
Keyifli bir yer: Keyif İstanbul
Mekân Üsküdar’da. Oturup bir pencere kenarına vapurları, cadde ve sokaktaki kargaşayı, koşuşturan insanları seyretmek mümkün. İç mekânın ışıklandırması gayet hoş aynı zamanda kitap okumak için ideal bir yer. Menüsünde kahvaltılıklar, ızgaralar, sandviçler, salatalıklar; sıcak içecekler ve pastalar mevcut. İçecek menüsü tatmin edici. Wireless hizmeti mevcut, aynı zamanda alt katında bir de internet cafe var. Şimdilerde bir kampanyaları var: internet sitelerine girip “Tanışma Formu” nu doldurup gönderiyorsunuz, ilk ziyaretinizde dilediğiniz bir kahveyi ikram ediyorlar.
Üsküdar Merkez – Molla Eşref Sokak
Yassı Ada’da kamp yapma fikri girmişken akıllarımıza, bizim gibi tutkulu ve macera arayan insanlar için yapacak pek bir şey yoktur. Yassı Ada’da kamp yapılacaktır. Yedi kişilik kamp ekibinin son gün yarısı dökülse de, arkadaşların çoğu gelmese de (gelemese dememi yeğlerlerdi) yedi kişi iken ancak üç kişi gidebilsek de, gitmeyi kafamıza koymuştuk bir kere. Ve çıktık yola. Issız bir adada kalacaktık, kimsenin yaşamadığı, pek uğrayanı olmayan bir adada.
Akşamüzeri Eyüp’ten bizi bekleyen tekneye üç kişi olarak binip yola koyulmuştuk. Henüz yeni açılmışken unuttuğumuz şeyler olup olmadığını kontrol etmek bakımından unutulması muhtemel olan çay kaşığı ve benzeri şeylerin alınıp alınmadığını sorgularken en önemli şey olan ekmek ve suyu unuttuğumuzu fark ettik. En yakın limana yanaşarak bu eksikleri de tamamladıktan sonra yolumuza devam etmeye başladık. Ama ekmek ve suyu unutmuş olmamıza biz bile inanamamıştık. Bizi getiren tekne geri dönecek biz ise kimsenin olmadığı bir adada üç gün kalacaktık. Bir şeyler unutmak bizim için çok kötü olabilirdi.
İlk defa tekne yolculuğu yapacak olan ben gayet heyecanlıydım tabi ki. İlk bir saatlik yolculuğumuz İstanbul siluetini temaşa ederek geçti. Ekibimizin tarihçisi, hukukçusu ve geleceğin siyasetçisi Cem bizlere Süleymaniye minarelerinden, Yavuz Selim Camiinden, kilise ve tarihi yapılar hakkında anekdotlar aktarırken gökyüzündeki aydınlık yerini karanlığa bırakmak üzereydi ve yol tükenmekteydi. Kaptanın arkasına bakıp bizim tedirgin halimizden dolayı gülümsemesini yine tedirginlikle karşılıyor, “acaba devrileceğiz de kaptan bize gülerek çaktırmamaya mı çalışıyor” diyerek espri yapmakta, boğaz çıkışındaki dalgalarda sallanan teknede güneşin batışını seyrederek ferahlamaya çalışmaktaydım. Sertifikalı kaptanımız ve ekibimizin demir başı Yusuf bizi yol hakkında bilgilendiriyor, ara sıra tekne kaptanı ile sıkı bir muhabbete dalıyor, denize ve tekneye alışık olduğunu ispatlarcasına rahat hareketlerle teknenin uç kısmına gidip Captain Black sigarasından sıkı bir duman asılıyor…
Hava iyice kararıyor. Yassı ada uzaktan görünmeye başlıyor. Deniz gayet dalgalı. Zar zor iskeleye yanaşıyoruz. Bu arada adada birkaç kişinin olduğunu görüyoruz. Birkaç balıkçı, ağ atmışlar ve çok dalgadan dolayı açılamayınca adada konaklamak zorunda kalmışlar. Eşyaları alıp kamp kuracağımız mekana doğru gitmeden, evden getirmeyi unuttuğumuz ama tekne kaptanından ödünç aldığımız çaydanlığı da unutmuyoruz tabi ki. …yazının devamını okumak için tıklayın.

“Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanmasının ardından Kültür ve Tabiat Koruma Kurulu’ndan onay alındı. 14 Eylül 2006 tarihinde caminde gerçekleştirilecek restorasyon çalışmaları için ihale yapıldı ve ardından da caminin iç, dış, kubbe ve minarelerinde restorasyon çalışmalarına başlandı. Restorasyon dolayısıyla ibadete kapatılan camideki çalışmaların bu yıl sonunda tamamlanması öngörülüyor.” demiş ağabeyler…
Fatih Çarşamba’da bulunan Yavuz Sultan Selim Camii’nden bahsediyorlar. Yedi tepeden birine yapılmış olan bu caminin enfes Haliç manzarası vardır. Her hafta mutlaka gider, dış avludan Haliç’i ve karşı kıyıları izlerdim. Gerçekten çok sevdiğim bir mekandır. Ancak tamirat sebebi ile etrafı çevrili olan cami ve avluya uzun zamandır giremiyoruz.
Bu hafta yine oralarda dolaşırken, buraya girmek için yılsonuna kadar bekleyemeyeceğimi, içeriyi çok özlediğimi hissettim. İlk önce arkadaşımla şaka olarak bahsini yaptığımız “gerili 3 metrelik demir hattan içeri atlama” planı güvenlik görevlisinin yerinde olmayışı ve özlemin ağır basması sebebi ile ciddiye dönüştü. Güvenlik kulübesinin hemen yanında bulunan kapının kilidin açık kalmış olmasından faydalanarak, herhangi bir atlama fiili gerçekleştirmemize gerek kalmadan içeri girebildik. Hava karanlık olduğundan etrafta dolaşan birkaç işçi bizi görmedi, ya da yabancı olduğumuzu fark etmedi. Hızlı ve sessiz bir şekilde avlunun son taraflarına doğru ilerleyip, Haliç’i en güzel gören bir yere mevzilendik
Çok heyecan vericiydi. Haliç harikaydı. Akşam harikaydı. Martılar harikaydı.
Sonra ne mi oldu? Yaklaşık yarım saat sonra bizi fark eden görevli tarafından kibar bir şekilde kovulduk
Tabi yarım saatte zevkimizi almıştık zaten. Bu hafta aynı şeyi yeniden deneyeceğim, bol şans dileyin

Şimdi sizlere bir lezzet tanıtacağım. Elimden geldiğince abartmamaya çalışıyorum. İlk defa geçen yıl Mekke’de ve Medine’de tadına baktım. Aslında son bir haftadır canım aşırı derecede çekmeseydi bu yazıyı yazmayacaktım. Şimdi internette Al-Baik hakkında bulabildiğim yorumları sizlerle paylaşacağım. Aslında uzun uzadıya anlatmak isterdim, ama onlarca yorum var ve bu yorumlar her şeyi anlatıyor:
“Suudi Arabistan’da bulunan bir fast food..
Al-baik yedikten sonra bir daha hiç bir chicken nuggetin veya butun size lezzetli ve çekici gelme olasılığı yoktur. Banvit, Mcdonald’s, Kfc vs. hepsi yalanmış dedirtecek bir lezzete sahiptir. Gidip de yemeyeni, yiyip de beğenmeyeni görmedim daha.
Sabahın altısında yataktan kalkıp yediğimi bilirim. Tadını çok özlediğim ve bir an önce tekrar yemek istediğim chicken nugget.”
(peygamber devesi rumuzlu şahıs, http://www.uludagsozluk.com/k/al-baik/ 24.12.2006 21:12)
…yazının devamını okumak için tıklayın.

“Kuzuluk, Sakarya ili Akyazı ilçesine bağlı Akyazı’nın güneydoğusunda yer alan il merkezine 38 km. ilçe merkezine 8 km. uzaklıktadır. Bozulmamış doğası ve şifalı kaplıca suları ile tam bir sağlık kaynağı ve ruhunuzun dinleneceği, özlemini kurduğunuz tatil için en ideal yerlerden biridir.”
Bu metin çok resmi oldu. Baştan alıyorum. (:
Efendim Kuzuluk bundan 14 yıl öncesine kadar kimselerin uğramadığı sıradan bir köy idi. İhlas’ın olaya el atıp bu mekana bir devre mülk tatil köyü kondurması ile değerlenen Kuzuluk şimdilerde –ağırlıkla İslami kesim olmakla birlikte- tatilcilerin gözdesi.
Konaklamak için bir otel, yaklaşık otuz blokluk İhlas Kaplıca Evleri ve onlarca pansiyon mevcut. Kış mevsiminde genelde yaşlılar tarafından tercih edilmekte. Yaz aylarında ise her kesimin bolca uğradığı bir mekân. İlk zamanlarda internet cafe dahi bulamadığımız Kuzuluk’ta şimdilerde lunapark, cafeler, go-kart vs. gibi birçok eğlence aktivite bulunmakta.
Buranın bence cezbeden tarafı sessiz, sakin ve dinlendirici olması. Tatillerini Çeşme, Bodrum vb. yerlerde geçiren gençler için elbette aşırı sıkıcı gelecektir (:
Her mekânın gidildiğinde yapılması gereken bir şeyi vardır ya hani. Kuzuluk’ta bu “şey” güzel bir alabalık ziyafetidir. Yolunuz düşerse alabalık yemeden gelmeyin (:
Tavsiyem güveçte alabalık ve ardında da kabak tatlısıdır. …yazının devamını okumak için tıklayın.