10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Kod Adı Aşk

25 Ekim 2007

Tablolara ayrıldım bu aralar
Sütunlara böldüm kendimi
İşlemcimin dişleri kırıldı
Çift çekirdek karpuz hala üretilmedi

Kodların arasında aradım kendimi
Nerede adından bir harf görsem
Kopyalayıp kendime sakladım
Hep bold yaptım seni bir bilsen

Karıştı aklım ve karıştı kablolar
İmlecim ezberledi ikonların yerini
Taşınmaz dosyalar taşındı, karşı komşum bile
Kimseler görmeden tıkladım seni

Derinlerde bir yerdeyim
Kimsesiz karakterler gibiyim bu aralar
Sevinmesine seviniyorum ama
Ne gökte ne de klavyede bir yerim var

Her kalıba giriyorum ve düÅŸünüyorum
Fontların harfleri giydirmesi
Tipografi ve bu düzen
Bayramda annelerin çocukları giydirmesi gibi

Bütün tuÅŸların bana kini var
Sanki bastığım bir kuşun kanadı
En kusursuz sistemler
Seni taşıyabilir mi bir veri tabanı

Canım sıkıldıkça alt satıra indim
Sordum hayat kaç piksel
Pleye basınca başlar gibi
Lütfen bir ses ver…

Celtic Mouth Music

23 Ekim 2007

Alemin Renkleri bir yaşını doldurdu, hani bizim hediyemiz derseniz, ya da dersiniz diye size uzun zamandır yayınlamak için saklamış olduÄŸum ÅŸarkıları dinleteceÄŸim. Yaklaşık iki yıl önce elime geçen, nasıl geçtiÄŸini pek bilmediÄŸim, haklarında araÅŸtırma yaptığımda iÅŸe yarar bir ÅŸey bulamadığım bir albümden bahsediyorum. Biraz sonra dinleyecekleriniz birçok kiÅŸinin hoÅŸuna gitmeyecektir, bazıları da belki benim gibi çok sevecektir.

DediÄŸim gibi albüm hakkında çok bilgim yok, uzun uzun bahsedemeyeceÄŸim. Albüm Celtic tarzı müziklerden oluÅŸmuÅŸ. Elimde albümden sekiz parça var, ben bunlardan beÅŸ tanesini yayınlıyorum. Her ÅŸarkıyı farklı sanatçı söylüyor, anlayacağınız karma bir albüm olmuÅŸ. Buyurun dinleyin. Ama dinlerken dikkat edin, örneÄŸin patronunuz yanınızdaysa bu ÅŸarkılar kovulma sebebiniz olabilir. Yahut evde sesli bir ÅŸekilde dinlerseniz birkaç geceyi sokakta geçirebilirsiniz, en azından uçan bir oklavanın size doÄŸru yaklaÅŸtığını görebilirsiniz :)

Celtic Mouth Music

John MacDonald, Strathspey | The Reel Of Tulloch

Les Charbonniers de l’Enfer, La Luette En Colere

Audrey Saint-Coeur, Diddlage

Frank Quinn, The Four Courts Reel

Yann-Fanch Kemener, Marie Louise (excerpt)

AleminRenkleri.com 1 Yaşında!

23 Ekim 2007

 

Geçen sene bu zamanlarda yayın hayatına baÅŸlayan sitemiz tam bir yılını doldurdu. Geçen bir yılda dünyanın farklı yerlerinden nadir ÅŸarkılar dinlettik sizlere. Ufaktan İstanbul’un ve dünyanın bazı mekânlarından bahsettik. Bazen ÅŸiir yazdık, bazen hikâye, bazen de sayfamıza konuk ettik ilgimizi çeken ÅŸeyleri.

Bir yılda sitemize 67985 giriÅŸ oldu. 154 yazı yayınlandı, 872 kiÅŸi yorumladı. Site sayesinde tanıştığımız oturup çay içtiÄŸimiz kimseler oldu, yazıştığımız kimseler oldu. Site üzerinden tanışıp muhabbeti koyulaÅŸtıran arkadaÅŸlara da ÅŸahit olduk zaman zaman. Msn Adabı altında tartışmalar ve yorumlar uzayıp gitti. Uzun süre yazı eklemediÄŸim zamanlar oldu, sonra coÅŸup günde birkaç yazı girdiÄŸim günler de oldu. Ne bilim, güzel geçti iÅŸte. Siteyi takip eden, yorumları ile katkıda bulunan herkese teÅŸekkür ediyoruz.

Alemin Renkleri müzik ve mekanlara biraz daha ağırlık vererek yoluna aynen devam edecek inÅŸallah. Sitenin tasarımı daha güzelini yapana kadar böyle kalacak sanırım.

“Nice Yıllara” diyelim ve sözü bitirelim.

