10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Blog Ödülleri 2008

28 Nisan 2008


Alemin Renkleri olarak Blog Ödülleri 2008’e katıldık. Kültür – Sanat kategorisi altında boy gösteren sitemize oy vermek isterseniz 5 Mayıs sonuna kadar 2008.blogodulleri.com u ziyaret edip oyunuzu kullanmanız gerek. Birçok kategori var, her kategoride bir oy kullanabiliyorsunuz. Bu arada oy kullanabilmek için siteye üye olmak gerekiyor, baskı yapmak gibi olsun ama yeniden hatırlatmak istiyorum sitemiz Kültür – Sanat bölümünde… :) Kolay gelsin, iyi oynayan kazansın. Kazanırsam siteye hava limanı yaptıracağım! :) Yuh, o kadar da değil, ama kazanırsam siteye bir adet müzik player ekleyeceğime söz verebilirim, şimdiye kadar bahsedilmiş olan şarkıları tek listeden kolayca dinleyeceğiniz. Ne dersiniz, güzel olmaz mı?

Nusrat Fateh Ali Khan

25 Nisan 2008


İsmi zikredilince gözlerimin dolmasına sebep olan kişidir. Transa geçiren, ritmin sınırlarını zorlayan, sesiyle kelimelere çılgın bir elbise giydiren adamdır, inanılmazdır.

Nusrat Fateh Ali Khan 1948 yılında Pakistan’da dünyaya gelir. Sanatçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmesine ve yetenekli olmasına rağmen şarkı söylemeye gördüğü bir rüyadan sonra başlar. Babasının ölümünden sonra bir rüya görür. Rüyasında babası Nusrat’den şarkı söylemesini istemektedir. Yapamam diye cevap veren Nusrat’e babası yine de denemesini söyler ve boğazına dokunur ve Nusrat Fateh Ali Khan şarkı söylemeye başlar.

Babası ve diğer amcaları gibi tasavvuf müziğinin bir kolu olan Qawwali icra eder. Zaman zaman ağır Qawwali kalıplarının dışına çıkarak şarkılarında daha yumuşak motifler kullandığı da olmuştur. Klasik müzik ve Hint müziğinde ürünler vermesine rağmen Qawwali geleneğinden kopmayarak ilahi mesajı kitlelere ulaştırır.

Şarkılarını Arap, Urdu, Fars ve Pencap dillerinde seslendiren Nusrat Fatih Ali Khan 1985 yılında Womad Festivali’ne katılarak şarkılarını dünyanın beğenisine sunar. Toronto, Londra, ABD, Paris, İspanya, Japonya ve birçok Arap ülkesinde konser vermiştir.

BEH HAADH RAMZA DHASDHA

Şarkılarında inişler çıkışlar ve ahenk doğaçlama ilerlemesine rağmen muhteşem bir uyum vardır. Sesini çok iyi kullanabilen nadir sanatçılardan biridir. El çırpmaları eşliğinde icra ettiği ve genelde Qawwali dinleyici kitlesine söylediği şarkıları, Ulusal platformlarda söylediği şarkılara nazaran daha serttir. Nusrat Fateh Ali Khan şarkılarını söylerken dinleyici kitlesinin kalitesini ve psikolojisini tartarak şarkılarına yön verir. Ritim kimi zaman yavaşlar kimi zaman coşar. Konserlerinde dinleyenler şarkıya ellerini çırparak eşlik ederler, kendilerinden geçerler, durulurlar, coşarlar.

Qawwali oturarak icra edilir ve şarkıya başlamak sanki ibadete başlamak gibidir. Çünkü Sufi geleneğinin müziği olan Qawwali’nin icrasından maksat ilahi mesajın iletilmesidir.

Nusrat Fateh dinlerken gözleriniz kapanır, bedeniniz hafif ritmik sallanmaya başlar, elleriniz siz fark etmeden göğe doğru açılır, dinlediğiniz sanki şarkı değildir: kaybolursunuz.

