top-image

Şu tarihteki tüm yazılar listelendi: Ağustos, 2009

Gagası paslı bir serçe görürseniz beni hatırlayın diye söylemiyorum, gördüğüm, baştan aşağı pasa bulanmış, ötüşü parklardaki metal salıncakların aheste sallanırken çıkardıkları gıcırtılı sesi andıran, eklem yerleri vidalı küçük bir serçeydi. Arabaların tozu dumana katarak geçtiği işlek bir caddenin hemen kenarında, büyük bir ağacın yere yakın dalında eğleşiyordu.

Bana bakarak, her su birikintisinde ıslandıktan sonra kurulanmak için silkelendiği gibi silkelenmek istedi, bunu küçük kıpırtılarla belli etti. Bunun ne demek olduğunu biliyordum. Evimizde beslediğim muhabbet kuşu da benzer hareketler çeker, hatta örf ve adetlerini evimin içindeki kafese kadar taşıyıp bir kültürü yaşatma çabasını güderdi. Güçlü bir silkeleniş öncesinde kıpırdanarak hazırlık yapmak bu kuşların adetlerindendi. Bense birazdan sıkı bir silkeleniş izleyecektim.

O anda tam da beklediğim şey oldu, küçük serçe hızlıca silkelendi. Bir anda minik serçenin paslı kanadı koptu ve hızla savruldu, minik pençelerinin vidaları söküldü, paslı gagası bir kürdanın kırılması gibi çıtlayarak yere döküldü. Bunların hepsi göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşmişti. Korkmak şöyle dursun şaşırmamıştım bile. Üstelik çok da umurumdaydı, silkelenmek onun seçimiydi hem, sakince durup dursa kendini dağıtmayacak, bunlar başına gelmeyecekti. Gördüklerim karşısında sevindim diyebilirim.

Anneannem genç kızken bir sabah namazı vakti çeşmeden su almaya gitmiş, minareyi camideki cemaatle birlikte rükû ederken görmüştü ve sevinmişti ya, ben de öyle sevindim. Çünkü bunu ben görmüştüm, sadece ben…

Oysa annemin her yaz tatilinin öğle sıcağında beni dışarı salmamak için zorla uyutmaya çalıştığı, kendisi de kaylule niyetine yanıma uzandığı o günlerden birinde, uyumuş numarası yapıp annem uyuduktan sonra dışarı kaçmış olmasaydım tüm bunları göremeyecektim.

Bir şeyi görmüş olmak önemliydi. Evet, öyleydi. Biz sahip olabildiklerimizle değil gördüklerimizle hava atardık. Helikopter görmek ve bunu çocuklara anlatmak önemli bir şeydi mesela. Gerçek futbol topu görmek, 403 otobüslerden görmek, uzaktan kumandalı araba görmek, yaz akşamları sokakları beyaza boyayan sinek arabasını ilk önce görmek, anlatılası ve hava atılası şeylerdi. Hele gördüğün şeylerle bir temasın olmuşsa senden kıyağı olmazdı.

Cebimden radyonun hoparlöründen söktüğüm mıknatısı çıkartıp çalılıkların arasında gezdirmeye başladım. Serçenin paslı parçaları teker teker mıknatısa yapıştı. İçi, topladığım hurda çivilerle dolu siyah poşete serçenin mıknatısıma yapışmış parçalarını silkeledim. Minik serçenin poşete dökülen parçaları son bir kere daha cikledi ya da duyduğum parçaların çivilere çarptığında çıkan sesiydi.

Bu nazik parçaların çivilerime karışmış olmasından dolayı içimde bir huzursuzluk yoktu ama buraya tekrar gelip bu serçenin annesini, babasını ve diğer akrabalarını toplamayı arzulayacak kadar da cani değildim.

Annem uyanmadan evin yolunu tutarken, bir yandan hurdacıya satacağım poşet dolusu çividen kazanacağım parayla alacağım sakızların hayalini kuruyor, bir yandan da gördüklerimi mahalledeki çocuklara anlatırsam inanmazlar, büyünce eğer iyi bir yazar olursam hikaye ederim diye düşünüyordum.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Ben ‘jackie jackie’ adlı güzel şarkımı dinlerken, sokaktan davul ve zurna sesleri gelmeye başladı. Balkona çıkıp baktığımda, küçük bir topluluğun hakla şeklinde birbirlerine geçip saçma salak hareketlerle dönüp durduklarını gördüm. Sapıtmış gibiydiler, sokağın ortasında, milletin önünde (sokaktakiler için bu gayet normal) oynuyorlardı, içlerinde başörtülü ablalar da vardı. Ütülü kıyafetler giymelerinden, saatler süren uzun uğraşlar sonucu saçlarını yaptırmış ablaların şeklinden, bunun bir düğün öncesi faslı olduğu anlaşılıyordu.

Çok sinirlendim, zira güzelim şarkımı rahatça dinleyemiyordum.

Belediyeyi aradım:

- Merhaba, …… mahallesi dördüncü caddede bazı orospu çocukları ellerinde davul ve zurnalarla evleri yıkıyorlar!

- Ne! Hemen sizi zabıtaya aktarıyorum.

- Dıııııt.

- Merhaba, bir şikâyette bulunacağım. …… mahallesi dördüncü caddede ellerinde davul ve zurnalarla bazı insanlar aşırı gürültü yapıyorlar.

-Mahalle …….., cadde dört, adres doğru mu?

-Evet

- Trafiği kapatmışlar mı?

-Hayır, trafiği kapatmamışlar.

- Ekiplerimiz geldiğinde görebilirler mi?

- Ekipleriniz geldiğinde, görebilir ve duyabilirler.

- Peki tamam.

- Teşekkürler.

Jackie Jackieeee  (:

Beraber çalıştığımız bir arkadaş vardı. Çalışmak için Anadolu’dan İstanbul’a gelmişti. Bir gün beraber çalışırken, bir ara bulmaca çözdüğünü gördüm. Zeki bir çocuktu. O bıraktıktan sonra merak edip bulmacayı elime aldım. Birçok yeri doldurmuştu, bazı yerler boştu. Soruları ve cevapları okurken bir şey gördüm. Bir soruya verilmiş olan cevap çok komik olmasının yanında çok da güzeldi. Şöyle:

Soru: Boğaların güreş yaptığı alana verilen isim?

Cevap kutucuğu beş harfliydi ve herhangi birimiz buraya hızlıca “arena” yazabilirdi.

Ama cevap tam olarak şöyleydi: “çayır”

bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi | Reng-i Ahenk Teması | Hakkımda | İletişim