Avare!
Boşluğun var hissettiğim sadece
Kaçırdığım durakta olmalıydın
Bulamadım kendimi sen gidince
Ne zaman geldiğini bile bilmiyorum
Gidince anladım varlığını
Yokluğunda farkına vardım
Neleri sen sandığımı
İpucu bırakmalıydın giderken
Arar bulurdum belki
Bir kelime bile yeterdi
Sadece ucuz bir kelime
Bilirim uzun cümlelerin olmazdı
Ve bilirlerdi her harfimi her satırımı
Senden ilham aldığımı
Şimdi boş sokaklarda
Gece karanlıklarında bulurum belki
Diye, avare gezerim şehirleri
Satırlarında ararım, gecelerde
Şehir ışıklarının ve akşamların
Harekelediği caddelerde
Karşı kıyının ışıkları
Ardın sıra gelen beyaz kuşlar gibi
Adımladıkça sokakları
Sensiz ıssız kokan şehirleri
Aklım çekip gidiyor bedenimden
Ruhum içiyor nehirleri
Ancak ölmek geliyor elimden…
www.KorpeKalemler.com da yayınlanmıştır..




05 Mart 2007 04:52
Hani hep yaşlıların oturduğu bir sokak vardı..
Sizin sokağın iki sokak altında..
Pencereleri yarı açık, panjurlu..
Kız Kulesi, Harem en güzel oradan görülürdü
Eve dönüşlerde, “bir bakalım geceye öyle git” derdin…
Bıraksaydın tek başıma bulamazdım yolumu, bilirdin
Gülerdin halime..
Tutardın ellerimden..
Değmezdi sanki yere adımlarımız
Gece yarılarına az kala..
Kaldırımlarında sessizce yürürdük..
Beklenirdik..
Camların arkasında geçmişe uzanan narin bakışlar sezer,
görmemiş gibi yapardık..
Durur denize karşı,
gecenin, yıldızların, İstanbul’un üstümüze yağmasını izlerdik..
Sen aya bakardın..
Ben “Ay”a bakardım…
Savrulurdu saçların..
Savrulurdum..
“Tüm suç rüzgarındı”…
Gitmesen derdin..
Gitmeliydim…
Şimdi giden sen oldun..
Ne gece kaldı ne de üzerimize yağan yıldızlar
Cam arkalarında bekleşen bakışlar da kayboldu..
Üstelik bir bakış daha eklendi onlara
geçmişe hasretle uzanan..
Söndü ışıklar, panjurlar indi..
Dolaştım şehrin tüm sokaklarını,
Bulamadım..
İnan bana bulamam..
Yok ellerimden tutan …
Döner misin dönmez misin bilinmez..
Kaybettim kendimi şehrin sokaklarında.
Bir sen bulursun beni..
08 Mart 2007 14:34
süper olmuş zaten körpe kalemlere de yorumumu yazdım..herseferinde kendini biraz daha aşıyorsun:)
22 Temmuz 2007 15:07
sen niye açılmıyorsun
22 Eylül 2007 12:46
Ben de o gidince farkına vardım.Onu bende yokluğun de buldum aynı şehirde olup onu görememek içimi hergüm daha fazla acıttı.İlginç olan onun bana verdiği acıyı da seviyordum.Ama gelmediği hergün beni biraz daha olgulaştırdı.Şimdi üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi GEÇTİ İSTEMEM GELMENİ,YOKLUĞUNDA BULDUM SENİ;BIRAK VEHMİMDE GÖLGENİ,GELME ARTIK NEYE YARAR.İstemiyorum gelmesini çünkü ben onu o yokken daha çok sevdim.GELME ARTIK YAR GELSEN NEYE YARAR!..
20 Eylül 2008 13:42
şiirden çok resimdeki amca etkiledi beni.nasıl bakmış öyle…mahallede beni her gördüğünde konyalıların en akıllısı döne döne ölmüş diyen bi mca var,onu hatırlattı(arkadaşlarım da afyonun kaymağı konyanın manyağı diye kızdırırlardı).yaşına hürmeten bir şey diyemiyorum;ama bozuluyorum.bir de gülümsemezsem tekrarlıyor bi kaç defa.bir gün deneyeyim dedim,gülümsemedim baktım 6.kez söylemeye yeltendi zoraki bi tebessüm yerleşti yüzüme.bilerek mi yapıyor,beni de mi ağır işitiyor sanıyor çözemedim.öbür mahallede de bi amca var,evlere şenlik.her gün yolunu kesip ben kimim diye soruyorum.bi gün türkan şoray,bi gün filiz akın,başka bi günde hülya koçyiğit diyor.kafayı eski artistlerle bozmuş,çok şeker.bak amca ben şunun kızıyım,komşuyuz diye anlatıyorum,kar etmiyor.saati soruyor söylüyorum, o kadar oldu mu ya ben 12de inmiştim kahveye diyor.bu diyalog hiç değişmiyor,yeşilçam filmlerindeki gibi hep aynı replik.orada oturduğu süre içinde(15 dakika bazen yarım ssat)2-3 dakikada bir saati sorar,sonra merdivenleri ağır ağır çıkıp evine gider.insanın içine garip bir hüzün yerleşir onu öyle izkerken.
gerçekten yaşlı insanlar çok tatlı oluyorlar.bayılıyorum onlarla sohbet etmeye onlar anlatsın ben dinleyeyim…