Quest.Net Network Marketing Gerçeği
Ön bilgi: Bu yazı quest.net network marketing sistemini anlatan bir yazıdır, benzer network marketing sistemleri üzerinden de okunabilir. Quest.net; insanların üye olurken ürün almak zorunda kaldığı bir sistemdir. Ayrıca, sisteme katılan insanlar para kazanabilmek için belli bir metodolojiye bağlı olarak ikna yöntemi ile arkadaşlarını ve çevrelerini de bu sisteme katmak durumundadırlar. En basit anlatımla, sisteme her katılan kişi sisteme başkalarını (dolaylı veya dolaysız) katmak yöntemiyle para kazanır.
Bu linke tıklayarak yazıyı Word formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
ISINMA TURLARI
Quest.Net, kendi çıkarlarından başka bir şey gözetmeyen tamamen materyalist bir sistemdir. Oysa burada söylediğimizin aksine; bir dayanışma, sisteme katılan üyelerin çıkarlarını gözetme, liderlerin altlarını eğitmesi gibi hoş ve ahlaki durumlar (güya) görebiliriz. İlerleyen safhalarda detaylı olarak göreceğimiz gibi bunun birçok sebebi var. Başlangıç olarak: salt maddeci bir sistemin insan faktörünü yeterli oranda kullanamayacağını, insandan (üyeden) başka sermayesi olmayan sistemin kendi bekası için insan fıtratına uygun (!) stratejiler üretmesi gerektiğini, bunlar olmaksızın insan (üye) üzerine kurulu sistemin batacağını, söyleyebiliriz. Yani burada, sistem içinde bulunan ahlaki unsurlar sistemin işleyişi için vardır ve sunidir.
Sistemin ilerleyebilmesi; insanın (üyenin) sadakatine, eğitilip terbiye edilmesine ve yetişen üyenin (lider) kendi kişilerini eğitmesine bağlıdır. Ancak böyle olmalıdır ki eğitilenler bir süre sonra eğitici konuma gelsin ve böylelikle sınırsız bir döngü sağlanabilsin.
Burada, sisteme katılan bireyi bir tavuk olarak düşünebiliriz. Bu tavuğun yumurtlaması gerekmektedir. Elbette bu yeterli değildir. Ayrıca yumurtalarını eğitmesi ve onları yeni yumurtalar üretebilecek bir tavuk olarak yetiştirmesi gerekmektedir. Yumurtlamayan, yumurtlamayı beceremeyen tavuk işe yaramaz, ancak sistemi kilitler. Görüldüğü gibi bilinçsiz bir katılımın işe yaramadığı bu sistemde her zincir halkası eğitilmeli ve ayrıca doğurgan olmalıdır. Bu sebeple şirketin en önemli yatırımı eğitim sisteminedir. Eğitimin ilk merhalesi sisteme yeni getireceğiniz üyeleri nasıl getirebileceğiniz ve onlara nasıl yaklaşmanız gerektiğidir. Ve zaten eğitimlerin neredeyse tümü, sistemin bekası için gerekli olan sisteme katacağınız kişiler ve nasıl çalışmanız gerektiğini anlatan derslerden ibarettir.
Liderlerin altlarını (kişilerini ve kişilerinin kişilerini) eğitmeleri, onlara sistemli bir şekilde (sisteme yeni kurbanlar kazandırırken) yardım etmeleri sistemin işleyişi için en gerekli şeydir. Lakin bu maddeci sistem bu meseleyi ahlaki unsurlarla donatıp manevi soslarla bezemiştir ki, insanlar: “altlarıma yardım ediyorum”, “kendim şuan için önemli değilim, bana inanan insanlara kazandırmak için çalışıyorum” diyerek azimle ve ahlaki gibi görünen bu düşüncelerle çalışsın, herkes her durumda sistemin işleyişine katkıda bulunsun! Böylelikle, insanın fıtratı ve çalışabilme azmi için gerekli boşluklar doldurulmuş olsun…
İnsan psikolojisi konusunda uzman olan sistem mimarları, sisteme katılacak kişilere nasıl yaklaşılması gerektiğini ve onların sistemde verimli olabilmesi için nelerin gerekli olduğunu tespit eder. Tüm mekanizma yukarıdan aşağı doğru bir bilgi akımıyla işletilir. Katılan her bireye seviyesi nispetinde bilgi verilir ve zamanla terbiye (eğitim) edilir.
HAYALLERİNİZİN ESİRİ OLMAK İSTER MİSİNİZ?
Sistem, insanları ikna ederken (her network marketingde olduğu gibi) kazanma dürtülerini besler. İnsanda bulunan kazanma arzusunu mantıklı (modern zamanda standart insan algısı) argüman ve matematiksel verilerle körükler. Sistem mimarları elde ettikleri tecrübeler neticesinde sadece arzuların ve anlık heyecanların insanları sistem içerisinde tutmayabileceğini görerek, oluşabilecek aksaklıklar için önceden tedbirler almaya çalışmışlardır. Örneğin, şirketin sonradan bünyesine kattığı v-team (v-partners) adlı danışmanlık şirketinin ve quest.net sisteminin ağır toplarından Pathman Senatrijah bir dersinde “insanlara hayalleri olup olmadığını sorun, onlardan hayallerini öğrenin”, “eğer siz onların hayallerini öğrenirseniz hangi düğmeye basacağınızı bilirsiniz” der. Elbette bunun amacı ilerleyen zamanlarda eğer üye (yani ürün) yalpalar veya vaz geçmeye kalkarsa ona kendi hayallerini hatırlatarak baskı kurmaktır: “çocuklarının daha iyi bir eğitim almasını istemiyor muydun?”, “alacağın o arabadan vaz mı geçeceksin?”
Denilebilir ki, “tüm bunlar teşvik içindir, insan normal hayatta da benzer durumlarla teşvik edilemez mi?” Birincisi, burada bu diyalog insanı hayallerine karşı esir alma girişimidir. İkincisi hayallerine ancak bu yolla ulaşabileceğini empoze etmektedir. Çarkların işlemesi ve aksaklığın olmaması için yapılan bu ‘sisteme bağlı tutma psikolojisi’ birçok zaman işe yaramaktadır. Ve işi bilenler hemen fark edecektir ki bu metodu Amway uzun yıllar kullanmış ve birçok kişiyi kandırmıştır. Pathman’ın da sözleri söylediklerimizi doğrular niteliktedir, bu konuda şunları der: “bu sistemdeki en önemli şey sizin hayalleriniz, rüyalarınız ve hedeflerinizdir”, “…öncelikle kendi hayal ve hedeflerinizi belirleyeceksiniz”, “…ve bu anlattığım taktikleri kendi organizasyonunuzda kullanacak, kişilerinizden hayallerini öğreneceksiniz”.
Tüm bunlara rağmen, bu tavrın ahlaklı olduğunu varsaysak bile, yapılan tüm bu şeylerin sistemin sağlıklı kalabilmesi ve daha çok kazanabilmesi için yapıldığını görmemize hırstan başka ne engel olabilir?
KENDİ İŞİNİZİN PATRONU (sistemin kölesi) OLMAK İSTER MİSİNİZ?
Quest.net’in klişeleşmiş sloganıdır bu: “kendi işinizin patronu olun”.
Sisteme katılacak olan kişinin sistemi koruyacak, sistemin devamını sağlayacak şekilde eğitilmesi (terbiye) gerekmektedir. Kişi, lider (hizmetkâr) olduktan ve belli olgunluğa eriştikten sonra tıpkı terbiye edildiği gibi o da altlarını eğitmesi gerekir. Sistemin döngüsünün sağlanabilmesi için de zaten; liderin, yani hizmetkârın, yeni liderler yetiştirmesi, yeni yetişecek olanların da yeni hizmetkârlar yetiştirmesi gerekmektedir. Böylelikle sistem kendi işleyişini garantiye alır ve sistemin korunmasını, muhafızlığını, işlerinin patronu olduklarını zanneden bu üyelere yaptırır. Yazımızın ilerleyen bölümlerinde de görüleceği üzere, her üye sistemin gönüllü muhafızıdır. Muhafız: yani kendi işinin patronu!
Sistem, hiyerarşik eğitim mekanizmasını işletmiş ve ancak bunlar var olduğu sürece ayakta kalacağını bildiğinden kapitalist zekâyı sonuna kadar kullanmış, kişisel gelişimcilerin yıllardır ürettikleri bilgileri de kullanarak kendilerine özgü bir dil geliştirmiştir. Bu yüzdendir ki birçok soruyu cevaplanmış olarak sunar. Örneğin ilk derste (tanıtım), henüz sisteme katılmamış olan müstakbel üyeye kâğıt ve kalem vererek sorularını not almasını isterler. Herkes kafasına takılanı sormalıdır. Hatta soru sormayı teşvik ederler.
Çünkü bilirler (ve beklerler) ki, tanıtıma gelmiş müstakbel muhafızın soracağı sorular:
“dünyada kimse kalmayınca ne olacak?”, “ürünlerin fiyatları ederinden pahalı değil mi?” ve benzeri yüzeysel, sığ, komik şeylerdir. Bu ve benzeri sorulmuş birçok sığ sorunun sığ cevabı hâlihazırda sizi beklemektedir. İşin özüne, hakikatine ait, tahliller ve sarsıcı sorular sormak ancak derin ve Müslümanca düşünmenin sonucudur.
Pathman Senatrijah yine bir dersinde mealen şöyle der: “size sorular sorup ikna olmamak için ısrar eden insanlara, evet ben de benzer tedirginlikler yaşadım ancak bulduğum şey şudur, diye bir çıkışta bulunun”. Buradan anlaşılıyor ki, üye olacak bireyden derin düşünmeksizin basit sorular sorması beklenirken, liderin de koşullu bir şekilde düşünmeksizin cevap vermesi beklenir. Sizin sorduğunuz sorunun ve takıldığınız meselenin çokça bir önemi yoktur. Yani sistemin üyeleri ve liderler, dışarıdan gelebilecek tüm karşı fikir ve tahlillere baştan kulak tıkamış her durumda haklı olduklarını varsaymışlardır. Oysa Pathman soru soran kişinin haklı olabileceğini hiç düşünmemiştir bile. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, bu sistemin üyeleri körü körüne haklı olduklarına inanmışlar ve inandırılmışlardır. (bunun sebeplerini yazının sonuna doğru training meselesinde anlatıyorum) Kendileri bazı sorularda takılsalar bile, tüm soruları cevaplayabileceğine iman ettikleri üst düzey liderler tanıyorlardır. Onların her şeye bir cevabı vardır. (!)
Bu sistemin tarikat yapısına benzer yönleri bulunması sistem mimarlarının, psikologların yıllardır geliştirdikleri stratejiler ve eğitimler sonucudur. Sosyal dayanışma ve yardımlaşma şirketin bekası için işletilir! Sosyal dayanışma ve yardımlaşma şirketin devamı için işletilir! Sosyal dayanışma ve yardımlaşma şirketin sağlığı için işletilir!
Eğitimlerde, kendi işlerine (şirketin gönüllü muhafızlığı) güvenmeleri, yeni üye olacakları veya olmuşları takip edip haberdar olmaları, bu işi hayatlarının işi olarak görmeleri öğütlenir. (sadece quest.net için değil neredeyse tüm N.M.’lerde böyledir) Sistem, üyelerinden samimi olmalarını ister. Quest.Net, kazanabilmek için ilim (eğitime devam etmek), amel (sisteme yeni üyeler getirmek), ihlâs (özverili çalışmak) aşamalarından tüm üyelerini geçirir, geçirmek zorundadır!
Burada üstat Dücane Cündioğlu’nun sözünü hatırlatmakta fayda var: “Kapitalizm, kendine iman edenlerden ihlâslı olmalarını ister.”
BEN KAZANIYORUM SİZ DE KAZIKLANIN!
Sisteme katılmış biri, size, kendisine öğretildiği üzere “çok kazandıran bir iş var, sana söz vermiyorum (!) ama eğer kafana yatarsa beraber çalışabiliriz” derken, aslında şunu diyordur: “benim para kazanabilmem için seni ikna etmeye ihtiyacım var lütfen sen de bize katıl”.
Elbette bunu bu şekilde dile getirecek değildir. Çünkü “sana söz veremem” cümlesinin muhatap üzerindeki etkisi dahi hesaplanıp, ikna yönteminin bu ve benzer şekillerde yapılması, eğitim sisteminden geçenlere öğretilmiştir. Görüldüğü gibi sistemin eğitim şekli, kendi devamını sağlayabilmek için hizmetçilerine taktikler vermekten ibarettir. Üyeler bu taktikleri kendi arkadaşları ve dostları üzerinde deneyeceklerdir. Denilebilir ki, “insanlar bu gibi teknikleri kişisel gelişim kitaplarından öğrenip hayatlarında uygulayabilirler, bu salt quest’in sorunu değil”. Burada anlatmaya çalıştığımız quest.net’in modern zamanlarda türeyen kişisel gelişim, etkilime teknikleri, çekim yasası gibi sapkın metotlardan sonuna kadar beslenip eğitim sistemini bunlarla beraber inşa etmesidir. Quest.net, modern algının bu gibi tekniklerle oltaya geleceğini iyi bilir!
Sistemin üyeleri diyebilirler ki “biz kimseyi ikna etmeye çalışmıyoruz, sadece insanları davet ediyoruz, isteyen katılır isteyen katılmaz”. Oysa kendileri de bilmektedirler ki, para kazanabilmek için birilerini mutlaka ikna etmelidirler. Üstelik ikna ettiği kişi, sağlam (!), güvenilir (!), kendi ‘etkin çevre’sini bu sisteme katabilecek dirayette olmalıdır. Hatta ikna aşaması tamamlanıp denek (üye) sisteme girmeyi kabul ettiğinde, lideri ondan sisteme kaç kişi tanıtabileceğine dair sorular sorar. Ve günde/haftada bu işe ne kadar vakit ayırabileceğini söylemesini ister. (onlar taahhüt diyorlar) Çünkü bu aldığı bilgilere bağlı olarak lider altına baskı uygular. Eğitimlerde, liderlerden, sisteme yeni katılanlardan bu bilgileri edinmeleri özellikle vurgulanır. Böylece lider altına ne kadar baskı yapabileceğini ayarlar. Örneğin, üye haftada üç gününü ayıracağını söyledi ama bunu aksattı, lideri daha önce edinmiş olduğu ‘üç gün’ bilgisi neticesinde baskı uygular, onu uyarır. Sistem mimarları bunun neticelerini iyi bildiğinden “herkese verdiği söze göre baskı uygulayın” talimatı vererek hem baskı unsurunu işletir, hem bireyin bunalmasını engellemeye çalışır, hem de ‘söz vermek’ gibi ahlaki bir etkiden beslenir. Kendini ‘işinin patronu’ sanan zavallı üye, üstünde onlarca etkinin, yönlendirmenin, kullanılmanın, psikolojik çatışmanın farkında değildir. Gördüğümüz gibi sistem, birçok arka faktörü kullanarak her üyeyi sistemin sağlıklı çalışabilmesi için hizmet edecek düzeyde eğitmeye çalışır.
