top-image

Şu tarihteki tüm yazılar listelendi: Aralık, 2008

Panama, San Blas, Veraguas… Şehirlerin üstünden uçmaktan başka bir eğlencem kalmadı. Bu hafta neredeyiz aşkım, Panama’mı?

Allah’ım! 41 saattir uyumadım, arz ederim. Uykumun gelmesini beklerken mısır patlatmayı denedim. Birilerine espri yaptım. Bunu not edin: yüksek ısıda patlayan şeylerden biridir mısır. Barut gibi değildir ama. Kapağınız varsa sorun yok. Bu sallanan kağıttan avize kapitalizmin işi mi? Patlamış bir mısır artık nasıl tohum olabilir ki. Güzelim, unutuyorum, durmadan anlatsana bana, hangi şehirlerin üstünden uçacaktık?

Hani şehirlerin önümüzdeki yüzyılda gökyüzüne kurulacağını anlatmıştım ya sana… Artık ben de inanıyorum sana anlattıklarıma.

Şifreyi çözebilmem için alfabede olmayan o harfi bulmam gerek. Hiç bir alfabe bu saçmaladıklarımı öyle eski yazdıklarım gibi edebi bir metne dönüştüremez. 

Böyle yüzlerce şarkı dinliyorum eğer yakınımda kimseler yoksa. 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

O derin belagatli şeyleri de ben yazmıyordum zaten. Anneannemle ortak bir çalışmanın ürünü. Annanemin haberi yok ama onunla tasarladığımız bir kaçış planı bile var. Çabucak ölüp gitmek. Anneannemle ortaklaşa yaşıyoruz. Bir gün ben uyuyorum bir gün o. 42 saattir gözüme uyku girmedi ve hala uykumun gelmesini bekliyorum. Sanırım sıra bana iki kere geldi.

Sıkıntıdan esniyorum… Arabalar geçiyor. Sanırım sabah oluyor. Ve “avast’ın yeni bir sürümü internette mevcut” Bunu o söyledi bana. O yeşil yaratık…

Tanrım, burada o kadar çok tanrı var ki… Müslüman tanrılar, kapital tanrılar, sofi tanrılar, smokinli tanrılar, kadeh kaldıran tanrılar…

Niyetimi biliyorsun. Baltayı ustaca kullanmak için talim yapıyorum. Onu hergün biliyorum. O sineği öldürdüğüm için de üzgünüm. Kocamandı ve çok vızıltılıydı.

Bunaltı… İçten bir çığlık… Gözyaşı…

Masamın üstünde bir deniz var, kül tablası ve bir kaç şehir. Diyorum ki… Öyle işte. Her zaman ki gibi… öyle… 

(yazılmamış farzederseniz sevinirim)

Cezayir taraflarından mest eden bir koku… Sessiz sakin derinden alıp götüren… Bir otobüs var hayalimde, ıssız yollarda, hemen bir ikindi sonrası. Dağlar, yamaçlar kızarmış güneşin kızıllığında, sanki al yanaklı bir köylü kızı… Otobüs dağlar teper aşarken ve hep bir ikindi sonrasının kızıllığı varken ve hep hayalini kurduğum gibi… Çalıyor işte şarkı, dilim dönmüyor eşlik edemiyorum. İçten, hani böyle kalbin kan pompalaması gibi, ritim tutuyorum… Buyurun dinleyin:

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

(Fazilet ablaya teşekkürler…)

Lat, Menat, Uzza ve Coca Cola ve Dolce Gabbana
Hızlı yaşa, hızlı öl, hızlı tüket, hızlı tapın
Helvadan tanrılarınızı getirin yerine asitlisini verelim
Garantisi var, kaskosu var, sigortası var abla bunların.
 
Lat, Menat, Uzza ve Converse ve Dunlop
Hangi reyonda hangi ürüne tapalım mesaj gönderin siz belirleyin
Çift hatlılar, çift kameralılar, çifte hayatlar, dokunmatik kuşlar
Dokunsak halimize ağlayacaklar pillerinin yettiği kadar.
 
Lat, Menat, Uzza ve Ray Ban ve Hotel Marina
Sabah şekerleri ve akşam haberleri
Açık büfe kahvaltı, çocuklara ve ölülere yüzde yirmi indirim
Sayenizde koca siyah gözlükler satılsın, ölseniz de tüketin.
 
Lat, Menat, Uzza ve Fenerbahçe ve borsa
İyi oynayan kazansın birde parası çok olan
Moda diyelim Avrupa’dan yeni tanrılar getirelim
Yüzümüzü batıya dönelim götümüz açıkta kalsın
Paris’ten düşünelim utanacaksa İstanbul utansın…

bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi | Reng-i Ahenk Teması | Hakkımda | İletişim