10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

İlk Düşte Aşk

22 Temmuz 2008




Kalemime yakıştı adın

Bir nun yada vav kadar narin

Adımın yanına yakıştı

Parmak izlerinde yankılanan sesim

Bir yakarıştı.

 

Seni giydim üstüme

Hayat soğuk sesin sıcak

Bir kucak ferahlık diye

Unuttum ıhlamuru seni sevdim

Åžifa niyetine.

 

Kalbime yakıştı sızın

Kar vardı, demek kıştı

Ter bastı ansızın dağın eteklerine

Yırtıldı gülmeyen çehresi

Tablo diye astım seni gözlerime.

 

Dudağına yakıştı adım

Ölüm bir adım hayat bir karıştı

Gülüşün bulaştı bir kelebeğin renklerine

Olaya El Atan’a hamd olsun

Sakladı seni avuç içlerimde…

Hübürürüp

05 Haziran 2008

Makyaj yapar mı bir papatya güzel gözükmek için arıya
Kızlar süslenmeden gider mi hiç düğüne
Metroda dondurma yenmez mi mesela
Ya da kim şans tanımaz aynada gördüğüne

Dünyada ne yapar insan, bakkaldan gazoz alır
Yaz geceleri toplanır ablalar bir kınanın hatrına
Tüm küçüklerin gelinde gözleri vardır
Şaşırırlar kimi gülerken kiminin ağladığına

Dünyada ne yapar insan, bazen ağlar
Mutlu olmak için gün sayar tutar nefesini
Ama kimse içli gülemez tombik ayaklı bir bebek kadar
Çünkü bıdık bıdıktır o, gıdıklanır tutsanız neresini

Ses çıkartmak için ya da güldürmek için
Hübürürüp yapıyoruz göbeğine bebeklerin.

Bu şiirim Körpe Kalemler’de yayınlanmıştır.

AÅŸk Vadisi

30 Mayıs 2008


Dudak çatlatan en sıcak notalar
Toz değil toprak kalkıyor bastıkça yere
Yıldız sekiyor güneş kayıyor
Hizmetçi edildim bu vadiye
Åžu gelen Yusuf: ateÅŸ isteyecek
Ve alacak
Diğeri Züleyha: aşk isteyecek
Ve yanacak
Üzerime biraz ateş biraz aşk damlayacak
Göstermeyeceğim kimseye…

Akıl üşüten en sert ritimler
Çöl rüzgârları geceyi ağırlıyor evinde
Bulutlar hıncını bırakıyor
Yalın kılıç savaşıyorum bir damla düşmesin yere
Sabah olacak, Yusuf ateÅŸ isteyecek
Ve almalı
Züleyha aşk isteyecek
Ve yanmalı
Üzerime biraz Yusuf biraz Züleyha sindi
Ama kimseler bilmedi adımı…

Oysa aşk vadisinde nice mecnunlar gördüm
Hepsinden aşkıma biraz aşk bulaştı.

Düş

17 Mayıs 2008


Yarısı ısırılmış bir dünya
Dişi kırık bir düş
Beni seviyor güya
Dudağına bulaşmış gülüş

Henüz uyanılmamış bir rüya
Asırların yorgunluğu
Utandım, bakamadım gözlerine daha
Anla halimdeki durgunluÄŸu.

Sana verecek bir ÅŸeyim yok
Selam verebilirim belki
Demiştim önceden
Bir düşüne kendimi verdim
Gülüşüne her şeyi…

Yeni bir…

07 Mayıs 2008

Tam ikna olmuÅŸken aÅŸka
Çığlıkla susup gittin
Avuçlarımdan sıyrılıp usulca
Gittin ve bitti hayat belirtim.

Sen, çekyatın altına kaçan misketler gibiydin
Kaçan, tozlanan, oklavayla kafasına vurulan…

İstikrar Senin Neyine

14 Nisan 2008


Çok teknolojiksiniz yavrum
Romantik olun biraz ampulü söndürün mumu yakın
Ayıptır göbeğinizi kaşımayın
Bizim gibi yapın sekreter tutun mankenlere kaşıtın
Fındık kırın fincan taşırın
Başınızı açın kıçınızı açın ufkunuzu açın
Kapatın çenenizi gülücükler saçın.

Çok mızıkçısınız yavrum
İnin kürsüden mahallede ip atlayın
Geberin, muhtar bile olamayın
Misket oynarken Allah demeyin büyü yapmayın
Döverim bak bize gol atmayın
Vermiyorum topunuzu hadi uzayın.

Çok hayalcisiniz yavrum
Evcilik oynayın devlete el atmayın
Kurumlar bizim ihalelere sarkmayın
Çoban olun çiftçi olun kahvede okey oynayın
İstikrardan bahsedip artistik yapmayın
Yuh artık birazda iktidar olmayın.

Atatürkçülük, çağdaşlık, laiklik mırın kırın
Hala anlamıyorsun değil mi
Hay ben senin bidon kafanın…

(Abdullah Kibritçi)

GiÅŸe Rekoru

12 Nisan 2008

Gemi su alıyor kaptan
Kaptan nefes alıyor gemi
Toprağa batıyoruz yavaşça
Giyin ölüm yeleklerinizi.