Beyni ofislerde quest.net fikirleriyle doldurulan birey, bir canlı bomba misali sokağa çıkar ve insanlara karışır, öğretildiği üzere pimi çeker (yani ikna tekniklerini uygular) ve kendiyle birlikte öbür dünyaya (quest.net’in para dolu gizemli mistik dünyasına) onlarca arkadaşını götürür!
Denilebilir ki, buradaki herkes kendi isteği ile bu sisteme girmiştir, onları kimse zorlamamıştır. Elbette deriz onlara, elbette; şeytan da kendine uyanlara yaptığı vaazda demiyor muydu: “ben size sadece vesvese verdim, sizi bu hale kendi nefsiniz düşürdü”.
Bu sistemde (eğitimi almış terbiye olmuş insanlar tarafından) size bir soru yöneltiliyor ya da bir yaklaşım biçimi tercih ediliyorsa, tüm bunlar daha önce üyelere ezberletilen şeylerdir. Her yaklaşım, her soru, her cevap neredeyse ezberletilmiştir. Bu konuda hiçbir fikrimiz olmasaydı dahi, tüm quest.net üyelerinin benzer davranışlar sergilediğinden bile anlayabilirdik. Sistem, çark işlerken, üyeler çarkın işlemesine katkıda bulunacak şekilde eğitilirken, sistemin nasıl işleyeceği konusunu kimsenin inisiyatifine bırakmaz. Yani sistem kendi varlığını korurken işini şansa bırakmaz, üyelerinin zekâlarına da güvenmez, böylelikle davranış biçimlerini ve stratejileri kendi belirleyip üyelerini buna göre eğitir. Ancak temel unsur ve yaklaşım biçimlerini ezberleyen lider, bir aşamadan sonra kendi metotlarını kullanabilir, gerek kalırsa!
ARKAMDA LİDERİM.. ÖNÜMDE DİRECT’LERİM.. RABITAM QUEST’E.. KENDİMDEN GEÇERİM..
Doğru kaynaktan bilgi almış ve sistemi özümsemiş liderler tarafından eğitilen herkes bilir ki bu iş (işe vakıf olmayan insanların zannettiği gibi) kolay bir iş değildir. Sistemin çarklarını kurulu düzene göre, senden istenildiği şekilde işletmen gerekir. Kimse (işi yalan yanlış öğrenmişler dışında) size azıcık çalışıp çok para kazanacağınızı söylemez. Çalışmadan para kazanacağını zanneden insanların türemesi network marketing sistemlerinin içinde quest.net için nadir bir durumdur. Çünkü quest.net bu algıyı başka algılarla değiştirmiştir ve zaten kısa zamanda para kazanamayan kişinin usanacağı ve sistemin çarkları bozulacağı gibi sonuçları olduğundan mantıklı da değildir. Ancak quest.net dışındaki network marketing sistemleri ‘kolay para’ meselesini iyi yönetememişlerdir. Quest.net zeki bir yapıdır, ‘bilginin tahrif edilmesini’ engellemek için üstün gayret gösterir. Onun stratejileri sistemin işleyişinin ana kaynağıdır ve kutsaldır. Tahrif olursa hidayete ulaştırmaz! (sistem işlemez!)
Gerçekten de zaman ayrılması, bilgilerin eksiksiz olarak alınıp aktarılması ve başka birçok fedakârlık yapılması gerekir, kazanabilmek için. Ancak ilk başta sizden az bir zaman ayırmanızın yeterli olacağını söylerler. Belli bir süre sonra daha fazla zaman ayırmanız gerektiğini hissedersiniz. Zaten aşamalar ilerledikçe ayırmanız gereken zaman dilimi fazlalaşır. Kişileriniz (direct) vardır, onların getirdiği kişiler (indirect) vardır, onların tanıtımları vardır. Sokak ağzıyla söylersek ‘direct’leriniz ‘indirect’lerinizi kafalarken ikna esnasında tecrübeli bir bilge olarak yol göstermeniz gerekmektedir. Lakin komik olan şey şudur, sisteme katılan kişiler, (şimdilik) kendileri için çalışmadıklarını, ikna ettikleri kişilerin kazanması için çalıştıklarını çokça söylerler. İkna edilen kişiler henüz toy olduklarından yeni kişileri iknada zorlanırlar, liderleri onlara yardım eder. Liderin kendi altlarına yardım etmesi için de, quest.net çift kollu ilerleyen bir yapı kurmuştur, üyenin birebir getirdiği kişi ile kişilerinin getirdiği kişiler (yani altlarının altı) arasında quest.net için bir fark yoktur.Sadece sistemin dengeli bir şekilde ilerlemesi gerekmektedir. Yani asıl olan zaten budur, ne şekilde olursa olsun üye kendi çıkarı için çalışır. “kişilerime kazandırmak için çalışıyorum” lafı ise, insanların sisteme hizmet ederken kendilerini iyi hissetmeleri ve ihlâslı olmaları içindir! Bunun böyle olmadığını iddia edecek bir quest.net üyesi muhtemelen dersine iyi çalışmamıştır. Çünkü quest.net’in ağır toplarından ve ilklerinden Joo Fabrikas şöyle der: “eğer onlar için zaman ayırır ve onlara yardım ederseniz onlar da etkin çevrelerini getirirler”. Kişilerinize tüm vaktinizi ayırdığınızda onlara yardım ettiğinizde ‘ne olur’u anlatmaya çalışır Joo ve şöyle devam eder: “öyle kişileriniz var ki, tam anlamıyla bu işe inanmışlar ve bu iş için sürekli olarak çalışıyorlar, sizce bundan kim faydalanacak?”. Sonrasında cevap verir: “siz, elbette siz!”. Ve yine devamında W.I.F.M diye bir kavram atar ortaya Joo: “What’s in it for me?” yani: “bunda benim yararıma olan ne var?”
(bu “bunda benim yararıma olan ne var” yaklaşımına Dr. Ali Şeriati Utilitarizm –menfaat üstünlüğü ekolü- demiyor muydu?)
Ayrıca Joo Fabrikas ne kadar kapitalist olduğunu ispatlarcasına, ‘insanın her koşulda ilk önce kendini düşündüğünü’ iddia eder. İşte sistemin ham maddesi böyle maddeci, kapitalist, materyalist bir felsefedir. Ancak bunu böyle sunamayacaklarına göre ahlakla, erdemle, duygusal tepkilerle süslerler ve öylece sunarlar. Quest.net’in burada örneklerini verdiğimizden çok daha fazla hatta yüzlerce böyle materyalist yaklaşımı vardır. Bunları teker teker anlatmak gereksiz olacağından ve asıl maksat anlaşıldığından bu kadarla yetindik.
Bu arada birçok yerde bahsettiğimiz ‘etkin çevre’nin ne demek olduğunu da açıklayalım. Henüz konuya yabancı olanlar da anlayabilsin ve anlatmak için de yine sevgili (!) Joo Fabrikas’a başvuralım bakalım neler diyor: “sen iyidir dersen ben de kabul ederim, diyenler etkin çevredir.” (circle of influence)
Kime karşı kimi kullanıyorlar, olayın vahametini fark ediyor musunuz?
Üyeler kişilerine yardım edip onların yeni kişiler getirmesine vesile olmazsa sistem işleyemez ve bunun yolunu şöyle tıkarlar daha doğrusu Joo şöyle itiraf eder: “Eğer bu işten para kazanmak istiyorsanız kendinizi unutun, organizasyonunuzu düşünün, liderinizi düşünün”. Sanıyor musunuz ki Joo ahlaklı bir şey söylüyor, hayır, sistemin olmazsa olmazını fark etmeden itiraf ediyor. Joo tatlı bir elemandır, onu seviyorum (!), ileride “liderinize rabıta edin” falan diyebilir. Çünkü quest.net için lider gerçekten önemlidir. Aydınlanmış ve inanmış kişilik, insanları tecrübesiyle aydınlatır yeni aydınlar (muhafızlar) türetir. Yeni türeyen (üretilen) muhafızlar olmazsa sistem nasıl işleyebilir?
OFİSE GEL İRŞAD OL HATMEYE KATIL MÜRŞİT (para) GÖR!
Bir de ofis olayı var tabi! Ev ofislerde (home office) cemaatleştikleri için quest.netçileri eleştiren insanlar gördüm, bu noktadaki eleştiriler yersiz olsa gerektir. Quest.net salt iş olarak işlemez, eğitim en önemli şeydir, iş: eğitimdir, çünkü ürün: insandır. Sistemde ürün olmadığını, ürün diye bahsedilen şeyin aslında insan yani üye olduğunu ilerleyen safhalarda anlatacağız. Ev ofisler bir zaruret üzerine doğmuştur. İnsanların terbiye edilmesi için gerekli eğitim kafe gibi ortamlarda uluorta verilemez. Dershane gibi bir yere ihtiyaçları vardır. Yeni gelen, henüz işi bilmeyen kişiye yapılacak olan tanıtım için sessiz sakin bir odaya ihtiyaç vardır.
Sen, tanıtımı yapan kişi ve seni oraya getiren sevgilin arkadaşın odaya girdiğinizde; sevgili arkadaşın yanına tanıtımı yapacak kişi karşına oturduğunda; ortanızda bir masa ve masanın üzerinde sürahi ile bir bardak su bulundurduklarında; telefonların sesini kapatıp mübarek (!) eğitime (tanıtım) başladığınızda; ortamın maneviyatına (!) kapılıp gittiğinizde; tanıtım ilerledikçe içinizdeki para ve kazanma aşkı kalbinizi kaburgalarınıza dayayıp dışarı fırlaması için zorladığında, ortalık sessiz ve sakin olmalıdır. Bunun için ofis idealdir. Ama şart değildir (global stratejiye göre). Evlerde toplanıp toplu tanıtımlar yapılabilir.
Ofisler için farklı stratejiler geliştirmişlerdir. İşleyiş ve mekanizma yine belirli bir amaçla belirli bir kurallar bütününe göre yapılmaktadır. Bir ofiste bir liderin altları belli bir sayıdan sonra farklı kollar halinde ofisler açabilirler. Elbette liderlerinin gözetiminde…
QUEST.NET NE ALIR NE SATAR?
Bir diğer yanılgı da quest.net’in bir şeyler sattığı efsanesidir. (“aha işte şimdi çuvalladın” dediğinizi duyar gibiyim, acele etmeyin) Bilindiği gibi, bir çok ülkede somut bir karşılığı olmaksızın (hizmet yahut nesne) yapılan network marketing ticareti (ticaret mi dedim, özür dilerim) yasaktır. Ayrıca ürün olmaksızın yapılan ticaret İslam’da da yasaklanmıştır. Böyle iki büyük engelleyici unsur varken elbette ki network marketing sistemleri ürünsüz piyasaya çıkamazlar. Sizden aldıkları paranın karşılığı olarak bir ürün vermeleri gerekir. Ayrıca böyle yaparak birçok eleştiri noktasını da tıkamış olurlar.
Evet, quest.net de üye olurken bazı ürünleri size (güya) satar. Lakin bu ürün satma olayı yukarıda bahsetmiş olduğum sebeplerden dolayı var olan bir etkendir. Asıl olan insandır, yani üyedir. Quest.net sistemine daha çok insan katmak ister, daha çok ürün satmak değil. (itirazı olan?)
Bunu her sisteme katılan bilir. Ancak nedense bunu bir türlü kabul etmezler. (aslında hiçbir şeyi kabul etmezler, bunun sebebini ‘düşünme’ ve ‘training’ bölümünde anlattım)
Quest.net ürün odaklı bir firma olsaydı, üyelerine (muhafızlarına) insanları nasıl etkileyeceklerini (kandıracaklarını), ne gibi taktiklerle saldıracaklarını, hangi şeytanca yöntemlerle insanları sisteme katacaklarını değil; ürünleri nasıl pazarlayacaklarını anlatırdı. Quest.net gerçekten ürün satsaydı, üyelerine; ürünlerinin nasıl güzel olduğunu, ödediğiniz paraya ne de çok değdiğini, ne kadar kaliteli ve sağlam olduklarını anlatırlardı seminerlerinde. Ki üyeler bunları bilsin ve insanlara satarken bu bilgileri kullansın. Oysa quest.net eğitimlerinde ürünlerin yeri yoktur. Tanıtımda ürünler hakkında verilen fiyat ve bilgiler üstünkörüdür. Biz burada ürünlerin verilen ücrete değip değmediğini tartışmıyoruz, bu göreceli bir kavramdır, alınan ürün o fiyat etse de etmese de quest.net’in meselesinin ürün satmaktan öte olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Yeri gelmişken hatırlatmakta fayda var, lüks tüketim mallarını ihtiyacı olmayan insanlara satmak gayri ahlaki bir durum olduğu gibi ayrıca da caiz değildir. (bu konuda Hayrettin Karaman hocanın fetvasına bakabilirsiniz)
Quest.net için ürünlerin bir önemi olmadığı gibi, sisteme katılan kişiler için de bir önemi yoktur. Sisteme hiçbir kimse sadece ürün almak için katılmaz. Sisteme katılmak için ürün alır. Bu sisteme girip çok para kazanacağına inanan insanlara eğer ürün vermemiş olsaydınız yine de sisteme katılırlardı, öyle ya, verdiği paradan çok daha fazlasını kazanacaktır nasıl olsa! Bu açıdan bakıldığı zaman zaten ürün versinler ya da vermesinler sisteme katılmamak aptallıktır, nihayetinde ucunda çokça para vardır. (bu arada, quest.net üyelerine; sistemi kabul etmeyen, sistem hakkında kötü konuşan insanlardan uzak durulması gerektiğini çünkü onların negatif insan olduğunu söyler. Zeki sistem bir çırpıda bizi negatif insan olarak etiketlemiş bizden uzak durmuştur, sevgili arkadaşımızdan da bunu istemektedir. Umarım bu taktik kadim bir dostluk anlayışı olan Türk insanında işlemez)
Quest.net üyelerinin internet ortamında tartışmalarda çokça kullandıkları bir söz vardır: “isteyen gelir, isteyen gelmez, zaten herkesin gelmemesi daha iyi, herkes gelse biz nasıl kazanalım”. Türkiye’de buna benzer onlarca söz ve davranış gelişmiştir. Genellikle sorulan sorulara ya da yapılan eleştirilere cevap vermek için zamanla doğal olarak türetilmiştir bu fikirler. Oysa bu fikir quest.net’in fikri değildir, derslerine biraz çalışmış olsalar quest.net itikadına da uymadığını görürler. Öyle olsa insanları ikna için kullanacağınız onca teknikleri size neden öğretsinlerdi? Şirketin fikirlerini özümsemişseniz ve iman etmişseniz, organizasyonunuza daha çok kişi katmak için çalışırsınız. Şirketin de öngördüğü budur ve sizden bunu ister. Ve herkes organizasyonuna daha çok kişi katmak için çalışır. (siz “kişilerime yardım ediyorum” demeye devam edebilirsiniz) Quest.net küçük planda sizden ‘etkin çevre’nizi getirmenizi ister. Büyük resme bakarsak milyonlarca kişinin ‘etkin çevresi’ demek, herkes demektir. Yani quest.net sizden ‘etkin çevre’nizi isterken aslında herkesi istiyordur. (“hayır canım, biz on sekiz yaşından küçükleri ve ‘etkin çevre’si mezar taşı olanları kurban etmiyoruz” mu dediniz? Anladım, küçüklerle ve ölülerle çalışmak resmi prosedüre uymuyor değil mi?)
