10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

İbrahim Tenekeci - Ağır Misafir

18 Eylül 2008

İbrahim Tenekeci’nin son kitabı Ağır Misafir çıktı. Tenekeci bu kitap için “en iyi kitabım” diyor. Okuduğunuz zaman hak vereceksiniz, o incecik kitabı öyle bir solukta okuyup bitirmeye gücünüz yetmeyecek. Bazı sayfalardan sonra kitabı kapatıp soluklanma ihtiyacı hissedeksiniz belki, belki bir gülüş kurulacak dudaklarınıza, kalacaksınız öylece… Bakın Ağır Misafir ne diyor:

Öpmezdi, koklardı, dedem beni
İçine çekerdi, temiz hava gibi.

Ziyan olmayan emek, derdi bizlere
Emek neydi?

Bilirdi, ne geçer, bir elmanın aklından
Alınmak isterdi, düşmeden yere.
Aklı yoktu elmanın, bize kalırsa
Okulda öğretmişlerdi…

Yakındı Üsküp ona, çok uzaktı Bomonti
Bir sürü örnek, bunun gibi.
Acıkmak tok tutar kimi insanı,
Bilirdi, kimde, imza yetkisi.

Yeterdi, artardı, normal süre
Namazdandı, dizindeki yamalar.
İkindi miydi, neydi, şimdi unuttum
Durmadan ağlıyordu kadınlar…

Koymazdı ölümü adam yerine…

Mısır’ın Sesi Ümmü Gülsüm

06 Nisan 2008

Dr. Virginia Danielson tarafından yazılan The Voice of Egypt Ummu Kulthum, Arabic Song and Egyptian Society in the Twentieth Century adlı kitap, İTÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Nilgün Doğrusöz ve Cem Ünver tarafından dilimize çevrildi. Mısır’ın Sesi Ümmü Gülsüm, Arap Şarkısı ve Yirminci Yüzyılda Mısır Toplumu adıyla geçtiğimiz hafta yayınlanan kitap, editörlüğünü Prof. Dr. Edip Günay ve Müzikbilimci Vural Yıldırım’ın yaptığı Bağlam Yayınları Müzik Bilimleri Dizisi içinde çıktı. Mısır’ın Sesi adlı kitap 366 sayfa, Ümmü Gülsüm’e ait birçok siyah beyaz fotoğrafın da yer aldığı eser, renkli karton kapaklı.

Mısırlı unutulmaz sanatçı Ümmü Gülsüm 1904 – 1975 yılları arasında Ortadoğu’nun tartışılmaz en önemli sesiydi. Gülsüm’ün okuduğu şarkılar, tarihi göndermelerle İslam – Arap geçmişine vurgu yaptığı gibi, unutulmaz aşk şarkıları da repertuarında her zaman yer aldı. Dr. Virginia Danielson gerçek bir Ümmü Gülsüm uzmanıdır. Bağlam Yayınlarından çıkan kitap onun bu çalışmalarının güzel bir sonucu niteliğinde. Türkçe’de yalnız Ümmü Gülsüm’ü konu alan bir kitap bulunmuyor. Oysa Gülsüm, hem unutulmaz radyo konserleriyle hem de Mısır filmlerinin ülkemizdeki sinemaları adeta istila ettiği kırklı yıllarda Türk halkı tarafından çok iyi tanınıyordu.

Kitabın Türkiye baskısı için önsözü “Ortadoğu Ruhunun Unutulmaz Sesi Ümmü Gülsüm” başlığıyla Mersin Üniversitesi’nden Okt. Murat Özyıldırım yazıyor. Kitap, Danielson tarafından orijinal basım için yazılan “Önsöz”le sürüyor. Ardından yedi ana başlık ve bunlara ait ara başlıklarla bölümlere giriliyor. Bölümler, “Mısır’ın Sesi ve Yüzü”, “Mısır Deltasında Çocukluk Dönemi”, “Kahire’de İlk Zamanlar”, “Medya Stil ve Üslup”, “Ümmü Gülsüm’ün Altın Çağı ve İki Kültürel Oluşum 1940’lar”, “Mısır’ın Sesi Sanatçıların Eserleri ve Estetik Paylaşımı”, “Ümmü Gülsüm ve Yeni Bir Nesil” başlıklarını taşıyor. Dr. Virginia Danielson tarafından, kitabın sonunda “Bir İcracının Mirası” başlığıyla genel değerlendirme yapılıyor. Terimlerin açıklandığı “Lügatçe” ve “Kaynakça” bölümlerini, aranılan sözcüklerin bulunmasında büyük kolaylık sağlayan “Dizin” izliyor.

