Minumum Şizofreni Maksimum Trajedi ve Kırmızı Başlıklı Kız
Panama, San Blas, Veraguas… Şehirlerin üstünden uçmaktan başka bir eğlencem kalmadı. Bu hafta neredeyiz aşkım, Panama’mı?
Allah’ım! 41 saattir uyumadım, arz ederim. Uykumun gelmesini beklerken mısır patlatmayı denedim. Birilerine espri yaptım. Bunu not edin: yüksek ısıda patlayan şeylerden biridir mısır. Barut gibi değildir ama. Kapağınız varsa sorun yok. Bu sallanan kağıttan avize kapitalizmin işi mi? Patlamış bir mısır artık nasıl tohum olabilir ki. Güzelim, unutuyorum, durmadan anlatsana bana, hangi şehirlerin üstünden uçacaktık?
Hani şehirlerin önümüzdeki yüzyılda gökyüzüne kurulacağını anlatmıştım ya sana… Artık ben de inanıyorum sana anlattıklarıma.
Şifreyi çözebilmem için alfabede olmayan o harfi bulmam gerek. Hiç bir alfabe bu saçmaladıklarımı öyle eski yazdıklarım gibi edebi bir metne dönüştüremez.
Böyle yüzlerce şarkı dinliyorum eğer yakınımda kimseler yoksa.
O derin belagatli şeyleri de ben yazmıyordum zaten. Anneannemle ortak bir çalışmanın ürünü. Annanemin haberi yok ama onunla tasarladığımız bir kaçış planı bile var. Çabucak ölüp gitmek. Anneannemle ortaklaşa yaşıyoruz. Bir gün ben uyuyorum bir gün o. 42 saattir gözüme uyku girmedi ve hala uykumun gelmesini bekliyorum. Sanırım sıra bana iki kere geldi.
Sıkıntıdan esniyorum… Arabalar geçiyor. Sanırım sabah oluyor. Ve “avast’ın yeni bir sürümü internette mevcut” Bunu o söyledi bana. O yeşil yaratık…
Tanrım, burada o kadar çok tanrı var ki… Müslüman tanrılar, kapital tanrılar, sofi tanrılar, smokinli tanrılar, kadeh kaldıran tanrılar…
Niyetimi biliyorsun. Baltayı ustaca kullanmak için talim yapıyorum. Onu hergün biliyorum. O sineği öldürdüğüm için de üzgünüm. Kocamandı ve çok vızıltılıydı.
Bunaltı… İçten bir çığlık… Gözyaşı…
Masamın üstünde bir deniz var, kül tablası ve bir kaç şehir. Diyorum ki… Öyle işte. Her zaman ki gibi… öyle…
(yazılmamış farzederseniz sevinirim)




05 Aralık 2008 19:58
öncelikle selam üzerinize olsun
maalesef yazılmamış farzedemiyorum okudum ve bir kıymık gibi çıkmıyor içimden -öylece kaldı orada- ve son zamanlarda yazdıklarınızda eski tadı bulamayanlara bir ipucu veriyor ahvaliniz hakkında.aslında pekte farklı bi konumda değilim bende fakat beraber kaçabileceğim bir anneannem de yok artık yanına gidebilmek için cesaretim de yok
(ama bir umudum varki müminin kardeşine duası reddedilmez bu sebepledirki duamdasınız karşılıklı olacağını temenni ediyorum)alemlerin sahibi ferah ve selamet içinde kılsın sizi
05 Aralık 2008 20:18
=) Allah ım insan denen muamma baştan başa farklı bi alem…
Saygı değer, pek muhterem sümeyye kardeşim şimdi uzun uzun bi cevap verip sonra da saygıyla nanik yapardım bende ama mazur görün lütfen.
06 Aralık 2008 11:24
tabii ya..patlamış mısır artık nasıl tohum olabilirki.ama o mısırların bazıları inat edip patlamıyor,temeli sağlam olanlar;ki neye yarar onlarda zaten artık kapkara.
(kim patlattı bu mısıları!)
12 Aralık 2008 18:52
babam hafızlar deli olur derdi
haklıymış sanırım.
15 Aralık 2008 17:39
mr. melez’in bilgisayarına firüs girmiş ve bunu mevzu yapmış imgesel şiirler yazan mütevazi şairler..
miss. palyaço ölü bulunmuş albino sokağı çıkışında..
2 koyunu daha kurda kaptırdık bayram arefesinde dönülmez bir akşamın son seansındayken köyümün yamaçları..
15 Aralık 2008 20:47
“awara” için teşekkürler.. oldukça beğenildi.. : )
17 Aralık 2008 22:53
yüreğinize sağlık olsun
tebessüm ettirdiniz.
kaçış planınız anneannemle bizimkine benziyor.hele bir kış geçsin diye beklemekteyiz
25 Aralık 2008 03:56
Demek ki bir ben değilmişim. Demek ki kırmızı başlıklı kız olabileceğini zanneden herkes, aynı şeyleri hissedip de zanlara düşüyormuş. Demek ki Tanrı gerçekten varla yok arasındaki ince çizgide yürüyormuş. Demek ki Tanrı hakikaten de hokkabazmış. Öyle ki birbirinden habersiz iki farklı insana, iki farklı manada, beş milyar tane duyguyu birden yüklemekte hiç zorlanmıyormuş. Demek ki -miş, demek ki -muş… Demek ki aynaya bakınca yalnız benim yüzüm görünmüyormuş.
26 Aralık 2008 19:58
ilk darbe, içindeki tanrıya olsun..
sevgiler,
28 Aralık 2008 23:19
Sayın Kibritçi yeni yazı için yeni yılı mı bekleyeceğiz? (:
30 Aralık 2008 13:12
hatice! “ilk darbe içindeki tanrıya olsun” derken..?????
28 Ocak 2009 23:44
ahhahahhaaa..
kuaybeye de gülüyorum…
owww leydiii diye anlamlandırdığım yer harika geldi bana.o çığrınmalarda gözü yarı kapalı halinde bişiler uçuşuyormuş gibi hayal ettim. road runnerdaki o garabet yaratık onca hızlı koşmaların ardından “mik mik” diyor ya bu şarkıyla o” mik mik ” sesi arasında bi bağ kuruyorum ama çok değinmeyeyim.beni de hafız sanmasınlar.uslu durmak lazım böyle yerlerde.
30 Haziran 2009 08:28
geç oldu ama yeşil’i cevapsız bırakmaya gönlüm razı olmadı.
ayette der ki Allah’ın en çok buğzettiği (yalancı) ilah, peşinden koşulan heva ve heveslermiş..
içimizdeki tanrı, tanrılaştırdığımızı bile fark edemediğimiz ve bütün ömrümüzü peşinden koşarak geçirdiğimiz, kararlarımızın yegane iteleyici gücü olan heva ve heveslerimiz..