“Kaçıyorum İlayda, taşınıyorum buralardan” dedikten ve çekip gittikten sonra uzun bir zaman geçti. Belki beni merak etmiÅŸsindir diye sana mektup yazmayı akıl ettim onca zaman sonra. Üsküdar’da üç odalı küçük bir evde kalıyorum. Hem yatak odası hem oturma odası hem de mutfak olarak kullandığım oda dışında diÄŸer odalara sadece gezmek maksadıyla gidiyorum, böylelikle biraz yürümüÅŸ ve açılmış oluyorum. Uzun zamandır almak istediÄŸim tüylü ve cırtlak renkli o terliÄŸi aldım, evde onları giyiyorum, gayet rahatlar. Hemen yatağımın dibine bir komodin koydum karşıya da bir kitaplık, aynı senin odandaki gibi. Arabaları sevmem bilirsin, ama senin için duvara parlak kırmızı renkli bir araba –inan ki markasını bilmiyorum, biliyorsun anlamam- posteri astım, üzerine siyah ve kalın uçlu bir kalemle bir ÅŸeyler karaladım, böyle daha ÅŸekil gözüküyor. Hemen yanında bir Cranberries posteri, onun altında ise küçükken çizdiÄŸim –hani zindanda elleri kelepçeli olduÄŸu halde zafer iÅŸareti yapan yarı derviÅŸ yarı deli tipli adam- bir resim asılı. Ona bakınca içim burkuluyor, onu neden bir zindanda kelepçeli halde çizdiÄŸimi düÅŸünüyorum, iÅŸin aslı onu çizdiÄŸimi hatırlamıyorum bile, ama ben çizmiÅŸtim nihayetinde. O bakışlar İlayda, bilemezsin nasıldır. Aradan uzun zaman geçtiÄŸi halde bakışları hiç deÄŸiÅŸmedi, hep halinden memnun tavırları vardı, tıpkı benim gibi. DüÅŸünüyorum da, ben de hayata kelepçeliyim, ben de biraz derviÅŸ gibi duruyorum ama deliyim ve gözlerim hep yalan söylüyor.
Sabahları pencereden bakıp okula giden çocukları izlemek en büyük zevkim. Neredeyse hepsini tanıdım. Geçenlerde pembe tokalı, küçük çantası olan, her öÄŸle sonrası ilerideki bakkaldan bir ÅŸeyler alıp, bakkalın iki apartman yanındaki eve giren o kız –isimlerini henüz bilmiyorum- arkadaşına okul voleybol takımına alındığını söylediÄŸinde ne kadar sevindim bilemezsin. Penceremin altından geçerlerken pür dikkat dinlerim her zaman. Son maçlarında kazanıp kazanmadıklarını merak etmiyor deÄŸilim. Ama sormak istemiyorum, çünkü bu sokakta varlığımın hissedilmesi hiç hoÅŸuma gitmiyor. Ah İlayda, komÅŸularım ve özellikle karşı apartman dairesinde oturan ve o ahÅŸap iÅŸe yaramaz pencereleri her gün özenle silmeyi kendine kutsal bir vazife sayan ÅŸiÅŸman kadın, hakkımda hiç iyi ÅŸeyler düÅŸünmüyor. Henüz kimseyle konuÅŸmuÅŸluÄŸum dahi yok aslında. Hakkımda iyi ÅŸeyler düÅŸünmediklerini yine pencerenin altındaki merdivenlere oturup akÅŸamlar boyunca muhabbet eden gençlerin konuÅŸmalarından öÄŸreniyorum. Geceleri kesintisiz olarak ışığımın açık kalması ile ilgili dedikodular sanıyorum tüm sokağın dilinde. Sokağımızdaki bakkaldan neden hiç alış veriÅŸ yapmadığımdan, garip biri olduÄŸumdan bahsedildiÄŸini de biliyorum. Sokağımızdaki bakkaldan alış veriÅŸ yapmamamın sebebi bu sokakta kendimi hissettirmemekti, biliyorum pek baÅŸarılı bir giriÅŸim sayılmaz ama bu konunun dedikoducu kadınlar arasında konuÅŸulması ve içine birçok uydurma ÅŸeyler eklenerek dillerde dolaÅŸması hiç hoÅŸuma gitmiyor. Bazı geceler ışığı söndürmeyi denedim, ama rahat edemedim, karşımdaki o araba posteri bir türlü seçilmiyordu ve bu hiç hoÅŸ deÄŸildi. Ah İlayda, çıkıp o ÅŸiÅŸko kadına bu posterden bahsetmeli miyim, karanlıkta onu göremeyeceÄŸimi ona anlatmalı ve hakkımda endiÅŸelenmemeleri gerektiÄŸini söylemeli miyim bilemiyorum.
[ OKUMAYA DEVAM ET ]