Eğer Canın Sıkılıyorsa
03 Mart 2008

Canın sıkılıyorsa pet şişeye su doldur, kapağına bir delik aç ve etrafındaki insanlara fışkırt.
Canın sıkılıyorsa rastgele bir numara çevir ve şarkı söyle.
Canın sıkılıyorsa çarşıdan bir tane nar al, eve gel ve nar tanecikleri say, bin adet olmadıysa git manavla kavga et. Ya da saman sakla, zamanı gelecek mi diye bekle. Oldu olacak Atasözlerini Yaşatma ve Hayata Geçirme Derneği kur, tüm arkadaşlarını topla.
Canın sıkılıyorsa ve akşamsa hemen bir lazer edin. Kedilerin çokça bulundukları bir mekâna git, ışığı oraya buraya tutmak suretiyle onları koştur, madara et. (Bunu Fatih camiindeki kedilerde deneme, onlar alışıklar tınlamazlar. Üstelik yaşlı kediler lazer ışığının kovalanmaması gereken bir şey olduğunu çözmüşler, kıpırdamıyorlar. Haberin olsun)
Canın sıkılıyorsa mercimek ya da pirinç dolu bir poşete elini sok, onlarla oyna. Psikologlar tarafından bu önermem henüz kabul görmese de strese iyi gelir.
Canın sıkılıyorsa mutfağa gir, kafana göre yemekler ve içecekler icat et. (Patlıcan, incir, kahve ve çay dörtlüsünden içecek elde etmeye çalışma, onu ben buldum)
Canın sıkılıyorsa ve yağmur yağıyorsa solucan aramaya çık. Eminim uzun zamandır solucan görmemiştin, hatta az kalsın nasıl bir şey olduğunu bile unutacaktın.
Canın sıkılıyorsa kâğıttan uçak yap, oraya buraya fırlat.
Canın sıkılıyorsa bir leğene su doldur, kâğıttan gemi yüzdür.
Canın sıkılıyorsa gazete sayfalarındaki adamlara sakal bıyık falan çiz.
Canın sıkılıyorsa 62’den tavşan yap. Hatta olayı abart, 62’lerden tavşan ordusu yap, çizdiğin havucu yemelerini bekle. Onları cebinde taşı, arkadaşlarına tavşan hediye et.
[ OKUMAYA DEVAM ET ]
Yazar Zümrüt SÖNMEZ Bursa TÜYAP Kitap Fuarı’nda 


