top-image

Alıntı kategorisindeki tüm yazılar listelendi...

Haber Kültür sitesinde yayımlanan Ebubekir Sifil ile yapılan bir söyleşi var.

Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum: aha

Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze’dir. Bir bebek bir yaşına girerken ağzında emzik değil, kurşun taşıyorsa orası Gazze’dir.

Bebeklerin uykulu gözleriyle annelerinin memelerini ararken, kor gibi yanan namluları emmeye başladıkları yerin adı Gazze’dir. Yağmur bir futbol sahasında çocuğun atacağı golleri yutmak için sırada beklerken, çocuğun çelimsiz vücudunu kurşun yağmurları yutuyorsa orası Gazze’dir.

Okula gitmek için erkenden kalkmış ve saçlarını ören annesinin parmaklarından sızan merhameti kana kana içen kız çocuğu, henüz evinden çıkmamışken damlarına düşen bir bombayla birlikte duvarların altında kalıyorsa orası Gazze’dir. Çocuk bir varilin arkasına sığınmaya çalışırken, kurşun önce saklanıp, çocuk kafasını uzattığı anda alnından sobeliyorsa orası Gazze’dir. Okulun bahçesinde ip atlayan kız çocuğu tam gökyüzüne yükselmişken, kurşunlar gri kanatlarıyla gelip kızı başka göklere kaçırıyorsa orası Gazze’dir.

Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze’dir. Gazze, çocukların öldüğü yerlerin adıdır bundan böyle. Bir çocuk sıtmayla, tüberkülozla, yüksek ateşle ve daha bilmem hangi hastalıkla ölürse ölsün, öldüğü yer neresi olursa olsun, biz oraya Gazze diyeceğiz. Duvarların çepeçevre sardığı bir ölüm kampına dönüştürülen Gazze’de, çocuklar ölmeye devam ettiği sürece hiçbir masal tamamlanamayacak, hiçbir çocuk şarkısı melodisini bulamayacak, hiçbir oyunun sonu gelmeyecek, hiçbir top zıplamayacak, hiçbir tebeşir tahtaya yazmayacak. Çocukluk dünyasına dair hiçbir renk gerçek yüzüyle insanların gözüne görünmeyecek bundan böyle. Çocuklar eksildikçe, eksilecek herkes ve her şey…

Paul Virilio, yaşlı bir Japon dostunun kendisine şöyle söylediğini aktarıyor: “Amerikalılar’ı bağışlayamamamın nedeni Hiroşima’nın yalnızca bir savaş eylemi değil, bir deney olması.” Savaş bir gün anlaşılabilir ve belki de bütün kıyıcılığına rağmen insanlık tarihinin sayfalarından dışarıya çıkamayacak şekilde geride bırakılabilir. Pek çok savaşı kolektif zihnin geniş ve karanlık koridorlarında bıraktık.

Bir kenara not edelim; Gazze’de de artık savaş yok! Buna savaş demek bir deney halini görmezden gelmek demektir. Şöyle söylemek de mümkün artık dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan masum ve mazlum halklar üzerine girişilen bir saldırı Gazze’den ilhamla daha acımasız hale dönüşebilir. Gazze gittikçe şiddetin deney alanına dönüşüyor zira…

Tarık Tufan

(Merve Büşra* yazdı)

Rüyalarıma giriyorsun artık
Evcilik oynuyoruz birlikte

Sen bana öğretiyorsun kuralları
Şiir yazıyoruz beraberce

Geleceğe…

Ben sana çay yapıyorum şakacıktan
Sonra olmamış diyorsun, tekrar yapıyorum

Gülüyoruz, defterlere resimler çiziyoruz

Annen gelir diye korkuyoruz ama

Oyuna da hiç ara vermiyoruz…

Telefon ediyoruz sonra bilmediğimiz numaralara,
Komşunun ziline basıp kaçıyoruz,

Sonra sen benim saçımla oynuyorsun
Tokalar takıyorsun, okşuyorsun…

Ne de güzel saçların varmış diyorsun… …yazının devamını okumak için tıklayın.

Bütün istek programlarının her an tüm hızıyla devam ettiği, tüm radyo kanallarının bizim sesimiz olduğu, sıradaki her parçanın güzel parça olduğu yurdum radyolarının, reklamlarda sık kullandığı ve artık bıkkınlık getiren ifadelerine bir bakalım:

-Gelin görüşelim.

-Ayrıca… (“ayrıca”sız yerel reklam yoktur nerdeyse)

-Bayilikler verilecektir

-Bölge distribütörü…

-Şok şok şok!

-Şok olacaksınız! (Bir ürünün bedava dağıtıldığını duymaktan başka ne şok edebilir insanımızı acaba?) …yazının devamını okumak için tıklayın.

Sayfa: 11 2 3 »
bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi | Reng-i Ahenk Teması | Hakkımda | İletişim