Özlüyorum işte yine

Garip… Sanki daha önceden görmüş gibi, daha önceden tatmış gibi sanki, tanımadığım şehirleri özlüyorum. Kafkaslara varmayı, Taşkent’i, Semerkand’ı, Buhara’yı özlüyorum. Taşkent’te kumda pişmiş kahve yudumlamayı, dümdüz yollarda bir otobüste olmayı. Özbekistan’ı, Kazakistan’ı.
Suriye yollarında uyuklamayı, bir sabah Şam’a varmayı. Sonra Ümmü Gülsüm dinlerken bir akşam vakti Mısır’da olmayı. Eli taşlı çocukların yanında yer almayı özlüyorum, yıkık duvarların ardına saklanmayı, Filistinde ağlamayı. Bağdat’ı özlüyorum, hep haberlerde gördüğüm her gördüğümde özlediğim Bağdat’ı. İran’ı özlüyorum. Lübnan sokaklarında yürümeyi ve Feyruz dinlemeyi özlüyorum sonra.
Afrika’yı özlüyorum, Mali’yi, Cezayir’i. Siyah tenli insanları Darfur’u, Sudan’ı..




14 Temmuz 2007 10:58
bende özlemeye başladım be kardeş bendemehtap sayıyorum yakında işallah oradayım (:
14 Temmuz 2007 11:55
Bu yazıyla beraber, insan oğlunun ne kadar aç gözlü olduğunu birkez daha görmüş olduk..
14 Temmuz 2007 13:29
(: özLediklerine kavuşursan inş.
14 Temmuz 2007 15:18
umudunu yitirme (:
15 Temmuz 2007 00:49
yazıyı okuduktan sonra ben de özlemeye başladım. çok güzel olmuş…
17 Temmuz 2007 10:26
…
Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir
Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan
…
Yazıyı okuyunca aklıma Ahmet Telli’nin şiiri geldi.
Özlediklerimizi kavuşursak, ne kalır geriye.
18 Temmuz 2007 20:43
cok guzel yazmıssınz azizim pek begendim. turkce kullanımlarınızı begeniyle izliyorum.içindekini yazıya dogru sozcuklerle dokmek her yigidin harcı degildir…
bir iki husus kafama takıldı izninzle yazmak isterim, “sarayova” kastettigin yer saraybosna mı? eger oyleyse ne olur sırpların kullandıgını degil osmanlının kullandıgını yegle. bakınız benzerini THY yapıyor. Libya’yı osmanlı devleti asırlarca sulh icinde idare etti. buradaki muhim merkez “Trablus” hep vardır al-i osman arşivlerinde. hatta bazı eskiler giritliler ya da karadenizililer biraz kelimeyi bozarak “trabulus” der. trabzon turkusunde bile gecer “trabulus basması” diye…
neyse uzatmayayım, derken zaman geçti turkler geri dondu, italyanlar aldı bu memleketi ve uzun deil, bir asır hic degil Libya’da kaldılar.hem de ne kalmak kan, mezalim, tecavuz gordu,o Libya’nın vaktiyle Osmanlı kumandanlarıyla birlikte italyanlara karsı cihad eden on binlerce asil insanları.
ve biz, tarih bilincimiz oyle yok olmuş hayaletlere donustuk ki vatiyle kendim de bizzat dinlemiştim, Dolmabahce’yi gezdiren mihmandar kızcagız -ki kendisini amerikalı sanıyordu zahir- “harreeym harreeym” diye sultanın hareminden bahsederdi. tam onun gibi THY ataturk havalimanında şimdi “Trablus uçağı nerde?” derseniz size gulerler. Lakin “Tripolis” sual ederseniz cevap hemen gelir. bunu ilber ortaylı da bir yerlerde soylemişti. ne acı degil mi? bizzat yuzlerce sene kal, daha surada Trablus’u kaybedeli 100 yıl bile olmadan “Tripolis” de! cok yanlış. Arapçası hala Trablus neden Turkce’de de aynısını kullanmayalım??
uzattıkca uzattım bagıslayınız ama eger kelime ile kastedilen Saraybosna ise vallahi aynen oyle kalsın. Cunku orası yuzlerce yıllık Osmanlı topragı, sehidler hiyebanı Saraybosna’dır Sarajevo hiç degil…
Not: yeni cıkan bir kitabtan unuttugumuz toprakların oykusunu okumanızı tavsiye ederim. “Trablusgarb hikayeleri” bu kitabı muhakkak okuyunuz. ben cok etkilendim.
muhabbetle
18 Temmuz 2007 22:07
Evet, haklısınız. Gerçi sarajevo yerine tercih etmiştim ama, dediğiniz gibi Saraybosna… Düzeltiyorum. Teşekkür ederim…