10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Müzik Üzerine…


Bir mektup heyecanlandırır beni. Bir kitap heyecanlandırır beni, çoğu zaman bir şarkı. Neredeyse her gün yeni bir şeyler dinliyorum. Müsait olduğum zamanlarda araştırmalarım sonucu yeni isimler duyuyor, albümler indiriyor, şarkıları genelde gece vakitleri tek tek dinliyor, aralarında kaliteli bir şeyler bulmayı umarak ilerliyorum. Zaman zaman karşıma gayet hoş şeyler çıkıyor, pek bilinmeyen, az tadılmış, kıymeti bilinmemiş, belki fark edilmemiş kaliteli tınıları seçerek saklıyorum. Birçokları şarkıları nasıl temin ettiğimizi, nasıl keşfettiğimizi soruyor, merak ediyor. Bana maille (yorum yazarak değil) ulaşanlara istedikleri şarkıları göndermeye gayret ediyorum. Merak edenler için şöyle açıklayabilirim: İlk önce araştırmak lazım, böylelikle hem aslında piyasada olduğu halde duymadığınız, hem de başka kültürlerin, başka ülkelerin sınırları içinden çıkamamış şarkıları bulmanız mümkün. İyi bir müzik dinleyicisi iseniz, bir albümün kıyısında kalmış, uzak ülkelerin uzak dağlarının ardından sesini duyuramamış birçok şarkı keşfetmeniz bile mümkün. Şarkı keşfetmek derken, bu biraz yetenek işi olabilir tabi ki, ancak öncelerden dinleyip elediğim bazı şarkıları şimdilerde yeniden gözden geçirdiğimde kaçırdığım şeylerin olabildiğini görüyorum. Şunu demek istiyorum: Dinledikçe, özellikle farklı şeyler dinledikçe, farklı sesler duyup farklı tatlar aldıkça, açılan ve gelişen bir yetenek olmalı bu. Bu arada sözlerimin “çok yetenekliyim” bağlamında algılanmasını istemem, hele İbrahim Paşalı varken böyle bir iddiadan tırsarım ve Allah’a sığınırım. (:

Salt araştırmalar bu işin kaynağını oluşturmuyor elbette. Yani uzak doğulu ismi duyulmamış bir sanatçının rastgele bir albümünü indirip, “bakalım kaliteli bir şarkıya rastlayacak mıyız” düşüncesi ile hareket etmek işe yarasa dahi yeterli olmaz. Şarkı seçmek, iyi şeyler dinlemek gibi bir zevk oluştuğu zaman sizde, buna bağlı olarak da benzer şeyler düşünenlerin oluşturduğu bir çevreniz oluyor. Yeni duyduğum şeyleri nasıl bu sıkı müzik dinleyen arkadaşlarımla paylaşıyorsam (sitede yayınlananlar buz dağının görünen kısmı) aynı şekilde bu ortam sayesinde sevdiği, bulduğu şeylerden bizi haberdar eden ehil kimseler var. Bu kaynak biraz da bu şekilde oluşuyor. Örneğin dostum Kemal bol bol şarkı yollar ve istemiş olduğum albümleri o devasa arşivden (bunun hakkında bilgi verecek değilim) sömürerek bana gönderir. Ara sıra maille ulaşıp “aha bunu da dinleyin” diyenler de oluyor tabi ki. Bu arada Taksim’deki kitap ve müzik marketleri gezmek bir şekilde yeni sesler duymanıza sebep olsa da elbette biraz masraflıdır ve klasik seyrin dışına çıkmaya pek elverişli değildir.

Kaliteli şarkılar, tınılar uğruyor olsa da kulağıma, heyecanlandıran yeni şarkılar bulmak ve duymak bu anlattıklarıma rağmen hiçte kolay değil. Heyecanlandıran şarkı, koca bir kitabı okuyup bitirdikten sonra, aklınıza takılmış olan bir cümle gibidir. Yüzlerce sayfa okuduktan sonra karşınıza çıkan sıra dışı kullanılmış bir kelime gibidir. Heyecan veren bir şarkıya rastlamak, bir kitabı sadece o mükemmel kurulmuş cümleyi bulmak için okuyup bitirmek gibidir. Heyecanlandıran bir şarkı, uzun arayışlar sonrasında toprağın içinde bulunan bir elmas parçasının gözünüze yansıyan sevinç dolu parıltısı gibidir. Ne yazık ki şarkılar çabucak eskirler. Özellikle benim gibi, sıkı bir parça bulduğu zaman işi abartıp günlerce, haftalarca, yüzlerce kere dinleyen biri şarkıları çarçabuk eskitir. (Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra yeniden o şarkıya dönerim mutlaka)