Eğitimlerde ürünle alakalı dersler olmamakla birlikte, üyelere tanıtımlarda yanlarında ürün bulundurmamaları tavsiye edilir. (evet, ciddiyim) Böylelikle hem ürünlerle ilgili detay ve dertlerden kurtulacaklar hem de asıl önemli olan şeye odaklanmaları daha rahat olacaktır: mesele ürün değildir, sisteme katılmaktır.
Quest.net’in sermayesi domates/patates/saat/kolye/altın değildir, insandır. Quest.net antika saatleri nasıl depolayacağını düşünmez, insanları evlerde/ofislerde nasıl toplayacağını düşünür. Quest.net tatil paketlerinde oluşabilecek aksaklıkları değil, eğitilen insanların yeterince iyi terbiye edilememesini dert eder. Quest.net bir ürünü nasıl satacağınız konusunda değil, bir insanı nasıl ikna edeceğiniz konusunda size eğitim verir.
Anlayacağınız üzere quest.net’de ürünün bir yeri ve anlamı yoktur, var olması gerektiği için vardır. Quest.net’in ürünleri ve sermayesi insandır. O yüzden her üye aslında bir üründür! (Kemale ermiş ürünlere ‘lider’ denir)
Ürünle bir alakası bulunması münasebetiyle Türkiye’de Network Marketing’in bir yaklaşımını da burada zikredelim. Network Marketing kavramını açıklarlarken “network marketing reklam yapmaz, reklama vereceği parayı üyelerine komisyon olarak verir” diyorlar. Quest.net’in reklam vermiş olma ihtimalini düşünsek karşımıza komik hikayeler çıkacaktır, böyle bir şey zaten mümkün değildir. “Şu fiyata kol saati satıyoruz” mu diyecekler? Satmak istedikleri bir ürün olsa, zaten reklamını yapar ve satarlar. Peki şöyle mi reklam verecekler: “sisteme gelin üç-üç yapın 250 dolar kazanın”. Ne kadar komik değil mi? Network Marketing sistemleri zaten marka bilinirliğini ve güvenirliğini artırmaktan başka bir amaç için reklam veremezler, böyle bir şey elbette saçma olur, çünkü dertleri (birçoğunun) ürün satmak değildir, insan toplamaktır. Ürün, insandır… Quest.net’in futbol takımlarına sponsor olması ve benzeri gibi durumlar da söylediklerimizi teyit eder niteliktedir. Hayal edemeyeceğimiz kadar parayı bu işlere harcamalarının sebebi elbette tüm dünyada güvenilir imajı elde edebilmeleri içindir. Tanıtımlarda bu sponsorluklardan elde edilen imaj kullanılır, quest.net’in güvenilirliğini artırmak için bir argümandır sadece bu, ikna etmeyi kolaylaştıran…
DÜŞÜNMENE GEREK YOK EMREDİLENİ YAP YETER!
Şimdi size quest.net’in eğitimlerde kullandığı “yarınların liderleri bugün yetişir” başlıklı bir metni noktasına virgülüne dokunmadan aktarıyorum:
“Training ile Teaching in farkı; Teaching öğretmektir. Bu belirli bir zamanda başlar ve belirli bir zamanda biter. Ama Training eğitmektir ki bunun zamanı yoktur, sürekli tekrarı vardır. Neden yarınların liderlerine bugün eğitim veririz? Eğer bugün kendi kişilerimize doğru eğitim vermezsek yarın organizasyonumuz büyüdüğünde kişilerin çoğu düzgün eğitim almayacak ve sistemde sorunlar çıkabilecektir. Eğitimde niyet kişilerin daima eğitim veren kişiden daha ileri olmalarını sağlamaktır. Dolayısıyla iyi bir lider tüm tecrübelerini tam olarak kendinden sonrakilere aktarmalıdır.”
Görüldüğü gibi quest.net üyelerine teaching (öğretmek) ile değil de training (eğitmek) ile yaklaştığını söylüyor. Eğitmek; ezberletmek demektir, sorgusuz sualsiz, tekrar ettirmek, ezberletmek! Sadece sizi nerede ve nasıl davranmanız gerektiği konusunda terbiye ederler, sistemi sorgulamak, konumunuzu, kendinizi sorgulamak onların işine gelmez. Ve zaten eğitim (bir manası da terbiye demektir) ‘nasıl’ sorusuna cevap verir; öğretim ise ‘neden’ sorusuna…
Bu işi neden yapıyorum, kim için yapıyorum, yaparken iç dünyamda ve dış dünyamda neler oluyor, kimlere hizmet ediyorum; bana ezberlettikleri gibi “kişilerime yardım ediyorum” derken tutarlı mıyım, yoksa kendimi mi kandırıyorum; bana “arkadaşlarınızın bu işe sizden daha çok ihtiyaçları var” derlerken ne demek istiyorlardı; benden ‘etkin çevre’mi isterlerken yakın arkadaşlarımı, babamı, annemi, kardeşlerimi, dostlarımı daha kolay ikna edebileceğimi biliyor olabilirler mi, onların sadece bir sözümle bu sisteme gelebileceğini hesaplamış bir zekanın mı hizmetindeyim, ve benzeri soruları sormak zaten training (ezberletme) aşamasından geçmiş insanların işi değildir. Training (ezberletme) tarzı eğitim neticesinde üyeler sadece kendilerini öğretileni yapacaklardır, nasıl terbiye edilmişlerse öyle davranacaklardır. Şimdi bu bilgiler neticesinde, Pathman’ın soru soran insanlara nasıl davranılması gerektiğini anlatan mutaassıp düşünmeksizin yaptığı konuşma; neden sistemin üyelerine ‘muhafız’ dediğimiz; neden üyelerin körü körüne itaat ettikleri ve neden benzer davranışlar sergiledikleri daha da anlaşılır oldu. Tekrar edelim mi: (quest.net tercihi) training “nasıl” sorusuna, teaching ise “neden” sorusuna cevap verir!
(“ama bizimde nedenlerimiz var, pathman öğretti, bizimde hayallerimiz çalışma nedenimiz” mi dediniz? O halde bu kısmı anlaya anlaya derinlemesine birkaç kere daha okuyunuz ve Shiraz’dan A’bdou Habib Ghandoura dinleyiniz, An Evening In Beirut albümünde bulabilirsiniz)
MODERN OL DEĞİŞTİR DÜŞÜNCENİ AMA DÜŞÜNME GERİSİNİ
Elbette buraya kadar anlattığımız birçok şeyi, deşifre ettiğimiz birçok yaklaşımı, quest.net yeni üyelerine türlü metotlarla sunmaktadır. Hem şirket politikaları için geçerli hem de Türkiye’deki quest.net muhafızları için geçerli birçok kalıp vardır. Fikriyatlarını bunlar üzerinden temellendirirler. Ya da insanları bunlar üzerinden kandırırlar. Örneğin: “artık dünya değişti, bu yüzyılın ticaret şekli network marketing’dir” veya “network marketing geleceğin mesleği, son zamanların en popüler ve en kazandıran işidir” gibi söylemler vardır. Bunlar, üzerinde düşünülmeden direk kabul edilir ve aktarılır. Oysa, network marketing ne kadar yaygınlaşır ve popülerleşirse o kadar da tekelleşme olur, zaten bozuk olan güç ve para dengesi iyice bozulur. Network Marketing insanların bir şirket adına (ya da birkaç şirket) çalışıp, o sisteme yeni insanlar katmasıdır ve yeni insanların da başka yeni insanlar katmasıdır, böylelikle sınırsız olarak ilerleyerek tüm herkesi içine dahil etmeyi amaçlar. Herkesin fark edebileceği gibi bu, milyonlarca insanın birbirini kandırıp sisteme katarak şirkete para kazandırmasıdır. Güçte ve parada tekelleşen firmaların kölesi olmaktır. Kapitalist sistemde tekelleşmenin olması gayet doğaldır ama Network Marketing kapitalizmin zirve noktasıdır. Kapitalizmin gerekliliklerini yerine getirmekle ve hızlı sömürü gücüyle ‘geleceğin mesleği’ (!) network marketingler aynı zamanda işgal gücüdür. Ancak görüldüğü gibi bu popüler kavramlar ve yaklaşımlar anlaşılmadan iyi, ahlaklı ve güzel zannedilmiştir. Network Marketing geleceğin mesleği Networker ise geleceğin tüccarıdır, öyle mi? Oysa Networker “özelleştirilmiş insan”dır. (bkz. Özelleştirme)
Düşüncelerimiz ya kadim bir gelenekten beslenir ya da modern bir etkileşimden. Quest.net için zaten kadim olan her şeyi reddetmek gereklidir, ancak modern etkileşimlerden de kendisine uymayan şeyleri reddettiği olur. Bir fikir, bir yaklaşım kendine uymuyorsa; kurduğu sistematiğe engel oluyorsa; sistemine katmak istediği insanların zihinleri ve düşüncelerini bunlar, yani kendi işine gelmeyen şeyler belirliyorsa, tüm bunları değiştirmeye yeltenir. Her şeyi sistemin işleyebilmesi için yontarken insan zihni ve düşüncesini de yontmaları gereklidir. Aksi halde, henüz fikri birliktelik sağlanmamış insanın orduya nasıl katkısı olabilir? İşte bu yüzden, sistem kendi menfaatine uymayan fikriyatı bir başkasıyla değiştirmek üzere üyelerine eğitim verir. Buna “Paradigm Shifts” derler. Yani “Düşünceleri Değiştirmek”. Üyelere, ticaretin yapılış şeklinden insanlara yaklaşımına kadar birçok noktada klasik metotlardan kurtulmaları ve düşüncelerini değiştirmeleri söylenir. Sadece düşüncelerini değiştirmeleri söylenir, düşünmeleri değil. Üye; sorgusuz sualsiz düşüncelerini değiştirir, hayranlıkla sistem mimarlarının tekniklerini dinler, eğitimlerde bu şeytanca ticaret bilgileri karşısında mest olur. Mest oldukça canına dişine takar çalışır, çalıştıkça insanları sisteme katar, liderleri sayesinde sisteme kattığı insanlar da mest olur, onlar da çalışırlar; biraz para kazanır, para kazandıkça imanı kuvvetlenir. Ve zamanla ihlas mertebesine ulaştığında ona lider (üstün muhafız) derler, e tabi biraz da yetenek olmalıdır… Bunların hepsi bir zekâ tarafından (quest.net) sistematik olarak kurgulanmıştır. Bu yeni köle sistemi, denildiğine göre yeni yüzyılın mesleği imiş. Network Marketing uzun yıllardır var, ama böyle bir köle sisteminin geleceğin mesleği olması konusunda net fikir sahibi değiliz, dedikleri gibi köle sistemi revaç bulabilir, kendi kendine yok olup gidebilir de… Zira haklı olmamız kazanacağımız anlamına gelmez. Tıpkı bu yazıyı yazmakla kaybedebileceğim birçok şey olduğunu bilmem gibi…
EVE DÖNERKEN
Sistemi savunan üyeler de sistemi reddeden insanlar da tüm bunları sistem hakkında yeterli bir bilgileri olmaksızın yapıyorlar. Televizyonda ve internette bu sistem anlaşılmadan tartışılıyor, övülüyor veya reddediliyor. Bu yazıyı yazmama sebep olan etkenlerden biri budur. Bir diğeri ise, Quest.net’in son zamanlarda hızlıca yayılması ile birlikte birçok insanın, alimlere, hocalara bu konu hakkında fetva sormalarıdır. Ancak problem şu ki, bu sistemler şeffaf değildir, üyeye verilen bilgi az ve sınırlıdır. Sistemin yapısı ve nasıl işlediği şematik olarak anlatılır. İnsanlar da bildikleri bu kadar bilgi ile hocalara başvurmaktadırlar. Bu kadar bilgi ile ne konu anlaşılabilir ne de üzerinde düşünülebilir. Olayın künhüne vakıf olmak gerekir. Biz ise, işin derinine inerek aslında neyin ne olduğunu anlatmaya çalıştık elimizden geldiğince. Kimseyi haddinden fazla rencide etmemek için asli üslubumuz olmasına rağmen bizim için zor olsa da ironiden kaçabildiğimiz kadar kaçtık, ancak yer yer parantez içlerinde ve başlıklarda az da olsa kendini mecburen gösterdi. Sistem hakkında bahsederken söylentilerden, hurafelerden ve ehil olmayan insanların sözünden sakındık. Quest.net adına resmi olarak konuşan insanların (belgeli ve delilli) yaklaşımlardan, tekniklerinden ve yazılarından faydalanarak hazırladık bu yazıyı. Bu sebeple anlattığımız şeyleri burada biz uydurmadık, ya da sistemin üyelerinin sözlerine bakarak üzerinde konuşmadık. Ancak bilgileri quest.net eğitimlerinden ve quest.net adına konuşabilecek salahiyette olan v-team eğitimcilerinden aldık. Bazı yerlerde Türkiye’deki üyelerin genel tavırlarından bahsettiğimiz de oldu, ancak orada da bunu belirttik. Bahsettiğimiz konulardan hiç haberi olmayan quest.net üyeleri olabilir, bu ancak o kişinin yaptığı işi yeterince bilmediğini gösterir ya da bu bilgileri alabilecek bir seviyeye henüz gelmediğini. Bizim edindiğimiz ve açıklama gayreti içine girdiğimiz bilgiler sahihtir.
Daha önce de dediğimiz gibi quest.net şeffaf bir şirket değildir. Bu sebeple henüz ulaşamadığımız birçok bilgi vardır. Ancak elbette biz de yazının fazla uzaması ve meramın bu kadarla anlaşılıyor olması sebebi ile bildiğimizin ancak bir kısmını anlattık.
Bu yazının muhatabı ister sistemin üyesi olsun ister muhalifi olsun bu işin anlamını ve içyüzünü merak eden mütedeyyin insanlardır. Anlattıklarımızla alakası olmayan, zaten erdem, ahlak ve insanlık gibi hasletleri umursamayan, ne olursa olsun ancak para kazanmak uğruna savaşan insanlar muhatabımız değildir. Anlattıklarımız düşünmenin, derin düşünmenin ve bununla beraber ahlaklı düşünmenin üzerine kurulu olduğundan “ne olursa olsun fark etmez” diyen insanlar için zaten bir işe yaramayacaktır, onlar için neyin ne olduğu önemli değil neyin ne kadar kazandırdığı önemlidir.
Yazının amacı insanları yolundan döndürmek değil, ne yaptıklarını bilmelerini sağlamaktır. Sistem üyeleri için yer yer “muhafız”, “ürün”, “denek” dememiz quest.net’in kendi üyelerine bakış açısını anlatmak içindir. Yine de zarureten kullandığımız için, eğer okumakta olan sistem üyesi varsa özür dileriz.