Mısır’ın Sesi Ümmü Gülsüm, Arap Şarkısı ve Yirminci Yüzyılda Mısır Toplumu kitabı, Ümmü Gülsüm konusunda Dünyanın gerçekten en saygın yayınlarından biri. Dolayısıyla Bağlam Yayınları Müzik Bilimleri Dizisi editörleri Prof. Dr. Edip Günay ve Müzikbilimci Vural Yıldırım ile Doç. Dr. Nilgün Doğrusöz ve çevirmen Cem Ünver böyle bir yayını dilimize kazandırmakla büyük bir övgüyü de hak ediyorlar.

Murat ÖZYILDIRIM (Okutman, Mersin Üniversitesi Fen – Ed. Fak. Arkeoloji Bölümü)

Savaşın Kadınları

01 Mart 2008

Yazar Zümrüt SÖNMEZ Bursa TÜYAP Kitap Fuarı’nda YARIMADA Yayınları Standında 2 Mart 2008 Pazar günü Saat: 13’den itibaren “Savaşın Kadınları” kitabını imzalayacak.

Acımasız savaş şartlarının kızıla boyadığı vatan topraklarının ak yemenili kadınlarını anlatan “Savaşın Kadınları” kitabı konusu itibariyle bir ilk olma özelliği taşıyor.

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Hayal Meyal

03 Kasım 2007

Tarık Tufan’ın son kitabı Hayal Meyal hakkında cemaat.com’da yapılan tartışmalar, kapışmalar, “harika olmuşlar”, “aman berbat olmuşlar” dindiğine göre, bu konu hakkında birkaç şey söylemek, Hayal Meyal hakkında bir kaç satır yazmak istiyorum.

İlk önce kitaptan bahsedelim. Tarık Tufan’ın yeni bir kitap çıkartmasını herkes gibi heyecanla bekliyordum açıkçası. Birkaç ay önce (Eylül) kitap çıktı. Kimileri beğendi, kimileri diğer kitaplarıyla kıyaslayarak yeterli bulmadı. Bu konuda gereksiz tartışmalar oldu.

Şunu söylemem gerekiyor: Hayal Meyal’i Tarık Tufan’ın önceki kitapları ile kıyaslamaya kalktığımızda önümüzde sadece bir tek kitap olacak: Ve Sen Kuş Olur Gidersin. Kekeme Çocuklar Korosu ve Kraliçenin Pireleri adlı kitaplar içerikleri bakımından ayrı kategoride değerlendirmeli elbette. Ve zaten böyle bir kıyaslama yapma gereği bile yok bence. Her kitap ayrı bir dünyadır. Tarık Tufan birkaç yıl sonra hiç alışık olmadığımız dünyalardan, alışık olmadığımız şeyler söyleyebilir. Bu doğal bir şeydir, onun dünyasının, onun zihninin, onun öfkesinin ya da hoşnutluğunun bir parça tortusunu barındırması yeterlidir benim için.

Tarık Tufan’ın denemede gayet başarılı olduğunu kabul ediyorum.  Ancak “Tarık Tufan deneme yazmaya devam etmeli” ya da “sadece deneme yazmalı” diyenleri anlamıyorum. Yazmak adına bir deneyimi olanlar böyle bir istemin ne kadar anlamsız olduğunu anlayacaklardır. Ki, bence denemeleri kadar iç içe kurgularıyla donanmış roman havasında öyküleri de gayet güzel.

Şöyle bir şey daha var ki, Hayal Meyal’in kahramanının halinden Tarık Tufan’a kadar çizgiler çizip, bunlar üzerinden bir şeyler söylemek, kitaptaki bir hayatı tutup günümüze ve Tarık Tufan’ın kişiliğine ya da ne bilim bilgeliğine yormak, hikayeden, olaylardan uzun uzadıya dersler çıkarmak, kahramanın psikolojisini yazarın psikolojisi ile harmanlayıp bundan mübarek cümleler türetmek olayını üstlenen insanları ve bunların cümlelerini de hoş karşılamıyorum. Kahramanın hayatından alıntılarla günümüze uzanan tahliller yapmak gayet cıvık bir olay. Bazı şeyler kitapta anlatıldığı gibi kalmalı, ondan birileri öğretmenden not koparmaya çalışırcasına çabalayıp kahraman üzerine, yazar üzerine tahliller yapmamalı. Bazı şeyler herkesin kendi anladığı gibi olması gereken şeyler çünkü. Bazı yerler anlaşılmaz kalsın boş verin, hikayeden nasıl dersler çıkarmamız gerektiğini kimse anlatmaya kalkmasın bize. Böyle işte!

