Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Şu tarihteki tüm yazılar listelendi: Kasım, 2006
(İnternette dolaşan bir yazı)
Yıl: 1965
“Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle ‘akşam-ı şerifleriniz hayrolsun’ dedim..” …yazının devamını okumak için tıklayın.
![]() |
Uzun zamandır roman okumamıştım. Daha doğrusu bıkkınlık gelmişti, birbirine benzer kalıplara yerleştirilmiş oyuncuların hayatlarını ve olayları okumaktan. Hilal Tv de bahsetmişti Emine Şenlikoğlu, Engin Noyan’ın “Aşk Düşünce Yollara” adlı kitabından. O zaman okumaya karar vermiştim. Kitap gerçekten farklı bir üsluba sahip, benim gibi romanlardan bıkmış olanları yeniden roman okumaya ikna edebilir nitelikte. Uzun bir yolculuk hikâyesi anlatılmakta ve birbirini takip eden inanılması güç olaylar. 1996 yılında New York’ta doğan, zenci ailenin beyaz bebeği, bizleri 1800’lü yıllara, Üsküdar’a kadar götürüyor. Üsküdar’dan başlayan yolculuk, Ege Denizinde bir ada, oradan İspanya ve Teksas’ın bir kasabasına götürüyor bizleri. Yolculuk ve heyecan dolu bir kitap.
Münib Engin Noyan – Aşk Düşünce Yollara
|

Aklımda sekiz santim çapında bir yarık. Uykudan uyandı kâbuslarım yine.
Beş’e kadar sayıp hep tamamlamadan baştan almak gibi, beş’e kadar sayıp baştan aldı hayat beni.
Titrek ellerim, çarpıntılı yüreğim, artık sadece düşünmeye yarayan beynim. Hangi tarafın cümleleri anlatır şimdiki halimi, hangi bilginin toprağını eşelemeliyim anlatmak için derdimi.
Hayat beş’e kadar sayana kadar sıradan bir hayal kurmuştum herkes gibi. Kâbuslarım uykusundan uyandı, hayallerim yarıda kaldı.

“Güneşe koşan adam, deniz ile gök derinliğinde ki maviliğin kıyısında, farklı mevsimlerin olduğunu gördü. Bildiği mevsimleri saydı; ilkbahar, yaz, sonbahar, kış. Sonra, sonra bildiği ayları; Ocak, Şubat, Mart… O gün, gözlerinizde gördüğüm deniz hangi ülkenin denizi ve hangi ülkenin gökyüzüydü nasıl bilemediysem, o gün bu gündür, takvimlerde yazan ayların, mevsimlerin sabahına uyanmıyorum. Hüzün mevsimleri, geride kaldı. Artık mevsim aşk. Aylardan Onüçüncü ay.”
(Ay Vakti – Nesrin Çaylı)






