10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

İnsanlık Halleri

21 Temmuz 2007

Mekan bir metro. İçerisi oldukça kalabalık. Bir İbrahim Tatlıses ÅŸarkısı çalıyor. İlk önce sesin kaynağını bulamıyor ve sonra herkes gibi gülümseyerek fark ediyorum. Yirmi beÅŸ yaÅŸlarında bir bayan, çantasına asılı bir walkman, kulaklıklar kulağında ve sesin hoparlörlerden (walkman üzerinde bulunan) dışarı çıktığının, tüm vagona yayın yaptığının farkında deÄŸil. Üstelik ÅŸarkıyı radyodan dinlemesi sebebi ile ara sıra frekanslar karışıyor, ÅŸarkı hışırtılı bir ÅŸekilde çalmaya devam ediyor, bazen de sadece hışırtı duyuluyor. Ama bayan sanki kulaklıklardan farklı ÅŸeyler dinliyormuÅŸçasına mutlu ve kendinden emin. Nasıl olsa kimse duymuyor havalarında. Sesin gidip gelmesi ve ÅŸarkıyı çekilmez hale getiren hışırtılar bayanın çehresinde bir deÄŸiÅŸikliÄŸe sebep olmuyor. Tüm vagonda neredeyse çıt yok. Bir çoÄŸunun suratına hafif bir gülümseme hakim. Neyse ki birkaç durak sonra iniyor. Bayan inene kadar gülmemek için büyük çaba sarf eden birkaç kız doyasıya gülüyorlar ve gerçekleÅŸen olay hakkında ufak bir muhabbet baÅŸlıyor.

Dünya sekerek yürüyor!

27 Haziran 2007

Bir Noktayız Hayatta

20 Haziran 2007

Bir Noktayız

Pilin Bitmesin Esma!…

18 Haziran 2007

Esma üç-dört yaÅŸlarında. Elinde oyuncak bir bebek var. Sıkıntılı hali tavırlarından belli. Ne oldu diyorum Esma, bir sorun mu var? Oyuncak bebeÄŸinin karnını gösteriyor. Yarım yamalak ifadelerle, konuÅŸup aÄŸlayan bebeÄŸinin pilinin bittiÄŸini anlatmaya çalışıyor. Peki diyorum Esma hanım, senin pillerin nerede? Karnını gösteriyor.

Pilin bitmesin Esma…

Yanıt vermeyen rüyalar…

24 Mart 2007

Son grafik çalışmalarımdan biri:

Kimsenin sesi çıkmayacak!

12 Mart 2007

Evrensel bir ağıt mı yakmalı.. Yoksa beyinlerimizin pimini çekip koÅŸmalı mı yamaçlara…

Kimsenin Sesi Çıkmayacak

Sende olmasan..

27 Ocak 2007

“Rabbim sen olmasan Kimin aklına gelirim ben”

İbrahim Tenekeci – UçuÅŸ Denemeleri

Ben sana mecburum

13 Ocak 2007

Her hafta gezmelerimin son noktası Fatih oluyor. Birçok yeri gezip en son Fatih’e uÄŸruyor, oradan evime doÄŸru yol alıyorum. Her hafta, Fatih gezisini de tamamlayıp eve dönüÅŸ için Emniyet metrosuna iniyor, metro istasyonunun en arka taraflarındaki banklardan birine oturuyorum. Bank: ÅŸu kitap ÅŸeklindeki, üzerinde ÅŸiir yazan banklardan. Ve her hafta o kitap ÅŸeklindeki banktaki ÅŸu ÅŸiiri okuyorum:

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Feride’nin zan varlığı (alıntı)

26 Aralık 2006

Zannetmiyorum Ferideeeeee…. Depoda bir sürü köle var… Feride kölelere çikolata topları yapar. Bir gün uyuyamadı Feride. Depoya indi. Ev sahipleri Feride’yi sevmez. Ev sahipleri mutfak dolaplarının eskimesini istemez. Ev sahipleri kiracı olarak hep ayak uçlarıyla yürüyen balerinleri sever ama feride dans bilmez. Feride kafasını duvara çarpar “YAÅžASIN KAFA SESİM VAR BENİM” anlamaz ev sahibi feridenin pazardan elinde balık poÅŸetleriyle dönmesini istemez. Zaten Feride kuru boya tablosunda böcek anteni düzelten kız. Zaten kuru kız Feride.

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

on üçüncü ay (alıntı)

25 Kasım 2006

“GüneÅŸe koÅŸan adam, deniz ile gök derinliÄŸinde ki maviliÄŸin kıyısında, farklı mevsimlerin olduÄŸunu gördü. BildiÄŸi mevsimleri saydı; ilkbahar, yaz, sonbahar, kış. Sonra, sonra bildiÄŸi ayları; Ocak, Åžubat, Mart… O gün, gözlerinizde gördüÄŸüm deniz hangi ülkenin denizi ve hangi ülkenin gökyüzüydü nasıl bilemediysem, o gün bu gündür, takvimlerde yazan ayların, mevsimlerin sabahına uyanmıyorum. Hüzün mevsimleri, geride kaldı. Artık mevsim aÅŸk. Aylardan Onüçüncü ay.”

(Ay Vakti - Nesrin Çaylı)

Kapat
E-posta ile paylaÅŸ