Kitabın sonu biraz anlaşılmaz değil mi? Açıkçası ben anladığımı düşünüyorum. Ama oturup şu şöyleydi, bu böyle oldu falan diyecek değilim. Herkes anlayabildiğiyle kalsın, zaten en anladığımız satırlarda bile yazarın yazarken zihninde yaşadıklarını nereden bilebiliriz. Sadece bizde karşılığı olan şeylerle bağlayabiliriz. Bu yüzden kimse kalkıp şerh çıkarır edasıyla kitap üzerine bir şeyler anlatma derdine düşmemeli. Bazı şeyler tozu üflenmeden, gizemleri bozulmadan, o tılsım uçup gitmeden güzeldir.

Tarık Tufan’a Hayal Meyal için teşekkür ediyor, okumayanlara okumalarını tavsiye ediyorum.

 

Semtlere Göre Dualar

25 Temmuz 2007

Semtlere Göre Dualar kitabı anlaşıldığı üzere, semt ve illere özgü olan duaları sıralamış. Bununla kalmamış tabi, öğrenci duası, evde kalmış kızlar duası, dilenci duası gibi birçok duadan da bahsetmiş. “Ateistin duası olur mu”, “Ölülere dua edilir mi” gibi ilginç bölümler de var. İyi bir araştırma sonucu çok güzel bir kitap çıkmış ortaya.

İşte örnekler:

..:: BEYOĞLU DUALARI ::..
-Allah paradan, Pera’dan ve zamparadan korusun!
Paranın nice fenalığına vurgu yaparak başlayan dua, peşine Pera’yı da alarak -ki Pera’nın eğlence merkezi olması hasebiyle baştan çıkarıcı bir yönü hep olmuştur- zamparalığa zemin hazırlayıcı etkisinden Allah’a sığınmayı niyaz ediyor.

-Allah seni çarşı-pazar anneliğinden alıp Cumartesi annelerinin sırasına koysun inşallah!
Yerine göre dua veya bedduadır. Gündelik tüketimin annesi değil, acıların ve kayıpların annesi olasın demektir.

..:: NİŞANTAŞI DUALARI ::..
-Yüce Tanrım, kepekten korusun köpeğe dost kılsın!
Boş zamanlarda köpek gezdirmekten ayrı bir zevk alan Nişantaşı insanının hobi ile fobisinin ve bir de Bobi’sinin bir duada buluşmasıdır.

-Tanrım rüküş ortamlardan uzak tutsun, ben öyle isterim, ne var bunda, tabikine…

Yeniyetme Nişantaşılı kızın tepkisel duası. Türkçeyi yeterince öğrenmeye fırsatı olmadığı için kırık dökük konuşur.

-Tanrım bana dünyada ve ahirette pürüzsüz bir cilt ve pürüzsüz bir kalp ver!
Dış görünüşe takıntı derecesinde önem veren Nişantaşılı olgun yaş bayanların duasıdır.

..:: FATİH DUALARI ::..
-Allah’ım biz azgın kullarını eşyadan arındır, bayındır olmayan mekanlarda, olmayan imkanlarda barındır.
Daha çok Çarşamba semtinde yaşayan vatandaşların ettiği duadır. Nefis terbiyesinin, nefsin isteklerini asgariye indirerek sağlanabileceğini ima eden türde bir yakarıştır. Konfor ve lüksle azgınlaşıp, şımarma temayülü olan nefis karşısında Allah’tan yardım dilenmektedir.

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Tom Sawyer

23 Temmuz 2007

Okumayı öğrendiğimden beri defalarca (6-7) okuduğum bir kitap. Son günlerde yeniden okudum. Bir insan bir kitabı neden bu kadar okur? Her seferinde tutup kolumdan beni define aramaya çıkarttığı için belki. Mağaralarda keşfe götürüp, gizemli olaylara sürüklediği için belki. Neyse, gece yarısı olunca Huck yine gelecek, pencerenin altına geçip miyavlayacak, yıldızların altında başka bir serüvene uzanacağız. Bu gece başka bir perili evde olacağız, başka bir ağacın dibini kazacağız.

Kitap: Mark Twain – Tom Sawyer

Psikolojik Savaş

20 Haziran 2007

Psikolojik savaş, klasik anlamdaki savaşın kazanılması veya kaybedilmesinde, savaştan sonra da üstünlüğündevam etmesinde yahut sorunların çözülmesinde insanların ruh haline etki ederek sonuç almak olarak tanımlanır.

Düşmanını tanımayan, savaşta yenilir. Hem kendisini hem düşmanını tanımayan savaşta yenildiği gibi savaştan sonra da toparlanamaz. Düşmanın tanımayıp kendisini tanıyan, savaştan sonra başarıya ulaşabilir. Hem kendisini hem düşmanını tanıyan gücün ise, yenik düşme ihtimali yok gibidir.

