top-image

Şu tarihteki tüm yazılar listelendi: Haziran, 2007

Bütün istek programlarının her an tüm hızıyla devam ettiği, tüm radyo kanallarının bizim sesimiz olduğu, sıradaki her parçanın güzel parça olduğu yurdum radyolarının, reklamlarda sık kullandığı ve artık bıkkınlık getiren ifadelerine bir bakalım:

-Gelin görüşelim.

-Ayrıca… (“ayrıca”sız yerel reklam yoktur nerdeyse)

-Bayilikler verilecektir

-Bölge distribütörü…

-Şok şok şok!

-Şok olacaksınız! (Bir ürünün bedava dağıtıldığını duymaktan başka ne şok edebilir insanımızı acaba?) …yazının devamını okumak için tıklayın.

Esma üç-dört yaşlarında. Elinde oyuncak bir bebek var. Sıkıntılı hali tavırlarından belli. Ne oldu diyorum Esma, bir sorun mu var? Oyuncak bebeğinin karnını gösteriyor. Yarım yamalak ifadelerle, konuşup ağlayan bebeğinin pilinin bittiğini anlatmaya çalışıyor. Peki diyorum Esma hanım, senin pillerin nerede? Karnını gösteriyor.

Pilin bitmesin Esma…

Cuma geceleri Marmara FM’de, Gece Yürüyüşü adlı programında gecenin bir vakti tutar ellerimizden, kıta kıta gezdirir İbrahim Paşalı bizi. Dünyanın her yerinden şarkılar çalar. Ümmü Gülsüm’ü onunla tanırız, Feyruz’u… Zaman zaman kitap okur, derdini dinleyici ile paylaşmaya, bir şeyler anlatmaya çalışır. İbrahim Paşalıdır. Zamane dervişidir. “Süleymaniye’nin karşısında, tarihin üstünde bağdaş kurup oturdum tespih çekiyorum: Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum.” Diyen adamdır.

Ve her program sonunda Hüseyin Atlansoy’un İyi Günler İlerde Anneanne şiirini dinleriz İbrahim Paşalının o zihinleri diri tutan sesinden. Yazımıza konu olanda budur. Programı dinleyenleri mest eden ve internette bulunmayan bu ses kaydını ilk defa burada yayınlıyorum. Buyurun, dinleyin:

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

…yazının devamını okumak için tıklayın.

“Ala beledil mahbub” adlı şarkısı:                 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

“Tholatheya el mokadasa” (tala’al bedru) 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

“Walla zaman ya selahi”                         

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

SANATI ve SANATÇI KİŞİLİĞİ

Ümmü Gülsüm, konserlerinde sahnenin ortasına oturur ve arkasındaki büyük orkestranın okuyacağı şarkının giriş bölümünü seslendirmesini bekler. Orkestrasında ud, keman, kanun gibi klasik sazların yanında akordeon ve özellikle 1960’larda elektro gitar, org da yerini alır.

Sanatçının sahneye gelmesiyle seyirciler çılgınca tezahürat yaparlar, övgü dolu sözlerle onu yüceltirler. Salonda bulunanların onu gördüklerinde ayağa kalkarak bağıra çağıra övgüleri hiç şaşırtıcı değildir. Halk istisnasız tüm konserlerinde Ümmü Gülsüm’e olan hayranlığını, sevgisini bu şekilde gösterir. Sanatçı, seyircilerini sahnede elinde eksik olmayan mendiliyle, mahcup gülümsemesiyle, selamlar, sakinleştirmeye çalışır. Konserlerinde halkın arasından sahneye fırlayıp onun elini öpen hayranlarının sayısı hiç de az değildir.

Salondakiler Ümmü Gülsüm’ün şarkılarını dikkatle dinler, çoğu zaman kendilerinden geçercesine alkışlarlar. Bu alkışlar ve tezahüratlar şarkısını söylerken de beğenilen bölümlerde yinelenir çoğu zaman orkestra şarkıya ara vererek salonun sessizleşmesini, halkın sakinleşmesini bekler Ümmü Gülsüm de mahcup bir eda ile halkı sakinleştirmeye çalışır.

Ümmü Gülsüm’ün bir bakışıyla, hafif bir el işaretiyle herbirisi kendi enstrumanını en iyi çalan ustalardan oluşan orkestra aynı bölümü tekrar çalar. Böylece 30-40 dakikada bitmesi gereken şarkı bir saatte bazen daha uzun sürede biter.

Yazının devamı ve daha detaylı bilgi için -okumaya devam et – linkini tıklayın..

…yazının devamını okumak için tıklayın.

Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanmasının ardından Kültür ve Tabiat Koruma Kurulu’ndan onay alındı. 14 Eylül 2006 tarihinde caminde gerçekleştirilecek restorasyon çalışmaları için ihale yapıldı ve ardından da caminin iç, dış, kubbe ve minarelerinde restorasyon çalışmalarına başlandı. Restorasyon dolayısıyla ibadete kapatılan camideki çalışmaların bu yıl sonunda tamamlanması öngörülüyor.” demiş ağabeyler…

Fatih Çarşamba’da bulunan Yavuz Sultan Selim Camii’nden bahsediyorlar. Yedi tepeden birine yapılmış olan bu caminin enfes Haliç manzarası vardır. Her hafta mutlaka gider, dış avludan Haliç’i ve karşı kıyıları izlerdim. Gerçekten çok sevdiğim bir mekandır. Ancak tamirat sebebi ile etrafı çevrili olan cami ve avluya uzun zamandır giremiyoruz.

Bu hafta yine oralarda dolaşırken, buraya girmek için yılsonuna kadar bekleyemeyeceğimi, içeriyi çok özlediğimi hissettim. İlk önce arkadaşımla şaka olarak bahsini yaptığımız “gerili 3 metrelik demir hattan içeri atlama” planı güvenlik görevlisinin yerinde olmayışı ve özlemin ağır basması sebebi ile ciddiye dönüştü. Güvenlik kulübesinin hemen yanında bulunan kapının kilidin açık kalmış olmasından faydalanarak, herhangi bir atlama fiili gerçekleştirmemize gerek kalmadan içeri girebildik. Hava karanlık olduğundan etrafta dolaşan birkaç işçi bizi görmedi, ya da yabancı olduğumuzu fark etmedi. Hızlı ve sessiz bir şekilde avlunun son taraflarına doğru ilerleyip, Haliç’i en güzel gören bir yere mevzilendik :)

Çok heyecan vericiydi. Haliç harikaydı. Akşam harikaydı. Martılar harikaydı.
Sonra ne mi oldu? Yaklaşık yarım saat sonra bizi fark eden görevli tarafından kibar bir şekilde kovulduk :) Tabi yarım saatte zevkimizi almıştık zaten. Bu hafta aynı şeyi yeniden deneyeceğim, bol şans dileyin :)

Sayfa: 2« 1 2 3 »
bottom-img
Alemin Renkleri | Abdullah Kibritçi | Reng-i Ahenk Teması | Hakkımda | İletişim