Bu yazıyı hazırlamaya başlarken internette quest.net hakkında üretilmiş olan tüm bilgileri okumaya çalıştık. Meselenin etrafında dolaşan basit polemik soruları sormak yerine işin özüne ve derununa dair şeyler anlatan bir üslup belirledik.
Bir de yazıyı yazarken bol bol Jamal Slitine’den Hobbi Lak, Niyaz’dan Hejran, Ahmed Kaabour’dan Beirut Ya Beirut, Koptu Kervan’dan Bhala Ksika, Savina Yannatou’dan To Yasemi-Cyprus, Vampire Weekend’den Walcott dinledik.
Abdullah Kibritçi - 22 Ocak 2010 – İstanbul
Eğer yazıya katkıda bulunabilecek ya da eleştirebilecek bir yorum yazacaksanız, yazacağınız yorum tutarlı, anlaşılır, zihnimizi açacak bilgileri muhteva eden, demagojiden uzak bir yorum olmalıdır. Bu şartlara uymayan, sadece cevap vermiş olmak için yazılan sığ yorumlar onaylanmaz. Ayrıca “çok güzel bir yazı olmuş” ya da “böö berbat olmuş” gibi olaya katkısı olmayan saçma yorumlar da onaylanmayacaktır.




25 Ocak 2010 17:27
öncelikle bu kadar uzun bir yazıyı yazdığınız için teşekkür ederim.
bir kaç gün önce bir arkadaşım bahsettiğiniz oluşuma (cemaat mi demeliydim) davet etti. internetin mantığını bildiğim için bir kaç soru sordum. yukarıda yazmış olduğunuz cevapların aynılarını söyledi bana. amway gibi o zaman dedim. hayır onun gibi değil dedi.
vatana millete hayır yapıyorlarmış gibi ballandıra ballandıra anlatmaları ilginç.
insanlar için merakaver bir konu da gizlilik. sanki birileri bu yolla çok para kazanıyorlarmış hissi vererek insanları kandırıyorlar.
verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.
25 Ocak 2010 20:58
Üç tane senaryo yazabilirdin mesela bu kadar uzun tutacağına… İki tane kamera bulabilirdik. Söyledim ben Gökhan’a teyzesinin kasetli olan kamerasını alacak, bir hafta anca diyor. Olsun biriktirirdik, yemezdik içmezdik, alırdık profesyonel olanından. Zeki Demirkubuz sadece kötüyü anlatmış mesela, ben yanına iyiyi de koyabilirdim.
Üç tane senaryo yazabilirdin mesela bu kadar uzun tutacağına… Bırakta insanlar putlarını kendi eliyle yapıp yesin, bırakta insanlar batıl’ı tadıp ağızlarının tadını bozsun, bırakta insanlar istifra etsin.
Üç tane senaryo yazabilirdin mesela bu kadar uzun tutacağına… Şile’de arsa fiyatlarına bakabilirdin. Enes söyledi şaşırdım, avanta olmadan o paraya verirler mi, açınca yaz bana hemen. Sen 1 hafta gelmezsin şimdi kar kalkmadan Üsküdar’a.
Üç tane senaryo yazabilirdin mesela bu kadar uzun tutacağına… Bu sabah eminönünde bir adam gördüm, paltosu yok, tir tir titriyor, hava -6, şişenin içine idrarını doldurmuş, ellerini ısıtıyor şişeyle. İki gün önce de Üsküdar’da gördüydüm üstünde incecik kazaklı bir adam, eve vardım, fazla mont vardı, dışarı çıkmak yemedi, soğuk dedim.
Üç tane senaryo yazabilirdin mesela bu kadar uzun tutacağına… Ayşe Şasa’nın “delilik ülkesinden notlar”ını okudum cumartesi gecesi sabaha kadar… Tanışmak istiyorum onunla, beraber gidelim. Rüyama girdi zaten, bizim karabigadaki evin bulunduğu caddede, yüksek bir kaldırıma çıkmış bana gülümsüyordu; sonra şey dedi insanları gösterip: “Bunlar hergün böyle geçerler”
25 Ocak 2010 22:45
yok yok… ibrahim abiye gidelim yaa… kesinlikle gidelim. bak bu bana umre gibi iyi gelir, yemin ediyorum. çiçeklerine bakarız, soda koleksiyonuna… (:
25 Ocak 2010 23:11
yahu uzun zamandır görmediğim arkadaşım aldığı ezber v ifade bozukluğu ile benim için nye bukadar çırpınıyo dyodum
haline acıdığım için bn aptalı oynadım ..aynen yazdığınız gibiydi valla bravo allah razı olsun
25 Ocak 2010 23:58
Ben bu sisteme yaklaşık 6 ay kadar önce girdim..
Aynı bu şekilde verdiler gazı banada.. O an tabi insanın gözünü para hayalleri bürüyo, başka hiç bişeyi göremiyosunuz.. Sağlıklı düşünemiyosunuz..
Herneyse girdim sisteme, koşturdum baya, bikaç arkadaşımı tanıtım aldırdım, bikaç taneside bu işe girdi… Onlar birilerini buldu vs.
Sistem biyere kadar yürüyo fakat, belli bi noktadan sonra anlıyosunuz ki sistemi bilmeyen kalmamış, iyice yayılmış kaşarlanmış… Taze kan bulamıyosunuz…
Nooldu kazandığım 3 kuruş parayla harcadığım 4-5 ayıma patladı.
Asıl para pul emek hepsi neysede, arkadaşlarımla olan ilişkilerim zedelendi..Yani orda, arkadaşımı sisteme tanıtıyoken, adamı dostumdan çok ticari bi gelir kapısı olarak gördüğünüzden, dostluğunuz ciddi yaralar alıyo.
Arkadaşıma yardım etmek onunda kazanmasını istediğimden falan olayları yalan yani. Derler ya hırsız önce kendini kandırırmış. Çalıcağı malda hakkı olduğuna inandırırmış kendini.. Buda o misal işte.. Arkadaşım gelsinde ben para kazanıyim deil, arkadaşım gelsin arkadaşımda para kazansın ( o para kazanırsa bende kazanırım)
26 Ocak 2010 04:55
selam hidayete tabi olanların üzerine olsun
evvelen yazını birnebze olsun tetkik ettim bazı hakikatleri olduğu gibi beyan edip bazılarınıda uydurduğunu gördüm
ben insanlarla görüşüp muhabbet etmeyi ve onların fikirlerinden faydalanmayı çok severim…
kardeşim demişsinki Ayrıca ürün olmaksızın yapılan ticaret İslam’da da yasaklanmıştır…BU KONUDA ALDANDIĞINI BELİRTEREK ŞU NOKTAYI NAZARI DİKKATİNE ARZ EDEYİM.MUTLAKA AMA MUTLAKA BİR MESEBE TABİ OLAN
BİR MÜSLÜMANDIRSIN VE TAHMİN EDERİMKİ NUMAN BİN SABİT OLAN HANEFİ FUKAHASININ İCTİHADİ GÖRÜŞLERİ İLE AMEL ETMEKTEDİRSİN İSLAMDA SELEM
DİYE TİCARETTE BİR KONU VARDIR YANİ ÜRÜN OLMADAN PARASINI VEREREK SATIN ALABİLİYORSUN İSLAMDA SİPARİŞ AYRI BİR MEVZUDUR SELEM İSE BÜTÜN BÜTÜN FARKLI BİR KONUDUR BEN BURADAN MÜSLÜMANIM DİYEN BÜTÜN KİŞİLERE SESLENİYORUM MEZHEBLERİNİZİ MUUTLAKA TETKİK EDİN ARAŞTIRIN BİZZATİHİ KENDİNİZ OKUYUN AMA İNETERNETTEN FALAN HOCA YAZMIŞ DİYEREKTEN KANARAK OKUMAYIN O YAZILARIN BÜTÜNÜ O HOCALARA AİT DEĞİLLER HAYRETTİN KARAMAN HOCANIN BİZZAT YANINA GİDEREK ONDAN RAN DEVU ALARAK OLAYI ÇARPITMADAN DÜZGÜN ANLATARAK SAMİMİ VE DOĞRU BİR ŞEKİLDE ANLATIN SONRA LÜX TÜKETİMDEN BAHSETMİŞSİNİZ MÜSLÜMAN
OZAMAN X6 BMW ARACINA BİNEMEZ ÇÜNKÜ AŞIRI LÜX YALIDA VİLLADA OTURAMAZ ÇÜNKÜ LÜXDEĞİL AŞIRI LÜX…HAYIR EY ADEMİN OĞULLARI
BU MANTIK BİZİM DİNİMİZDE YOK MÜSLÜMAN İHTİYACI OLAN HER MALZEMEYİ ALABİLİR ÖYLE CEBRİ BİR DAYATMA YOKTUR PEKİ MÜSLÜMAN İHTİYACI OLAN BİR MALZEMEYİ ALABİLİR DEDİK İHTİYAÇ DENİLİNCE AKLA EKMEK VE SU GELİYOR DEĞİLMİ HAYATIN DEVAMI İÇİN…FAKAT İSLAMDA İHYAÇ BEŞERİN KULLANA BİLECEĞİ BÜTÜN MALZEMELERDİR BU DEDİĞİM CEVABIDA ÖYLE BURADAN OKUYUPTA SAKIN KABUL ETMEYİN HA.AÇIN MEZHEB İMAMLARINIZ
BU KONUDA NE BEYAN ETMİŞLER ORADAN OKUYUP BAKIN İBNİ ABİDİNİN
ESERLERİNDEN HANİFİ FUKAHASIDIR KENDİSİ ONDAN FAYDALANA BİLİRSİNİZ
NEFSİM KUDRET ELİN DE OLAN ZATI ZÜLCELALE KASEM OLSUN Kİ ÇOK YAZARDIM AMA OKUYANLARDA SIKILMASIN DİYE KISA KESEYİM
ADIM CEVAT (…………………edit………………….) DA SEDİR İNTERNET CAFEM VAR 17 AYDIR QUESTNET B.T Sİ OLARAK ÇALIŞIYORUM ŞUAN MÜTHİŞ BİR ORGANİZASYONUM BULUNUYOR…
AKLINA TAKILAN SORUSU OLAN GÖRÜŞMEK İSTEYENLERİ MÜŞKÜLLERİNİ İZALE ETME NOKTASINDA YARDIMCI OLURUM BENİM İŞİM İŞİMİ İNSANLARA DÜZGÜN AKTARMAK ÜYE ARAMAK DEĞİL VE GELEN KİŞİ KATİYEN BENİM ORGANİZASYONUMA DAHİL OLMAK İÇİN YANIMA GELMESİN BENİ SORULARIYLA TERLETMEK İÇİN GELSİN VE CEVABINI ALDIKTAN SONRA GİTSİN BU İŞİ KİMİNLE YAPARIM DİYE DÜŞÜNSÜN…
BİRŞEY BELİRTMEK İSTİYORUM DİĞER NETWORK MARKETİNG YAPAN ARKADAŞLAR
NEDEN BİLMİYORUM BÖYLE SALDIRI TARZINDA YAZILARI SUİSTİMAL EDEREK
TAHŞİDAT YAPARLAR BUNA AKIL ERDİREMEDİM DEMİYORUM,,,
EN SON OLARAK EN KOLAY NETWORK MARKETİNG QUESTNET OLDUĞUNU BEYAN EDİYORUM VE DİĞER NETWORK MARKETİNG FİRMALARININ HEPSİNE PİLANININ KOLAYLIGI AÇISINDAN HODRİ MEYDAN DİYORUM ADRESİMİ ÜSTTE BELİTTİM
26 Ocak 2010 05:19
1- Cevat bey, müslümanların lüks ve kaliteli mal kullanması ile ilgili değil mesele, o ürüne ihtiyacı olmadığı ve zaten maddi gücü yeterli olmadığı halde lüks tüketim mallarını almak zorunda kalmasıdır, sisteme dahil olacakların.
2- Bazı hakikatleri olduğu gibi beyan ettiysem bunlar üzerinde bile düşünmeyecek misiniz? Ve bazılarını da uydurduğumu iddia ediyorsunuz, sistem hakkında anlattıklarımı görmemiş ya da duymamış olamazsınız!
3- Diyelim ki söylediğimin aksine karşılıksız ticaret mübah! Bunu hemen kabul edebilirim, çünkü bu anlattıklarımın hiç birini geçersiz kılmaz.
4- Anlattıklarımla değil, anlatacaklarınızla ilgilisiniz. Yazıyı bir nebze değil de, iyice okumanız sizin yararınızadır. Bunca anlatılanı yok sayıp meseleyi ıskalamak sizi ciddiye almamam için yeterli sebeptir. Ortada anlaşılamayacak bir şey yok.
5- Quest.net hakkında soru sormak gereksiz bir durum. Sizi terletmek için soru soracak değiliz, bunu yüzlerce kişi yapıyor. Soru sormamızı gerektiren bir durum da yok zaten, mesele gayet açık ve net. Ancak yine de “geri zekalı olsaydım şöyle sorular sorardım” deyip 15 maddelik bir soru hazırlamıştım daha önce, bunlar sisteme kuşkuyla yaklaşan insanların sorduğu sorulara benzer sorulardı. Ve sizin sorulmasını beklediğiniz sorulardı. Oysa burada çatır çatır bir cevap var, bir nebze değil iyice okumanız gereken…
26 Ocak 2010 12:31
Farklı görüşlerden insanların bu işin aslına vakıf olmaları güzel bir şey..
Dediğiniz gibi yapılan tartışmalarda savunucular hep aynı sihirli sözcükleri söylüyorlar. ‘Sabah 8 akşam 5 çalışmaya son’ ‘Artık patronunuza kazandırmayacaksınız’
Düşünüyorum da bir tekstil işçisi olsaydım bu laflardan ziyadesiyle etkilenirdim. Bu insanlar emeklerinin karşılığını alamıyor.Bu sözler ise Doğrudan insanın umutlarına hitap ediyor..
Benim dini inancıma göre insanların umutlarını sömürmek en günah şeydir..
Hele insanların arkadaşlarının ceplerindekilere göz dikmesi acınası bir durum…
26 Ocak 2010 16:03
s.a kardeşim meseleyi çok iyi anlatmışsın,sabunlamada var tabi bunun içinde;neyseki çok önemli değil onu senin edebiyatına veriyorum. bi kardeşimiz arkadaşlarımla olan ilişkilerimi etkiledi onları para olarak görmeye başladım demiş bence arkadaşını para olarak görebilen bi insan bu ticaret sistemini bıraksın.Her şey kişilerde bitiyor aslında..bende düşündüm bunu sosyal çevremi etkiler insanların bana bakış açısı değişir dedim onalrı kandırdıklarımı düşünebilirler dedim ama sonra şunu da düşündüm ben kendimi biliyorum bu zamana kadar da ortak sermayeyle bişiler yapmayı planladığım arkadaşlarımla bu işi yapabilirim bizde biraz dünyanın tadını çıkarırız düşüncesiyel başladım ve bu kadar pisikolojiyi ilgilendiren eğitimler olsa bile benim ve benim bu sisteme davet ettiğim arkadaşlarımada para kazandırıyorsam ve bu kazançları normal hayatta kazqanackalrın üstündeyse ben bunu gönül rahatlığıyla yaparım kimseninde kölesi değilim bu anlattıklarının aslı tabiki var lakin beni çok falza ilgilendirmiyor işi o tarafı ben türkiye çapandı ünlü fıkıh alimi MEHMET TALÜ hoca efendiden işin bu kısmınıda anlatıp caizdir fetvasını aldım içim gönlüm rahatdır..belki bi patates zinciri olsaydı onuda eleştirirdin eleştirel bi yapın var çunki bırak herkez istediğini yapsın dostlarına sahip çık yeter.