Hile ve aldatmaların etkili olabilmesi için gizli kalması gerekir. Amacımız hile ve aldatma yöntemlerinin bilinmesi sağlamakla toplumsal ahlaka hizmet etmektir. Psikolojik savaşta yenilen taraf, bilgi gücü zayıf olan taraftır. Doğru insanların, ayakta kalmak, toplumun geleceğinde söz sahibi olmak gibi bir kaygıları varsa bu kitabı okumaları önemlidir.

Kitaptan seçtiğim kesitler:

“1991’de çöl fırtınası operasyonu öncesi petrole bulanmış karabatak CNN’de sürekli yayınlandı. Dünya halklarını savaşa inandırdı. Sonradan bunun Fransa’da tanker kazası ile petrole bulanmış karabatak olduğu ortaya çıktı. 2002’de Irak operasyonu yapılmak isteniyor fakat yeterli dünya desteği sağlanamıyor. Kara propagandanın açığa çıkmış olması güven kaybı olabilir mi?”

“Osmanlılar gözdağı vermek yerine fethettikleri yerlerin halkına hoşgörü ile yaklaşarak, onları rahat ettirecekleri propagandasını yaparlardı. Bunun için fethetmeyi planladıkları bölgelere önceden dervişler ve tüccarlar gönderirlerdi.”

“Atatürk’ün savaş sonrası, toplumu yapılandırma projesini uygularken halkın, çok sevdiği Feyzi Çakmak Paşayı hiç yanından ayırmaması, onun dindar kimliğinden yararlanması dahiyane bir yöntemdi. Atatürk, Fevzi Paşa geldiğinde ayağa kalkar, onun dindarlığına saygı duyar, sofradan içkileri kaldırırdı.”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
TİMAŞ YAYINLARI

 

Yarım Kalan Dua

23 Nisan 2007

Bir çok sektörde bazı insanların tek başlarına büyük işler başaracağı kanıtlanmıştır. Mesela sanal ortamda tek başlarına dünyaya sesini duyurmuş, izler bırakmış ve bunlarla anılmış, anılmakta olan insanlar görebiliriz ya da guruplar. Tanıtımını yaptığım bu kitabın kahramanı da, tek başına bir insanın neler yapabileceğinin örneğini yansıtmakta ve insanlara gerçeği gösterip coşku vermekte.

Yarım Kalan Dua, Adem Korkmaz’ın ilk kitabı. Bir gencin hayatını anlatan roman sürükleyici bir yapıya sahip. Kimi zaman hüzün, kimi zaman coşku, kimi zaman sevinç; mutlu simalar ve aşk… Bir köyde başlayan hikâye, kahramanlarını İstanbul’a kadar savurmakta, kahramanı ve okuyanları sürprizler beklemekte.

Kitap hakkında İbrahim Yılmazer adlı bir okuyucunun yorumu şöyle:

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Kartallar Leş Yemez

25 Aralık 2006

Sevgili Adem Korkmaz abimin ikinci kitabı Kartallar Leş Yemez pek yakında kitapçılarda yerini alacak. Kitaptan küçük bir kesit:

“Aslanbek alaylı bir kahkaha koyvererek;
-Sen mi vatanını geri alacaksın? Yiğidim sen hayal kuruyorsun. Senin ülken benimkinden daha zor şartlar altında. Biz yine düşmanımızı biliyoruz ve özgürlük vazgeçilmezimiz. Sizler tüm halkınız adı konulmamış köleliği yaşıyor. Biz; Tüm Çeçenistan halkı olarak İki şeyin hakkımız olduğuna karar verdik: Özgürlük ve ölüm. Birine sahip olamazsak ötekini isteriz çünkü hiç kimse bizi canlı tutsak edemez. Senin halkın yıllardır ölüm uykusunda sanki.

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Aşk Düşünce Yollara

27 Kasım 2006

Uzun zamandır roman okumamıştım. Daha doğrusu bıkkınlık gelmişti, birbirine benzer kalıplara yerleştirilmiş oyuncuların hayatlarını ve olayları okumaktan. Hilal Tv de bahsetmişti Emine Şenlikoğlu, Engin Noyan’ın “Aşk Düşünce Yollara” adlı kitabından. O zaman okumaya karar vermiştim.

Kitap gerçekten farklı bir üsluba sahip, benim gibi romanlardan bıkmış olanları yeniden roman okumaya ikna edebilir nitelikte. Uzun bir yolculuk hikâyesi anlatılmakta ve birbirini takip eden inanılması güç olaylar. 1996 yılında New York’ta doğan, zenci ailenin beyaz bebeği, bizleri 1800’lü yıllara, Üsküdar’a kadar götürüyor. Üsküdar’dan başlayan yolculuk, Ege Denizinde bir ada, oradan İspanya ve Teksas’ın bir kasabasına götürüyor bizleri. Yolculuk ve heyecan dolu bir kitap.

Münib Engin Noyan – Aşk Düşünce Yollara

Kapat
E-posta ile paylaş