10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Anneannem ve Ozzy Osbourne

Odamda sessiz sakin çalışırken, bir yandan da Ozzy Osbourne dinlerken, aşağıdan gelen aşırı müzik sesi giderek canımı sıkmaya başladı. Alt komşumuzun oğlu, evde kimse olmayınca coşuyor. Hayır, müzik sesinden öte dinledikleri berbat şeyler, işte o daha çok rahatsız edici. Apartman girişine bir ilan assam diyorum: “lütfen yüksek sesle müzik dinleyecekseniz şunları ve şunları dinlemeyin”.

Ding dong… (bu zil sesi oluyor) Ve aniden kısılan ses… Açılan kapı… Tereddütlü bir yüz…

- Şu aletin sesini insanların tahammül edebileceği bir seviyeye indirir misin?

- Tamam.

Evet, şimdi ses kesildiğine göre Dead Can Dance’dan hafif şarkılar dinleyebilirim. Lakin bu gürültü olayı anlatacağım hikâyeyi böldü. Anneannemden bahsedecektim yine. Şöyle:

Bildiğiniz gibi fareleri yakalamak için türlü tuzaklar kurulur. Bir kartona sürülen yapıştırıcının ortasına koyulan gıda maddesi fareyi cezp eder ve fare iştahla gıdaya uzanırken oracıkta yapışıp kalır. Bu fareyi öldürmeden yakalamanın en güzel yoludur. Büyük farelerde işe yaraması gayet zordur, daha çok fındık farelerinde kullanılan bir yöntemdir.

Metal dişli, kıskaçlı tuzaklar vardır birde. Tuzak bir mancınık gibi kurulur, yay gerilir, fareyi mutlu edecek gıda maddesi, dişlilerin indiği zaman tam denk geleceği noktaya konur. Fare yeme uzandığında tuzağı tetikler ve dişliler ‘şlak’ biçiminde farenin kafasına ya da karnına geçer. Etrafa biraz kan sıçrar. Zavallı fare oracıkta kan kaybından dolayı ölür ya da tuzak sahibi tarafından kafasına kalem veya tığ saplanılarak öldürülür. (şaka yapıyorum tabi, kalem ve tığ saplanır mı) Hatta eğer fare çok büyükse, tuzağa yakalandıktan sonra can havliyle tuzağı kendiyle beraber götürebilir diye tuzak iple bir yere bağlanır. Fare etrafı kana bulayıp bir de tuzağınızı çalarsa kendinizi kötü hissedersiniz elbette, bunun çaresi tuzağı bir yere iple bağlamaktır, unutmayın lütfen.

Sonra aklıma gelen bir fare yakalama yöntemi daha var ki, bunu şuan 85 küsür yaşında bir göçmenden öğrenmiştim. Bu yöntemde de farelerin seveceği bir gıda maddesi olan una (un işte bildiğimiz un) alçı karıştırılır. Fare gelir, bir güzel unu yer. Sonra alır başını gider, kısa bir süre sonra bir yerde ölüsü donmuş olarak bulunur. Tabi farenin nerede ne zaman öleceğini kestiremediğiniz için şehir insanı açısından çok iyi bir yöntem değildir. Ancak farelerin çok olduğu yerlerde, ambarlarda falan kullanılsa gerektir.

Elbette ilaçlama şirketlerinin uzun ar-ge çalışmaları neticesinde artık çok daha modern fare yakalama tekniklerimiz var. Öyle ki fare zekâsıyla birebir savaşmak gerekiyor. Bunları anlatmayacağım.

Anlatacağım şey anneannemin fare yakalama tekniği, hoşunuza gider belki siz de uygularsınız.

Anneannemin bir dolabı var. Ahşap bir dolap… Burada tahıl ürünlerini saklıyor. Bu dolaba giden yolun solunda buzdolabı sağında ise bir kanepe var. Anneannem ise; dolap ile kanepe arasına, bir ucu kanepenin ayağına diğer ucu buzdolabının ayağına bağlı olmak üzere yerden birkaç santim yüksek olacak şekilde bir ip germiş.

Eee ne olacakmış?

Fare geçerken ayağı takılıp düşecekmiş! :)

Yorumlar (4) -> “Anneannem ve Ozzy Osbourne”

  1. selma!
    21 Ocak 2010 16:29
    1

    annaneciğinin bizim oralı olma ihtimali var mı?
    laz:)

  2. magribli
    21 Ocak 2010 17:48
    2

    bir de kafes yöntemi var .bilmem bilir misiniz.kanarya ya da saka kafeslerinin içine fareyi cezbeden bir gıda ürünü asılır iple…sonra kafesin kapağı bir çubuk ile gergin tutulur..fare sevdiği gıda yı alırken bu çubuğa basarak alacağı için. kafesin kapağı birden kapanır..sabah kalktığınızda kanarya kafesinde bir farenizolmuş olur..isterseniz duvara asıp besleyede bilirsiniz.. ama…yapılacka iş kafesin boyunu geçen bir kova bulup,içini suyla doldurup,kafesi içine atmak.. fare elbette su da boğulacak…çoçukken görmüştüm bo yöntemi bir yerde…şahit te olmuştum yakalandığına ve boğulduğuna..kötü bi son ama… yine de bi yöntem…..

  3. ravzanur_
    24 Ocak 2010 00:00
    3

    ayy yazık ya tutuverelim bari :) bunalıma girmesin hayvancık elinden tutmak lazım

  4. ayşegül
    28 Ocak 2010 10:41
    4

    ben de küçük bir fareyle bir hafta boyunca yaşamak zorunda kalmıştım..Benim yerimde başka biri olsaydı belki de yüz kere öldürmüştü çünkü fareyi günde 20 kere görüyordum, ne var ki hayvanları öldürmek benim işim değil. Aslında korkuyorsunuz ama işte öldürmek farklı birşey. Önsezileri çok kuvvetli bir hayvan zaten,benim karakterimi hemen çözmüş olacak ki sürekli bana görünüyordu ve benden başka hiç kimse görmüyordu.Herkes halusinasyon gördüğüme kendini bilhayli inandırmıştı.Annemin kurduğu tuzaklar sonuç verince gerçekten üzülmüştüm.
    Anneanneni anlayabiliyorum bu yüzden, kadıncağız muhtemelen fareyle yaşamak istemiyordur ama öldürmek de istemiyordur. Bu ikilemdeyken olayları farenin anlayışına bırakmış gibi görünüyor. Hayırlısı umarım muvaffak olur:)
    Bu arada bu hayvanlar için yapışkanlı tuzaklar kuruyorlar, ve tuzağı öylece bırakıp gidiyorlar. Hayvanlar tuzağa düştükten sonra günlerce aç susuz o yapışkanların üzerinde kalıyor, yavaş yavaş ölüyor… Bunun hakkı ödenebilir mi bilmiyorum, madem öldürmek istiyorsunuz o zaman kanlı tuzakları tercih edin, birazcık temizlik yapmak kimsenin ellerini eskitmez…

YORUM YAZ

Bu Yazıyı Paylaşın
Kapat
E-posta ile paylaş