top-image

Duyurular kategorisindeki tüm yazılar listelendi...

17. sayısıyla Genç Dergisi ile birlikte sürdürdüğü serüvene nokta koyan Cafcaf Mizah Dergisi büyük, büsbüyük, kocaman bir kampanya başlattı.

Camianın gelmiş geçmiş en çok satan mizah dergisi olmak fikriyle yola çıktı ve akıllara seza bir kampanya fikri doğdu.

40 GÜN – 40 BİN

Cafcaf Mizah Dergis,i Genç Dergisi ile çıkacak son sayısından 40 gün sonra, 10 Ekim 2008de, yani güle güle ölen derginin 40ı çıkar çıkmaz bağımsızlığını ilan edecek.

Abone olmak isteyenlerden para değil şimdilik sadece söz alan Cafcaf Dergisi, www.cafcafdergisi.net/abonelik sayfasından talepleri kabul ediyor.


“Budur benim çabam, bu… Binlerce kök salarak, kavramak hayatı derinden ve ortasından geçerek acının, olgunlaşmak hayatın taa ötesinde, taa ötesinde zamanın!”

Yıllar önce Rilke’nin ağzından zamana dökülen bu deyiş, kuşkusuz İslam medeniyetinin temel aforizmasını da hatırlatıyor bize. Elest bezminde yüklendiğimiz aşk’ın, amellerimize bindirdiği göstergelerden biri de, bir ay boyunca dilimize ve nefsimize vurduğumuz kutlu prangalar… Oruç, bir mahya. Şeref Akbaba’nın da dediği gibi… Gönül dünyamıza yılda bir vuran, ama huzmelerini hayatımız boyu hissettiğimiz sükûtun, asırlık haykırışı.

Asırlardır davasına yürek koyduğumuz Şehr-i Ramazan, bu yıl rahmetini sonbaharın yaprakları arasına karıştırıyor. Yaklaşan zamanı haber veriyor Eylül! Bizler can çekişen baharın içinden yeni yeni hayatlar çıkarıyoruz Ay Vakti ile…

Ay Vakti Eylül sayısı ile dünyaya mal olmuş bir entelektüelin, hayatından biyografik kesitler sunuyor. Ve bizler bu sayıyı Aliya İzzetbegoviç’e ithaf ediyor, yaklaşan zamanın anahtarını O’ndan teslim alıyoruz.

…yazının devamını okumak için tıklayın.


Sevgili Fatih Belediyesi ve sevgili Vakıflar Genel Müdürlüğü. Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf gözünüze girsin!

2006 sonralarında başlayan ve 2007’nin 12. ayında bitmesi gereken Yavuz Sultan Selim Camii Restorasyonu 2008 yılının 5. Ayı biterken hala bitirilmemiş durumda.

Bu gecikme, bu umursamama, bu takmama, bu acziyet, bu beceriksizlik Fatih halkını ve mekanı sevenleri mağdur etmektedir. İstanbul’un en güzel tepelerinden birine kurulu olan Yavuz Selim Camii ve eşsiz Haliç manzaralı bahçesiyle yaz kış her daim insanları bağrında ağırlayan bu mekân aylardır haksız olarak kapalıdır. Ve sanırım uzun bir süre daha kapalı kalacaktır. Çünkü altı ay önce bahçe nasılsa hala öyle: darmadağın. Çünkü altı ay önce iç avlu nasılsa hala öyle: yerdeki mermerler kırık dökük.

Bir buçuk senedir bahçeye birkaç tane aydınlatma lambası dikebilmişler sadece. İşte koca kurumların, işte her fırsatta “En iyi belediye seçildik” diye panolara reklamlarını taşıyan Fatih Belediyesinin yapabildiği en iyi şey: bir buçuk yılda birkaç direk dikmek. Bundan yıllar önce avludaki çeşme bakımsızlıktan yıkılıyordu, her yanı dökülüyordu. Defalarca gazetelerde haber olmasına rağmen uzun süre bir ilgilenen çıkmamıştı. Evet şimdi ilgilendiler sağ olsunlar, çeşmeyi onardılar birde ortaya direk diktiler. Haksızlık etmeyelim, camii iç duvarları elden geçmiş gözüküyor, karanlıkta pek seçemedim ama etrafa süslemeler falan da yapılmış. İki yıldır yapabildikleri bu. Ama bahçe darmadağın. Banklar sökülmüş durumda ve işin kötüsü terk edilmiş durumda. Hemen caminin yanında bulunan türbenin içindeki şantiyeye girdiğimde barakalardan çıkan cüzamlı görüntüsü veren ve homurdanarak konuşan yetkili olduğunu düşündüğüm bir zat, sorduğum sorulara cevap vermeye çalışıp olayı izah ederken ve içeri girdiğim için azarlamaya yeltenirken ağzından çıkan ve anlayabildiğim tek şey var: “ihale”. Homurtuyla konuştuğu için başka bir şey anlayamıyorum zaten.

Fatih Belediyesine telefonla ulaşmaya çalıştım, ulaşamadım. En az dört farklı yere mail atıp durumu bildirdim, cevap isteyip bu konu hakkında yazacağımı kendilerini ilettim. Hiç birinden cevap gelmedi. Şimdi hiçbir şey olmayacak. İstanbul’un en güzel ve en ferah mekânlarından biri uzun süre daha kapalı kalacak. Sonra Fatih Belediyesi bir Kültür Binası daha dikecek belki. Sonra panolara belediye başkanının yakışıklıca çekilmiş bir fotoğrafı asılacak, hemen yanında da “En iyi belediye seçildik” ile başlayan reklam kokan metinler ve yalaka gazete küpürleri yer alacak.

