Traditional Jewish Music, Geleneksel Yahudi Müziği… Ve bu isimde bir albüm mevcut. Dinleyeceğiniz şarkı bu albümün 11. şarkısı: Nigun A Tik
Farklı bir şarkı. Güzel bir şarkı.
Aslında size bu şarkının orjinalini dinletmek isterdim. Ancak ben ve bu işte ehil olan arkadaşlar sanal alemin altını üstüne getirmemize rağmen maalesef bulamadık. Yurtdışından, amazon.com’dan sipariş verip getirtmeyi dahi düşündüğüm, masrafından dolayı vaz geçtiğim şarkının demosu elimde mevcut tabi ki. Ve dinleyesiniz diye buraya ekledim. Her ne kadar kısa olsa da idare eder, buyurun dinleyin…
Blueberry filminin soundtrack albümü olan Blueberry Soundtrack içinde Welcome To Palomito adlı şarkı. Jean Jacques Hertz – Francois Roy – Welcome To PalomitoHem diyorum ki, belki vardır birinde, bu satırları okur da, gönderir bize. (:
Bu şarkıyı, cumartesi geceleri Düş Vakitleri adlı programda fon müziği olarak kullanırdı Tarık Tufan. Uzun zaman aramış bulamamıştık. Hatta Tarık Tufan’a sorduğumuzda, şarkıya dair bir bilgiye sahip değildi. Sonunda çıktı bir yerden. Ancak geçenlerde programda söylemiş şarkıyı kimin söylediğini. Çokça sorulmasından dolayı sıkılmış ve bulmuş olmalı, oysa kendisine ilk ulaştığımızda kendisinin dahi bilmediğini söylemişti. Böylelikle şarkı piyasaya düştü. Artık gizlice dinlemenin, saklamanın bir anlamı kalmadı. Buyurun, dinleyin (:
Hüznü dillendiren, acıyı dile getiren, konuşanı susturan, yürekleri dağlayan, kimi zaman ağlatan bir ses… Dünyanın eşsiz seslerinden biridir Fairuz. Şarkılarında gizemli bir keder vardır, öyle ki; tüm dertlerini unutup insan, Feyruz’un anlattıklarını anlamasa bile Feyruz için özel bir keder inşa ediyor kendine… Milyonları hüzne boğacak kadar, dinleyeni kendinden geçirecek kadar güçlüdür Feyruz’un sesi. Her kelime, her tını içten bir sızı kor yüreğine, boşlukta hissedersin kendini… Ben buna Feyruz Koması diyorum.
Dalıp gitmene, kendi kendine hayaller kurmana izin vermez Feyruz, tutar elinden uzak diyarlara götürür, unutturur sana seni, kendi istediği acıyı tattırır yine. Her ne kadar Ümmü Gülsüm’ün gölgesinde kalsa da, bir başkadır, özeldir.
Salemly Alayh adlı şarkısı
Lübnan’da iç savaş zamanlarında tepki olarak hiç gülmediği söylenir. Beyrut için söylediği Le Beyrut şarkısı ile gönüllere taht kurmuştur. Türk müziğini de beslemiştir. Ebru Gündeş (Tanrı Misafiri), Ajda Pekkan (Sana Neler Edeceğim), Deniz Seki (Böyle Gelmiş Böyle Geçer) gibi birçok kişi Feyruz’un şarkılarını çevirip okumuşlardır.
Fairuz 1935 doğumlu ve Lübnan’lıdır. Babası Mardin doğumludur. Süryani Hıristiyan bir aileden gelen Feyruz’un asıl adı Nouhad Haddad’tır.
Bu şarkıyı söyleyen bir İspanyol çingenesi. Şarkıyı söylediği sırada 17 yaşında. İnsan hayret ediyor, on yedi yaşının tazeliğinde, gençliğin hoppala halinde bu hüzün nasıl yüklendi bu sese diye. Yanık bir ses, alıp götüren bir ses. Onlarca kere peş peşe dinlenebilecek bir şarkı.
