Bir Hikaye
03 Mayıs 2008

(Ben bir hikayeye başladım, siz devam edin. Yorum girerek hikayeyi kaldığı yerden devam ettirebilirsiniz.)
Kız çok heyecanlıdır. Kalbi aÅŸkla dolu, kulağında ÅŸarkılar, tınılar… Sanki bulutlara basarak koÅŸmakta, sevgiden, aÅŸktan dolayı coÅŸmakta. Çiçekleri öpüp koklayarak, böcekleri severek, küçük çocukların başını okÅŸayarak, her insana tatlı söz söyleyip gülerek gezip tozmada, yürümekte yolları. Öyle romantik, öyle coÅŸkulu bir ruh hali…
Bu enerjiyi elbette dile getirecek olan bu dünya tatlısı sevimli kızımız, sevgilisine hemen bir cümle kurmak, ona aşkını aksettirmek, içindeki coşkuyu paylaşmak ister. Bir mesaj yazar ve zavallı çocuğa, sevgilisine gönderir.
“Merhaba bir tanem. Merhaba kokladığım çiçeÄŸin burnuma kaçan ve hapşırmama sebep olan poleni… Merhaba dünyanın en yakışıklı, kamyon çarpsa bir ÅŸey olmaz erkeÄŸi… Uykusuz gecelerimin sebebi, gün ışığım, sevgilim bir tanem. Nasılsın bakalım?”
Çocuk çok yorgundur. Sabah sular kesik olduÄŸu için saçlarını yıkayamamış, evden geç çıkmış, minibüste para vermek için ayaÄŸa kalktığında yerini baÅŸkasına kaptırmış, paranın üstünü alırken bozuk paraları yere dökmüştür. İşe geç gitmiÅŸ, müdürden bir ton laga luga iÅŸitmiÅŸ, bugün sorunlu müşteriler neredeyse hep ona denk gelmiÅŸ, son olarak bir arkadaşıyla kavga etmiÅŸtir. Öğle yemeÄŸinden sonra karnı aÄŸrımış, ödeyeceÄŸi taksitleri düşünürken midesine aÄŸrılar saplanmıştır. Paydos saati gelmesine raÄŸmen iÅŸ yoÄŸunluÄŸundan dolayı iÅŸi bırakamamış, biraz önce telefondan anlayışsız birine bir meseleyi izah edip aynı zamanda beklemekte olduÄŸu mailin gelip gelmediÄŸini kontrol ederken, saatler önce masasına gelmiÅŸ ve soÄŸumuÅŸ olan kahveye yanlışlıkla çarpıp döktüğü sırada, bir mesaj gelmiÅŸti… Telefonun mesaj gelirken çıkartmış olduÄŸu sese bile tahammülü yoktu. AÄŸzına bir ton küfür birikti, sustu…
Biraz sonra, o yoÄŸunluk arasında telefonundaki mesaja bakmak istedi. Mesajı sevgilisi göndermiÅŸti: “Merhaba bir tanem. Merhaba kokladığım çiçeÄŸin burnuma kaçan ve hapşırmama sebep olan poleni… Merhaba dünyanın…” gerisini okumadı…
Çiçeklerle böceklerle uÄŸraÅŸamayacak kadar kafası doluydu. Kendisine sorulan soruları bile anlayamaz vaziyetteydi. Yanlışlıkla döktüğü kahveyi temizlerken, bu akÅŸam için arkadaÅŸlarına söz verdiÄŸini hatırladı. Ancak geç kalmıştı. Birazdan ararlar diye düşünürken telefonu çalmaya baÅŸladı, ancak ÅŸarj etmeye vakit bulamadığından cevaplayamadan telefon aniden kapandı. Çok sinirlenmiÅŸti. Hışımla eline aldığı telefonu var gücüyle duvara fırlattı. Duvara çarpıp seken telefon ofisin camlarını ÅŸangırank biçiminde yere indirirken telefonun parçaları ağır çekimde parça parça yere düşüyor, bu arada iÅŸ seyahatinden yeni dönüp biraz önce ofise ayak basan patronu cam kırıklarının dansını izliyordu…
Çocuk biraz sonra kötü bir günü tamamlamış olarak iş yerinden ayrılmış, Allah’tan son otobüse yetişebilmiş, şehir evine kapanırken o da yola çıkabilmişti.
(Hikayeyi devam ettirmek için yorum yazınız. Yorumları da okuyup, son yorumun kaldığı yerden/olaydan devam ediniz.)