01 Şubat 2010 17:43
5680 sayılı Kanun hükmüne göre:
EK MADDE 9. - Bu Kanunun yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddî ve manevî zararlarla ilgili hükümleri, bilişim teknolojileri ve internet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elektronik bülten vb. suretiyle yayınlanan her türlü yazı, resim, işaret, sesli veya sessiz görüntü ve benzerleri hakkında da uygulanır.
‘QUESTNET ve Network Marketing gerçeği” isimli şahsi fikirlerden oluşan kişileri yanıltabilecek ve firma çalışanlarına hakaret niteliği taşıyan yorumun bu siteden kaldırılmasını yerine resmi içerikli bilgilere yer veren bir yazının yayınlanmasını talep ederiz. aksi halde site ve yazı sahibi adına yasal işlem başlatacağız.
TEŞEKKÜRLER
02 Şubat 2010 16:43
evet… biraz yatmak hiç fena olmaz… teşekkürler…
03 Şubat 2010 22:24
S.A. sevgılı arkadaşlar burda bu kadar yazılmıs cızılmıs bı dunya konusulmus bır durum olay var.RABBİM yaradılıs ıtıbarı ıle bızlerı yanı ınsanları tum canlılardan ustun tutmus yaratmıstır.Bizlere yer yuzunde hıc bır varlıkta olmayan Aklı vermıstır.Bugun bakkaldan bır cıklet bıle alsanız muhakkak karsılığını yanı parasını odemek zorundasınız kı dogrusu budur.Eger bu ışı yapmak ıstıyorsanız tabıkı hakkını yanı karsılığını vermek zorundasınız.Zaten eger karsılığı olmadan bır ıs bır ev bır para bır mal sahıbı oluyorsanız emın olunuz kı muhakkak bunda bır şer bır haram yanı haksız kazanc vardır.Cunku bunları kazanabılmenız ıcın hıc bır emek gayret caba zaman alınterı dokmemıssınızdır.Bızım dınımız ılım ırfan dınıdır bunu hepmız bılırız.Bu ıs sadece para kazanma ısı degıldır arkadaslar;okuma yazma ogrenmek ,hesap kıtap bılmek,devamlı arastırma yapmak,sureklı yenı bılgıler ogrendırmeye sevk eden ınsanın kendını gelıstırmesını saglayan manevıyatını ufkunu aydınlatan bır ıstır. Bana sımdı soyleyın gunumuz Türkiye’ sınde ısveren olupda ışcısının hakkını yemeyen varmı_? Kım hangı ışcı verdığımı emegın karsılıgını tam olarak aldıgına ınanmakta_?Burda yorum yazan kısılerden hangılerı sevdıklerı ınsanlara ve onlarında sevdıklerı ınsanlara vesıle olup bır ış meslek bır ıstıhdam sağlayabılmekte_?Ben ne bır dın alımıyım nede hoca arkadaslar bende sızler gıbı sıradan ınsanım ama sunu bılmek lazımdır.Bana bu ış ıcın altına adam eklıyorsun onlarda kendı adamlarını eklıyor parayı boylece kazanmıs oluyorsun dıye anlatsalar benım alım ulema hoca ımam olmama gerek yok dırek bende haramdır caız deıldır derım bu bu kadar basıttır cunku bızler mıllet olarak fertler olarak bır konuyu bılsekde fıkır beyan ederız bılmesekde kı bı taksıye bınsenız basım agrıyor desenız taksıcı sıze 10 tane ılac ısmı verır anında doktorunuz olur neden bız ılımden bılımden arastırmadan okumaktan uzak cahıl ve cok bılmıs bır toplumuz herseyın esasında bunlar yatar ve unutmayınız kı ”Az bılen hoca ınsanı dınden cıkarır(tovbe haşa) az bılen doktor ınsanı olume goturur” Ben bu ışı sevdıgım ınsanlarla gonul bırlıgı sevgı ve guven ıcınde yapmaktayım.Ne mutlu bana kı bu ıs sayensınde sevdıgım ınsanlara bır faydam oldu.Benım yazdıklarıma ıtımat etmek zorunda da degılsınız cunku bunlar benım fıkır beyanlarım bu ıste yasadıklarımdır.Sizlerden rıcam lutfen objektıf olarak arastırın sorusturun gercegınızı kendınız bulun.Herkese hayırlı gunler dılerım saglıcakla esen kalın.ALLAH(c.c.) emanet olun.(AMİN)
10 Şubat 2010 23:15
BENDE BİR NETWORK FİRMASININ ÜYESİYİM.AMA YUKARDA ANLATILAN İŞLE BİZİM YAPTIGIMIZ İŞ ARASINDA EPEY FARK VAR BURDA ANLATILAN PRAMİT SİSTEMİ NETWORK SİSTEMİ DEYİL.BİZİMKİSİ NETWORK ÇOK KATLI PAZARLAMA .BU TARZ İŞLER CIKINCA ACIKCASI BİZİM GİBİ GÜVENİLİR FİRMALAR BİLE ZARAR GÖRÜYOR CÜNKÜ HERKEZ BİZİDE AYNI SANIYOR.ARADKİ FARK NE.BİZİM SATTIGIMIZ ÜRÜNLER HERKEZİN GENEL İHTİYACI OLAN ÜRÜNLERDİR.ÜRÜNÜN SATIŞI ARAÇ DEYİL AMAÇTIR.EGİTİM DENİLEN OLAY ÜRÜN TANITIMIDIR EVT BİZDEDE EKİP VARDIR SİSTEM VARDIR AMA EKİP KURMAK İSTEMEYEN ÜYEDE SADECE SATIŞ YAPARAKTA KAZANABİLİR VE KENDİ SATIŞINDAN DA PRİİMİNİ ALIR.EKİP KURAN EVET DAHADA FAZLA KAZANIR AMA EMEGİDE ONA GÖRE ARTAR.CÜNKÜ SİSTEM SATIŞA DAYALIDIR VE ÜRÜN TANITIMI VE BİLĞİSİ ALT KADRONUN SIKINTISI SENDEDİR.İLLADA EN YUKARDAKİ ÜYE,ALTTTAKİ ÜYEDEN DE FAZLA KAZANMAZ.BAKIN BU SİSTEMDE SATIŞ DİYE BİR ŞEY YOK ÜRÜN SADECE BİR ARAÇ VE SADECE ÜYEYSEN ALIRSIN.HER ZAMAN SİSTEME YENİ ÜYE BULMAK ZORUNDASIN BAŞKA TÜRLÜ BİR KAZANCIN YOK.BÖYLE OLUNCA FİRMANIN ÜRÜN KAYGISIDA YOK OYSAKİ GERÇEK NETWORK FİRMASI OLSA ÜRÜNÜ ÖN PLANTA TUTMAK ZORUNDA PİYASADAKİ MUDAVİLLERİNE GÖRE DAHA KALİTELİ VE MALİYETTE TUTMAK ZORUNDA SEMİNERLERİNDE ASIL AMAÇ ÜRÜNÜN KALİTESİ VE ÖZELLİĞİ OLMAK ZORUNDA
GİREN İNSANLARADA GEEÇEKTEN ŞAŞIRIYORUM O KADAR PARA KARŞILIGI ALDIGINIZ NEDİR VERDİĞİNİZ PARANIN KARŞILIGIMIDIR.GERCEKTEN İHTİYACINIZ VARMI YOKSA SIRF SİSTEME KATILMAK İÇİNMİ ALIYORSUNUZ VE ALDIRIYORSUNUZ.SADECE BU FİRMAAYNI TARZ ÇALIŞAN YENİ YENİ FİRMALAR CIKTI KONUŞULAN AYNI BİZİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN ÜRÜN DEYİL SATIŞ DEYİL PEKİ NE ?CEBİNİZE GİREN PARANIN NASIL GELDİĞİNİ BİR DÜŞÜNÜN.GERCEKTEN HİÇBİR İHTİYACI OLMAYAN BİR ÜRÜNÜ ALDIRARAK,ONA VERDİĞİ O FAHİŞ PARADAN PAYINIZI ALIYORSUNUZ.VEDE AYNISINI ONA YAPTIRIYORSUNUZ.ORTADA DÖNEN SADECE PARA.ÜRÜN YOK PAZARLAMASI YOK.
15 Şubat 2010 01:35
Merhaba arkadaşlar ;
.) Sitenin güvenilir olduğu sistemin güvenilir olduğu anlamına gelmez kardeşler. DİKKATLİ VE KURNAZ OLUN . BELKİ BU SİSTEMİN İÇİNDESİNİZ VE COK GÜZELDE KAZANIYOSUNUZ. ARKADAŞLARINI SEVDİĞİNİZ KİŞİLERİDE SİSTEME DAHİL ETTİNİZ. ONLARDA GETİRDİ ELEMAN. SİZDE KAZANDINIZ ONLARDA. YA KAZANAMAYANLAR , YA SİZE İNANIP GÜVENİP BİNBİR GÜCLÜKLE SİSTEME GİRENLER ,BEKLEDİĞİ GİBİ CIKMAYANLAR VE KAZANAMAYANLAR….
Bende 2 ayrı yerde tanıtıma girdim. Ortada sacma sapan ürünler olduğu için sisteme girmedim. Böyle bir düşünce tarzı olamaz. İşine yaramayacak bir ürün al , eşini dostunuda ikna et onlarda alsın, sizde kazananın bizde… Ben sadece güldüm…
Her 2 tanıtım sonunda “sorunuz,aklınıza takılan bir yer varmı?” diye sordular. Sorduğum soru ” VERİSİGN’ın bir sigorta şirketi olduğunu söylediniz ve questnet in bana yapacağı ödemeyi garantilediğini söylediniz.” Eleman “Evet garantiliyor. Mahduriyetiniz durumunda size bilmem şu kadar tazminat ödüyor.” Ben ” Siz verisign ne olduğunu biliyomusunuz??” Eleman”evet biliyorum sigorta şirketi.” dediler. Her şeyin ezber olduğu baştan beri belliydi , cevaplarda hazır cevaplardı.
Arkadaşlar illaki ,sizde tanıtım aldıysanız verisign ın sigorta şirketi olduğunu ve interpol tarafından denetlendiğini söylemişlerdir. VERİSİGN SİGORTA ŞİRKETİ DEĞİL DÜNYANIN EN BÜYÜK SERTİFİKA VE GÜVEN OTORİTESİDİR KISACASI [SSL] DİR. VERİSİGN TAZMİNAT ÖDEMEZ , SADECE İNTERNET SİTESİ İLE ARANIZDAKİ BAĞLANTIYI ŞİFRELER.3.ŞAHISLAR SİZİN BİLGİLERİNİZE ULAŞAMAZ.YANİ SİTENİN GÜVENİLİR OLDUĞUNU GÖSTERİR.Birde öyle her isteyen verisignı sistemine dahil edemezmiş. Büyük ve güvenilir firmalarla ,genellikle bankalarla çalışırlarmış.Tabiki yanlış bilgi , bende istesem bende siteme dahil edebilirim verisignı(Ortalama 500 - 600 tl yıllık ücret ile tabi
15 Şubat 2010 02:53
Yazınızda özellikle başlıkta quest.net firmasını işaret etmişsiniz.
(bunların rakibi kim? tanınan başka bi firma yokki zaten yani size kim rakip olabilir F.C BARCELONA gibiler) Gülüp geçtim. Bu sisteme girmem için görüşmeye götürüldüm, aynen anlattığınız üzere gerçekleşti. Bu şirkete hizmet eden B.T lerin durumu: cem yılmaz’ın cips reklamında olduğu gibi ”beni niye reklam ediyorsunuz ürünü ön plana çıkarın lafını hatırlattı”
ya ürün nerde!!! Bana resim gösteriyosun…. sonra konu ,salla ürünü sen bana adam bul kıvamında geçti sende kazan , sevdiklerini kurtar
(Şunu söylemeden geçemicem yazınızı okurken gülmekten yarıldım)
quest.net şirketinin B.T si olan arkadaşıma (tabi B.T si olupta beni beni görüşmeye çağırana kadar samimi bi arkadaşımdı e gerisini biliyosunuz sadece arkadaş) bu yazıyı gönderdim ve bana rakip firmadan onlar dedi
quest.net şirketinin B.T olup hizmet veren arkadaş beni bi şekilde kandırabilirsin gibi bi imada bulundu. Cübbeli ahmet hoca caiz deildir derse!!!
Netekim Ahmet ünlü hocamızda daha soru sorulur sorulmaz emin ve net bi şekilde caiz deildir diyor..
Ama yine ikna olamazlar, neden, e sistemi bilmiyoki ahmet hoca diye bi cevap alıyosunuz.
(sistemi bilmiyosa bu adam ,cübbeli ahmet hoca yani , bilmediği bi konuda yorum yapmaz ki ve bunuda cemaatdeki insanlar bilir)
Demagojiden uzak bir yorum olmalıdır.Demişsiniz ama kusura bakmayın. Merak işte:)
MEHMET TALU efendiden fetvasını alan arkadaş acaba MEHMET TALU efendiye gel sende sisteme gir demişmidir ve hocanın cevabı ne olmuştur
yada teklif etmediyse neden etmemiştir
Yoksa MEHMET TALU efendiyi sevmiyomudur
Bismillahirrahmanirrahim
Böyle bir uygulamanın caiz olabilmesi için şu şartların bulunması gerekir:
1- Sadece bu sisteme dâhil olmak için alım-satım yapılmamalıdır.
2- İnsanlar bu sisteme dahil edilmek için kandırılmamalıdır.
3- İnsanlar ihtiyaç duydukları ürünü satın almalı, sadece sisteme dâhil olmak için bu ürünü almamalıdır.
4- Satın alınan mal piyasadaki değeri üzerinden satılmalı, gabn-ı fahiş, aşırı aldatma olmamalıdır.
Bir ticaret sisteminde faiz, aldatma, haksız kazanç sağlamak, ya da içki, domuz eti gibi satışı dinimizce haram olan ürünlerin alış-verişi söz konusu değilse, haramdır diyemeyiz.
Fakat sistemi kâğıt üzerinde yazdığı biçimi dışında bir de pratiğini ve çalışma amacını da inceleyecek olursak, bu sistemin uygun olmadığı bariz bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Bu sistem, bir piramidi andırmaktadır. Öyle ki çalışma sistemi, altta yer alan ezici üye çoğunluğunun zararına veya cüzi yararına rağmen piramidin tepesinde yer alan küçük bir azınlığı da aşırı derecede ve kısa sürede haksız yolla zenginleşmelerini sağlayan kurnaz bir sömürü sistemidir.
