Cinnet Modern
Cinnet Modern
İsmail Kılıçarslan’ın şiiri. Geçen sene Tarık Tufan Düş Vakitleri programında okumuştur.
Kayıt/kaynak: simurg.wordpress.org
Cinnet Modern
İsmail Kılıçarslan’ın şiiri. Geçen sene Tarık Tufan Düş Vakitleri programında okumuştur.
Kayıt/kaynak: simurg.wordpress.org
30 Ağustos 2008 00:29
cinnet modern.kır kahvelerinde.
haftasonu romantizmi….
aynalı sözler bulup biçimsel denemelere girişip politikayı keşfedip ruhlarımızı yağmalamak isteyenler için teklmil verip kıymetli katkılarımız için cep saati, tanzimat, öpücük alıp,
birikmiş paramızla, 1.39la, on yıl vadeyle, vadesi dolmuş insanlığın mezarına işeyen o amerikalı adamın adını sapıklık gibi, sapkınlık gibi, rafızılik gibi, çirt elle, çift bıçakla, çirte çubukla, toprakla irtibat halinde, ayakkabılarını çıkarıp,toprağa basıp, ayakkaılarını eline alıp, beşiktaşı semt takımı olduğu için severken….
NE ROMANTİZM BE. ALLAH BİZE DE NASİP ETSİN
03 Eylül 2008 16:42
modernizme, ve diğerlerine cinnet geçiren ramazan…
hoşgeldin.
cinnetimize değil cennetimize…
nefsin huzurunu huzursun eden huzur(g.özcan)
cinnetimize de
cennetimize de
evimize ve mahallemize de hoşgeldin…
07 Ekim 2008 14:45
Bu arada İsmail Kılıçarslan abimizin “Amerika Sen Busun” kitabı çıktı.Bu enfes şiiri de içeriyor.
19 Mayıs 2009 09:22
16 may ‘09
cinnet modern
şiir hatları vapurunda
yazıldığı gibi okundu
görmeliydiniz..
19 Mayıs 2009 15:44
Nefes almalı…
ama
Hoş…
Eyvallah…
14 Haziran 2009 16:22
tekrar tekrar dinliyorum. , dinleniyorum , ileniyorum
23 Haziran 2009 15:33
cinnet modernin kardeşi:)
“tamam sustum..”
29 Temmuz 2009 22:54
takma isim olarak ‘la’ yazmak istedim,belki eşref saatimdir,hiç’lik nasip olur diye.ancak klavyede a’nın şapkasını koyacak bir kısa yol tuşu bulamadım.vermeye çalıştığım anlamın aksine bir nota-la notası-yani bir varlık belirtmeye başladı takma adım.bu da modernizmin şapka çıkaran cinneti galiba.şarkın derin anlamlarından yoksun batılı kapital mo^ÂÂ
17 Ekim 2009 23:05
şimdi aylar sonra bu ve benzeri bir kaç ses kaydı dinlemek ah ulan bu günler de var di mi dedirtiyor… yapacak daha iyi bir işimiz olduğu halde tarık ve paşalı dinlediğimiz,zamansız gelen misafirlerin çayını nasıl içersin diye sormadan en koyusundan doldurup diğer odaya radyonun başına koştuğumuz radyo dinlediğimiz radyoyu sevdiğimiz günler..niye çoğul konuşuyorum ki ben şimdi…aamaaaan ha da sıkıntı!