İlayda’sız Hayat ve Küçük Bir Ev

03 Ekim 2007

 “Kaçıyorum İlayda, taşınıyorum buralardan” dedikten ve çekip gittikten sonra uzun bir zaman geçti. Belki beni merak etmiÅŸsindir diye sana mektup yazmayı akıl ettim onca zaman sonra. Üsküdar’da üç odalı küçük bir evde kalıyorum. Hem yatak odası hem oturma odası hem de mutfak olarak kullandığım oda dışında diÄŸer odalara sadece gezmek maksadıyla gidiyorum, böylelikle biraz yürümüÅŸ ve açılmış oluyorum. Uzun zamandır almak istediÄŸim tüylü ve cırtlak renkli o terliÄŸi aldım, evde onları giyiyorum, gayet rahatlar. Hemen yatağımın dibine bir komodin koydum karşıya da bir kitaplık, aynı senin odandaki gibi. Arabaları sevmem bilirsin, ama senin için duvara parlak kırmızı renkli bir araba –inan ki markasını bilmiyorum, biliyorsun anlamam- posteri astım, üzerine siyah ve kalın uçlu bir kalemle bir ÅŸeyler karaladım, böyle daha ÅŸekil gözüküyor. Hemen yanında bir Cranberries posteri, onun altında ise küçükken çizdiÄŸim –hani zindanda elleri kelepçeli olduÄŸu halde zafer iÅŸareti yapan yarı derviÅŸ yarı deli tipli adam- bir resim asılı. Ona bakınca içim burkuluyor, onu neden bir zindanda kelepçeli halde çizdiÄŸimi düÅŸünüyorum, iÅŸin aslı onu çizdiÄŸimi hatırlamıyorum bile, ama ben çizmiÅŸtim nihayetinde. O bakışlar İlayda, bilemezsin nasıldır. Aradan uzun zaman geçtiÄŸi halde bakışları hiç deÄŸiÅŸmedi, hep halinden memnun tavırları vardı, tıpkı benim gibi. DüÅŸünüyorum da, ben de hayata kelepçeliyim, ben de biraz derviÅŸ gibi duruyorum ama deliyim ve gözlerim hep yalan söylüyor.

Sabahları pencereden bakıp okula giden çocukları izlemek en büyük zevkim. Neredeyse hepsini tanıdım. Geçenlerde pembe tokalı, küçük çantası olan, her öÄŸle sonrası ilerideki bakkaldan bir ÅŸeyler alıp, bakkalın iki apartman yanındaki eve giren o kız –isimlerini henüz bilmiyorum- arkadaşına okul voleybol takımına alındığını söylediÄŸinde ne kadar sevindim bilemezsin.  Penceremin altından geçerlerken pür dikkat dinlerim her zaman. Son maçlarında kazanıp kazanmadıklarını merak etmiyor deÄŸilim. Ama sormak istemiyorum, çünkü bu sokakta varlığımın hissedilmesi hiç hoÅŸuma gitmiyor. Ah İlayda, komÅŸularım ve özellikle karşı apartman dairesinde oturan ve o ahÅŸap iÅŸe yaramaz pencereleri her gün özenle silmeyi kendine kutsal bir vazife sayan ÅŸiÅŸman kadın, hakkımda hiç iyi ÅŸeyler düÅŸünmüyor. Henüz kimseyle konuÅŸmuÅŸluÄŸum dahi yok aslında. Hakkımda iyi ÅŸeyler düÅŸünmediklerini yine pencerenin altındaki merdivenlere oturup akÅŸamlar boyunca muhabbet eden gençlerin konuÅŸmalarından öÄŸreniyorum. Geceleri kesintisiz olarak ışığımın açık kalması ile ilgili dedikodular sanıyorum tüm sokağın dilinde. Sokağımızdaki bakkaldan neden hiç alış veriÅŸ yapmadığımdan, garip biri olduÄŸumdan bahsedildiÄŸini de biliyorum. Sokağımızdaki bakkaldan alış veriÅŸ yapmamamın sebebi bu sokakta kendimi hissettirmemekti, biliyorum pek baÅŸarılı bir giriÅŸim sayılmaz ama bu konunun dedikoducu kadınlar arasında konuÅŸulması ve içine birçok uydurma ÅŸeyler eklenerek dillerde dolaÅŸması hiç hoÅŸuma gitmiyor. Bazı geceler ışığı söndürmeyi denedim, ama rahat edemedim, karşımdaki o araba posteri bir türlü seçilmiyordu ve bu hiç hoÅŸ deÄŸildi. Ah İlayda, çıkıp o ÅŸiÅŸko kadına bu posterden bahsetmeli miyim, karanlıkta onu göremeyeceÄŸimi ona anlatmalı ve hakkımda endiÅŸelenmemeleri gerektiÄŸini söylemeli miyim bilemiyorum.

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Kapat
E-posta ile paylaÅŸ