Her gündüz ve her gece
10 Ekim 2006

Şehir yeni bir geceyi ağırladı, güzel bir akşamın ardından..
Siyah şapkalı adam için hayat yeni başlıyordu. Şehrin batısından yola çıkmış yavaş ve endamlı yürüyüşüyle sokak ve caddelerde ilerlemekte. Sokak kedileri ve martılar yine peşinde. Eminönü’nde esnaf dükkanlarını kapatmakta, işportacılar mallarını toplamakta. Birazdan son vapurda gelir. Siyah şapkalı adamın her gece gördüğü rutin görüntülerden biri. Birkaç balıkçı var sahilde, yavaşça sokuluyor yine yanlarına, fısıltıyla rasgele diyor onlara. Sokakların arasına dalıyor, yollarda yürüyen tek tük insanlar, kediler, hızla yanından geçip giden arabalar.. Bir pencereden içeri bakıyor, mutlu bir aile sofraya kurulmuş yemek yiyor. Birkaç sokak ötede her zamanki gibi çöpleri karıştıran, karton toplayan birkaç kişiyi görüyor. Yanından geçtiği park boş, önceki gece bankları mesken edinmiş sokak çocukları bu gece yoklar. Onları düşünüyor, uzun zamandır buradalardı, her gece yanaklarına öpücük kondurur yoluna devam ederdi, bu gece yoklar.
Siyah şapkalı adam bu gece hüzünlü, şehride bir hüzün bulutu kaplamış, sis çökmüş.
Şu karşıki tepeyi aşayım diyor kendi kendine, orada oturur biraz soluklanırım.
Birkaç sarhoşa rastlıyor, ellerinde şişeler sallanarak yürüyen birkaç gölge.
Yine o çocukları düşünüyor, hangi parktalar acaba bu gece.
[ OKUMAYA DEVAM ET ]







