dua
10 Ocak 2010
13 Ekim 2009

Hayır hayır, bu öyle “İbrahim Paşalı Gerçek Hayatta” gibi bir haber değil. Tamam, Paşalı Genç Dergisinde ama Cumartesi günü 19:00 da Genç’in Üsküdar’daki şatosunda/binasında… Hasbihal için… Üstelik erkekler için sadece. Gelen bildiride baylara özel diyor ama ben erkek demeyi tercih ettim. Çok seviyorum böyle cinsler arası ayrım yapılan programları ve bunu düşünenleri. Bakın ne hoş olmuş, zaten hanımlara da ayrıca program yapılacakmış. Teşekkürler Genç ekibi, ve mübarek ayrımcılar/devrimciler. Sırf bu ayrıntı için bile gelirim programa, İstanbul’daki ahali, siz de gelin…
İbrahim Paşalı 17 Ekim Cumartesi saat 19:00′da Genç Dergisi’nde
İrtibat ve bilgi için: tahasuren@gencdergisi.com - 0 216 532 00 41 - 42
23 Ekim 2008
Sekiz yıldır, sözün bekçiliğini yapan Ay Vakti, her sayısı ile müthiş yankılar uyandıran taşlar düşürüyor düşün dünyasına. Kâh gençlerin yoluna mahya oluyor, kâh varlığın sesini dinlemek isteyenlerin sözüne elçilik ediyor. Yıllardır önemli bir yer tutuyor edebiyat dünyasında…
Karanlığın usanmaz bekçisi ay gibi, karanlıkta kalmış ruhlara görüntü olmaya çalışıyor. Aydınlanmanın vakti şimdi, Arif Ay söylencesi ile başlıyor… Şeref Akbaba ”Keşke Bayram Olsa” başlıklı yazısıyla bayramlarımızın niçin bayram olamadığını sorguluyor naif üslubuyla.
Selami Şimşek, Hıra’da başlayan bir şiir serüveninin, Asr-ı Saadet’e uzanan rahlesine düşen harflerin sahibi Arif Ay ile sahip çıktığı harfler üzerine, günümüz şiirine bakış üzerine konuşuyor.
Mehmet Atilla Maraş; Foto Filistin, Nurettin Durman; Burası Ezelden Beri Sevmiyor Yıkılmayı, Özcan Ünlü; Kahkaha İlahisi, Selami Şimşek; Kuş Yemleri Cebinde Uyuyan Çocuklar, Yavuz Ertürk; Kemik, başlıklarıyla şiir zincirinin halkalarını oluşturan yazarlarımız…
[ OKUMAYA DEVAM ET ]
17 Eylül 2008
İranlı keman ustası Farid Farjad (Ferid Feryad) sonunda İstanbul’da.
Tarih: 25 …… 2008 Saat: 20:00
Forumlarda ve çakma sitesinde İstanbul konseri için tarih Eylül olarak verilmiş olsa da, Biletix konser biletlerini 25 Ekim için satıyor. Sanırım ilgilenen arkadaşların ufak bir hatası var. Hata yapanın Biletix olmayacağını umarak İstanbul konserinin 25 Ekim’de olacağını müjdelerim. Müjdelemek isterdim, ama son habere göre CRR’nin yanlış bildirimi sonucu Biletix Ekim olarak satmaya başlamış. Bu yanlışlığın düzeltilmesi için biraz daha bekleyeceğiz sanırım. Eskişehir, Ankara ve İzmir’de de konserler olacakmış. Ayrıntı için sitesine bakınız.
Ferid Feryad’a daha önce yer vermiştik sitemizde. Şimdi ülkemize geldi, bu fırsatı değerlendirmenizi tavsiye ederim. Edit: İstanbul konseri iptal edildi. İstanbul’da konser organizasyonunu yapamadıktan sonra Ankara’da, Eskişehir’de konser vermişsiniz neye yarar. Sayın organizatör berbat ettiniz olayı!
Peki Ferid Feryad kimdir? Onu ben anlatmayayım, kendi anlatsın, buyurun:
12 Eylül 2008
17. sayısıyla Genç Dergisi ile birlikte sürdürdüğü serüvene nokta koyan Cafcaf Mizah Dergisi büyük, büsbüyük, kocaman bir kampanya başlattı.
Camianın gelmiş geçmiş en çok satan mizah dergisi olmak fikriyle yola çıktı ve akıllara seza bir kampanya fikri doğdu.
40 GÜN - 40 BİN
Cafcaf Mizah Dergis,i Genç Dergisi ile çıkacak son sayısından 40 gün sonra, 10 Ekim 2008′de, yani güle güle ölen derginin 40′ı çıkar çıkmaz bağımsızlığını ilan edecek.
