10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Radio Tarifa

11 Ocak 2008

1980’lerin sonlarına doğru üç kafadar, Benjamin Escorioza (vokal, söz yazarı), Vincent Molino (üflemeliler) ve Fain S. Duenas (vurmalı çalgılar, yaylılar) Radio Tarifa adında bir gurup kurarlar. İspanyanın güneyinde bulunan Tarifa isimli bir kasabadan alırlar isimlerini. Arap, Afrika ve İspanyol sentezi bir tarz oluşturan gurup, 1993 yılında Rumba Argelina adlı albümü çıkarır. 1996 yılında çıkan Temporal adlı albümlerinin daha folklorik bir havası vardır. 2000 yılında Cruzando El Rio adlı albümü piyasaya süren gurubun Fiebre adlı bir albümü daha var ki, bu albüm 2002 yılında Kanada’da verdikleri konser kayıtlarından ibaret olan 2003 çıkışlı bir albümdür.

Radio Tarifa şarkılarının katı bir çizgisi yoktur. Bir çok enstrüman kullanan gurubun şaşılacak derecede kaliteli şarkıları vardır. Ehil kişiyi kendinden geçirecek, bir çırpıda İspanyanın bir ucuna götürecek kadar derin ve güzel şarkıları mevcuttur. Radio Tarifa’nın Rumba Argelina albümünde bulunan Manana adlı şarkıları eşine az rastlanır türden bir şarkıdır ki, bu yazıyı erken yazmama sebep olmakla birlikte günlerdir sesi kulaklarımdan eksik olmamıştır. Sin Palabras ve La tarara adlı şarkıları daha çok meşhur olmuştur. En sevdiğim şarkıları Manana, Sin Palabras, Oye China, Si j’ai Perdu Mon Ami ve Lamma Bada’dır.

Ben henüz Radio Tarifa’dan bihaber iken, 2003 yılında İstanbul’da bir konser vermişler. 2006 sonlarında son konserlerini vererek gurubu dağıtmışlar. Çok albümleri yok belki, tadı damaklarda bırakmışlar anlaşılan. Başka hiçbir şarkı yapmamış olsalardı bile, Manana adlı şarkıları onlara yeter ve artardı… Sin Palabras ve Manana adlı şarkılarını dinleyesiniz diye ekliyorum. Buyurun:

Radio Tarifa - Manana

Radio Tarifa -Sin Palabras

De Perros Amores

02 Ocak 2008

Amores Perros
Amores Perros (Paramparça Aşklar ve Köpekler) Soundtraclerinden…

Celtic Mouth Music

23 Ekim 2007

Alemin Renkleri bir yaşını doldurdu, hani bizim hediyemiz derseniz, ya da dersiniz diye size uzun zamandır yayınlamak için saklamış olduğum şarkıları dinleteceğim. Yaklaşık iki yıl önce elime geçen, nasıl geçtiğini pek bilmediğim, haklarında araştırma yaptığımda işe yarar bir şey bulamadığım bir albümden bahsediyorum. Biraz sonra dinleyecekleriniz birçok kişinin hoşuna gitmeyecektir, bazıları da belki benim gibi çok sevecektir.

Dediğim gibi albüm hakkında çok bilgim yok, uzun uzun bahsedemeyeceğim. Albüm Celtic tarzı müziklerden oluşmuş. Elimde albümden sekiz parça var, ben bunlardan beş tanesini yayınlıyorum. Her şarkıyı farklı sanatçı söylüyor, anlayacağınız karma bir albüm olmuş. Buyurun dinleyin. Ama dinlerken dikkat edin, örneğin patronunuz yanınızdaysa bu şarkılar kovulma sebebiniz olabilir. Yahut evde sesli bir şekilde dinlerseniz birkaç geceyi sokakta geçirebilirsiniz, en azından uçan bir oklavanın size doğru yaklaştığını görebilirsiniz :)

Celtic Mouth Music

John MacDonald, Strathspey | The Reel Of Tulloch

Les Charbonniers de l’Enfer, La Luette En Colere

Audrey Saint-Coeur, Diddlage

Frank Quinn, The Four Courts Reel

Yann-Fanch Kemener, Marie Louise (excerpt)

Dead Can Dance

22 Eylül 2007

Dead Can Dance, Brendan Perry ve Lisa Gerard adlı iki müzisyen tarafından 1981′de Avustralya’da kurulmuş olan medieaval-folk-new age tarzında müzikler icra eden bir müzik topluluğudur.”

Hiç ummadığınız anda, sıra dışı tınılarla sizi şaşkına çeviren bir gurup. Kendilerine özgü stilleri var, teknikleri var, çalgı aletleri var. Şarkılar genelde inişli çıkışlı bir ahenge sahip: Başlarken sakin, sonra coşan ve yavaşça durulan şarkılar… Bunun en güzel örneğini Cantara adlı şarkıda fazlası ile görebiliyoruz.

Uzun zamandır arşivimde bulunmasına rağmen, her dinlediğimde yeni şarkılarını keşfettiğim bir gurup Dead Can Dance. Daha önce dinlemeye değer bulmadığım birçok şarkısını zaman zaman yeniden açtığımda ve Dead Can Dance’ın tarzına alıştıkça başka tatlar buluyorum.

Dead Can Dance - Rakim

Dead Can Dance - Cantara

Dead Can Dance’ın ilk keşfettikten sonra, yedi gün boyunca neredeyse fasılasız dinlediğim bir şarkısı var ki, adı Rakim. 2007 yılında tarafımca en çok dinlenen ve playerımda yüzlerce kez dönen bu şarkı olağanüstü başarılı.