Uyanıkken, uyurken, yemek yerken, anlatırken, dinlerken, yazarken, seyahat ederken, çalışırken ve yürürken her daim dinleyen biri olarak müziği ve şarkıları kutsuyor değilim. Müziğin zararları olabilir, aşırı romantizme itebilir, enerji verebileceği gibi depresyona bile sokabilir. Ne dinlediğinize dikkat etmezseniz maneviyatınızı yaralayabilir. Dikkat dağınıklığına sebep olabilir.

Dostum Sami bir link verdi, gezip kurcalarken heyecan veren bir şarkı buldum, oturup bu yazıyı yazdım.

Yorumlar (12) -> “Müzik Üzerine…”

  1. dalha dulha..
    19 Mart 2008 14:33
    1

    Evet evet..gayet güzel değişik müziklerin var hepsi güzel denilemez aslında …senin müziklerinin bir çoğu dinlendik çe dinlenio(cok dınlersen kafayı sıyırabilirsin) :) o garip müzikler kendini muzige verdigin zamanlar güzel gelio insana..hatta hatırlarsan bi muzik vardı:voldurda bos bos bos die gidiodu hatta sarkıda at kişnemesi bile vardı.sora dara daaara dara vardı (:ama dehşet verici sarkılar da vardı yaff.ben PASS OVER ın delısı olmustum bı ara.zaten o sarkıda pisıkolojım bozulu zor duzelttim kendimi..şimdi nusrat dinliorum herkeze tavsiye ediorum onu dinlerken avazınız cıktıgı kadar bagırabılırsınız:p(hea bıde sana bı soru sarayım burada sende cvp la mıllette faydalansın..ınsan kendı ruh halıne goremı muzık dınler yoksa yoksa dınledıgı muzıge goremı ruh halı sakıl alır?? guzel yazmısın eline saglık.

  2. dalha dulha..
    19 Mart 2008 14:41
    2

    hea bide uyurken müzik dinlenmez!o calar sen uyursun (:

  3. aleminrenkleri
    19 Mart 2008 14:52
    3

    İsim olarak “dalha dulha” yı kullanınca, buna mukabil ben de bu terkibi arapça “ha” ile okuyunca aklıma bak ne geldi: Umpa Lumpa. Evet Çarli’nin Çikolata Fabrikası’ndaki Oompa Loompa’lar. Hani Willy Wonka nın şarkı söyleyen, yaramaz çocukları cezalandıran ve en harikası birini bir yere götürmek istediği zaman eteğinden yahut pantolonundan çekiştiren cüce yaratıklar. Ne alakası var diyeceksin: “bir alakası yok, olsun banane” (: Bolur daa-bol, bolbas daa-bol, o şarkı sitede var. Bu arada ileride muhtemelen yazacağım yayınlayacağım şeylerden bahsetmişsin, cıx cıx, ayıp! (: Soruna gelince; cevap veriyorum: “bilmiyorum” Sanki her ikiside mümkün. Uzmanlara sorun abi. (edit) “o çalar sen uyursun” anında müzik dinliyorsan uyurken müzik dinlemiş olursun. “o çalar sen uyumazsın” anında müzik dinliyorsan, uyanıkken müzik dinlemiş olursun. Demekki neymiş? :) ahah (edit2) 5. yoruma cevap: Haklısın ancak bu düşünce yapısından yola çıkarak cümle kurmaya kalkarsan yaklaşık olarak iki milyar dokuz milyon beş yüz kırkbeş bin dokuz yüz yirmi sekiz cümle kurabilir, “öbür dünyada kurtlar vadisi var mı, böö”, “öbür dünyada fenerbahçe var mı, föö”, “öbür dünyada bilmem ne var mı, köö” şeklinde çeşitlemeler yapabilirsin. Yinede karışık ve uzun bir konudur, hep bahsini açmaktan uzak durmaya çalışıyorum. Tasavvufun olaya bakış açısı bile dallı budaklı, Mevlana’nın ney’ine ne demeli, ya da bunu lanetleyen alimlerin sözleri… Üff konuşmayacaktım bu konuda yaa.. Devam etmiyorum…

