10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Mercan Dede Konseri

29 Haziran 2007

“Sufi müziğinin ilahi geleneğini çağdas müziğin tınılarıyla incelikli bir şekilde harmanlayarak eski ile yeniyi, doğu ile batıyı birleştiren Mercan Dede 2007 Mevlâna Yılı etkinlikleri kapsamında 30 Haziran Cumartesi günü saat 20:00’de Mercan Dede Ensemble’la Aya İrini’de sahne alacak.” mış. Duyurulur.

Dünya sekerek yürüyor!

27 Haziran 2007

İlhan İrem - Şalamar

23 Haziran 2007

Tırnakların ipeği çizdi beyaz
Parmaklarımın arasından akıyordu.
Dansı sürüyordu büyücülerin titrek
Ne yana kanatlansam o yana uçuyordu Şalamar

Saklandığı gecede gizli ayaz
Saçlarının arasından esiyordu
Zehir sızıyordu yalnızlığından soğuk
Ne yana kanatlansam o yana uçuyordu Şalamar

Şalamar… Şalamar…
Firardasın tersine
Yinede eteklerin geçmiyor başına
Şalamar!

Pencerelerine resim yapıştırmış cüceler
Dünya diye seyrettiğin odanda.
Dokundular fırladın yataklardan
“Basubadelmevt”

Tersine akıttın nehirleri çığlık çığlığa
Kuyularda yüzümüzü gördük.
Saçlarımızı aradık. Gitar sololar..

Şalamar..
Ah! Şalamar..

Bir Noktayız Hayatta

20 Haziran 2007

Bir Noktayız

Psikolojik Savaş

20 Haziran 2007

Psikolojik savaş, klasik anlamdaki savaşın kazanılması veya kaybedilmesinde, savaştan sonra da üstünlüğündevam etmesinde yahut sorunların çözülmesinde insanların ruh haline etki ederek sonuç almak olarak tanımlanır.

Düşmanını tanımayan, savaşta yenilir. Hem kendisini hem düşmanını tanımayan savaşta yenildiği gibi savaştan sonra da toparlanamaz. Düşmanın tanımayıp kendisini tanıyan, savaştan sonra başarıya ulaşabilir. Hem kendisini hem düşmanını tanıyan gücün ise, yenik düşme ihtimali yok gibidir.

Hile ve aldatmaların etkili olabilmesi için gizli kalması gerekir. Amacımız hile ve aldatma yöntemlerinin bilinmesi sağlamakla toplumsal ahlaka hizmet etmektir. Psikolojik savaşta yenilen taraf, bilgi gücü zayıf olan taraftır. Doğru insanların, ayakta kalmak, toplumun geleceğinde söz sahibi olmak gibi bir kaygıları varsa bu kitabı okumaları önemlidir.

Kitaptan seçtiğim kesitler:

“1991’de çöl fırtınası operasyonu öncesi petrole bulanmış karabatak CNN’de sürekli yayınlandı. Dünya halklarını savaşa inandırdı. Sonradan bunun Fransa’da tanker kazası ile petrole bulanmış karabatak olduğu ortaya çıktı. 2002’de Irak operasyonu yapılmak isteniyor fakat yeterli dünya desteği sağlanamıyor. Kara propagandanın açığa çıkmış olması güven kaybı olabilir mi?”

“Osmanlılar gözdağı vermek yerine fethettikleri yerlerin halkına hoşgörü ile yaklaşarak, onları rahat ettirecekleri propagandasını yaparlardı. Bunun için fethetmeyi planladıkları bölgelere önceden dervişler ve tüccarlar gönderirlerdi.”

“Atatürk’ün savaş sonrası, toplumu yapılandırma projesini uygularken halkın, çok sevdiği Feyzi Çakmak Paşayı hiç yanından ayırmaması, onun dindar kimliğinden yararlanması dahiyane bir yöntemdi. Atatürk, Fevzi Paşa geldiğinde ayağa kalkar, onun dindarlığına saygı duyar, sofradan içkileri kaldırırdı.”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
TİMAŞ YAYINLARI

 

RADYO REKLAMLARI

18 Haziran 2007

Bütün istek programlarının her an tüm hızıyla devam ettiği, tüm radyo kanallarının bizim sesimiz olduğu, sıradaki her parçanın güzel parça olduğu yurdum radyolarının, reklamlarda sık kullandığı ve artık bıkkınlık getiren ifadelerine bir bakalım:

-Gelin görüşelim.

-Ayrıca… (“ayrıca”sız yerel reklam yoktur nerdeyse)

-Bayilikler verilecektir

-Bölge distribütörü…

-Şok şok şok!

-Şok olacaksınız! (Bir ürünün bedava dağıtıldığını duymaktan başka ne şok edebilir insanımızı acaba?)

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Pilin Bitmesin Esma!…

18 Haziran 2007

Esma üç-dört yaşlarında. Elinde oyuncak bir bebek var. Sıkıntılı hali tavırlarından belli. Ne oldu diyorum Esma, bir sorun mu var? Oyuncak bebeğinin karnını gösteriyor. Yarım yamalak ifadelerle, konuşup ağlayan bebeğinin pilinin bittiğini anlatmaya çalışıyor. Peki diyorum Esma hanım, senin pillerin nerede? Karnını gösteriyor.