Şimdilerde şarkılarını bilgisayarlarımızdan dinliyor ve yine büyük lezzet alıyor olsak da, Üstadın konserinde bulunup şarkılarını birebir dinlemek, eşlik etmek kuşkusuz mükemmel bir şey olmalıdır. Bir konserinde olabilmeyi, dizinin dibinde oturabilmeyi ne çok isterdim.
Üstat Nusrat Fateh Ali Khan 1995 yılında vefat etmiştir.

Üstat için önceden yazmış ve yayınlamış olduğum bir şiirim vardır, bu linkten ulaşabilirsiniz.

 

Ben seni arıyorum…

25 Nisan 2008

Aşk tarlasına mutluluk kuşları konmasın diye çakmışlar beni, korkuluk niyetine duruyorum. Gözlerim ufukta birini arıyorum. Süzüyorum hüzünleri, gülüyorum gündüzleri, her gece ölüyorum. Ne adını biliyorum ne göz rengini, ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum… Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum. Ben seni arıyorum…

Msn Görünen Kişisel İleti Olayı

23 Nisan 2008

Msn kullananlar genelde msn görünen ileti kısmına anlamlı-anlamsız, bazen mesaj vermek kaygısı güden, bazen o an hissettiklerini aksettiren, bazen alakasız şeyler, bazen önemli şeyler, cümleler yazarlar. Ben bu aralar birbiri ile alakasız kelimeleri toplayıp yazıyorum. İşinize yaramayacağını bilsem de yazdığım kelime topluluklarını yayınlamak istedim. Aha:

* klaket, sardalya, buji, plasebo, sebbabe, bademcik, yuhanna, kaos, manav, kibariyenin annesi, lahana, sezaryen…

* mozilla, karpuz, kasket, fıstık ezmesi, brillant, göbek, küçük gün ışığı, kokart, şifonyer, mado, bihuş, keser, bezelye, hamdi…

* cılk, cıyındırık, böngürdek, guguba, pırtık, mıymıntı, pıskırık, bıdık bıdık, lülürük, bıdınık, dambadanak, tıbışkalay, hırt…

* refuj, gargara, kelaylak, poliçe, dublör, mandalina, kırlent, gülbanu, dilemma, forklift, leğen, böbrek, dünür, kıkırdak…

* baldıran, arap sabunu, kozmik, köpük, bıldırcın, kobay, urgan, mezgit, pankreas, çilekli süt, faşist, kuşburnu, hükmü’r-ra…

* leğen, üçlü piriz, imleç, barbunya, baston, işrak, kuşluk, süveter, akvaryum, kükürt, kabartma tozu, idgamı bila gunne…

* göbüş, pufutuk, babuşka, dımdızlak, hönk, cıbıl, pıhtı, baldır, gırgır, bulgur, bıngıl, tıngır, mıngır…

* domino, pergel, kokoreç, ibrik, vanilya, hırdavat, kibrit’i ahmer, şilte, hissikablelvuku, güğüm, albino, riyal, marpuç…

Dino Merlin Konseri 2008

19 Nisan 2008

Dino Merlin 11 Mayıs 2008’de İstanbul’da…

Bomba haber! Uzun zamandır söylenti halinde dolaşan Dino Merlin İstanbul’a gelecek haberi teyit edildi. Geçen yıl İstanbul’daki ilk konserini Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda veren Dino Merlin Mayıs ayında yeniden Türkiye’de… Geçen sene yapılan konser büyük ilgi görmüştü, Harbiye dolup taşmıştı. Heyecan verici bir haber, hepimiz orada olacağız… Bu yılki konser Cemal Reşit Rey’de olacak muhtemelen. O gün kimsenin başka bir işi çıkmasın! Konser detayları yakında gelecek…

İlgili haberler:

http://aleminrenkleri.com/2007/05/29/dino-merlin-istanbula-geliyor/

http://aleminrenkleri.com/2007/06/04/dino-merlin-selamun-aleykum-istanbul/

Hangisi Daha Güzel?