Fatih halkı ve yakın muhtarlıklar toplanıp imza toplamalı. İnşaatı biran önce bitirsinler ya da beceremiyorlarsa bırakıp gitsinler. Halk toplanıp evinden getirdiği kazma kürekle, yumurta akıyla, sulu boyayla, yumoşla, pudrayla, popolinle onlardan daha iyi iş çıkarır, daha iyi restore eder. Türkiyenin en iyi belediyesinin yapacağı bu kadar işte.

Biliyorum, cevap verme nezaketinde bulunurlarsa muhtemelen belediyenin yetkisinde olmadığını, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ilgilendiğini yahut o bitiş tarihinin aslında sadece minber ve mihrap restorasyonu ihalesi için geçerli olduğu, ayakkabılık için ayrı ihale, kapının kolu için ayrı ihale, camiye gelen hacı amcanın takkesi için ayrı ihale olacağını falan söylerler. Ya da ilgilenen kurum kalkar, işte ihale sonuçlanmadı, falan firmanın patronunun babaannesi hastaymış, yok efendim ihaleyi alan şirketin bürosunu su basmış, ilgilenen yetkilinin teyzesinin kızının düğünü varmış, asker arkadaşının göbeğinde çıban çıkmış gibi alakasız bir ton laf ederler. Türkiye’de işler bu şekilde yürür çünkü. Bana camimi geri verin, bana Haliç manzaramı geri verin, bana çeşmemi geri verin!

16 Mayıs Cuma günü FKM’de Şiir Gecesi düzenlenecek. Geceye katılacaklar arasında Murat Menteş, Hüseyin Akın, Şaban Abak ve birçok yazar var… Gidilmesi tavsiye edilir…

Tarih: 16 Mayıs 2008
Saat: 19:00
Yer: Fırat Kültür Merkezi / Çemberlitaş
İrtibat: 0 554 316 35 33

“İnsan en iyi gece düşünür
En iyi yürürken düşünür”

Gece Yürüyüşü
İbrahim Paşalı

İbrahim Paşalı Marmara FM’de yapmakta oldu Gece Yürüyüşü adlı programını bıraktı. Sitemiz takipçilerinden Selma Çınar’ın İbrahim Paşalı’ya ulaşıp bize ilettiği bilgilere göre, Marmara FM Paşalı’nın son bir veda programı yapma isteğini kabul etmemiş. Ne diyelim, üzüldük… Son sandalyeler toplanırken bir gece vakti öylece bakakaldık. Toplanıp gitmeye niyetimiz yok, toplanıp bekleyeceğiz.

Selma Çınar’ın bu konu hakkında duygularını aktarıyorum:

“Geceler hakkı için, binlerce geceler hakkı için yürüdük, düşünürken kafamızın topukları patlayıncaya kadar (tabanları su toplayıncaya kadar) yürüdük… Bazen beş adımlık bazen binlerce kilometrelik şarkılar dinledik… İyi ablalar… Sandalyeleri sabah beşlerde topladığımız oldu. Çayyaş üç beşimiz dışında sızanlarımız… Bir ara Paşalı konuşmaz küfretmez oldu. İyi abiler dinledik o sıra, hiç düşsüz düşünsüz kalmadık. Düşe kalka öğrendik düşünmeyi ve büyüdük. Yarım kalan cümleleriyle dahi olaylara o gözle bakmayan abisi gibi gören programdı Gece Yürüyüşü.

Ayda bir yapacağını söylediği ve fakat bayramdan bayrama yapmayı becerebildiği halk geceleri yok artık… On yıldır mikrofon ile hem hal olup telefon bağlamayı bilmeyen, ilk bir iki telefonu mutlaka karambole düşüren radyo programcısı İbrahim Paşalı yok artık. Konuk aldığında konuşacağı tutan kendisini konuk sanan laz adam yok…

Artık kendimizi bulacağımız, kendimizi kaybedeceğimiz bir radyo programı yok. Aynı şeyleri dinlemekle hemfikir olunamayacağını bizim hem fikir olmamızın nedeninin asıl aynı şeylere küfretmek olduğunu düşündüğümüz aynı şeylere küfrettiğimiz adam yok… Mektuplarımı onun çaldığı şarkılarla yazmaya başladığım sessiz çenebaz ukala (bence) laz adam cuma geceleri radyoda değil artık… Bütün yollardan vaz geçip kendisiyle gece yürüyüşüne çıktığımız ve bizi bazen hiç bilmediğimiz yerlere götüren gece yolumuzu kaybettiren ama elimizden tutup eve teslim etmeyi ihmal etmeyen gelmek istemeyenleri zorlamayan yaşlı adam radyomuzda yok… Ayak sesleriyle başlayan, tak… tak… tak… “iyi günler ilerde anneanne” diyen Paşalı yok artık… Paşalı yok artık…”

Marmara Fm’in son programını yapmasına müsaade etmeyişinden dolayı, ne kendisi ne de biz biliyorduk son cümlelerinin şunlar olacağını:

“Siz de bakın yıldızlara…
Belki hava güzel olacak…
Belki balık tutmaya gideceğiz…
Belki başka bir yere gideceğiz…
Herkese Allah rahatlık versin…”

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

İyi Günler İleride Anneanne

Sayfa: 2« 1 2 3 4 5 »
bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi | Reng-i Ahenk Teması | Hakkımda | İletişim