Küçük patiklerimi özledim…
Sonra kumbaramı özledim…
Mahallemizin dar sokaklarında bisiklet sürmeyi,
çamurlar içinde maç edebilmeyi…
Çatapatın kokusunu özledim en çok,
bide uçurtmamı,
sonra yaz akşamlarında karpuz yemeyi.
Oyuncaklarımı özledim,
uzaktan kumandalı arabamı.

Sonra silgi kokusunu özledim,
bide iki tarafı açık kalemlerimi.
Siyah tahtayı, tebeşir tozlarını…
Beyaz yakalığımı ve meybuz yemeyi,
sonra saklambaç oynamayı özledim.
Köpeğimi özledim ve ardından koşan haşere çocukları.
Ağlamak istediğim zaman ağlayabilmeyi,
karanlıktan korkmayı özledim.

Sonra geceleri özledim, uykusuz geçen…
Ormanın kokusunu, dalgaların sesini,
kuşların şarkılarını özledim.
Sabahlara kadar süren muhabbetleri,
bir ikindi sonrasında gezmeyi.
Saçlarımı taramayı özledim,
hep gülecek bir şeyler bulabilmeyi.