Terliyor ellerim asırların sıkıntısından
Aranıyor derinlerde bulunmuyorum
Islanıyorum ve korkuyorum akıntısından
Rüyalarda aşıyorum şehirleri
Kaf dağını uçsuz nehirleri
Babil’den geçiyorum Buraha’dan
Ne seferden dönen ordular
Ne de kervanlardan bir haber var
Bi haber keşişler, hancılar
Oysa Ferhat’ta bulmuştu Mecnun’da seni
Bense kırklara karıştım duymak için sesini.

Sultanların servetleri ve Babil hazineleri
Kokun kadar cezp etmedi beni
Saklı şehirler buldum ıssız karanlık
Etrafta periler, sessiz sakin adımlar
Bir ben varım yürüyen gecede
Yazıtlarda çözüyorum seni gizemli bilmecede
Adını okuyorum her adımda her hecede
Efsunlu odalar açılıyor
Altınlar, inciler, yakutlar saçılıyor
Açılıyor önüme tarihin sırları
Sen yoksun hiçbir yerde
Sanki ağırlamamış seni hiçbir belde
Ne bilginler biliyor seni
Ne de rüzgarlar duyuruyor bana sesini…

Yakamda kilitlendi titretiyor sancılar
Aşkında acı, acında aşk var
Çölleri aşıp gelen dalgalar sen oluyor
Misk kokulu bir serap olup kayboluyor
Uzuyor gölgesi her şeyin
Kararınca gökyüzü dalınca uykuya
Avucumda yokluğun içimde asırlık sızılar
Ne ceylanlar ne insanlar biliyor seni
Ne de cinler haberdar.