Akl-ı selim ile düşünecek olursak bu sistemin emekten ziyade kurnazlığa dayalı olduğunu görecek oluruz. Sistemin-piramidin tepesindeki şirket kurucusu ve emek açısından az çalışan azınlığın kazancıyla piramidin çok çalışan alt tabakasının kazançları arasındaki fark, bu kurnazlığı ortaya koymaktadır.
Sistemin mide bulandıran diğer bir önemli özelliği de faaliyetin satış amaçlı olmayıp, üye yapma amaçlı olmasıdır. Yani aslında söz konusu ürün sadece bir kılıftır. Bu kılıf da yukarıda bahsettiğimiz şekilde sistemi kağıt üzerinde masum göstermeye yaramaktadır.
Yani bu sistem, aldatma, aldanma, kumara benzeme ve örtülü faiz çeşitlerini içermekte ve batıl, emeksiz yolla başkalarının malını başkalarına yedirmektedir. Çünkü bu ticaretin amacı toplumun yararına bir ürünü satmak değildir, amaç, komisyon almaktır. Burada ürün, sisteme girerken şu kadar tutar ürünü alıp, altına üye yaptıkça ve üye ettiklerinin satışlarıyla elde edilecek kazanca kılıf olmaktadır.
Bu noktada şunu da belirtelim ki, bu kazancı, örneğin emlakçilerin, simsarcıların komisyonuyla bir tutmak da doğru olamaz. Çünkü komisyoncu, malın satılmasını sağlamasına karşın üzerinde anlaşılan ücreti-ödülünü alırken, bu sistemdeki üye, şirketten malı satın almak ve bedelini ödemekle yükümlüdür. Yoksa üye olamaz. Ancak, üyeliği kabul edildikten sonra simsar-komisyoncu konumuna girebilir.
Diğer bir husus, bu sistemin emeksiz kazanç sağlamaya yönelik olmasıdır. Sistem anlatıldığı şekilde işleyecek olursa, altına epey bir üye yapmış olan bir kimse, bir-iki yıl sonra hiç satış yapmasına gerek kalmadan yüklü miktarda kazanç elde edecektir.
Sistem ürün satmak eksenli değil de üyelikten gelecek kar payı eksenli yürüdüğü için dinen uygun değildir. Çünkü bu amaç için insanlar kandırılarak sisteme üye edilebilmektedir. İhtiyaç yok olduğu halde, sisteme üye olabilmek için ürün alış-verişi olmaktadır. Bunu anlamak için amaca bakmak yeterli olur. Niye üye oluyorsun? Ürün almak için değil, alttaki üyelerden gelecek komisyon kazançları için üye olunmaktadır. Ayrıca üye olabilmek için ürün piyasa değerinin çok üzerinden alınmaktadır.
Sistem, işte bu çalışma mantığıyla saadet zinciri kurmayı vaat etmektedir. Bu zincirin mayası da kurnazlık ve aldatma-aldanmadır. En başta, en büyük kurnaz ve aldatıcı olan sistemin kurucusu şirket sahibi vardır. Sonra üyeler üye yapacakları kimseleri aldatabilmek için bilerek aldanırlar. Şart bu: Aldatabilmek için başta bir kere aldanacaksın. Ve diyelim ki sistem bir noktada son buldu. Elde kalanlara bir bakalım: Üyeler aldandıkları ve aldattıkları kadarıyla kaldılar. Sisteme en son üye olanlar ise en çok zararlı çıkanlar oldu. Peki, sistemin kurucusuna ne oldu? Herkesi aldattığıyla kaldı ve kardan zararı oldu.
Sonuç itibariyle bu sistem kâğıt üzerinde dinimizde simsarlık-tellallık işlemine benzese de işleyişi ve sonuçları itibariyle uygun görülmemektedir. Dinimizin alışveriş ve ticaretten hedeflediği maslahatlara bakacak olursak, bu sistemin bu maslahatlara hizmet etmediği anlaşılacaktır.
Bu nedenle böyle bir sisteme üye olmak ve kazanç sağlamak caiz değildir.
(bu açıklama MEHMET TALU efendiye aittir)
15 Şubat 2010 13:28
bıktım, “demek ki siz de sisteme girmişsiniz, başarısız olmuşsunuz, şimdi de çamur atıyorsunuz” ve “başka firmanın adamısınız, quest.net’i bitirmeye çalışıyorsunuz” benzeri sözlerden, bıktım…
sonra da neden yayımlanmıyor yorumlarımız dersiniz. azcık zeki olun siz de ne yapayım, azıcık okuduğunuzu anlayın.
hiç bir network marketing sistemine girmedim, hiç bir şekilde dahil olmadım! anlaştık mı?
şu sözlerden tüm network marketinglere küfür ettiğim anlaşılamıyor mu yani:
“Kapitalist sistemde tekelleşmenin olması gayet doğaldır ama Network Marketing kapitalizmin zirve noktasıdır. Kapitalizmin gerekliliklerini yerine getirmekle ve hızlı sömürü gücüyle ‘geleceğin mesleği’ (!) network marketingler aynı zamanda işgal gücüdür. Ancak görüldüğü gibi bu popüler kavramlar ve yaklaşımlar anlaşılmadan iyi, ahlaklı ve güzel zannedilmiştir. Network Marketing geleceğin mesleği Networker ise geleceğin tüccarıdır, öyle mi? Oysa Networker “özelleştirilmiş insan”dır. (bkz. Özelleştirme)”
ve…
Hakan Yüksel kardeş, Mehmet Talu düzeltmesi için teşekkür ederim…
15 Şubat 2010 17:02
Hiçbir N.M. sistemine girmediğini söylüyorsun ama QI’ın tüm eğitimlerini biliyorsun. Sistemin işleyişi hakkındada bilgiye sahipsin. Yalan söylüyorsun. Sen bu işe girmişsin ve başarısız olmuşsun ya da ne biliyim liderinle kavga etmişsin vs. Birinden hıncını almaya çalışıyorsun bu çok belli. Aciz durumdasın. Bu şirketten ekmek yiyen binlerce insan var. Sen yiyemedin diye onlardamı yemesin. Senin bu yaptığın caizmidir???
15 Şubat 2010 22:19
Alper, tatlım, senin yorumunu ibret olsun diye onayladım. Biraz çakıcam da, kusura bakma…
Şimdi, Peygamberimize müşriklerin nasıl ithamlarda bulunduklarını hatırlıyor musunuz. Kuran ayetleri için bu yalandır, doğru değildir diyemediler. Çünkü biliyorlardı ki Muhammed (s.a.) emindir. Yalan söylememiştir. Ne yaptılar peki, O’nu sihirbazlıkla, büyücülükle suçladılar.
İşte bu tipik bir yaklaşım, “şurası doğru değil” ve “doğrusu da budur” diyemedikleri zaman, saçma salak şeylerle itham ediyorlar. Keşke, iyice okusa ve anlasa, sonra da harbi sağlam bir reddiye yazsa da keyifle okusak, irşat olsak. Ama ne arar, bu tür yorum gönderenler yazıyı doğru düzgün okumuyorlar bile. Hatta öyleleri var ki, network marketing’i öven bir yazı yazdığımı bile sanıyorlar.
Alper, tatlım, birinden hınç almaya çalışıyor olsam, sisteme girmiş ama bi bok kazanamamış olsam dahi, eğer doğruları söylüyorsam, bunlardan sanane. Getir bana doğruları, fikirler üzerinden konuşalım… Şimdi yaylan. Sana ve senin gibilere tahammül etmek zorunda değilim, okuyan, okuduğunu anlayan, anladığını yorumlayabilen zekalarla tartışabiliriz…
15 Şubat 2010 22:24
bence alper eğitimlerden kaçmış yada tamamlayamamış yada bunu programlamayı unutmuşlar
19 Şubat 2010 00:40
Benimde bazı arkadaşlarım bu işte ve giderek yayıldığını görüyorum. Bu işe girenlerin bana sunumlara yapanlara falan bakıyorumda gözümün içine bakıyolar gözlerindeki dolar işaretini bazen görüyorum
neyse bu tarz insanların karakterine bakıyorumda genelde, üniversiteyi bitirince olması gerektiği işi sevmeyen ancak bu işi yapmamak içinde herhangi bir girişimde bulunmayan, hatta gelecek için açık bir hedefi bulunmayan insanların bu işin içinde olduğunu görüyorum. Onlara en kolay yol bu geliyor, çünkü hedefinin olması ona ulaşmak için çalışmak, ufkunu genişletmek falan zor. Hep söyledikleri şey çok saçma bu haftada iki saat çalış sonra ister kendini geliştir istediğin işi yap bilmem ne. Ben sanmıyorum ki bu işten para kazanınca hayallerimin peşinden koşayım. Böyle oluncada üniversiteden boş beleş bir insan olarak mezun olucam ve sonunda bu sisteme bağımlı başka iş beceremeyen bir köle olacam.
20 Şubat 2010 11:58
Ben daha dün,tazecik bi eğitim aldım.2 tane arkadaşım(!) yurda çağırdılar,aldı kağıdı kalemi biri eline başladı anlatmaya.üründen 1 kere bahsetti,o da sisteme dahil olmak için almak gerekiyormuşmuş.sonra başladı bi soyağacı çıkarmaya.yok şurda 3 kol,şurda da 3 kol,sonra gelsin paralar.la kimin parasını kime veriyonuz yau!bi de alta girme olayı çok kopuyorum bu lafı her duyduğumda
altıma 2-3 kişi daha sokarsam,soktum,sokacam 
olm madem olay marketing,üründen bahset,ürününü özelliklerini anlat.en başta aklıma takılan şey bu oldu.
yok brezil’yanın sponsoru olmuş da,yok şöyle cirosu war da.yerim la cirosunu.milyonlarca insanı kandır,buna ciro de!cironu da al git.verisign dan bahsetti.önceden az bi bilgim vardı.adam sigorta şirketi dedi.orda da bi has… dedim içimden.yok sistem batarsa,verisign sana 25.000 dolar veriyomuş falan filan.verisign böyle bişey deil birader.ulan sen tr’nin sayılı üni.lerinden birinde okuyosun.azıcık kafanı kullan be!lan nasıl kanıyonuz böyle insanlara.yemem lan böyle yerden gelecek parayı ben.çok şükür elimde olanla geçiniyorum gayet rahat bi şekilde.gözlerim dol(ar)madı daha.ver 750 dolar sen şimdi,sonra çalış,kat kat fazlasını kazan,tamam mı çocuğum,gece de sütünü içmeyi unutma.hadi bakalım seni de bekliyoruz aramıza…has….töbeee…arkadaşının parasını yemek ne demek ya!
şimdi o 2 insana bi daha bakıcam,bi kaç söylüycem şey war.ulan salak diycem,kafasız asker hepsi bunların.
içim doldu,dilim boşaldı kusruma bakmayın…selametle…
25 Şubat 2010 20:18
valla ben de bu şirketi duyalı fazla olmadı.araştırmaya başladım kimileri övüyor kimileri kötülüyor.Tabi benim de gözümü para bürümüş:DKötüleyenlere pek kulak asmıyorum iki arada bi derede kaldım.Taa ki bu yazıyı okuyana kadar.Bu sisteme girip para kazanan illaki bir çok kişi vardır belki ama bu ne kadar etik.Arkadaşlarını kandırıp bu sisteme sokuyosun ve para kazanıyosun onlarda arkadaşlarını kandırıyo tabi.Sistem böle işliyo.piramidin üstünde kalanlarda kaymağı yiyor tabi.Cevaplarıda hazır Üye olmuyosan olma şirketide kötüleme burdan bir sürü kişi ekmek yiyor.Yedikleri ekmek de ne kadar helal tartışılır.
26 Şubat 2010 16:51
aleminrenkleri adı altında yazan arkadaşım öncelikle yazını çok beğendim.Bundan çok üslubunu beğendim ama.Özellikle yorumlara verdiğin cevaplar
Benim çok değer verdiğim biri bu işe girdi ne dediysem bu işin olmayacağını anlatamadım.Çok yakında bu sistem çökecek zaten.Ama ne yazıkki giden parasına,emeğine,zamanına değil, etrafındaki insanların gözünde kaybettiği itibarına üzülüyorum.
03 Mart 2010 09:19
Selamun aleykum . Yıllar önce bana da bu sisteme girme teklifi gelmişti.o zamanlar bana sistemi anlatan liderin altında yüzlerce insan vardı(beni ikna etmek için kendi sisteminden alt kollarındakileri göstermişti ).dün beni o lidere götüren arkadaşla karşılaştım.şimdi kendisi lider olmuş. Altına da bir çok liderler yetiştirmiş. demek istediğim sistem yoluna devam ediyor.ve sistemin içindeki tanıdığım insanlar sisteme öyle inanmış ki dışarıdan gelen eleştirileri anlamıyorlar…çünkü dinlerken kendi sistemlerinin hatalı yanlış ya da caiz olmayan bir sistem olabileceğine ihtimal vermeden dinliyorlar. Ve az sonra bize verecekleri cevaba konsantre oluyorlar.onların gözünde sistemin dışındakiler sistemi yeterince bilmiyorlar,ya da yanlış eksik biliyorlar.dolayısı ile sistem hakkında dışarıdan değil üstteki liderlerinden öğrendikleri kıstas onlar için.
benim bu yazıyı okuyacak arkadaşlarımdan ricam hocalarımıza caiz mi değil mi diye sorulmuş sorular dolaşıyor ortalıkta.ancak bu sorular bu quest.net sistemini açıklamada yeterli değil.sistem zaten yeni üyelere yeterince detaylı bilgi vermiyor.üyeler lider olmaları için yetiştirilirlerken gizlilik içerisinde sistemi yavaş yavaş öğreniyorlar.
dolayısı ile hocalarımızın verdiği cevaplar sorulan sorudaki bilgiyi kapsıyor.ama sistemdeki insanlar bizim sistemimiz bu değil diyorlar (sorulan soru ve cevaptakiler kapsamında)
.ben bu sistemin caiz olabileceğini düşünmüyorum.ama bu noktada fetva verebilecek konumda da değilim.aslında bir fetva çıkacak ise bir heyetten çıkmalı diye de düşünüyorum. Bu konuda sizden istediğim sistemi güzel ayrıntılı anlatan bir yazı hazırlansa ( sistemdekilerden de yardım alarak) ve tüm bilindik güvenilir hocalara ,diyanete ,cemaat önderlerine soru olarak yöneltilse ve cevaplar derlenip tashih için cevap gönderen göndermeyen tüm hocalara tekrar sunulsa…
bu iş caiz değilse inanıyorum ki bu yukarıdaki ricamı gerçeklestirmek için zaman ayıracak arkadaşlar büyük sevap kazanacaklar. Çünkü böylece insanların harama girmelerini engellemiş olacaklar ve nehy-i anil münker vazifesini eda etmiş olacaklar. Allah ebeden hepimizden razı olsun ve bizi razı olacağı işlerde istihdam eylesin…bizi göz açıp kapanıncaya kadar bile nefsimizle başbaşa bırakmasın.amin.
