Tarık Tufan’ın son kitabı Hayal Meyal hakkında cemaat.com’da yapılan tartışmalar, kapışmalar, “harika olmuşlar”, “aman berbat olmuşlar” dindiğine göre, bu konu hakkında birkaç şey söylemek, Hayal Meyal hakkında bir kaç satır yazmak istiyorum.

İlk önce kitaptan bahsedelim. Tarık Tufan’ın yeni bir kitap çıkartmasını herkes gibi heyecanla bekliyordum açıkçası. Birkaç ay önce (Eylül) kitap çıktı. Kimileri beğendi, kimileri diğer kitaplarıyla kıyaslayarak yeterli bulmadı. Bu konuda gereksiz tartışmalar oldu.
Şunu söylemem gerekiyor: Hayal Meyal’i Tarık Tufan’ın önceki kitapları ile kıyaslamaya kalktığımızda önümüzde sadece bir tek kitap olacak: Ve Sen Kuş Olur Gidersin. Kekeme Çocuklar Korosu ve Kraliçenin Pireleri adlı kitaplar içerikleri bakımından ayrı kategoride değerlendirmeli elbette. Ve zaten böyle bir kıyaslama yapma gereği bile yok bence. Her kitap ayrı bir dünyadır. Tarık Tufan birkaç yıl sonra hiç alışık olmadığımız dünyalardan, alışık olmadığımız şeyler söyleyebilir. Bu doğal bir şeydir, onun dünyasının, onun zihninin, onun öfkesinin ya da hoşnutluğunun bir parça tortusunu barındırması yeterlidir benim için.
Tarık Tufan’ın denemede gayet başarılı olduğunu kabul ediyorum. Ancak “Tarık Tufan deneme yazmaya devam etmeli” ya da “sadece deneme yazmalı” diyenleri anlamıyorum. Yazmak adına bir deneyimi olanlar böyle bir istemin ne kadar anlamsız olduğunu anlayacaklardır. Ki, bence denemeleri kadar iç içe kurgularıyla donanmış roman havasında öyküleri de gayet güzel.
Şöyle bir şey daha var ki, Hayal Meyal’in kahramanının halinden Tarık Tufan’a kadar çizgiler çizip, bunlar üzerinden bir şeyler söylemek, kitaptaki bir hayatı tutup günümüze ve Tarık Tufan’ın kişiliğine ya da ne bilim bilgeliğine yormak, hikayeden, olaylardan uzun uzadıya dersler çıkarmak, kahramanın psikolojisini yazarın psikolojisi ile harmanlayıp bundan mübarek cümleler türetmek olayını üstlenen insanları ve bunların cümlelerini de hoş karşılamıyorum. Kahramanın hayatından alıntılarla günümüze uzanan tahliller yapmak gayet cıvık bir olay. Bazı şeyler kitapta anlatıldığı gibi kalmalı, ondan birileri öğretmenden not koparmaya çalışırcasına çabalayıp kahraman üzerine, yazar üzerine tahliller yapmamalı. Bazı şeyler herkesin kendi anladığı gibi olması gereken şeyler çünkü. Bazı yerler anlaşılmaz kalsın boş verin, hikayeden nasıl dersler çıkarmamız gerektiğini kimse anlatmaya kalkmasın bize. Böyle işte!
Kitabın sonu biraz anlaşılmaz değil mi? Açıkçası ben anladığımı düşünüyorum. Ama oturup şu şöyleydi, bu böyle oldu falan diyecek değilim. Herkes anlayabildiğiyle kalsın, zaten en anladığımız satırlarda bile yazarın yazarken zihninde yaşadıklarını nereden bilebiliriz. Sadece bizde karşılığı olan şeylerle bağlayabiliriz. Bu yüzden kimse kalkıp şerh çıkarır edasıyla kitap üzerine bir şeyler anlatma derdine düşmemeli. Bazı şeyler tozu üflenmeden, gizemleri bozulmadan, o tılsım uçup gitmeden güzeldir.
Tarık Tufan’a Hayal Meyal için teşekkür ediyor, okumayanlara okumalarını tavsiye ediyorum.