10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

Sensizliği Yitirdim

31 Mayıs 2007

Bir Feyruz şarkısı (Nassam aleyna el hava) ve bir şiir…

 

Birbirine benzemesin diye
En nadide cümleleri getirdim
Senden eksilmesin diye
Aşklarımı bitirdim.
Sensiz olmaz diye
Sensizliği yitirdim.

Beni arayanlar seni bulur
Hayat kaynağım, bengisu
Ufalanır geceler sen olur
Ufukta aşklar kurmuş pusu

Senin hatırına felekler
Ayak uçlarına basar geceleri
Gökyüzünde kelebekler
Senin için döker heceleri
Seni seviyoruz
Ben, yıldızlar ve niceleri..

(gölgeme…)

korpekalemler.com dergisinde yayınlanmıştır…

Dino Merlin İstanbul’a geliyor

29 Mayıs 2007

3 Haziran Pazar Harbiye Açıkhava Tiyatrosu Saat 20:30 (ücretsiz)

Balkanları etkileyen, Türkler tarafından iyi bilinen, Sarayova doğumlu şarkıcı Dino Merlin 3 Haziran Pazar günü İstanbul’da konser verecek…

Muhteşem bir konser olacağına inanıyorum. Bir aksilik olmazsa o konserde olacağım.

Supermen adlı şarkısı: 

Burek adlı şarkısı:        

İETT, İstanbullular için farklı noktalardan konser alanına ücretsiz otobüsler kaldıracakmış. Dino Merlin kimdir diye sorarsanız, yazıyı okumaya devam edin…

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Yeni Türkü - Baska Türlü Birsey

25 Mayıs 2007

Aşk Olsun (alıntı)

13 Mayıs 2007

Gidiyor musun?
Aşk olsun!
Tam da başlamışken yağmur
Açıyor musun şemsiyeni
Alıyor musun ellerini

Aşk olsun!
Gidiyorsun demek
Bitmemişti yapacaklarımız hani
Balık ekmek yiyecektik Eminönü’de daha
Galata’da çay,
Ortaköy’de günbatımı bizi bekleyecekti

Parklarda oturacak,
İnsanlara bakacaktık sebepsiz
Karışacak çocuklara
Oyunlar oynayacaktık
Engel tanımadan, utanmadan
İsim takacaktık sokak kedilerine,
Her biri Şair ve bizim

Yine de
Çok hayal kurmamışız iyi ki
Sanki sonunu biliyormuş gibi
Sahi ne zaman doğmuştun
Kaçtı yaşın
Sever misin sen de benim gibi salatayı
Kaçar mısın kalabalıklardan

Neyse
Gidiyorsun demek
Git!
Yeter ki “Aşk” olsun…

(Sulltan)

Kamboçya Geleneksel Müziği Mahori

07 Mayıs 2007

Bu yazıyla birlikte yayınlamış olduğum şarkıyı bayağıdır dinliyordum. Garip müzikler bulmak adına araştırma yaparken bir zamanlar indirmiştim. Yayınlamak istedim ve biraz araştırma yapayım dedim (hiç Türkçe kaynak yok), ortaya ilginç sonuçlar çıktı:

Dinlemiş olduğunuz (play’e basarsanız dinlersiniz) müzik Kamboçya’nın Geleneksel Mahori Müziğidir. Mahori şarkılarının çınlayan bir tarzı vardır ama her biri enstrümantal değildir. Klasik Khmer müziği genellikle üç kategoride değerlendirilirmiş:

Pin peat: Eski kralların törenlerinde kullanılan müziktir. Phleng kar: Düğün törenlerinde kullanılır. Mahori: Dinsel olmayan eğlencelerde kullanılır.

Çıkış noktası eski kralların törenleridir. Gruplar halinde icra edilir. Mahori terimi Thai müziği ile ortak olarak kullanılır ve kullanılan aletler hemen hemen aynı olmakla birlikte şarkılar farklılaşmıştır. Bahsettiğimiz bu müzik buraya (Asian Classical arşivine) 1980lerde Sayanora Music Company tarafından çıkarılmış orijinal bir albümden gelmiştir. Onların kataloglarından alınmıştır. 1970lerden itibaren başarı kazanmaya başlamışlar. Elektrik bas konusunda da yankı uyandırmışlar.

