10 Ekim 2006'dan itibaren.. Hikayelerim, denemelerim, şiirlerim, grafiklerim, düşündüklerim ve gördüklerim... Abdullah Kibritçi

İngiliz Tarihi

Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden İngiltere’de bu işlerin nasıl yapıldığın düşünün. 1500′lerde İngiltere’de işler şöyle yapılıyordu:

İnsanların çoğu Haziran’da evleniyordu Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran’da hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.

Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadynlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta bebekler ayny suda yykanyyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir ?eyleri kaybetmek mümkündü. İngilizce’deki “banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayyn” (Don’t throw the baby out with the bath water) deyimi buradan gelmektedir.

Evlerin çatılary üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu. Burası hayvanların yaşayabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizce’deki “kedi-köpek yağıyor” (It’s raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.

Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.

Zemin topraktı. Sadece zenginlerin zemini topraktan ba?ka bir ?eyden yapılmıştı. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır.

Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı. Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun ady “thresh hold” (saman tutan; Türkçesi “eşik”) idi.

Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanyn içinde yapylyyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artyklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu. “Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük” (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur.

Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı. Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna “yağ çiğnemek” (chew the fat) adı veriliyordu.

Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.

Çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı. Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu.

Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. işçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı.

Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna “uyanma” nöbeti deniyordu.

İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamyıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir “kemik evi”ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı. Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana başladılar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlık nöbeti (”graveyard shift”) denirdi. Bazıları zil sayesinde kurtulur (”saved by the bell”) bazıları da “ölü zilci” (dead ringer) olurdu.

Kim demiş tarih sıkıcıdır diye..

Nereden nereye…

(www.siyahnur.com)

Yorumlar (19) -> “İngiliz Tarihi”

  1. suveyda
    23 Aralık 2006 03:50
    1

    vay be.
    okurken midem bulandı valla.
    1400 sene önce “temizlik imandandır” söylesen şahsiyet nerede, bunların yaptıkları nerede.
    temizliği bile bizden öğrenenler bey kesildiler şimdi başımıza.
    gerçi bizde temizliği unuttuk şimdi ya buda vahim bir konu.

    tarhini unutmakla beraber Bağdat’a giden bir göz doktoru, halkta bir çeşit göz hastalığı tespit eder.Bir yandan da bu duruma çok şaşırır ve şaşkınlığını şöyle ifade eder:

    “Siz müslümansınız ve günde beş vakit abdest alıyorsunuz ve beş vakit gözünüzü yıkamış oluyorsunuz.Bu hastalıksa pislikten temiz olmamaktan kaynaklanır.O halde siz bu hastalığa nasıl yakalanıyorsunuz”

    Nasıl mı?

    Temizlik imandan dı, iman azaldı, haliyle temizlik te…

    maalesef..

    yazı için teşekkürler.bir şeyler daha öğrenmek iyi geldi.

  2. aleminrenkleri
    23 Aralık 2006 08:13
    2

    Zatları ne kadar mide bulandırıcı ise, düşünce ve hakikatleri de o kadar mide bulandırıcı.. Bende yorumunuz için teşekkür ederim..

  3. melih
    31 Aralık 2006 10:02
    3

    bu ingilizler vallahi pislikmiş adamlar bok içinde yüzüomuş meer.bide asiliz die geçiniolar bize barbar diyolar,kendi pisliklerine bakmadan.çok teşekkürler bidaha bi ingiliz türklere barbar derse bunu hatırlıycam.

  4. ajje
    17 Ocak 2007 16:36
    4

    ben pek inanmadim ortacagda evet herkes gelişmemiş olabilirdi ama bişi sorayım şimdi ben kariyerimde ilerlemek için neden ingilizce örenmek zorundayım yani madem o kadar görgüsüz bi millet enden hepimiz onlara uyuyoruz..

  5. can
    10 Eylül 2007 18:16
    5

    beyler kulaktan dolma bilgilerle tarih yazılmaz..yok sadece mayıs ayınmda yıkanırlarmışda yok şu yok bu..adam sana demezki öce kendi tarihine bak diye.Senin tarihinde taht için çocuklarını bile öldüren onca padişah varken gitmiş bide uygarlık dersi vermek için ingiltereyi anlatıyorsun..bu nasıl bi kopleksdir yaw.Dünyanın sanayide en gelişmiş ülkesinin emperyalist politiklarını eleştireceğine masal gibi rivayetler yazıyorsunuz ayıp be…

  6. Ahmet Akgüre
    09 Aralık 2007 14:58
    6

    Valla insanların bu kadar pis olabileceklerini anlamak zor…ben bir şey okumuştum ..Fransa kıralı bitlerden o kadar rahatsız olmuşki doktorlara sormuş napayım diye..bir doktor banyo yapması gerektiğini söylemiş..yapınca rahatlamış ve çok hoşuna gitmiş..Emir vermiş..bundan böyle senede iki kez banyo yapıcam buna göre hazırlık yapılsın..doğrumu bunlar bilmiyorum..

  7. seda
    28 Aralık 2007 18:58
    7

    valla ben ne diyeceğimi şaşırdım …insanların böyle pislikleri bünyelerinin nasıl kaldırdığını anlamak gerçekten zor….

  8. happy
    29 Aralık 2007 18:08
    8

    çok şaşırtıcı.. o zaman dünyada en çok kendini geliştiren millet bunla. biz de en çok gerileyen ve meydanı bunlara bırakan milletiz. çok üzücü.

