10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Güzel günler

10 Ekim 2006

Acıların acımasızlığı aklımızı yoklarken
Dualarımızın karşılığı; zaman durmalı
Sızılarımızı sandıklara koyup saklarken
Güzel günler bizi bekliyor olmalı.

Çözmeye çalışırken hayatın düğümlerini
Gözyaşlarımız hedefini bulmalı
Eğer bulabildiysek yakarış cümlelerini
Güzel günler bizi bekliyor olmalı.

Arayışların bir anlamı varsa eğer
Gururumuz diplerde kalmalı
Uzakta olsa, ışık gözüktüyse eğer
Güzel günler bizi bekliyor olmalı.

Uzun bir karanlığa kapatınca gözlerimi
Saatler vuslatı vurmalı
Ve aydınlığa açtıysam gözlerimi
Güzel günler gelmiş olmalı..

Sorma

10 Ekim 2006

Bir kor, bir ateş oturdu ki gönlüme sorma.

Aklımda kalanlar, gecenin rengi

ve güneş batmadan evvelki zamanlar.

Şimdi ben bir çemberin ortasında,

onca insanla yapayalnız, sensiz..

Åžimdi ben, ruhumda pranga,

duyguları kelepçeli bir halde

ve hala utanıyor ağlamaktan.

Bir hüzün çökmüş ki;

anlaşılmaz ve anlatılmaz.

Öyle bir girdabın ortasındayım ki;

konuÅŸmaktan ve anlamaktan aciz..

Ötelerden

10 Ekim 2006

Bizden ötesini de gördüm
ve vefasızlığı da
acıyı da tattım, delice
sevgimin ve değerlerimin bitişini görmek
ölüm ötesi.

Yaşananların gerçekçiliğine rağmen
inanmak istemeyişlerime kızıyorum.
Umutlarıma kızıyorum,
tutkularım beni ele vermişken
ve sevgime de kızıyorum
ihanet arsızca gelip
yanaklarımı öpmüşken.

Tükenişlerim sizi eğlendirir mi bilmem
bir tek umutlarımı saklayacağım
birde dualarımı
geriye kalanları ateşe veriyorum
ihanetler beni yordu
bir süreliğine bu diyardan gidiyorum.

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Yalnızım

10 Ekim 2006

Mecalim yok, dermanımda..
Hıçkırıklarımsa cümlelerle örtülü.

Bedenimi saran yorgan
Ruhumu saran yokluÄŸun,
PeÅŸ peÅŸe kelimeler eder devran
Kapısına vardım sonsuzun.

Her zerrem yanar sessiz
Kayboldum aşkında ansızın
Deli divane sensiz
Binler kere yalnızım.


Kaçıyorum

10 Ekim 2006

Bir kaçış planım bile yok
yürüyorum karambole
otoritelere derdimi anlatamadım
suçluyum, öyle yada böyle.

Sıkı sıkı tuttuğum hıçkırıklarım var
eskisi gibi tat vermiyor
caddeler sıkıcı, sokaklar dar
hayallerim çığlık çığlığa, yok oluyor azar azar.

Kaçıyorum, geceler karanlık ve soğuk
yanıma bir yaren bile bulamadım
suçluyum, anlatamıyorum derdimi sesim boğuk
vahşi bir girdabın içindeyim, görüntüler kopuk.

Kaçıyorum, gölgem bana ihanet etti
ardım sıra gelmiyor, oda bıraktı beni
mavi bir tebessüm bıraktı gece, oda bana yetti
bu sefer son, küstüm her şeye
eskiden gülerdim hani..

Med-Cezir

10 Ekim 2006

İşte düşüncelerin çakıştığı an,
Mantığın bağımsızlığını ilan ettiği zaman
Beklemek ve görmek mi sadece tezim
Neden kendime bu kadar yabancıyım,
Neyim ben, ben kimim?

Birbiriyle savaşan duygularım ve mantığım
Huzurunu arıyorum sadece bir anlığın
Kurtulmanın bir çaresi olmalı bunlardan,
Evet, bende istiyorum;
Birkaç damla şu mutlu zamanlardan..

Sayfama düşen yaprakların gölgeleri,
Su hışırtıları ve kuş sesleri.
Mis kokulu bir çiçek değilmiş dünya,
Girdabın içinde yaşarken
Bunu şimdi öğrendim.

Met - Cezir’e özenen hayat, gel – git yapar anlarda,
Taşan sular gibi ıslatır insanı,
Duyguların depreştiği zamanlarda.
Boş sorunlarla uğraşır durur insan,
Kavramlarda kaybolur,
Ancak kalpler, Allah’ı anmakla huzur bulur..

Haziran 2004

Hasret Kulesi

10 Ekim 2006

Hasret kuleleri diktim kalbimin en zirve yerine
Ay ışığım, ruhumun fırtınası
Aşkın taştı, ağır geldi bendime
Sevgin bir çığ öncesi aklımın kasırgası.

Radarlar ölçemez şiddetini benim,
Zihnimi zorlayan gizemli sevgimin
Karışık ibarelerde yormadı sevgin kadar beni
Dileğim tutsa birde öpsem her zerreni..

Kapat
E-posta ile paylaÅŸ