Aşkname
Nurun bulanıp nura ruh ile temaşa olunca
Kitaba nakşedildi adın şekil verdi kelama
Her maşuğun sukutunda bir vaveyla
Asırlarca kah ismin Aslı oldu kah Leyla
Şiirin menba’ı şairin kemali
Yıldızlar inci olup dizildi gerdanına
Nare pervane dilberler ağıtlar yaktılar adına
Kınandı vuslat gurbet düğündü
Elem ızdırap şekil buldu mecnuna döndü
Aşıklar dönüp dolaşıp sana getirdi sözü
Şiirin menba’ı şairin kemali
Hayalin bahara döndürdü güzü
Sırperest mizacın öldürdü de göstermedi yüzünü
Acı ve lezzet sırrından müştak
Talibinden istediğin cana bir bak
Kokun sarar ruhu kalp aklı eder tutsak
Bitmez sana varan hiçbir sokak
Şiirin menba’ı şairin kemali
Virane yolcular sayıklar adını bilmez dur durak
Her daim damarlarındasın salikin bir o kadar uzak.





27 Kasım 2007 15:53
Virane yolcular sayıklar adını bilmez dur durak
Her daim damarlarındasın salikin bir o kadar uzak.
eyvallah…gönüllere böylesi taht kuran dizelerle dolu çok güzel bir site….sisleşmiş yüreklere esinti…dukdaklara bal olan çiçek renkeleri gibi…herkesin kendini bulabileceği cümlenin orta yerinde binlerce harf..
yüreklere düşürdüğünüz tomurcuklar gül bahçenize vesile olsun!
29 Kasım 2007 01:25
şimdi şiirden çok yorum güzel olmuş dersem inanmayın mübalağa ediyorumdur.
29 Kasım 2007 02:55
Şiir sonrası gelen bir yorum…ve genelinde hafızıya düşen cümle ve tuşlara düşen hisler…bir kapı gıcırdamalı sonrasında bir ışık.
Aşk olunca ve nağmeli bir ezgi eşliğinde yüreğe düştüğünde kelamı gören gözlere ve her kelimeye güzel bir seyir düşüyor…
“Aşıklar dönüp dolaşıp sana getirdi sözü
Şiirin menba’ı şairin kemali” diyor üstad!!
Sizlerin ve bizim Aşk ile dokunmayan harflerimiz kalmasın …ve sonrasında tadına doyulmayacak bir ömre yeten cümleler …
…
06 Aralık 2007 01:55
Bir dostumuzun güzel bir şiiri vardı hemen onu hatırlattınız bana.BANA BU AŞKI BİLEN ANLATSIN diye başlayan dizelere sanki nazire edermişcesin bir hoşluk vede güzellik var olun hep daim kalın.
13 Aralık 2007 17:43
bu şiirin bana İskender Pala’nın kitplarındaki ulübunu hatırlattı.güsell olmuş..
17 Aralık 2007 01:01
Yorumlardan da anlaşıldığı gibi bu şiirde de cümlelere döküleni bizlerde hissettirmişsiniz Allah razı olsun.
Selam ve dua ile…
07 Ocak 2008 21:36
Çok güzel bir şiir ve bir ödevimde kullanmak istiyorum.
Bu şiirin yazarı ya da alıntı olduğu siteyi de ekleyebilir misiniz?
08 Ocak 2008 10:52
Rıza Selçuk bey. Şiirin yazarı büyük üstat (!) Abdullah Kibritçi’dir. Alıntı yapılmadı, çünkü efendi hazretleri o şiirlerini bizlere hediye etmiş ve biz acizleri bahtiyar etmiştir. Kendileri, şiirlerini ödevlerinde kullanacak mollalar için bir genelge yayınlatarak buna izin verdiğini beyan etmiştir. Ancak genelgede kullanılan bir ibarede şöyle denilmekte: Koyu gri tonlar kullanıla, tahoma bold 10 punto yapıla… Kendisinden sonra gelen allemeler bu ibareyi şerh etmişler ve bu arada tipograflar tahoma adlı fontu icad etmişlerdir. Bu nadide şiirin macerası wordpress’in kodlanmasına kadar uzanmaktadır. Orjinal metinler awara nadide eserler müzesinde muhafaza edilmektedir. Bunlara binaen şiiri ödevinizde kullanmanızda herhangi bir sakınca yoktur. Muhabbetle kalın efendim.
