10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

İnecek Var!

Terk edilenlerin tutarsızlığı var hallerinde. Terk edilenlerin çıkmazları var düşüncelerinde. Asi duruşların, başka oluşların, zoraki umursamayışların sebebi bu aslında. İstediğini alamayan çocukların yere yatıp debelenmelerinden, inadına elbiselerini kirletişlerinden farkı olmayan bir asiliğin dumanı tütüyor gözlerinde. Üstünü kirleten çocuk, hırsından dolayı, kirlenmişliğinin bedelinin ne olacağını nasıl düşünemiyorsa öyle işte.

Filmlerden, dizilerden fırlamış karakterlerin suratına yakışmayan yapmacık mimiklerinin, havalı kızların aşağılayıcı bakışlarının, senin olmayan şeylerin çömezliği var üzerinde. Paylaşılmayan, avuçlarına bırakılıp kaçılmış bir acıyı pis sırıtışlarla örtmeye çalışmanın, intikam adına mutlu taklidi yapmanın mutsuz tablosu var. Bir başıboşluk var adımlarında, adımlarının ardında hesap sorma düşüncesi, yürüdüğün yolların çamurları var paçalarında.

Bırakıp kaçtıklarında, elinden tutan olmadığında adımlayacaksan çamurlu yolları, önceden gidenlerin kırılmış topuklarını görmelisin en azından. Taze umutların tükenişlerini görmelisin en azından. Yol kenarında duran, soğuktan elleri donan o bedenlerin hikayelerini görebilmelisin çamurlu paçalarına baktığında. Adının önünden dost ibaresi kalktığında, listelerden silindiğinde ismin, gideceksen eğer O’na git. Gideceksen eğer…

Kirli sokakların kaldırımında arama haysiyetini. Lüks arabaların koltukları kurtaramaz onurunu, tatmin edemez seni kahrolan gözler. Kibirli ve umursamaz her adımın batışın olur karanlığa, bataklığın lanet çekiciliği sarar ruhunu. Yalandan, ucuzdan tatlar kurtaramaz seni, kaçıramazsın kendini. Sahte gülümsemeler, şakacıktan mutlu olmalar, boktan aşklar, şerefsiz bakışlar arasında kaybolur değerli olan ne varsa. Sana dair olanları ucuz aşklara sattıkça, kaybediyoruz seni. Mutluluktan gözlerin parladıkça, göz bebeklerinin içinde feryat eden o çaresiz masum çocuğun sesi kısılıyor. Mutluluktan parladıkça gözlerin, adımlarına dikkat kesiliyoruz, yalan söylediğini anlamamak için. Mutluluktan gözlerin parladıkça, mutsuzluktan ölecek gibi duruyorsun. Ve şuh bakışlı kızlardan çaldığın gülümseme yapışınca suratına, ceset gibi oluyorsun.

- Her şey bu kadar kötü mü yani?

- Bilmiyorum, bundan sonra kimse için acı çekmek, geceler boyu küfürler savurmak istemiyorum.

- Bunların hepsi bana mı şimdi?

- Ah, onu da bilmiyorum. Şimdilik hepsini al, eski dostlarınla paylaşırsın.

- Çok acımasızsın biliyorsun dimi?

- Bu yüzden senin gibiler beni sevmezler.

- Bunları hak edecek bir şey yapmadım ben.

- Umarım öyledir.

- Orada mısın hala?

- ……..

(seni ikna edecek bir kelime yok lügatımda)

Yorumlar (7) -> “İnecek Var!”

  1. aleminrenkleri
    07 Ocak 2008 19:23
    1

    2-3 ay önce kaleme aldığım bir yazı. Artık “Hükmü Yoktur”

  2. kemal
    07 Ocak 2008 21:21
    2

    “seni ikna edecek bir kelime yok lügatımda” sayın aleminrenkleri böylesine kendimi kötü hissettiğim bir zamanda beni intihara sürükleyecek yazılar yazma lütfen ya

  3. aleminrenkleri
    08 Ocak 2008 11:03
    3

    Kemal efendi. “Hükümsüzdür” dedik daa. Kendini kötü hissetmene gerek yok.

  4. Sükut-u hayal
    09 Ocak 2008 10:37
    4

    Hoşgeldin…

  5. KelimelerinAhengi
    10 Ocak 2008 13:40
    5

    Acı bir diyalog..

    Diyalogun her iki yakası da acı..

    Ama hayat işte bazen diyalogda sana bir yer belirliyor..

    ve sana sadece sözleri tekrarlamak düsüyor..

    Özetle “Acı” işte..

  6. cimcime
    17 Temmuz 2008 19:25
    6

    okuduktan sonra aklıma gelen ilk şey ferdi tayfur şarkısı durdurun dünyayı başım döyüyor

  7. arzu
    27 Ekim 2008 23:44
    7

    :D

YORUM YAZ

Bu Yazıyı Paylaşın
Kapat
E-posta ile paylaş