04 Mart 2010 09:55
İnsanlar buraya bir para verip karşılığında ürün alıyor. Tatil paket, saat vs… sonuçta herkese bir ürün verliyor. Tatil paketi al git antalyada bodrum da tatilini yap. Çok farklı bir fiyata da değil..3 yıldızlı bir otel günlük 70 Tl gibi fir fiyata…
Ayrıca haksız kazanç falan çalışmadan, bu işe gireli 5-6 ay oldu gecem gündüzüme karıştı. Afedersiniz eşşek gibi çalışıyorum ama zevkle çünkü çalışmalarımın karşılığını alıyorum.
İnsanları üye yapmak konusu onların üzerinden para kazanma olayı da bakış farkı ben olaya şurdan bakıyorum. 2 kişi dahil ettim sisteme benim ve ortak çalışmalarımız sayesinde 5-6 ayda iyi paralar kazanıyor. Aynı şekilde organizasyonumda 10 larce kişi var herkes emek veren çalışan her işte olduğu gibi para kazanıyor vermeyen kazanamıyor.
Çünkü bu iş bahsedildiği gibi 2 kişi üye yap binlerce dolar kazan demek kadar kolay değil… Her işin olduğu zorluğu var. Ayrıca biz networkerler bahsedildiği gibi üye yap ne olursa olsun değil düşüncemiz sisteme giren herkesin para kazanması içinde gece gündüz çalışıyoruz. Çünkü biz hepimiz ortağız.
Ben hep şu örneği veririm, Şimdi iki kişi var üniversite kazanan biri çalışır bişeyler olur diğeri çalışmaz karı-kızla gezer okulu bitiremez. Biri üniversite için süper der, diğerine göre ise öğretim sistemi kötüdür, hocalar bu işi bilmez vs…
Bizim işte böyle girip bu işi düzgün, kendi işi gibi yapanlar hep kazanmıştır. kazanamayanlar ve mazeretleri de bellidir.
Biz kimseye hayalde satmıyoruz. Sadece hayallerine ulaşmalarına vesile oluyoruz. Ama gel yat binlerce dolar kazan değil…
Çalışırsan Kazanırsın…
04 Mart 2010 11:34
Üslubu dışında güzel bir yazı. Sistemi güzel analiz etmiş.
Fakat dediğim gibi üslubu son derece kışkırtıcı. Özellikle işin içinde olanlar için.
Bu tür bir üslup anlattıklarınızın kabul edilmesini engelleyebileceği gibi, insanların enaniyetlerine (gururlarına) dokunarak onların yanlışta ısrar etmelerine sebep olabilir.
İşin, kişiler arasında bir çekişme, kapışma görüntüsüne bürünmesi de ayrı bir sorun. Fikri platformdan hakaret alanına kayması tehlikesi daha kötüsü.
Herkes fikrini söylesin, kararı vicdanlar versin. En büyük müftü kişinin kendi vicdanıdır.
Biz sadece bildiklerimizi tebliğ edelim. Bize düşen sadece tebliğ etmek. Kabul eder yada etmezler; bu, işle ilgilenenlerin bileceği bir şey.
Nasıl olsa hesabı herkes kendisi verecek.
Yazıyı kaleme alan kardeşime teklif ve tavsiyem yazıyı/argümanlarını daha objektif bir dille kaleme alması.
Önemli ve bence (İslami açıdan) doğru noktalara değinmiş ama belirttiğim gibi üslup…
Selam ve muhabbetle cümleniz Allaha emanet olunuz.
08 Mart 2010 22:06
s.a arkadaşlar size biraz enterasan gelebilir ama ben bu işin ahir zaman fitnesi olduğuna kaaat getirdim.
duhan surersinde geçen ayetler bunu ifade ediyor olabilir.
10. Şimdi sen, göğün, açık bir duman çıkaracağı günü gözetle.
11. Duman insanları bürüyecektir. Bu, elem verici bir azaptır.
12. (İşte o zaman insanlar Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).
Bu duman, kıyamet alametlerinden olan ve göğü kaplayacak bulunan dumandır. Peygamberimizden rivayet edildiğine göre, kıyamet alametlerinden biri de, doğu ile batı arasını kaplayacak olan duman olayıdır. burda alatılmak istenen (bence) dumandan kaşıt fitne işte bu işte dünyanın dört bir yanına yaılmış bulunmakta insanları kutuplara ayırcak bir sistem fitne nin ta kendisi benim arkadaşlarını hepsi girdi bu sisteme adamların pisikolojileri bozouldu bu guest kurucusu dedcal olabilir.insanları bir birine düşüren bir sistem gerçekten bu networt marktin sistemine giren insanlar karekterlerini ve kişilikleleri sorgulamak gerek
12 Mart 2010 16:21
Abdullah kardeşim yazından ötürü seni tebrik ederim… Harika bir analiz yapmışsın. Questnet’ i ve sistemini çoğu Questnet ciden daha iyi biliyorsun bunun için ayrıca tebrik ederim çünkü bu işi yapanlar senin kadar ciddiye alsaydı bugün burada konuşulanlar bundan daha farklı olurdu…
Network Marketing in temeline baktığımızda her zaman bedavaya yaptığımız birşeyi parayla yapma fırsatı sunulmakta. Nasıl diye soranlar olabilir… Şöyle ki: Bir elbise almak istiyorsunuz diyelim, bunu arkadaşınızla konuşurken laf arasında söylersiniz. Arkadaşınızın bununla ilgili mutlaka bir düşüncesi olacaktır Ve size tavsiye de bulunur şuradan alabilirsin yada şunu alabilirsin diye… Bu bizi her zaman etkiler Yada şöyle düşünelim; arkadaşımızın elinde duran bir cep telefonu dikkatimizi çekebilir ve biz sorular sorarız özellikleri nedir diye yada tutar kendimiz kurcalarız O arkadaşımız istemeden o telefonun reklamını yapmıştır ve biz de o telefondan alabiliriz hoşumuza gittiği için öyle değil mi..? Bunun yüzlerce örneğini çoğaltabiliriz çünkü bunun benzerlerini hergün yaparız… Yolda yürürken bile önümüze bir araba durur bir market sorar ve biz de ona tanıdığımız yada o civarda en yakın marketi söyleriz gider oradan alış veriş yapar… Peki burada kazandırdığımız firmalar bize bir kuruş para mı öderler..? Hayır… Bunun için her zaman bedavaya yaptığımızı NEtwork Marketing de parayla yaparız…
————————–
(SİTE EDİTÖRÜNÜN NOTU: Hayatta, sevdiğimiz, hoşumuza giden, referans değeri taşıyan şeyler için gönüllü reklam yaparız. Reklam mantığı ile yapmayız ayrıca, ihtiyaç durumlarında, yeri geldiğinde, hoşumuza giden bir şeyi anlatmak istediğimizde, muhatabımızın ihtiyacına uyuyorsa, kullandığımız tecrübe ettiğimiz şeyleri ona da tavsiye ederiz. Oysa Network Marketing’lerde para kazanmak için tavsiyede bulunuruz. Hatta baskı yaparız. Hatta ihtiyacı olmasa bile satmaya çalışırız. Nihayetinde satıştan para kazanacağızdır. Sattığımız ürün muhatabın ihtiyacını karşılamıyor olabilir, aradığı şey olmayabilir, daha pahalı olabilir, her şey olabilir. Biz satışımıza bakarız. Ona o ürünü satmaya bakarız. 20 bin tane götten boktan şeyler üretiriz. 20 bin tane şeytanca boktan taktiğimiz vardır. Muhatabın karşısına takım elbiseyle çıkarız. Çünkü orospu çocukları kafamıza ‘prestij’ diye bir kavram sokmuştur. İnsanların hayallerini kıpraştırıp dürteriz, konuşurken gülümseriz. Paso gülümseriz, bize böyle öğretir piçler kişisel gelişim seminerlerinde. Herkese kart verir herkesten kart alırız. Kartlaşırız, kaşarlaşırız, götleşiriz, insan kurdu oluruz, ilk görüşte etkileme tekniklerini öğreniriz kodumun kitaplarından… Sonra “Abdullah kardeşim seni tebrik ederim” yazarız. Ardından da bolca çaktırmadan beynimizdeki pislikleri zerk ederiz. Biz de burada güzel bir söz işitince yazdıklarınızı iyi bir bok zanneder de onaylarız. Bu kapitalizm köpeklerinin yeni yeni okuduğu kişisel gelişim kitaplarını 13 yaşındayken küfür ederek okuyorduk. Biliriz taktiklerinizi, tekniklerinizi. Aaa yazar küfür ediyor ne ayıp dersiniz sonra. Evet küfür ederiz. Aramızdaki fark budur. Kişisel gelişimci orospu çocukları kimseye küfür etmez, onlara güler yüzlü davranır, ardından kuyusunu kazarlar. Bankalarda güler yüzlü karşılanırsınız, edepli efendi adamlar, şişko küt saçlı karılar, mis parfüm kokuları içinde, efendim’li, buyurunuz’lu, elbette’li narin cümleler kurarlar. Orada kimse size küfür etmez, ama kredi kartları ile, kredilerle teker teker becerirler milleti. Küfür etmezler, güler yüzlüdürler. )
————————–
Bu sistemin zararına gelince: Her zaman bedavaya yaptığımız birşeyi parayla yapma fırsatı sunulunca insanlar bunun çok basit olduğunu ve hemen zengin olmak için bir fırsat olduğunu zannetmeleri… Ve en kötü tarafı da insanlara işe başladıktan sonra tamamen para gözüyle bakılması… Birşeylerin neden bir an örce olmasını ister insanlar anlamıyorum Bahçeye domates eksen bile üç beş ayda yetişir burada bahsedilense bir tüketim organizasyonu kurmak. Questnet açısından olaya bakacak olursak eğer alınan bir ürünün 90 yıl geçerliliği var yani ürün alındıktan sonra açılan Tracking Center bu kadar yıl aktif kalacak… Farzedelim ki bir arkadaşımızın düğünü var illaki altın alacak Bunu firmadan almasını ve aldığı ürün sayesinde para kazanma fırsatı sunulduğunu işin niteliğini getirisini anlatabiliriz. ( Zaten bu işin bir götürüsünün olmadığını işi birazcık olsun anlayan herkes bilir ) Diyelim ki bir arkadaşımız tatile gitmeyi düşünüyor aynı şekilde firmanın ürününü tavsiye edebiliriz ve normalinden çok daha ucuza bir tatil imkanı sunulduğunu fiyatlara bakıp özelliklerine bakan herkes anlar.
——————————–
(SİTE EDİTÖRÜNÜN NOTU: diyelim ki arkadaşınızın beş kuruş parası yok ama quest tanrıları bunu keklemişler, götünde donu yok tatil için, bir geri zekalı saat için para bulmaya çalışıyor. Borç alıyor… Gerçekçi olsak olmaz mı, “diyelim ki arkadaşınızın tatile ihtiyacı var” diyerek Türkiye’deki, sokaktaki gerçeklikten uzaklaşırsınız. Bir tane quest.net üyesi tanımıyorsunuz demek ki, bir tane eleman da mı görmediniz “hacı quest’e gircem para lazım” diye götü tutuşmuş fır dönen. Neden “diyelim ki” li boktan cümleler kuralım, baksak ya sokağa, gerçekten beslensek ya. Yanımızdaki dibimizdeki insanlardan, hayattan beslensek ya!)
——————————–
Evladiyelik bir şey olmasını isteyen bir başka arkadışımıza saat önerebiliriz… Bunun da örneklerini pekala çoğaltabiliriz… Birileri para kazanma hırsıyla birşeyler yapıyor diye geneli suçlamak doğruysa eğer bunu sizin bakış açınıza ve insafınıza bırakıyorum…
Questnet ne yapıyor..? Dünya kalitesindeki ürünleri pazara sunup bu ürünlerin sizin sayenizde tüketilmesi durumunda bundan size kâr veririm diyor… Tabiki burada firmanın amacı para kazanmak… Şimdi diyecem ki ayrıca para kazandırmak güleceksiniz Ama açıklayayım bunu… Tekeli düşünün insanları zehirlemekten başka ne yapıyor..? Neden kimse tekeli sorgulamıyor da sigara içen insanları sorguluyor… Bana dürüst olarak cevap verin bugün hangi Eczacı sırf insanlara hizmet için Eczacı olmuştur para kazanmasa Eczacılık yapılır mı..? Yada hangi özel hastane salt hizmet amaçlı kurulup hiç para kazanmama amacı güdüyor..? Mahallenizdeki bakkalın amacı size hizmet etmek mi Yoksa sizin yapacağınız alışverişlerle para kazanıp rızkını temin etmek mi..? Beyaz eşya satan bir mağaza sizin eşinizin yada annenizin yorulmaması için mi orada sizi bekliyor… Ekmek ürüten bir fabrika sizin karnınız doymazsa ülkeye ailenize hizmet edemeyeceğinizi mi düşenerek ekmek üretiyor..? En yakın arkadışınızın sahibi olduğu bir ayakkabı mağazısını düşünün neden siz oradan değil de başka bir yerden alış veriş yaptığınızı farkketiğinde size olan kırgınlığı yüzüne yansıyor..? Şimdi burada Questnet suçlu mu sizce para kazanmak istediği ve insanlar kendinden alışveriş yapıp başkaları da senin sayende alışveriş yaparsa sana para veririm demesi..?
—————————–
(SİTE EDİTÖRÜNÜN NOTU: evet. Tam da bu yüzden suçlu bayım. Saçma sapan ihtiyacımız olmayan şeyleri bana satarak benim cebimdeki parayı yurt dışına çıkartıyor. Beni de öyle bir gazlıyor ki, yarı tanrı yapıyor. Götüm tutuşuyor para aşkından. Hayallerimi kağıtlara yazıyorum, duvarlara asıyorum. Sonra arkadaşlarıma da siktiriboktan ürünler satabilmek için beni kullanıyor. Hepimiz ihtiyacımız olmayan şeyleri sisteme girip para kazanabilmek için satın alıyoruz. Hepimizin parası ekonomiye bir gram katkı sağlamadan ülkemiz sınırlarından uçup gidiyor. Doğru, para da kazanıyoruz bu arada. Bazılarımızın parası bazılarımızın cebine giriyor.)
—————————–
Questnet bu işi çok iyi biliyor çünkü kendine onlarca yıl önce kurulmuş yüzlerce firmayı distribütör sayısıyla katlamış durumda… Bu da eğitimlerle sağlanıyor evet. Ama düşünün arkadaşlar herkes ama ” Herkes ” para kazanmak için kırk takla atmıyormu reklam vermeye çalışmıyor mu ticaretle uğraşan firmalar. Kart bastırıp dağıtmıyor mu demir doğramayla uğraşan kapı komşumuz Hüseyin amca… Ramazan da imsakiye bastırmıyor mu Kuruyemişçi Mehmet amca…Mehmet amcanın çok mu umurunda sizce sizin onun imsakiyesine bakıp ezan vaktini oradan takip edeceğiniz… Saat yaptırıp bedava dağıtmıyor mu müşterilerine Konfeksiyoncu Ali abi.. Sizce Ali abi size sabah işe geç kalmayın saatten haberiniz olsun diye mi yapıyor bunu Ali abi
Kendinize bir sorun insanlığın zorunlu ihtiyacı olan suyu şişeleyip satan onlarca firma sizin susuzluğunuzu gidermek için mi yoksa su işinde iyi para olduğu için mi yapıyor..?