Pilin bitmesin Esma…

İbrahim Paşalı: İyi Günler İlerde Anneanne

15 Haziran 2007

Cuma geceleri Marmara FM’de, Gece Yürüyüşü adlı programında gecenin bir vakti tutar ellerimizden, kıta kıta gezdirir İbrahim Paşalı bizi. Dünyanın her yerinden şarkılar çalar. Ümmü Gülsüm’ü onunla tanırız, Feyruz’u… Zaman zaman kitap okur, derdini dinleyici ile paylaşmaya, bir şeyler anlatmaya çalışır. İbrahim Paşalıdır. Zamane dervişidir. “Süleymaniye’nin karşısında, tarihin üstünde bağdaş kurup oturdum tespih çekiyorum: Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum.” Diyen adamdır.

Ve her program sonunda Hüseyin Atlansoy’un İyi Günler İlerde Anneanne şiirini dinleriz İbrahim Paşalının o zihinleri diri tutan sesinden. Yazımıza konu olanda budur. Programı dinleyenleri mest eden ve internette bulunmayan bu ses kaydını ilk defa burada yayınlıyorum. Buyurun, dinleyin:

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Şarkın Sönmeyen Yıldızı: Ümmü Gülsüm

14 Haziran 2007

“Ala beledil mahbub” adlı şarkısı:                 
“Tholatheya el mokadasa” (tala’al bedru) 
“Walla zaman ya selahi”                         

SANATI ve SANATÇI KİŞİLİĞİ

Ümmü Gülsüm, konserlerinde sahnenin ortasına oturur ve arkasındaki büyük orkestranın okuyacağı şarkının giriş bölümünü seslendirmesini bekler. Orkestrasında ud, keman, kanun gibi klasik sazların yanında akordeon ve özellikle 1960’larda elektro gitar, org da yerini alır.

Sanatçının sahneye gelmesiyle seyirciler çılgınca tezahürat yaparlar, övgü dolu sözlerle onu yüceltirler. Salonda bulunanların onu gördüklerinde ayağa kalkarak bağıra çağıra övgüleri hiç şaşırtıcı değildir. Halk istisnasız tüm konserlerinde Ümmü Gülsüm’e olan hayranlığını, sevgisini bu şekilde gösterir. Sanatçı, seyircilerini sahnede elinde eksik olmayan mendiliyle, mahcup gülümsemesiyle, selamlar, sakinleştirmeye çalışır. Konserlerinde halkın arasından sahneye fırlayıp onun elini öpen hayranlarının sayısı hiç de az değildir.

Salondakiler Ümmü Gülsüm’ün şarkılarını dikkatle dinler, çoğu zaman kendilerinden geçercesine alkışlarlar. Bu alkışlar ve tezahüratlar şarkısını söylerken de beğenilen bölümlerde yinelenir çoğu zaman orkestra şarkıya ara vererek salonun sessizleşmesini, halkın sakinleşmesini bekler Ümmü Gülsüm de mahcup bir eda ile halkı sakinleştirmeye çalışır.

Ümmü Gülsüm’ün bir bakışıyla, hafif bir el işaretiyle herbirisi kendi enstrumanını en iyi çalan ustalardan oluşan orkestra aynı bölümü tekrar çalar. Böylece 30-40 dakikada bitmesi gereken şarkı bir saatte bazen daha uzun sürede biter.

Yazının devamı ve daha detaylı bilgi için -okumaya devam et - linkini tıklayın..

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

İllegal Keyif

09 Haziran 2007

Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanmasının ardından Kültür ve Tabiat Koruma Kurulu’ndan onay alındı. 14 Eylül 2006 tarihinde caminde gerçekleştirilecek restorasyon çalışmaları için ihale yapıldı ve ardından da caminin iç, dış, kubbe ve minarelerinde restorasyon çalışmalarına başlandı. Restorasyon dolayısıyla ibadete kapatılan camideki çalışmaların bu yıl sonunda tamamlanması öngörülüyor.” demiş ağabeyler…

Fatih Çarşamba’da bulunan Yavuz Sultan Selim Camii’nden bahsediyorlar. Yedi tepeden birine yapılmış olan bu caminin enfes Haliç manzarası vardır. Her hafta mutlaka gider, dış avludan Haliç’i ve karşı kıyıları izlerdim. Gerçekten çok sevdiğim bir mekandır. Ancak tamirat sebebi ile etrafı çevrili olan cami ve avluya uzun zamandır giremiyoruz.

Bu hafta yine oralarda dolaşırken, buraya girmek için yılsonuna kadar bekleyemeyeceğimi, içeriyi çok özlediğimi hissettim. İlk önce arkadaşımla şaka olarak bahsini yaptığımız “gerili 3 metrelik demir hattan içeri atlama” planı güvenlik görevlisinin yerinde olmayışı ve özlemin ağır basması sebebi ile ciddiye dönüştü. Güvenlik kulübesinin hemen yanında bulunan kapının kilidin açık kalmış olmasından faydalanarak, herhangi bir atlama fiili gerçekleştirmemize gerek kalmadan içeri girebildik. Hava karanlık olduğundan etrafta dolaşan birkaç işçi bizi görmedi, ya da yabancı olduğumuzu fark etmedi. Hızlı ve sessiz bir şekilde avlunun son taraflarına doğru ilerleyip, Haliç’i en güzel gören bir yere mevzilendik :)

Çok heyecan vericiydi. Haliç harikaydı. Akşam harikaydı. Martılar harikaydı.
Sonra ne mi oldu? Yaklaşık yarım saat sonra bizi fark eden görevli tarafından kibar bir şekilde kovulduk :) Tabi yarım saatte zevkimizi almıştık zaten. Bu hafta aynı şeyi yeniden deneyeceğim, bol şans dileyin :)

Kapat
E-posta ile paylaş