Abone olmak isteyenlerden para değil şimdilik sadece söz alan Cafcaf Dergisi, www.cafcafdergisi.net/abonelik sayfasından talepleri kabul ediyor.
11 Eylül 2008
“Budur benim çabam, bu… Binlerce kök salarak, kavramak hayatı derinden ve ortasından geçerek acının, olgunlaşmak hayatın taa
ötesinde, taa ötesinde zamanın!”
Yıllar önce Rilke’nin ağzından zamana dökülen bu deyiş, kuşkusuz İslam medeniyetinin temel aforizmasını da hatırlatıyor bize. Elest bezminde yüklendiğimiz aşk’ın, amellerimize bindirdiği göstergelerden biri de, bir ay boyunca dilimize ve nefsimize vurduğumuz kutlu prangalar… Oruç, bir mahya. Şeref Akbaba’nın da dediği gibi… Gönül dünyamıza yılda bir vuran, ama huzmelerini hayatımız boyu hissettiğimiz sükûtun, asırlık haykırışı.
Asırlardır davasına yürek koyduğumuz Şehr-i Ramazan, bu yıl rahmetini sonbaharın yaprakları arasına karıştırıyor. Yaklaşan zamanı haber veriyor Eylül! Bizler can çekişen baharın içinden yeni yeni hayatlar çıkarıyoruz Ay Vakti ile…
Ay Vakti Eylül sayısı ile dünyaya mal olmuş bir entelektüelin, hayatından biyografik kesitler sunuyor. Ve bizler bu sayıyı Aliya İzzetbegoviç’e ithaf ediyor, yaklaşan zamanın anahtarını O’ndan teslim alıyoruz.
[ OKUMAYA DEVAM ET ]
26 Mayıs 2008

Sevgili Fatih Belediyesi ve sevgili Vakıflar Genel Müdürlüğü. Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf gözünüze girsin!
2006 sonralarında başlayan ve 2007’nin 12. ayında bitmesi gereken Yavuz Sultan Selim Camii Restorasyonu 2008 yılının 5. Ayı biterken hala bitirilmemiş durumda.
Bu gecikme, bu umursamama, bu takmama, bu acziyet, bu beceriksizlik Fatih halkını ve mekanı sevenleri mağdur etmektedir. İstanbul’un en güzel tepelerinden birine kurulu olan Yavuz Selim Camii ve eşsiz Haliç manzaralı bahçesiyle yaz kış her daim insanları bağrında ağırlayan bu mekân aylardır haksız olarak kapalıdır. Ve sanırım uzun bir süre daha kapalı kalacaktır. Çünkü altı ay önce bahçe nasılsa hala öyle: darmadağın. Çünkü altı ay önce iç avlu nasılsa hala öyle: yerdeki mermerler kırık dökük.
Bir buçuk senedir bahçeye birkaç tane aydınlatma lambası dikebilmişler sadece. İşte koca kurumların, işte her fırsatta “En iyi belediye seçildik” diye panolara reklamlarını taşıyan Fatih Belediyesinin yapabildiği en iyi şey: bir buçuk yılda birkaç direk dikmek. Bundan yıllar önce avludaki çeşme bakımsızlıktan yıkılıyordu, her yanı dökülüyordu. Defalarca gazetelerde haber olmasına rağmen uzun süre bir ilgilenen çıkmamıştı. Evet şimdi ilgilendiler sağ olsunlar, çeşmeyi onardılar birde ortaya direk diktiler. Haksızlık etmeyelim, camii iç duvarları elden geçmiş gözüküyor, karanlıkta pek seçemedim ama etrafa süslemeler falan da yapılmış. İki yıldır yapabildikleri bu. Ama bahçe darmadağın. Banklar sökülmüş durumda ve işin kötüsü terk edilmiş durumda. Hemen caminin yanında bulunan türbenin içindeki şantiyeye girdiğimde barakalardan çıkan cüzamlı görüntüsü veren ve homurdanarak konuşan yetkili olduğunu düşündüğüm bir zat, sorduğum sorulara cevap vermeye çalışıp olayı izah ederken ve içeri girdiğim için azarlamaya yeltenirken ağzından çıkan ve anlayabildiğim tek şey var: “ihale”. Homurtuyla konuştuğu için başka bir şey anlayamıyorum zaten.
