Okumayı öğrendiğimden beri defalarca (6-7) okuduğum bir kitap. Son günlerde yeniden okudum. Bir insan bir kitabı neden bu kadar okur? Her seferinde tutup kolumdan beni define aramaya çıkarttığı için belki. Mağaralarda keşfe götürüp, gizemli olaylara sürüklediği için belki. Neyse, gece yarısı olunca Huck yine gelecek, pencerenin altına geçip miyavlayacak, yıldızların altında başka bir serüvene uzanacağız. Bu gece başka bir perili evde olacağız, başka bir ağacın dibini kazacağız.
Kitap: Mark Twain – Tom Sawyer
Psikolojik savaş, klasik anlamdaki savaşın kazanılması veya kaybedilmesinde, savaştan sonra da üstünlüğündevam etmesinde yahut sorunların çözülmesinde insanların ruh haline etki ederek sonuç almak olarak tanımlanır.
Düşmanını tanımayan, savaşta yenilir. Hem kendisini hem düşmanını tanımayan savaşta yenildiği gibi savaştan sonra da toparlanamaz. Düşmanın tanımayıp kendisini tanıyan, savaştan sonra başarıya ulaşabilir. Hem kendisini hem düşmanını tanıyan gücün ise, yenik düşme ihtimali yok gibidir.
Hile ve aldatmaların etkili olabilmesi için gizli kalması gerekir. Amacımız hile ve aldatma yöntemlerinin bilinmesi sağlamakla toplumsal ahlaka hizmet etmektir. Psikolojik savaşta yenilen taraf, bilgi gücü zayıf olan taraftır. Doğru insanların, ayakta kalmak, toplumun geleceğinde söz sahibi olmak gibi bir kaygıları varsa bu kitabı okumaları önemlidir.
Kitaptan seçtiğim kesitler:
“1991’de çöl fırtınası operasyonu öncesi petrole bulanmış karabatak CNN’de sürekli yayınlandı. Dünya halklarını savaşa inandırdı. Sonradan bunun Fransa’da tanker kazası ile petrole bulanmış karabatak olduğu ortaya çıktı. 2002’de Irak operasyonu yapılmak isteniyor fakat yeterli dünya desteği sağlanamıyor. Kara propagandanın açığa çıkmış olması güven kaybı olabilir mi?”
“Osmanlılar gözdağı vermek yerine fethettikleri yerlerin halkına hoşgörü ile yaklaşarak, onları rahat ettirecekleri propagandasını yaparlardı. Bunun için fethetmeyi planladıkları bölgelere önceden dervişler ve tüccarlar gönderirlerdi.”
“Atatürk’ün savaş sonrası, toplumu yapılandırma projesini uygularken halkın, çok sevdiği Feyzi Çakmak Paşayı hiç yanından ayırmaması, onun dindar kimliğinden yararlanması dahiyane bir yöntemdi. Atatürk, Fevzi Paşa geldiğinde ayağa kalkar, onun dindarlığına saygı duyar, sofradan içkileri kaldırırdı.”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
TİMAŞ YAYINLARI
Bir çok sektörde bazı insanların tek başlarına büyük işler başaracağı kanıtlanmıştır. Mesela sanal ortamda tek başlarına dünyaya sesini duyurmuş, izler bırakmış ve bunlarla anılmış, anılmakta olan insanlar görebiliriz ya da guruplar. Tanıtımını yaptığım bu kitabın kahramanı da, tek başına bir insanın neler yapabileceğinin örneğini yansıtmakta ve insanlara gerçeği gösterip coşku vermekte.
Yarım Kalan Dua, Adem Korkmaz’ın ilk kitabı. Bir gencin hayatını anlatan roman sürükleyici bir yapıya sahip. Kimi zaman hüzün, kimi zaman coşku, kimi zaman sevinç; mutlu simalar ve aşk… Bir köyde başlayan hikâye, kahramanlarını İstanbul’a kadar savurmakta, kahramanı ve okuyanları sürprizler beklemekte.
Kitap hakkında İbrahim Yılmazer adlı bir okuyucunun yorumu şöyle:
…yazının devamını okumak için tıklayın.

Sevgili Adem Korkmaz abimin ikinci kitabı Kartallar Leş Yemez pek yakında kitapçılarda yerini alacak. Kitaptan küçük bir kesit:
“Aslanbek alaylı bir kahkaha koyvererek;
-Sen mi vatanını geri alacaksın? Yiğidim sen hayal kuruyorsun. Senin ülken benimkinden daha zor şartlar altında. Biz yine düşmanımızı biliyoruz ve özgürlük vazgeçilmezimiz. Sizler tüm halkınız adı konulmamış köleliği yaşıyor. Biz; Tüm Çeçenistan halkı olarak İki şeyin hakkımız olduğuna karar verdik: Özgürlük ve ölüm. Birine sahip olamazsak ötekini isteriz çünkü hiç kimse bizi canlı tutsak edemez. Senin halkın yıllardır ölüm uykusunda sanki. …yazının devamını okumak için tıklayın.