İşin ilginç yanı ise müzisyenlerin hakkında bilgi olmaması ve çok az sayıda şarkılarının bulunması. Arşivin kaybolduğu ya da imha edildiği söyleniyor. Ve “şayet onların kayıtları veya kendileri hakkında bilgi sahibi iseniz benimle iletişime geçiniz lütfen” diye eklemiş kaynak olarak aldığım asianclassicalmp3.org

Müzik: Khmer Mahori

Çevirilerde ve Türkçe içeriği oluşturmada yaptığı katkılarından dolayı Sulltan appaya çokça teşekkürler…

Bir Gencin Savaş Notları

04 Mayıs 2007

En son dün sabah dışarı çıktık. Eski yıkılmış markette bize birkaç hafta daha yetecek kadar malzeme var. Burası tren istasyonunun altındaki sığınak. İstasyon bombalandıktan sonra çıkış yolları kapanmıştı, kendi imkânlarımızla yeni bir yol açtık. Aramıza son katılan arkadaş, mahallenin alt tarafında yıkık bir binanın sığınağında birkaç kişinin daha saklandığını söyledi. Bu akşam çıkıp onları da buraya almalıyız. Diğer mahallelerde başka kimseler var mı bilmiyoruz. Operasyondan beri tam iki hafta geçti. Kamplara giden insanların aksine şehirde kalıp savaşmaya karar veren yüzlerce gençten sadece 7 kişi sağ kaldık. Tren istasyonunun her ihtimale karşı yapılmış bu sağlam sığınağı bizi korudu.

İki gün boyunca çatıştık. Kara birlikleri bulunduğumuz mahalleye giremeyince, hava saldırısı başladı. Saatlerce süren bombardıman sokaklarımızı ve caddelerimizi cehenneme çevirdi. Etraf parça parça cesetlerle dolu. Kandan bir yağmur vardı sanki. Feryatlara karışan tekbirler vardı o akşam.

Neredeyse yıkılmamış bir ev dahi yok. Marketteki erzakların hepsini buraya taşıyamadık. Çünkü dışarıda dolaşmak hala çok tehlikeli. Askerler hala kenti terk etmiş değil. Üstelik saat başı geçen helikopterler, hareketlerimizi kısıtlıyor.

Arkadaşlarımız bombalarla can verdi. Yaralılar sokaklarda ölüme terk edildi. Hayalet bir şehirde yaşıyoruz. Kan kokan bir şehirde yaşıyoruz.

[ OKUMAYA DEVAM ET ]

Özledim

04 Mayıs 2007

Küçük patiklerimi özledim…
Sonra kumbaramı özledim…
Mahallemizin dar sokaklarında bisiklet sürmeyi,
çamurlar içinde maç edebilmeyi…
Çatapatın kokusunu özledim en çok,
bide uçurtmamı,
sonra yaz akşamlarında karpuz yemeyi.
Oyuncaklarımı özledim,
uzaktan kumandalı arabamı.

Sonra silgi kokusunu özledim,
bide iki tarafı açık kalemlerimi.
Siyah tahtayı, tebeşir tozlarını…
Beyaz yakalığımı ve meybuz yemeyi,
sonra saklambaç oynamayı özledim.
Köpeğimi özledim ve ardından koşan haşere çocukları.
Ağlamak istediğim zaman ağlayabilmeyi,
karanlıktan korkmayı özledim.

Sonra geceleri özledim, uykusuz geçen…
Ormanın kokusunu, dalgaların sesini,
kuşların şarkılarını özledim.
Sabahlara kadar süren muhabbetleri,
bir ikindi sonrasında gezmeyi.
Saçlarımı taramayı özledim,
hep gülecek bir şeyler bulabilmeyi.

Pinhani - İstanbulda

04 Mayıs 2007

İSTANBULDA

yol kenarında oynayan çocuklar gibi
topum kaçtı bugün yola
evin önünde sulanmayan çiçekler gibi
başım düştü saksıma

istanbulda kimim var , kimin için bu toz duman
istanbulda neyim var , ne kaldı ki kalabalıktan

kaçamayıp ta saklanan kedicikler gibi
sığındım senin sıcaklığına
sevemiyorsan istanbulu benim gibi
kaçalım yine bozkırlara

istanbulda kimim var , kimin için bu toz duman
istanbulda neyim var , ne kaldı ki kalabalıktan

yere düşünce kırılmayan bir oyuncak gibi
alıştım ben yuvarlanmaya

istanbulda ne kaldı ki

Kapat
E-posta ile paylaş