—————————-
(SİTE EDİTÖRÜNÜN NOTU: Osmanlı’da Reklam üzerine bir şeyler okumanız gerekiyor sizin. )
—————————-
Network Marketing tekelcilik oluşturmuyor ayrıca nedenini söylüyüm… Bugün Adidas ta ayakkabı üretiyor Kunduracı Ahmet abi de… Adidas dünya markası peki tekel mi..? Ahmet abi az para kazanıyor doğru ama Ahmet abi de rızkını kazanacak parayı görüyor… Network Marketing de 30binin üstünde firma var ve bunların hepsi çeşitli dallarda bu sektörde bulunuyor… İleride Bakkal Hasan amcada bu sektörde çalışmak zorunda kalabilir Questnetle rekabet edemez belki bu bir gerçek… ( Şimdi bunun için ürünlere de takılanlar olur ama es geçiyorum isteyen olursa açıklarım ) Yalnız benim Bakkal Hasan amcayla muhabbetimi ondan yapacağım alışverişi ne Questnet ne de başka bir firma engelleyemez çünkü Hasan amcayla bizim geçmişimiz eskilere dayanır alışverişte eskileri yad ederiz muhabbet ederiz… Bu onunla Questneti kıyaslamam için yeterli bir sebep değildir…
———————————-
(SİTE EDİTÖRÜNÜN NOTU: Düşünün ki bir aile, ihtiyaçlarının tümünü bir Network Marketing şirketinden karşılıyor. Gıda, giyecek vs. Ve zamanla akrabalarını da bu işe dahil ediyorlar. Onlar da oradan alış veriş yapsınlar ki para kazanılabilsin… Böylece o ailenin tüm akrabaları N.M yolu ile alışveriş yapıyorlar. Köşede mağazası bulunan Nedim efendi batıyor. Saatçi Faruk alışveriş yapan olmadığından kepenkleri kapatıyor. Daha büyük şirketler ve mağazalar bile buna dayanamıyor. Dikkat edin, questnet de tam olarak bunu söylüyor. Aracı şirketler yok diyor. Her şey daha ucuz diyor, falan filan. Nihayetinde o aile ve tüm akrabalar alışveriş yaparken para kazanabilmek için birkaç network marketing şirketini kullanıyor ve zamanla daha çok tanıdık bu işe dahil oluyor. Böyle bir gidişat 20 – 30 network marketing şirketinin devasa bir şekilde büyümesini sağlamaz da ne yapar? Geleceğin mesleği networker olmakmış güya. Elbette ki, tüm bunlar bu gidişat quest.net’in suçu değil tek başına. Kapitalizm neticesinde böyle vahşiliklerin olması, insanların da masumca bunlara kılıf giydirmesi de normal. Bunların karşısına günümüzde koyabileceğimiz bir sistem yok henüz. Bunlarla savaşacak denli mükemmel bir antibiyotik gelişmesi henüz. Ama bir şeyleri daha iyi anlayabilmek için, biraz olsun imanımızın kuvvetlenmesi için, biraz olsun batıya, network marketing’lere, kapitalizme tapmamak için Osmanlı’da iktisat ve ekonomi mevzularına göz atmakta fayda var. Nasıl insan olunur, nasıl insan kalınır, Osmanlı kapitalizmi nasıl engellemiş vs. bunlara bakmak lazım. Dedelerimiz bu orospu çocukları ile bunların ataları ile nasıl savaşmışlar, bunlara bakmak lazım, anlamak için. Anlamlandırmak için. )
———————————–
Sözün özü şu ki: Birileri sadece para kazanmak için bu işi yapıyorsa ve siz bunları görerek karar veriyorsanız hata yapıyorsunuz siz işinizi dürüst yaparsınız ve helal yoldan paranızı kazanırsınız… Küçük bir örnek veriyim bununla ilgili çünkü burada konu dinden de açılmış: Eğer müslüman olmayanlar bugün müslümanları Terörist olarak görüyorlarsa bunun sorumlusu İslam dini değil biziz… Çünkü bizim bazı davranışlarımız konuşmalarınız onların eline koz olarak verilmiş ve kılı kırk yararak uydurdukları yalanlarla bunları süslemişlerdir… Bir Gayr-i Müslim müslüman olmak istiyorsa eğer bunu çok az müslümana bakarak isteyebilir biliyorsunuz … Kuran ı okuyarak Hadislere bakırak ve İslam alimlerinin görüşlerini öğrenerek İslama ılımla yaklaşabilirler ancak… Kendi müslümanlığınızı sorgulayın ki İslam a leke sürmeye çalışanlara karşı direnciniz olsun… Bugün çoğu müslümanın İslam la alakasız bir yaşam tarzı ve düşüncesi olduğunun aksini söyleyecek varsa alnını karışlarım… Birçok Questnet ci işini yanlış yapıyor diye Questnet yanlış yapıyor demek değildir
———————————-
(SİTE EDİTÖRÜNÜN NOTU: Dikkat ederseniz, biz salak questçilerin, sümüklü ergen çocukların, kandırılmış konfeksiyon çocuklarının söyledikleri ve yaptıkları şeyleri burada anlatmadık. Questnet’in yetkili kişilerinin sözlerinden belgeli ve delilli olarak anlattıklarından, questnet’in genel politikalarından bahsettik. Birçok mübarek zat yanlış yapıyor diye kötü değil questnet. Questnet tamamen sapıkça olduğu için ve tüm bu sapıklıklar onun ana politikası olduğu için kötü. Bunu o kadar vurgulaya vurgulaya yazdım ki yazının sonunda, bunu anlamayışınız, cümleyi böyle kurmanız bana kesinlikle art niyetli göründü. Ya da algılayışınızda ciddi problem var. )
———————————
Saygılar arkadaşlar ve Abdullah kardeşim böyle bir konuyu dürüst bir şekilde ve saygıyla dile getirdiğin için çok ama çok teşekkür ederim…
———————————-
(SİTE EDİTÖRÜNÜN NOTU: Ben de yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Keşke anlasaydınız. Onlarca aptal yorum geliyor, cümle kuramayan ergen çocuklar bol bol küfür ediyorlar. Küfür etseler de ama azcık tutarlı ve düşünerek birkaç cümle kursalar yayımlayacağım, ama yok. Boş laf hepsi… Siz, uzunca yazmışsınız, yanlış da olsa en azından düşünmüşsünüz. O yüzden yayımladım ve cevap verdim. Cevap verilecek bir yanı vardı en azından.)
———————————
13 Mart 2010 12:49
bu konuyla alakalı zaman’da bir kaç haber var.
haber1
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=961120&keyfield=7175657374
haber2
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=957024&keyfield=7175657374
haber3
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=953803&keyfield=7175657374
haber4
14 Mart 2010 15:36
dınce ne kadr dogru ve yanlıs oldugu konusunda pek bı kanaatım yok amaç para kazanmak olunca ınsanlar ne yapacagını sasırıyo, herseyı para olarak gormeyın arkadaslar kapının arkasına bakın once eger orda sısızn ıcıcn faydalı bıseyler varsa karar sızın aksı varsa yıne karar sızın tarafsız bı yorumcuyum 2 gun once tanıstırıldım bu sıstemle anlatan kısı pek acıklayıcı konusamadı acıkcası bana ne bılım sadece sırketın yıı taraflarını anlattı hep ovguyla bahsettı aslında ılk bekledıgım sey sırketın para kazandırma degıl once emek ıstendıgınde bahsedılmesı gerekıyodu.sadce kıtap uzerınden anlatılıyo bence cekıcı degıl mantıklı gelmıyo,o fotolar her hangı kısılere aıt olabılır ve ya yurt dısındakı bı pulun orbnegı olabıır (versıgn dedıgımız sertfıka)sunumubıttıkten sonra tek bır sorum oldu ama net cevap alamadım 3 aydan berı yapıyomus ısını gucvunu bırakmıs sadece bu ısle ılgınelmıymus. sorum ise ne kadar kazandın cevap yok mıktarı bılmek ısterdım yalanda olsa,gercek de olsa.ama ben bu sısteme dahıl oolmıcam cok sevdıgım saydıgım bı abım cagırdı gelıcem dedım ama gıdemıcem cunkı kendıme faydalı bır sıstem olduguna ınanmıyorum tabı nbu benım kısısel gorusum bu kadar yazılar yazılmıs dogru ve ya yanlıs herkes kendı dogruları ıle ilerler umarım hayırlısı olur ama ne olursa olsun para degıstırmesın sızı
15 Mart 2010 11:18
[...] diğer yanılgı da quest.net’in bir şeyler sattığı efsanesidir. (“aha işte şimdi çuvalladın” dediğinizi duyar [...]
17 Mart 2010 15:49
madem bu saçma eleştrileri yapıyorsunuz.. hiç mi düşünmüyorsunuz; bu iş sizin dediğiniz gibi yasal olmayan bir iş ise illaki devlet el koyar.. ama halen tüm ofisler açık ve cayır cayır bu işi yapıyoruz.. istediğiniz kadar konuşun bir gün sizde bu sisteme gireceksiniz çok bilmiş gereksiz insanlar
18 Mart 2010 17:21
QUEST’in dini boyutu ya da hakkında verilecek fetva o kadar önemli olmamalı.önemli olan insanların(kandırdıkları)kanından olan akrabalarını canından olan arkadaşlarını nasıl bir hale sürükledikleri ve vijdanlarının bunu kabullenip kabullenmemesi olayıdır.tabi para olan yerde vijdandan bahsedilip bahsedilmeyeceği de tartışılır.
19 Mart 2010 00:18
merhaba öncelikle açıkca konuşuyum o uzun ve geniş yazıyı tamamen okuyamadım sabrım kalmadı çünkü olayı üstün körü biliyordum.
geldi bana anlatıyor şimdi yok şole parametre deger cart var curt var megersem forex i anlatıyor yok 100 dolar yatıracakmışız 10 bin dolar olarak işlem yapacakmışız anlatıyor dedimki sende
ama yorumların buyuk çogunlugunu okudum ve benimde yaşadıgım bi olayı anlatma geldi içimden ben bir ara abone gazetesi dagıtma işi ile ugraştım altı ay kadar zamanında ve sabah ın 3 de 4 soguk kar kış gunlerinde motorla 100 km yapardım allah nasip eti kendi işimi yapıyorum şimdi bi çok sevdigim kardeşimide bu ,işe almıştım oda benden sonra çıkmak istedi onun yerine bir arkadaş bulmuş gazete ve o başlıcak bu celal arkadaşım geldi bana anlatmaya onun aklını çelmiş benimde pazarlama ile ilgili oldugumu kurslarına gittigimi biiyor bole bole bi iş var çok iyi para kazanıyorlarmış felan filan celal dedim sen getir o arkadaşı bana bi anlatsın merak ediyorum tabi bende ne kadar anlattıkları tutarlı
geldi arkadaş dediki once bu iş hemen anlatılacakla olmaz ee dedim benim vaktim boş anlat hemen eline bi kagıt kalem aldı başladı bana şekil çizmeye yok sag kol yok sol kol yok paket alacaksın yok senden gelenlerden yuzde 20 felan yok kolları dengeleyeceksin felan filan ben dinliyorum tabi peki dedim şimdi sen gazete dagıtıyosun degilmi evet dedi, kaç lira alıyosun ben biliyorum asgari ücter alıyorduk yedigimz soguk ve rüzgar cabası dedim degilmi evet dedi kardeşim sen ne gazel okuyosun bundan çok para kazanılıyor niye bu işi yapıyosunda anlattıgın işi yapmıyosun malak malak bakar netice itibarı ile ben lise terk im o arkadaş bide unuversite mezunu ben bu insanları anlamıyorum pazarlama cı oldugumdanmıdır nedir nerde absurt adam var beni buluyor biri ile internette tanıştık yok şole çok para kazandırırım yok bole para kazandırırım merak ettim meraklıyım ya aradım telefonbu konyada imiş oh ne güzel hemşeri dükkana çagırdım gel bi görüşelim bende kısa yoldan köşeyi dönmek isti,yorum dedim
para yokmu
yok
iki unuversite bitirmiş evli cocugu var aç gezer sen bu işi once yaptınmı yaptım 500 dolar la girdim ee şimdi ne var ya dedim 5000 dolara kadar yukselttim de felan olduda filan olduda kaybetmiş ben bole tanıdıgım kumarcılar vardır birazda televizyonda yeşilcam filimlerinde izledigimden hatırlarım cebinde eve götürecek 20 lirası vardır kaheye gider 20 yi masaya yatırır 20 yirmi katına çıkar uçar kacar eve gitme vakti gelkince bakarkı elindeki 20 lira gider üstüne yirmi liradaha borçlanır bu aklıma geldi ve enson da herbalife olayı bu da ayrı bi mevzu sanki butun tanıdıkların yolunacak kaz da yolacak adam yok memlekette bi bunlar var kardeşim saglıklıysa eczanede sat niye elde satıyosun tabi vergi yok algı yok degme keyfimize yani ule bu turk milleti uyanıkta neden hale sıkıntıların içinde boguluyoruz
19 Mart 2010 08:43
Yahu şu salak networking sistemlerini savunanlar ve buradan parayı kıracaklarını düşünenler yok mu ölüyorum gülmekten. Adam gibi dürüst bir işe girip para kazanacaklarına deli saçmalarına zaman harcıyorlar. Bu networking işlerine başlayanların hepsi önce çok zengin olacaklarından dem vururlar. Aradan aylar geçer hala zengin olma hayallerindedirler. Acıyorum artık ne diyeyim. Allah akıl, fikir nasib etsin!
19 Mart 2010 18:12
malsef bu bılgılerı okumadan bende guvendıgım bırısıne kanarak bende sısteme gırdım ne yapmam gerekır not:kendı dusen aglamaz mısalı
19 Mart 2010 23:30
allah razı olsun sana alemin renkleri . . . zaten müminin fıtratına karakterine uymuyo bu iş
20 Mart 2010 18:58
SEDİR İNTERNET VE CEVAT İSMİNİ KULLANAN ARKADAŞ EGER KENDİNE VE ORGANİZYONUNA GÜVENİN YOKSA BU İŞİ YAPMANA GEREK YOK BU TÜR FORUM SİTELERİNE TARTIŞMALARA CEVAP VERMEK YERİNE KENDİ GURUBUNLA İLGİLENMELİSİN BENİM ORGANİZYONLARIMIN HİÇBİRİ BU TÜR TARTIŞMALARA GİRMEYEREK ORGANİZYONLARIYLA İLGİLENİR BÖYLE YAPMAYA DEVAM EDERSEN EMİN OLKİ İLERLEYEMEYECEKSİN SANA SON OLARAK EGER DEVAM EDECEKSEN YAZMAYADA BENCE BUNA KENDİN OLARAK DEVAM ETMELİSİN TESEKÜRLER