10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Aşkname

27 Kasım 2007

Nurun bulanıp nura ruh ile temaşa olunca
Kitaba nakşedildi adın şekil verdi kelama
Her maşuğun sukutunda bir vaveyla
Asırlarca kah ismin Aslı oldu kah Leyla
Şiirin menba’ı şairin kemali
Yıldızlar inci olup dizildi gerdanına
Nare pervane dilberler ağıtlar yaktılar adına

Kah surete büründü kah göze göründü
Kınandı vuslat gurbet düğündü
Elem ızdırap şekil buldu mecnuna döndü
Aşıklar dönüp dolaşıp sana getirdi sözü
Şiirin menba’ı şairin kemali
Hayalin bahara döndürdü güzü
Sırperest mizacın öldürdü de göstermedi yüzünü

Acı ve lezzet sırrından müştak
Talibinden istediğin cana bir bak
Kokun sarar ruhu kalp aklı eder tutsak
Bitmez sana varan hiçbir sokak
Şiirin menba’ı şairin kemali
Virane yolcular sayıklar adını bilmez dur durak
Her daim damarlarındasın salikin bir o kadar uzak.

Haylaz Şeyler

22 Kasım 2007

Karanlık sokakların kuytuları
Kırmızı kurdeleli bir peri kızı
Oturmuş banka yıldız sayıyor
Bin gram hasret, yarım ölçek sızı

Seviyor çubuk kraker sevenleri
Kaçan gole üzülmüyor belki
Güldüğü de oluyor bazen
Biraz yalancı biraz ciddi

Kaçmayı koymuş aklına
Hep kendinden uzaklara
Oysa kimse gitmeni istemedi
Ne yaramaz çocuklar ne de bir kedi

Saklanarak arkasına kümesin
Keyfini kaçıralım herkesin
Kaçıralım misafirlerin ayakkabılarını
Büyüyünce ne olacağımız bilinmesin

Doktor olacakların ben
Küçük hemşirelerin sen
Yolalım saçlarını
Elde edilen ganimetlerden
Misketler benim, tokalar senin…

Hayal Meyal

03 Kasım 2007

Tarık Tufan’ın son kitabı Hayal Meyal hakkında cemaat.com’da yapılan tartışmalar, kapışmalar, “harika olmuşlar”, “aman berbat olmuşlar” dindiğine göre, bu konu hakkında birkaç şey söylemek, Hayal Meyal hakkında bir kaç satır yazmak istiyorum.

İlk önce kitaptan bahsedelim. Tarık Tufan’ın yeni bir kitap çıkartmasını herkes gibi heyecanla bekliyordum açıkçası. Birkaç ay önce (Eylül) kitap çıktı. Kimileri beğendi, kimileri diğer kitaplarıyla kıyaslayarak yeterli bulmadı. Bu konuda gereksiz tartışmalar oldu.

Şunu söylemem gerekiyor: Hayal Meyal’i Tarık Tufan’ın önceki kitapları ile kıyaslamaya kalktığımızda önümüzde sadece bir tek kitap olacak: Ve Sen Kuş Olur Gidersin. Kekeme Çocuklar Korosu ve Kraliçenin Pireleri adlı kitaplar içerikleri bakımından ayrı kategoride değerlendirmeli elbette. Ve zaten böyle bir kıyaslama yapma gereği bile yok bence. Her kitap ayrı bir dünyadır. Tarık Tufan birkaç yıl sonra hiç alışık olmadığımız dünyalardan, alışık olmadığımız şeyler söyleyebilir. Bu doğal bir şeydir, onun dünyasının, onun zihninin, onun öfkesinin ya da hoşnutluğunun bir parça tortusunu barındırması yeterlidir benim için.

Tarık Tufan’ın denemede gayet başarılı olduğunu kabul ediyorum.  Ancak “Tarık Tufan deneme yazmaya devam etmeli” ya da “sadece deneme yazmalı” diyenleri anlamıyorum. Yazmak adına bir deneyimi olanlar böyle bir istemin ne kadar anlamsız olduğunu anlayacaklardır. Ki, bence denemeleri kadar iç içe kurgularıyla donanmış roman havasında öyküleri de gayet güzel.

Şöyle bir şey daha var ki, Hayal Meyal’in kahramanının halinden Tarık Tufan’a kadar çizgiler çizip, bunlar üzerinden bir şeyler söylemek, kitaptaki bir hayatı tutup günümüze ve Tarık Tufan’ın kişiliğine ya da ne bilim bilgeliğine yormak, hikayeden, olaylardan uzun uzadıya dersler çıkarmak, kahramanın psikolojisini yazarın psikolojisi ile harmanlayıp bundan mübarek cümleler türetmek olayını üstlenen insanları ve bunların cümlelerini de hoş karşılamıyorum. Kahramanın hayatından alıntılarla günümüze uzanan tahliller yapmak gayet cıvık bir olay. Bazı şeyler kitapta anlatıldığı gibi kalmalı, ondan birileri öğretmenden not koparmaya çalışırcasına çabalayıp kahraman üzerine, yazar üzerine tahliller yapmamalı. Bazı şeyler herkesin kendi anladığı gibi olması gereken şeyler çünkü. Bazı yerler anlaşılmaz kalsın boş verin, hikayeden nasıl dersler çıkarmamız gerektiğini kimse anlatmaya kalkmasın bize. Böyle işte!

Kitabın sonu biraz anlaşılmaz değil mi? Açıkçası ben anladığımı düşünüyorum. Ama oturup şu şöyleydi, bu böyle oldu falan diyecek değilim. Herkes anlayabildiğiyle kalsın, zaten en anladığımız satırlarda bile yazarın yazarken zihninde yaşadıklarını nereden bilebiliriz. Sadece bizde karşılığı olan şeylerle bağlayabiliriz. Bu yüzden kimse kalkıp şerh çıkarır edasıyla kitap üzerine bir şeyler anlatma derdine düşmemeli. Bazı şeyler tozu üflenmeden, gizemleri bozulmadan, o tılsım uçup gitmeden güzeldir.

Tarık Tufan’a Hayal Meyal için teşekkür ediyor, okumayanlara okumalarını tavsiye ediyorum.

 

Kapat
E-posta ile paylaş