerin çocukları giydirmesi gibi

Bütün tuÅŸların bana kini var
Sanki bastığım bir kuşun kanadı
En kusursuz sistemler
Seni taşıyabilir mi bir veri tabanı

Canım sıkıldıkça alt satıra indim
Sordum hayat kaç piksel
Pleye basınca başlar gibi
Lütfen bir ses ver…

Kayıt Dışı

29 Eylül 2007

Bozuk plak bir ÅŸeyler özlemiÅŸ
Gazoz, bardak bir de kuruyemiÅŸ
Anneannesi kırmızı baÅŸlıklı kızdan daha güzelmiÅŸ
Öyle olmasa kurt kızı yermiÅŸ
Demiş yolda kalmış bir keşiş
Dinleyen çocuklar, vay be ne hikayeymiÅŸ
DemiÅŸ.

Yazmak yerine uyumam gerekmiÅŸ
Diyen sese bakmadan
Ölmek de güzeldir göbek te
Diyorum, gülüyorum
Sinirli ve anlaşılmaz birkaç kelime
Yiyorum, kızıyorum
Sonra saçma ÅŸiirler yazıyorum.

Gözlerimin altı morarmış
Görenler ne ayıp dermiÅŸ
Bazı çiçekler de mor
Bazı böcekler de uyumuyor
Hayır, ellerim titremiyor
Bak bu kelime buraya uyuyor
Tamam tamam bağırma
Kulaklarım duyuyor..

Hiçbir ÅŸey benim suçum deÄŸil
Ses zaten kısık, gece çok çıkıyor
Gök gürlerken izin mi alıyor
Diye cümleler kuruyorum içimden
Klavyem galiba nefes alıyor
Çıkamıyorum iÅŸin içinden
Yıldızlar da zayıflıktan gözükmüyor
Valla, cidden.

Bozuk plak psikologa gözükmeli
Diyorlar içlerinden biliyorum
Gözüme gözüktüler diyorum
Kimler diyor kimseler
Hemen ÅŸurada duran siyah gözlükler
Camlarıydı gözüme gözükenler
Karabasanlar falan
Her şey karanlık onlarla
Diyor pis pis sırıtma
İşin gücün makara
Bak Firuze’nin oÄŸluna-

Aman tamam kapatıyorum
Zaten veresiye yaşıyorum
Bugünle ödüyorum dünü
Gülerken aÄŸlayıp aÄŸlarken gülüyorum
Gerçi hayat baÅŸka nedir
Önüm arkam sağım solum
Saklanmayan ebedir

Bir de sobedir
Tabi, onu unutmamak gerek
Ortası delik uyku ilacı
Yani tekerlek
Etkisini gösterene dek
Artık başımda bekle
Tamam tamam dur
Sakın fiÅŸi çe!..

….

(farz edin ki yazmadım)

Nun

22 Eylül 2007

Mecnundan evla mecnun oldu Leyla’da Mecnun

Yok olurdu lena, lena’da olmasaydı nun

Bildi dünya edna, Leyla ise misali kum

Vardı ya Mevla, vardı Mevla’ya dünya da Leyla da onun

AteÅŸ olmasa erir miydi mum

AÅŸk olmasa bilir miydi Mecnun

Adını yazabilir miydi kalem onun.

İpotek

22 Eylül 2007

Beyan ediyorum tüm aÅŸklarımı
Kanatlı bir vergi memuruna
Mutlulukları düÅŸün, kapatın hesabımı
Yalnızca acılar kalsın bana

Her ÅŸey küçüktür bulutların altında
Koca ÅŸehirler bile ufak
Mutluluk sudan deÄŸerli
Yalnızlıktan ısırılmış dudak
AÅŸksız zaman geçer mi

Senden bana kalan ne varsa
Kâbuslarda ödüyorum vergisini
İflas çıktı bahtıma
Panjurlu evime götüremedim seni
Åžansına…

Kayıp Zaman

17 Eylül 2007


Kayıp zamanda kaybolan yolcuydum
Ucu kırık kalemin kırık ucuydum

Karaladım durdum ayazda
Kimsesiz virgüller buldum, kayboldum
Yolcuydum kayıp zamanda
Sözümü tuttum, hep yerimde durdum
Kimseler aramadı beni
Nokta.

Oysa ben bulurdum evsiz cümleleri
Sokakta kalan noktalama iÅŸaretlerini
Koydum yerine
Kendimi koyacak bir yer bulamadım
Sığamadım gözlerine.