Fatih Belediyesine telefonla ulaşmaya çalıştım, ulaşamadım. En az dört farklı yere mail atıp durumu bildirdim, cevap isteyip bu konu hakkında yazacağımı kendilerini ilettim. Hiç birinden cevap gelmedi. Şimdi hiçbir şey olmayacak. İstanbul’un en güzel ve en ferah mekânlarından biri uzun süre daha kapalı kalacak. Sonra Fatih Belediyesi bir Kültür Binası daha dikecek belki. Sonra panolara belediye başkanının yakışıklıca çekilmiş bir fotoğrafı asılacak, hemen yanında da “En iyi belediye seçildik” ile başlayan reklam kokan metinler ve yalaka gazete küpürleri yer alacak.
Fatih halkı ve yakın muhtarlıklar toplanıp imza toplamalı. İnşaatı biran önce bitirsinler ya da beceremiyorlarsa bırakıp gitsinler. Halk toplanıp evinden getirdiği kazma kürekle, yumurta akıyla, sulu boyayla, yumoşla, pudrayla, popolinle onlardan daha iyi iş çıkarır, daha iyi restore eder. Türkiyenin en iyi belediyesinin yapacağı bu kadar işte.
Biliyorum, cevap verme nezaketinde bulunurlarsa muhtemelen belediyenin yetkisinde olmadığını, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ilgilendiğini yahut o bitiş tarihinin aslında sadece minber ve mihrap restorasyonu ihalesi için geçerli olduğu, ayakkabılık için ayrı ihale, kapının kolu için ayrı ihale, camiye gelen hacı amcanın takkesi için ayrı ihale olacağını falan söylerler. Ya da ilgilenen kurum kalkar, işte ihale sonuçlanmadı, falan firmanın patronunun babaannesi hastaymış, yok efendim ihaleyi alan şirketin bürosunu su basmış, ilgilenen yetkilinin teyzesinin kızının düğünü varmış, asker arkadaşının göbeğinde çıban çıkmış gibi alakasız bir ton laf ederler. Türkiye’de işler bu şekilde yürür çünkü. Bana camimi geri verin, bana Haliç manzaramı geri verin, bana çeşmemi geri verin!
14 Mayıs 2008
16 Mayıs Cuma günü FKM’de Şiir Gecesi düzenlenecek. Geceye katılacaklar arasında Murat Menteş, Hüseyin Akın, Şaban Abak ve birçok yazar var… Gidilmesi tavsiye edilir…
Tarih: 16 Mayıs 2008
Saat: 19:00
Yer: Fırat Kültür Merkezi / Çemberlitaş
İrtibat: 0 554 316 35 33
10 Mayıs 2008
“İnsan en iyi gece düşünür
En iyi yürürken düşünür”
Gece Yürüyüşü
İbrahim Paşalı

Selma Çınar’ın bu konu hakkında duygularını aktarıyorum:
“Geceler hakkı için, binlerce geceler hakkı için yürüdük, düşünürken kafamızın topukları patlayıncaya kadar (tabanları su toplayıncaya kadar) yürüdük… Bazen beş adımlık bazen binlerce kilometrelik şarkılar dinledik… İyi ablalar… Sandalyeleri sabah beşlerde topladığımız oldu. Çayyaş üç beşimiz dışında sızanlarımız… Bir ara Paşalı konuşmaz küfretmez oldu. İyi abiler dinledik o sıra, hiç düşsüz düşünsüz kalmadık. Düşe kalka öğrendik düşünmeyi ve büyüdük. Yarım kalan cümleleriyle dahi olaylara o gözle bakmayan abisi gibi gören programdı Gece Yürüyüşü.
Belki hava güzel olacak…
Belki balık tutmaya gideceğiz…
Belki başka bir yere gideceğiz…
Herkese Allah rahatlık versin…”
28 Nisan 2008
Alemin Renkleri olarak Blog Ödülleri 2008’e katıldık. Kültür – Sanat kategorisi altında boy gösteren sitemize oy vermek isterseniz 5 Mayıs sonuna kadar 2008.blogodulleri.com u ziyaret edip oyunuzu kullanmanız gerek. Birçok kategori var, her kategoride bir oy kullanabiliyorsunuz. Bu arada oy kullanabilmek için siteye üye olmak gerekiyor, baskı yapmak gibi olsun ama yeniden hatırlatmak istiyorum sitemiz Kültür – Sanat bölümünde…
Kolay gelsin, iyi oynayan kazansın. Kazanırsam siteye hava limanı yaptıracağım!
Yuh, o kadar da değil, ama kazanırsam siteye bir adet müzik player ekleyeceğime söz verebilirim, şimdiye kadar bahsedilmiş olan şarkıları tek listeden kolayca dinleyeceğiniz. Ne dersiniz, güzel olmaz mı?