İyice Eskimeden Ölmeli
04 Eylül 2007

Yüksek baslı oynak ritimlerle bozuyorum aklımı
Katlanıyor dolaplara istifleniyor aşklarım
Karantinaya almalı kalbimi dikenli tellere sarmalı
Cellatlar koparmalı kellesini bana göz kırpan gülün
Zakkum arkadaşı olmalı narin sümbülün.
Boynu kırılacak gölgemi seyredenin
Güzel seslerin yerini matkap gürültüsü
Tiner kokusu saracak tamirdeki ruhumu
Sineklik çaktırmalıyım gözlerime haşere kaçmasın diye
Güzel söz etmesin diye yapıştırmalıyım dilimi kanepeye.
Taş üstünde taş gönül köşelerinde aşk tortusu kalmamalı
Kazımalı sevgi sözcükleri karalanmış duvarları
Karalara boyamalı eskilerden kalan renkleri
Sonra tablolar duvardan inecek
Kitaplarda ki notlar silinecek
Arka bahçeye gömülecek anılar
Yeterince kirlendi ilaçlamalıyım ellerimi
Kalıplara girmeli sertleşmeli cümleler
Keskin uçurumlarda tıkanmalı sinsi gölgeler
Hizaya girip tekmil verecek temiz düşünceler
Süvarilerin ardından gitti heceler.
Susuzluktan öldüreceğim çiçekleri
Fesleğenin yanaklarına kireçler süreceğim
Kurtlanmasını izleyeceğim utangaç menekşenin
Barbar kelimelerden bir ordu toplayıp dalacağım
Dağıtacağım çenesini pusudaki aşkların
Kelepçelenmeli nükseden sızılar
Sivri taşlarla müzmin acıların kafası ezilmeli
Darağacına göndermeli ağaca isim kazıyanı
Belki evden harfleri de kovmalıyım
Aldırmalıyım suratımda ışıldayan gülümsemeyi
Kapıya “dikkat tehlike” yazdırmalıyım.
Belki halıları yıkanacak beynimin
Süpürge makinesinin çekemeyeceği kadar büyük konular
Benzin dökülüp yakılsın
Okyanusa savrulsun geri kalan tortular
Artık sulamayın bahçemi
Yeni aldığım köstebeklerin yuvalarına su girmemeli
Elektrik vermeliyim zihnimin çitlerine
Sonra polisi aramalı
İntihar ettiğini söylemeliyim vuslat denen şeyin
Aslında ben de kesecektim bileklerimi
Usta yedek parçamın olmadığını söyledi
O halde iyice eskimeden ölmeli…
Bu yazım Körpe Kalemler’de yayınlanmıştır.