KeÅŸfe çıkmış melekler belki
Bulur beni
Herkesten uzaklarda
Keşişler bile kıskanır kimsesizliğimi
Nimet bilip, sakladığım dolapta
Bu yüzden aramadım seni
Nokta.

 

(Sulltan appama ithaf olunur…)

Öylesine

17 Eylül 2007

Gözlerimiz birbirini arıyordu

Film sarıyordu başa

Umutlanıyordu herkes

Belki kavuÅŸuruz diye biz

Sonra film kopuyordu

Gülüyorduk

Bak diyorduk yine kavuşamadı ellerimiz

Neyse deyip geçiyorduk

Sana mutluluk; bana kum, bar, acı

AÅŸk biriktiriyordum

OlmuÅŸtum kumbaracı…

Elif Lam Mim

15 Eylül 2007

Çalgıcıların çalgıları,
Sokaktaki çocuk sesleri,
Kuşların kanat çırpışları,
Tomurcukların doğum sesleri,
Karıncaların toprağa basışları,
Bulutların nefesleri,
Fırçanın tuvale dokunuşları,
Tırtılların inlemeleri,
Sessiz harflerin okunuşları,
Dilsizlerin kelimeleri,
Susar her ÅŸey
Susarım ve dinlerim
Elif-lam-mim.

Tüm duvarlara,
Evlerin pencerelerine,
Kitapların kapaklarına,
Kuşların kafeslerine,
İnsafsız tanklara,
Basılmış tetiklere,
Koşan çocuğun alnına,
Bütün çiçeklere,
Kelebeklerin kanatlarına,
Skorun hanesine,
Ucun bucağına,
Göz bebeğime bile,
Seni yazmak isterdim
Elif-lam-mim.

Ölmeye İyi Gelen

15 Eylül 2007

Sussak ya da bağırsak
Ne fark eder ki

Ölmeye iyi gelirmiÅŸ sarımsak
Ölmeden denemeli.

Zaten denemek deÄŸil mi zamanı geçiren
YaÅŸamayı denemek, gülmeyi denemek
Hep hasıraltı edilen ölüm
Söylesene ne demek.

Solması gibi mi güzel gülün
Mutlu AyÅŸe’nin mutsuz Songül’ün

Zamanı dolan yolcularımızın
Solukları kesilecek ansızın
Diye, anons ediyor giden ne varsa
Bir mezar taşını seyrediyor
Film seyreder gibi dünya.

Üstü açılanın, üÅŸüyenin
Toprak örtüyor üstünü
Varisler bölüÅŸüyor
Ne hepsini götürebiliyoruz
Ne de bir bölümünü.

Sadece hayallerimiz kalmadı kimseye
Odur sadece paylaşılmayan
Her gün öldürdüÄŸü halde
Ancak ölümdür alışılmayan.

Dünyadan Naklen

13 Eylül 2007

Küçük bir çocuğun elleri üşüyordu
Korkmaya gerek yoktu
Bombalar uzağımıza düşüyordu
Hem basınca değişiyordu ekran.

Koca bir dünya susuyordu
KonuÅŸmaya gerek yoktu
Süper güçler kin kusuyordu
Kapatınca gözünü görmüyordu insan.

Bir anne açıyordu ellerini
Anlatmaya gerek yoktu
Bir mermi deliyordu beynini
Nasıl olsa kan sıçramıyordu ekrandan.

Spiker sunuyordu hava durumunu
Üşümeye gerek yoktu
Bir kız çekiyordu burnunu
Tetiği çekiyordu gözlüklü adam.

Çizmeliler basıyordu toprağımıza
Görmeye gerek yoktu
Küfürler yazıldı alnımıza
Aynalara bakamıyorduk inan.

Düşen bir gözyaşı vardı
Tutmaya gerek yoktu
Susmaktan ruhumuz karardı
Filistin kan, BaÄŸdat kan!..

Kumdan Kaleler

09 Eylül 2007

Tezgah açıp orta yere
Satılığa çıkarttım aşklarımı
BeÅŸeri olan ne varsa
Terk ediyorum bu tavanı

Kumdan kalelerimi bozarak
Ağlıyorum ki affet
Çekilen sahte sızılar
Ne büyük külfet

Gereksiz evraklar sınıfından
Hep boşa terennüm
Suyu bulunca insan
Bozulur teyemmüm

Terk edip gelsem güleç şeyleri
Ruhum ferah bulur mu
Tespihlere dolanır mı
Allahu, Allahu, Allahu…

Kapat
E-posta ile paylaÅŸ