16 Haziran 2008 17:47
naçizane bi eleştirim olacak.şiirin 2.kıtasının 2.satırı ‘kınandı gurbet vuslat düğündü’olması gerekmez mi?çünkü gurbet;ayrılık,vuslat;kavuşma demek.sonucunda,kavuşma düğün olmalı,ayrılma da kınanmalı.
17 Haziran 2008 20:30
Burada okuduğumuz şiir mi ansiklopedi mi hüzünlü bayan?
18 Haziran 2008 03:35
(: eheh. Aşk… Popüler aşk anlayışına göre vuslatın düğün olması gerekir belki. Lakin aşk efsanelerine göre vuslatı olmayan aşk gerçek bir aşktır. O aşk acısı hep çekilir, aşık divane olur, arar durur vs. Liseden paketlenen günümüz gençliğinin, magazin programlarının aşk (fuhuş) anlayışı bu minvalde olmasa da, bu böyledir yani. Bkz: İskender Pala kitapları…
19 Haziran 2008 22:13
ben zaten popüler aşktan bahsetmemiştim.misalen şeb-i aruz’un anlamı düğün günü ya da vuslat günüdür.yani mevlana hazretlerinin vefat yıldönümü şeb-i aruz olarak kutlanır.Allaha kavuşma olarak yani.
19 Haziran 2008 23:36
hüzünlü kız sen neden hüzünlüsün
diye sorasım gelir
soramam
hüzünlü kız sen hangi hüzündensin
diye sorasım gelir
soramam
hüzünlü kız sen benim hüznümü de alır mısın
diye sorasım gelir
soramam
hüzünlü kız sen hüzünlü müsün.
19 Haziran 2008 23:44
düşbaz sen hangi düştesin
bazı hüzün bazı neşe
hangi dudakta hangi gülüştesin
hüzün mahremdir verilmez herkese…
20 Haziran 2008 00:14
ben duymadım hiç bir şey
böylesine kulağa hoş gelen
renksiz karanlığıma
renk versen aleminrenklerinden…
20 Haziran 2008 02:04
rengi alem
bir demet yapıldı renklerden
rengi hep vardı çiçeklerin
ışıktır karanlığı def eden
aydınlıkta albenili bir çiçek
biraz yalan biraz gerçek
düş kadar
20 Haziran 2008 06:46
kim bilir bunu
aşkın ne renk olduğunu
kim görür mesela
düşlerin de renkli doğduğunu
parlayan güneş olmasa
albenili çiçekler ve renk olur muydu
alem olur muydu?
20 Haziran 2008 11:32
ne denir ki bir rüyaya ortak olana:
açmaya inat eden bir çiçek
uzun bir rüyada oynamak isterdim
sessizliği heceleyerek…
20 Haziran 2008 12:08
uzun rüyalarda yer yok bize
gerçeğe yakın hiç bir şeyde
geçmez adımız, susmalıyız
biraz gerçek biraz yalanız
düş kadar
şimdi
satırlarına ortak et bizi
üç noktalarının arasına serpiştir düşlerimizi
sessizce, kimse duymasın sessizliği…
23 Ağustos 2008 21:14
ben ne yokuşlar cıltım ben ne duvarlar yıktım sengi çölünde acıktım sıgndım sana ben dosluk deryasında cok sevdim cok sevildim bir mutluluk rüyasında sana cok kötü yenildim
27 Eylül 2008 01:10
bu şiirin şairi divan şiiri yazıyor mu hiç? merak ettim ..