parçalı gündem, ölgün çupra dudağına ruj
17 Kasım 2009
şimdi düşündüm de, uzun zamandır bakmıyorum buraya… özledim de… yeni bir tasarım yapmam lazım… sonra yüzlerce şarkı… sonra bir sürü şey… sonra gezmem lazım biraz. kimse gelmedi benle bugün, dedim bir trene binip gidelim rastgele… hava da soğuk. çay içeriz, kafamız esince ineriz. öncesinde o eyüpteki güveççide.. iyice doymak lazım. ama uludağ gazoz yok artık orada dimi. yok yok, hot wings çok modern kaçar, hatta süleymaniye’de kurufasülye bile… neyse. zaten küfür ederdim sabaha kadar, boşverin…
sağ salim ölebilsem bir de… bak ne dedim dikkat et! şiirlik bir dize harcandı şimdi, ettiğini beğendin mi. neyse, yazarım ben onu yine de…
böylesini görmemiştim, kolyem, binlerce soru tonlarca ağırlıklar.. neredesin?
ah, artık çok komik geliyor. basit taktikler, ucuz fikirler… “bir yarma yaşanıyor…”
beni ya gamzene gömsünler, ya da şu şarkının içine… tınılardan merhem damıtılır, tınılardan işkenceler, taksim, eyüp, yenisahra, küçükyalı.. sahiller.. istanbul’da geceler…
asıl cümlenin etrafında dönüyorum yine. göt siyasetçiler gibi, sapık aydınlar gibi. ben ne yapayım şimdi bu kitapları allahaşkına. okusam bir dert, okumasam… elimden geldiğince gıcık kapmamaya çalışıyorum çeviri kitaplara. dil işini halledene kadar, şimdilik, alışmam gerek yani. idare et, bana çevirisi mükemmel kitaplar hediye et… saol… hüdayinabit için de… o kutulardan bir tane de ben yapıcam, en güzeli benim ki.. -valla- olacak…
orman kokusu. ikindi sonrası. şarkı arası, hayata… çinekop, sarı kanat, lüfer… böyle küçükten büyüğe sıralanıyor bunlar, isimleri böyle. iyi pişirirsen çok güzel oluyor. geçen evde kimse yokken dolma sardım, aldığım yaprak kötü çıktı. sertti biraz. içi mis gibi oldu. fıstıklı, yeni baharlı, karabiberli, üzümlü. zeytinyağlı… anlatırım bir ara, artık usta oldum sayılır. mısırlı ve mantarlı makarna sosum da süper oldu. baharat, önemlidir, buraya yazıyorum işte, önemli! he, çuprayı kömürde pişiricem bir de. öle dedi ahmet abi, güzel oluyormuş. karnım aç ya, ondan anlatıyorum sanırım bunları. pizza yaparken, hamuru yuvarlakça yağlayıp bırakıyorsun, evet evet, mayalanırken. Soğuk bir yerde. Burada hamurun ööyle kabarmasını istemiyoruz tabi ki. ne diyorum ben lan…
neyse. bir film izleyerek geçiştireyim zamanı. zaten sinema baştan aşağı zaman geçiştirmek içindir. efendim? islamcı abiler mi? türk sineması mı? sinemanın geleceği mi? dünyayı sarsan müslüman bakış açısı mı? cart mı? heh, evet, son kısmı anladım. cart… arkadaşı vardı bunun: curt. çarşamdaki o caminin kapılarını hala açmadı götler. restorasyon terörü böyle bir şey. restore ediyorlar bizi… camilerimizi. lan sahi, ırak işgali de restorasyon meselesi değil miydi? demokrasi restorasyonu… aklıma halam geldi. ona gidecektim bak unuttum.
evet, ne diyorduk. uzun zamandır bakmıyorum buraya mıydı neydi…
yoo çok güzel şarkılarım var, üşendiğim için eklemedim. hem kıskandım biraz, çok güzeller…