Tony Gatlif’in Vengo filminde kullanılan Naci En Alamo adlı şarkı. Söyleyen: RemediosSilvaPisa
Konumuz Tuva Müziği ve Tuva Gırtlak Sanatçıları. Tuva Cumhuriyeti hakkında bilgileri yazının ilerleyen bölümlerinde vereceğim. İlk önce Tuvalıların müziklerinden bahsedelim.
Şamanist olan Tuva’lar, farklı gırtlak yapılarından dolayı melodik olarak garip ve tiz sesler çıkarabilmektedirler. Bir çalgı aletinden çıkıyormuş hissi veren bu seslerin insan ruhuna işleyen ve etkileyen bir yapısı vardır. Özellikle aynı anda birkaç ses çıkarabilmeleri oldukça etkileyicidir. Kongar-ool Ondar adlı sanatçı ve Huun Huur Tu adlı gurup Tuva Gırtlak Sanatçılarının en duyulmuşlarındandır.
Ondar’ın Tuva Groove albümünden “Bolur daa-bol, bolbas daa-bol” adlı şarkı:
Huun Huur Tu - Kongurai
Vikipedi’nin dediğine göre: Tuva’lar Kırgızlar’ın doğusunda, “Küçük Deniz”in (Muhtemelen Baykal Gölü) güneyinde ve Uygurlar’ın kuzeyinde bulunmaktadır. Bugün de Tuvalar buralarda oturmaktadırlar ve buraya da Tannu-Tuva denilmektedir.
Tuva Cumhuriyeti, 1914′te Ruslar tarafından işgal olunmuş ve yeniden 1921′de Cumhuriyet olarak bağımsızlığını tekrar kazanmıştır. Tannu Tuva adlı Halk Cumhuriyeti kurulmuştur. 1926′da adı Tuva Halk Cumhuriyeti’ne dönüşmüştür. Ülke 17 Ağustos 1944′te yeniden Ruslar tarafından işgal olunmuştur. önceleri Muhtar bölge olarak, 1965′ten itibaren de muhtar cumhuriyet olarak yerini almıştır. Halen Rusya’nın oluşumunda muhtar cumhuriyet olarak yer almaktadır.
“Ala beledil mahbub” adlı şarkısı: “Tholatheya el mokadasa” (tala’al bedru) “Walla zaman ya selahi”
SANATI ve SANATÇI KİŞİLİĞİ
Ümmü Gülsüm, konserlerinde sahnenin ortasına oturur ve arkasındaki büyük orkestranın okuyacağı şarkının giriş bölümünü seslendirmesini bekler. Orkestrasında ud, keman, kanun gibi klasik sazların yanında akordeon ve özellikle 1960’larda elektro gitar, org da yerini alır.
Sanatçının sahneye gelmesiyle seyirciler çılgınca tezahürat yaparlar, övgü dolu sözlerle onu yüceltirler. Salonda bulunanların onu gördüklerinde ayağa kalkarak bağıra çağıra övgüleri hiç şaşırtıcı değildir. Halk istisnasız tüm konserlerinde Ümmü Gülsüm’e olan hayranlığını, sevgisini bu şekilde gösterir. Sanatçı, seyircilerini sahnede elinde eksik olmayan mendiliyle, mahcup gülümsemesiyle, selamlar, sakinleştirmeye çalışır. Konserlerinde halkın arasından sahneye fırlayıp onun elini öpen hayranlarının sayısı hiç de az değildir.
Salondakiler Ümmü Gülsüm’ün şarkılarını dikkatle dinler, çoğu zaman kendilerinden geçercesine alkışlarlar. Bu alkışlar ve tezahüratlar şarkısını söylerken de beğenilen bölümlerde yinelenir çoğu zaman orkestra şarkıya ara vererek salonun sessizleşmesini, halkın sakinleşmesini bekler Ümmü Gülsüm de mahcup bir eda ile halkı sakinleştirmeye çalışır.
Ümmü Gülsüm’ün bir bakışıyla, hafif bir el işaretiyle herbirisi kendi enstrumanını en iyi çalan ustalardan oluşan orkestra aynı bölümü tekrar çalar. Böylece 30-40 dakikada bitmesi gereken şarkı bir saatte bazen daha uzun sürede biter.
Yazının devamı ve daha detaylı bilgi için -okumaya devam et - linkini tıklayın..