Tavsiye edebileceğim, Toward the Within albümünden Rakim adlı şarkı, Momento albümünden Cantara adlı şarkı, yine Momento albümünden The Ubiquitous Mr. Lovegrove adlı şarkı, Into The Labyrinth albümünden Ariadne adlı şarkı (aynı şarkı Momento albümünde de vardır), yine Into The Labyrinth’den Tell Me About The Forest ve Emmeleia. Bunlar benim sevdiklerimden. Her dinleyenin farklı bir listesi olacaktır mutlaka, tarza alışınca tüm şarkıları zevkle dinlenebilir…

Program setuplarının arasına Dead Can Dance’dan şarkılar serpiştirerek cd yazdığı ve bu sayede tanışmama vesile olduğu için dostum Yusuf Özer’e teşekkürler…

Traditional Jewish Music

17 Eylül 2007

Traditional Jewish Music, Geleneksel Yahudi Müziği… Ve bu isimde bir albüm mevcut. Dinleyeceğiniz şarkı bu albümün 11. şarkısı: Nigun A Tik
Farklı bir şarkı. Güzel bir şarkı.

Traditional Jewish Music – Nigun A Tik

Welcome To Palomito

12 Eylül 2007

Aslında size bu şarkının orjinalini dinletmek isterdim. Ancak ben ve bu işte ehil olan arkadaşlar sanal alemin altını üstüne getirmemize rağmen maalesef bulamadık. Yurtdışından, amazon.com’dan sipariş verip getirtmeyi dahi düşündüğüm, masrafından dolayı vaz geçtiğim şarkının demosu elimde mevcut tabi ki. Ve dinleyesiniz diye buraya ekledim. Her ne kadar kısa olsa da idare eder, buyurun dinleyin…

Blueberry filminin soundtrack albümü olan Blueberry Soundtrack içinde Welcome To Palomito adlı şarkı. Jean Jacques Hertz – Francois Roy – Welcome To PalomitoHem diyorum ki, belki vardır birinde, bu satırları okur da, gönderir bize. (:

Düş Vakitleri

03 Eylül 2007

Bu şarkıyı, cumartesi geceleri Düş Vakitleri adlı programda fon müziği olarak kullanırdı Tarık Tufan. Uzun zaman aramış bulamamıştık. Hatta Tarık Tufan’a sorduğumuzda, şarkıya dair bir bilgiye sahip değildi. Sonunda çıktı bir yerden. Ancak geçenlerde programda söylemiş şarkıyı kimin söylediğini. Çokça sorulmasından dolayı sıkılmış ve bulmuş olmalı, oysa kendisine ilk ulaştığımızda kendisinin dahi bilmediğini söylemişti. Böylelikle şarkı piyasaya düştü. Artık gizlice dinlemenin, saklamanın bir anlamı kalmadı. Buyurun, dinleyin (:

Yungchen Lhamo - Happiness Is…

Sadri Alışık - Avereyim

25 Ağustos 2007

Sadri Alisik - Avareyim

Feyruz

21 Ağustos 2007

Hüznü dillendiren, acıyı dile getiren, konuşanı susturan, yürekleri dağlayan, kimi zaman ağlatan bir ses… Dünyanın eşsiz seslerinden biridir Fairuz. Şarkılarında gizemli bir keder vardır, öyle ki; tüm dertlerini unutup insan, Feyruz’un anlattıklarını anlamasa bile Feyruz için özel bir keder inşa ediyor kendine… Milyonları hüzne boğacak kadar, dinleyeni kendinden geçirecek kadar güçlüdür Feyruz’un sesi. Her kelime, her tını içten bir sızı kor yüreğine, boşlukta hissedersin kendini… Ben buna Feyruz Koması diyorum.

Dalıp gitmene, kendi kendine hayaller kurmana izin vermez Feyruz, tutar elinden uzak diyarlara götürür, unutturur sana seni, kendi istediği acıyı tattırır yine. Her ne kadar Ümmü Gülsüm’ün gölgesinde kalsa da, bir başkadır, özeldir.

Salemly Alayh adlı şarkısı

Lübnan’da iç savaş zamanlarında tepki olarak hiç gülmediği söylenir. Beyrut için söylediği Le Beyrut şarkısı ile gönüllere taht kurmuştur. Türk müziğini de beslemiştir. Ebru Gündeş (Tanrı Misafiri), Ajda Pekkan (Sana Neler Edeceğim), Deniz Seki (Böyle Gelmiş Böyle Geçer) gibi birçok kişi Feyruz’un şarkılarını çevirip okumuşlardır.

Fairuz 1935 doğumlu ve Lübnan’lıdır. Babası Mardin doğumludur. Süryani Hıristiyan bir aileden gelen Feyruz’un asıl adı Nouhad Haddad’tır.

(Feyruz, Fairuz, Fairouz, Fayrouz, فيروز)

Nostalji

24 Temmuz 2007

Zaman zaman dinleyip mutlu oluyorum, bir tuhaf oluyorum, hafif gülümsüyor biraz hüzünleniyorum. Ne garip!

Hababam Sınıfı Filminden — Son Verdim – Adile Naşit

Hababam Sınıfı Filminden — Sen Gidince – Adile Naşit

Gülen Gözler Filminden — Veriyor musun – Şener Şen

Ne haber – Kemal Sunal

Kapat
E-posta ile paylaş