17 Nisan 2008

Dostum Sami Türkçesinin yani Grup Yorum – Bir Görüş Kabininde isimli versiyonunun daha güzel olduğunu iddia etti. Ben ise Janet - Jak Esim’in söylediği Durme Durme Kerido İjiko’nun daha güzel olduğunu iddia ettim. Böylelikle tek taraflı bir iddiaya girmiş olduk, Sami kaybederse Murat Menteş’in Kaosa Mütevazi Bir Katkı adlı kitabını alacak bana.

Hangi şarkının güzel olduğunu siz belirleyeceksiniz, yorumlarınızla… İki haftalık bir süre sonunda yorumlarda belirtilen görüşlerin çokluğuna göre hangi şarkının daha güzel olduğunu belirlemiş olacağız. Evet, aynı şarkının iki farklı, iki mükemmel sürümünü yayınlıyoruz, yorumlarınızı bekliyoruz.

1. Grup Yorum – Bir Görüş Kabininde

2. Janet / Jak Esim – Durme Durme Kerido İjiko

Extreme Ways

17 Nisan 2008

Büyük hali için resme tıklayınız…

Durme Durme Kerido İjiko — Janet / Jak Esim

17 Nisan 2008

Giden bir trenin ardından el sallar gibi…
Bir mezar başında ağıt yakar gibi…
Bir aşk mektubunun son satırları gibi…
Gurbette yazılmış bir şiir gibi…

Kimseye acımadım yayınladım, şarkının derinliğinde kaybedin kendinizi…

Romantik Ceset

16 Nisan 2008

İşte bu gördüğünüz köprü ve üzerinde akan arabalar, bir damar ve damarda akan kan kadar sıradan akıyor, çalan kornaların kırılan bir kemik gibi ses verdiği akşamlarda martılar yüzünü kıbleye dönüp kanatlarını açarak dua ediyor, âminlerle birlikte bir küçük kuş kanatlarını yüzüne sürüyor ve göz kapaklarım kapanınca hasretle yanıp tutuşan kirpiklerim birbirleri ile musafaha ediyor.

Geceler boyu ceset topluyoruz, sabah olunca hiçbir şey olmamış gibi bizde bilet kuyruğuna giriyoruz. Geceler boyu âşık oluyor, pamuk şeker tadında cümleler kuruyor, çayın içinde kaybolan şekerin erimesine eşlik edip eriyor, acıyan yanlarımızı saklayarak damaklarda bir tat oluyoruz. Geceler boyu ceset topluyor, enkazın altında kutu kutu pense oynuyor, cesetlerden labirentler kurup yolu bulabilmesini umarak gülücüklerimizi bu labirentin içine salıyoruz. Hastalıklı gülücükler var suratımızda, gözyaşlarımızı damıtarak sunuyoruz konu komşuya, ağladığımız bilinmesin topladığımız cesetler görünmesin diye.

Sanki kırık bir misket yırtınarak dolaşıyor damarlarımda, sanki bir diken saplanmış damağıma, ben sustukça kırık misket hırçınlaşıyor, damağımdaki diken konuştukça batıyor. Saçını çekip durdurmak, silahımı çekip sıkmak istiyorum topuklarının bir karış yukarısına, ciğerlerime çekip boğulmaktansa izmarit gibi bileğime basıp söndürmek istiyorum acıların fiyakasını. Her seferinde sobeliyor hüzün, önünü arkasını ve saklanmayanı…

Kurduğum cümlelerin susamı eksik, gecelerimin uykusu ve gözlerinin buğusu eksik, hayatımın “sen”i, adıma yazılan şiirlerin “ben”i eksik. Dikenlerin gülleri, gülenlerin hüzünleri, ölenlerin öcüleri, selam verenlerin geceleri eksik. Konuşanların sözleri, susanların sessizliği, dostların gücü eksik. Gündüzler geceye kalb oluyor, bulutlar delik deşik.

Moby - Extreme Ways

15 Nisan 2008

Bu şarkı eşliğinde kaç saat yürünür? Dört mü? Beş mi?
Bilemediniz.

Yazacağım, çalacağım, gezeceğim hepsi bu. Başka bir şey istemeyin.

Kapat
E-posta ile paylaş