Filikalar iniyor çukura
Üstüne fatiha ve biraz toprak
Hanımlar çarşıda vitrinlere tapıyor
Degaje kefen beğeniyor sırıtarak.

Ekranın karşısında otobüs beklenir
Bu Zincirlikuyu bu Karacaahmet
Sıraya geçip bilet alıyoruz:
Bu mezar gişe rekoru kırmış Nedamet!

Öncelikle ölenlere yol verin
Utangaç çocuklar gibi sessiz
Smokinsiz bir törendir ölüm
Ceset kadar kimsesiz.


(Bu şiirim Ölçü Dergisinde yayınlanmış. Henüz görmedik ama Sami öyle dedi.)

Kara Basamak

07 Nisan 2008


Karabasana rüşvet verdim kapkara basacağız ayağımız yalın
Gayet karlı bir iş kardan adam yapıp satacağız karın hepsi kardan adamın
Eldivenlerine işeyeceğiz uykularını ıslattığımız sidikli çocukların
Şeytanların sokağında ıslık çalacağız gelsin yanımıza korkmasın
Bölüşeceğiz kemiklerini sırayla açacağız mezarını medeniyetlerin toplumların
Asiti kaçan gazoz gibi aklını kaçıracağız ve dinini köşedeki cahil bakkalın
Yanaklarına kül sürüp süsleyeceğiz bugün düğünü var uhu ile tutkalın
Bugünün yarını kardan adamın göbeği var sesi ve ensesi kalın
Karebe oynuyoruz gecenin bir köründe sessiz olun güneşi söndürün ayı yakın
Caddenin ışıklarını çalın ince ince doğrayın başınıza taç yapın
Çalacağız özgürlüğünü heykelini meydanını domuzların arkamızı kollayın
Bağırıyoruz profiterol gibi değil lanet bir tadı var merminin çuvaldızın
Mermi bomba tank tüfek kot pantolon converse ayakkabı dışın dışın
Jöleli kalpler taralı saçlar bizim arkadaşlar peşinde tatlı sarışının
Direnirken vurulduk popüler sancılar içinde ölürken damağımda tadı Avrupa’nın
Alacaklar bizi öpersek pipisini vaftizli bebeklerin mübarek sakalını papazın
Kredi alacağız kira öder gibi döneceğiz hesabına Matta’nın Markos’un Luka’nın
Kafasına mancınık dayamışlar sormuşlar hesabını medeniyet laflarının
Kurtarmışlar akıllarını ağabeylerin jiplere bindirmişler amanın da amanın
Kına gecesine Elvis Presley gelmiş Suzan’ın mutlu olun artık kına yakın
Kritere uyacağız ya vidanjör bedava çekin ciğerlerinize şifa niyetine laiklik alın
Kimseyi asmayın mandallayın donuna zaferan sürün sahile donla uzananın
Rakip boksörün dudağına yapışacağız ringde diyalog hakkı var Raki Balboa’nın
Hesabını soracaklar atar damarlarımızın fraktal yapısının cinsel hayatını solucanın
Elinizde pena kulağınızda küpe Kentucky’den yiyin kampanya var kokoreç almayın
Medeni olmak için tuvalet kâğıdı kullanın adınızı soyadınızı dininizi yazıp yollayın
Çantanızı başınıza alın aklınızı toplamayı unutmayın Müslüman kalın
Haydi zil çaldı çocuklar arkası yarın.

Bu şiirim Körpe Kalemler’de yayınlanmıştır…

Prospektüs

14 Mart 2008

Tatlı bir tebessümün ışıltısı
Endamlı cümleler yokluyor aklımı
Tutsak eden bakışların arasında
Ben, Leyla’ların kurbanı

Ulaşamayacağım yerde saklayın aşkları
Çocukların ulaşamadığı ve hatırımın olmadığı

İğne Korkusu

05 Mart 2008

Ateş çemberinde üşütük imge
Üşüten bir sıcak
Portakal limon ballı duman
Yol biraz daha uzayacak
Pardon bu yastık kimin
Ilık su ve Alfasilin.

Daha önce de olmuştu bilirim
Eczane ve hastane kokusu
Korkutuyor beni
Beyaz önlüklü pusu
Güler yüzlü bir hemşire
Elinde ÅŸekilsiz iÄŸne
Diyor annem kapatın kapıları
Elbette, anladı kaçacağımı
Fonda adım sesleri konuşmalar
İlk defa mı olacak annesi
Gıkını çıkartmadı şu ufak çocuklar
Ufak çocukları dövesim
Buradan hemen gidesim var
Aklıma getirmeye çalışıyorum başka şeyler
Maldelbrot, burgaç, Beaux-Arts ve fraktal yapılar
Aman Allah’ım saniye ne kadar uzun
HemÅŸire ses veriyor:
Geçmiş olsun.

Muzlu süt alalım mı oğlum
Cocopops alalım anne
Nedir son durum
Åžiirden mi bahsediyorsun
Hayır, ağrın var mı diye soruyorum
Evet, biraz topallıyorum.

Kapat
E-posta ile paylaÅŸ