  9. yaprak
    01 Ocak 2008 17:12
    9

    zaten bunlardan iğreniyordum yaptıklarını duyunca dahaçok iğrenmeye başladım

  10. can özdemir
    02 Ocak 2008 10:16
    10

    Selam bir örnekde ben vereyim Japonyada çocuklar ilkokul bire başlıycağı zaman önce bu çocukları atom bombasının atıldığı yere nagazakiye götürürlermiş,bakın burda büyük bir felaket yaşandı acılarımız kayıplarımız oldu 50 yıl etkisi kalıntısı kaldı.Sonra burdan çıkıp çocukları teknoloji alanında çok ilerlemiş büyük iş merkezlerine götürüp buraları gezdirirlermiş.Sonrada rehber,işte çalışmaz üretmez mücadele vermezseniz haliniz nagazaki gibi olur.Çalışır mücadele verirseniz son gittiğimiz yerdeki gibi olur.Arkadaşlar geçmişdeki tarihinden ibret almak unutmamak milli bir ruhla bunları yapmak mesele…Bizimkiler gibi hariçten gazel okumaya benzemez…İşte görün beğenmediğin bu kokan ingilizlere bak şimdiki ingilizlere bak.Adamlarda lider olma hırsı var ayakta kalma hırsı değil… Ah Ah vah vah diyebiliceğim ne yazıkki…

  11. hayel
    23 Şubat 2008 00:59
    11

    ben gercekten devletimin bu durumda olmasina uzuluyorum ben de suan isimde gerekli oldugu icin ingilteredeyim evet insanlari teknoloji olarak cok gelismisler ama insanlik olarak inanin simdilerde o beyenmedigimiz gecmislerinden daha da gerideler

  12. ozan
    08 Ağustos 2008 21:58
    12

    1.Yazı çok abartılı ve fantazi yapmış kim yazmışsa
    2.Bu yazının kime ne yararı var ve ne için konulmuş.
    3.Ne için konulmuşsa toplumların birbirine soğuttuğu ve kotulediği ortada.
    4.Dünya barışı ve kardeşliğinden bahsedilirken bu yazıyı buraya koyan kişinin de insani fizibiltesini ortaya koyuyor.
    5. bunu okuyan kişi ingilizlere nasıl bakıcak
    6. bunu okuyan ingilizlerde bizlere nasıl bakıcak
    7 birbirinden soğumuş ve tiksinmiş iki millet ne yapar. varsın savaşsınlar onlarda.
    8 bu kimin işine gelir bitek şeytanın ve yardımcılarının işine gelir.
    9. vsss

  13. ozan
    08 Ağustos 2008 22:10
    13

    doğru bile olsa insanın kusuru soylenmez. bunu buraya koyanında allah belasını versin.

  14. sevdebetül
    08 Ağustos 2008 22:40
    14

    valla benim de midem bulandı..hatta çatıdan düşen hayvanları düşününce bir an kendi üzerime düşüyor gibi hissettim ..sanki kafama fare düştü.. (aman Allahım korkudan öldüm yaaa)

    ingiliz filmlerini izlerdim önceden bunları okuyunca film kareleri hatırladım,fıçılar da yıkanmalar,peruk takmalar,bayanların geniş etekleri,topuklu ayakkabı [topuklu ayakkabı da tuvalet ihtiyaçlarını oldukları yere yapıyorlarmıs o yüzden bu ayakkabılar icat olmus (iğrenç bir sey)]….

    kendi tarihimizden gurur duyacağımız yerde okumaktan, anlatmaktan bile aciziz…

    1400 yıl öncesinden karantinadan ,diş temizliğinden bahseden,yemek ve gıda konsunda hassas olan,abdest gibi beş vakit en cok dışarıyla temas eden uzuvlarımızı yıkamaktan bahseden bir peygamberim ümmetiyiz lakin uygulayan yok..:(

    yazı için teşekkürler…

  15. zeynep
    09 Ağustos 2008 20:16
    15

    12. yoruma:(Her ne kadar yazıyı koyan kişi olmasamda)
    1.Olan şeylerin abartıldığı ve fantezi yapıldığı hakkında delil getiriniz ki bizde asıllarını bilelim…
    2.Herkes neyin ne olduğunu bilsin diye konulduğu kesin ne için konulduğu hakkında da aynı cevap yeterlisanırım…
    3.Kesinlikle katılmıyorum ingilizler diye savunduğunuz insanlara dualarımda(buna onlardan çok yaraladıkları insanların ihtiyacı varken) yer vericek değilim/z…
    4.Sadece gülüyorum ve 12. yorumdaki insanın fizibiltesini ortaya koyduğunuz için ayrıca teşekkür ediyorum…
    5.Bakması gerektiği gibi bakacak…
    6.Onlar tarafından sevgi yumağı altından pohpohlanmak istiyorsanız bu siz ve sizin gibilerin sorunu bana nasıl baktıkları zerrece umrumda değil…
    7.Merak etmeyin onlarla aramızda savaş çıkmaz nasıl olsa onları savunan birileri muhakkak var onlara tiksindiği milletleri bombalamaları kafi nede olsa özlerinde barış besleyen millletler(!) değil mi…
    8.Kimin ne olduğunu bilen kişilere şeytan diyorsanız eyv. benim işime geldi…
    9.vsss

    (Saçmaca olduğunu düşündüğüm bir muhalefete bir muhalefet daha)

  16. ozan
    12 Ağustos 2008 09:00
    16

    vayyyy, hiç beklemiyodum ama güzel yorum yazmışın genç adam.

  17. ozan
    12 Ağustos 2008 09:00
    17

    pardon genç bayan

  18. aleminrenkleri
    12 Ağustos 2008 10:39
    18

    (: eheh… ben cevap vermek istemedim zaten. ruhsal sağlığınızı düşünerek… :)

  19. zeynep
    12 Ağustos 2008 16:14
    19

    Teşekkür ederim bayım vazifem(iz)…

YORUM YAZ

Bu Yazıyı Paylaşın
Kapat
E-posta ile paylaş