  4. dalha dulha..
    19 Mart 2008 15:00
    4

    şimdi bak.muzik ruhun gıdasıdır derler ki cok ayıp denmez ole sey..yanı muzıgı cesedın degıl aslında ruhun dınlıyor..madem ole sen uyurken senınruhun bedenın de oluyormu :s valla benım kı olmuyo abi ne diim …:D

  5. dalha dulha..
    19 Mart 2008 15:04
    5

    bu arada o sacmasalak bı laf varya onu duzeltiyorum zikir ruhun gıdasıdır aslında..ama nerde işte biz tutmusuz yok müzik arayısındayız falan fılan oteki dunyada müzik varmı acaba kitaro falan he ne dersin:)

  6. mavi golge
    19 Mart 2008 15:21
    6

    sen olarak değil ben hepimizin yaptıgı yanlıstan bahsediorum kitaro sadece bi ornek tı knkm yaff ayıp ettin hea

  7. Gecelerin Mavisi
    19 Mart 2008 18:30
    7

    (: Garip çocuk seni kendin yetmedi sanal alemde de herkeze bu tarz müzikleri enjekte etmek istiyorsun değil mi? Kemal’e bende teşekkür ediyorum o devasal arşivinden banada koklattığı için (: Bu sıralar sıkı şarkılar buldum diyebilirim. En yakın zamanda bende paylaşırım. Ve abdullah şu tayfayı toplayalımda program yapalım. Bayadır oturmuyoruz… Melisa’ya sevgiler saygılar (:
    ( Melisa yanlış anlaşılmasın sadece zararsız bir ot. pardon Anason içerikli bir ot. )

  8. mavi golge
    21 Mart 2008 16:25
    8

    ya bu melisa ot demişin ya kafa yapıo knk..?

  9. Gecelerin Mavisi
    21 Mart 2008 18:09
    9

    (: yok yaa. sadece sahatlatıyor.

  10. little sunshine
    22 Mart 2008 02:33
    10

    Konunun müzik olduğunu görünce birden pür dikkat oldum. Çünkü çok değil daha bir hafta önce “müzik ve etkileri” üzerine bir sunum ödevim vardı ve ben bile öğrendiklerim karşısında oldukça hayrete düştüm. Müzik gerçekten günümüzde sıkça algılandığı gibi sadece eğlence ya da boş vakitleri dolduran bir unsur değilmiş. Müzik dinlerken çok seçici olmak gerekirmiş. Benimde hayatımın en önemli yerinde müzik. Onu pek hafife almam. Ama son zamanlarda beni heyecanlandıran bir müziğe rastlamadım ne yazıkki…bir şeyi eklemeden geçemiyeceğim, İbrahim Paşalı bana hayatımın en derin ve suskun dönemlerini hatırlatan, The Cramberries’in “ode to my family” şarkısını kazandırdı. Kendisinin müzik konusundaki zevkini takdir edenlerdenim. yaa ne çok konuştum :)… konu güzeldi ondan

  11. Aleyna Yıldız
    26 Mart 2008 19:59
    11

    “müzik ruhun duasıdır”der Ömer Faruk Tekbilek…
    Müzik konuşunca üzerine söylenebilecek fazla söz de yoktur sanırım… çünkü o bütün sözlerin üstünü karalarcasına konuşur konuştuğu zaman…Bazen geveze çaresizliklerin tek çaresidir müzik…
    O konuşunce susar bütün sebepsizlikler… Ve müziğin dili olmaz… Tıpkı acının dili olmadığı gibi.Müzik ve Acı..Ne çok benziyor birbirine.Bu yüzden dillerini bilmediğim insanların müziklerinde, yani acılarında buluyorum kendimi…
    işte evrensellik bu galiba!

    Paylaşımlarınız için teşekkürler…

  12. zehra
    12 Temmuz 2008 22:34
    12

    beğenir misiniz bilmiyorum ama REHNA HAİ TERE DİL MEİN-ZARA ZARA şarkısına da bir kulak verin derim ben…=)

YORUM YAZ

Bu Yazıyı Paylaşın
Kapat
E-posta ile paylaş