İzhar’ı Aşk

Düşündüm: “o kadar güzelsiniz ki, karıştırdım günleri ve renkleri, adımlarımın ahengi bozuldu sizi gördüğümden beri” demeyi. Ne bu mektubu size verebildim, ne de bir söz edebildim. Oysa keşke demiştim bekleme salonunda beklerken, keşke aynı otobüste olsak. Yol boyunca ön koltukta olacağını, gözlerinden inciler çalacağımı nereden bilebilirdim ki. Ne filmi izleyebildim, ne elimdeki kitabı okuyabildim. Ama hikaye filmlerdeki gibi olmalıydı, birkaç durak önce inmeliydin, inmeliydin ve bitmeliydi her şey. Aksine, aynı durakta son bulunca uzun yolculuk, önce gözlüğümü unuttum, çantamı karıştırdım sonra. Ellerimde çanta, bedenim zar zor evin yolunu bulsa da, ruhum seni arıyor hala sokaklarda.





31 Ağustos 2007 12:18
): ): ): ): ): ): ): güsell……
31 Ağustos 2007 21:35
hayırlı olsun..
01 Eylül 2007 18:37
Ya abdullah bak bu hiç aklıma gelmezdi.Hani sana tatil yaramış demiştim ya, işte o cümlemi geri alıyorum.Aşık olmuşsun nan (:
03 Eylül 2007 00:28
Hııı.. Geçmiş olsun Abdullah
05 Eylül 2007 15:09
Çok saf ve duru bir anlatım. muhteşem bir yazı tekniğiniz var sayfalarınızı takip edeceğim.
elinize sağlık…
11 Eylül 2007 20:13
yazılarınızı takip etmekteyim…yüreğinize ve de gönlünüze sağlık…bu yazının sonrasında iyi giderdiye düşündüm…
Ben seni iki aşkla sevdim
Biri benim mutluluğumu ister
Öteki sana layık olmaya can atar
Mutluluğumu isteyen aşk adına
Seni, yalnız seni düşünür kalbim
Sana layık olmaya can atan aşkım
Düşürür senin peçelerini
Seni görürüm bütün güzelliğiyle
İki aşkımdan hiçbirinin
Yüceliği yoktur benim için
Ama ikisi de senin yüceliğindir…
Roger Groundy
Ben öyle birine bağlandım ki aşkı yirmi hacca bedeldir
Öyle aşık oldum ki ona,kime aşık olduğumu bile bilemedim
Gözlerim bakmadı yüzünün güzelliğine
Kulaklarım bir şey duymadı,dayanamadı sesine
Diri olan Tanrı katından bir şimşek görülünceye dek
Beni bir günlük nimete,yüz yıllık çileye boğdu
İbn-i Arabi-ilahi aşk
21 Eylül 2007 13:49
DEMEDİM Mİ BU HASRET BİTİRİR SENİ AY DOLANIR GİDER YALNIZ KALIRSIN HER GÜN YENİ BAŞTAN DAĞILIR UFALANIRSIN DEMEDİM Mİ YÜREĞİM SEVME FAZLA SÖZE NE HACET…
25 Aralık 2007 12:33
Okurken çok duygulandım zaten hemen etkilenirim en ufak birşeyden ilk okuduğum günden beri aklımda yazın,ilk okuduğum günde 18 aralık yüreğine sağlık…
29 Aralık 2007 21:56
Ben bu siteye girdiğim vakit çok hüzünleniyorum…
29 Aralık 2007 23:26
vay beee..
güzel anlatmışsın hocam!eyvallah
15 Ocak 2008 15:52
Abdulah kardeşim aşkı bula bula otobüsdemi buldun? Dış güzelliklere aldanmayalım.İnci gibi gözler değil inci gibi pırıl pırıl bir kalbe tutulursun iaşaallah………Gerçi aşk ben geliyorum demez gelir ama zamanında şemsiyeni açarsan ıslanmazsın.Ünlü filozof sn.can özdemir!!!!
15 Ocak 2008 15:56
Bakın o konuda bir fikrim yok. Üstelik otobüste rastlamak sevgiliye, bence işe farklı bir tat katıyor. Güzel yani (: En azından bakkalda karşılaşmaktan iyidir
15 Ocak 2008 16:07
Ya Abdullah sana inciden bahsediyorum incigibi kalpden bırak otobüsü bakkalı….
15 Ocak 2008 16:30
İnci! Geleneksel inci avcılarının en romantikleri Güney Pasifik’teki Tuamotu takım adalarının inci dalıcılarıdır. Dalgıçlar işlerini, kendilerini köpekbalıkları ve mürenlerden koruyacak dualarıyla başlatırlar. Çabuk ve derin soluk verişlerinde, ıslık sesleri çıkardıkları hiperventilasyona başlarlar. Ayak baş parmaklarına, bir ucunda ağır bir taşın olduğu ağırlıklarını bağlayarak tekneden suya atlarlar. Ayaklar önde olmak üzere aşağıya doğru hiç güç harcamadan inerler. Yanlarına aldıkları tek alet ise ellerini berelenmekten koruyan eldivenleri ile sepetleridir. Dalgıçlar, kendi kendilerine su yüzeyine çıkarlar ve eğer bölge verimliyse aynı noktada bir düzine dalış yapabilirler. Günlük ortalama 40 dalış yapan bu avcılar, 150-200 kabuk toplarlar ve 40 metreye varan derinliklere inerler.
15 Ocak 2008 16:40
Abdullah yoksa sen benimle dalgamı geçiyorsun?
15 Ocak 2008 16:43
Estağfir ev la testağfir… Biraz ironik yaklaşıyorum sadece.
15 Ocak 2008 20:02
Birazmı? Neyse sen daha iyi bilirsin..
16 Ocak 2008 14:52
çok güzel ellerinize sağlıkkk… :d
16 Ocak 2008 23:27
…
“seni o kadar yakından görünce,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni”
“hızla geçen otobüslerin ardından benzeşmek…
keşke yalnız bunun için sevseydim seni”
…
“yürüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte
keşke yalnız bunun için sevseydim seni”
…
Cemal Süreya
Bu mısralar tam uydu bu hikayeye..Ne dersin?
15 Şubat 2008 13:52
ben yazınıza sadece vay bee!diyebiliyorum
12 Mayıs 2008 18:26
anlatım güzel.Fakat sizle başlamış senle bitmiş.resmiyetten samimiyet kazanmış,bir şiir…
16 Temmuz 2008 17:26
Mekan,zaman ,kişiler ve olay..
Mekan’ın önemi yok ,zamanında..
Olay önemli :Faili de fili de meçhul cinayet ..
Güzeldi ,ayrıca; “İbn-i Sina hayatta olsaydı, aşık olmuş olmayı kabullenebilirdim belki. ” ne önemi var ki bunun ?(:
Mesela Hafiften bir psikopatlık eğilimi göster ,hayatta olduğunu tahayyül et..Hepsi bu mu yani? (:
Teşekkürler..
07 Kasım 2008 14:03
selamün aleyküm.sayfan çok güzel olmuş ellerine sağlık.allah hiçbir zaman seni,ellerini ve kalemini yalnız bırakmasın.yazıların devamını beklerim inş.devamlı takip edeceğim…allaha emanet olasın…eyw…
07 Kasım 2008 19:49
yaşayan bilir….ah aşk!!!