Cihan Prensesi (alıntı)
En keyifli halimi seçmiştim sabah dolabımdan..
Kolay mıydı tabii,senle buluşacaktım..
heyecanla..biraz da gülücük koyuverdim ceplerime,
arada bir atıp gönlünü çelerim belki,diye..
Biraz umut atıştırdım dertleşirken masamla,
Tavşan kanı çayımın yanında..
Belki ..Belki benim olursun diye…
“Benim olursun diye” he??
Ve Ortaköy e geldim işte…
En yakışıklı halimdi karşındaki şimdi…
en yakışıklı halimdi..evet..
belki..belki beni beğenir,sen de beni seversin diye..
Oturuyordum Ortaköy’de şimdi
Eski,mütevazi bir bankta…
Ağlayıp ağlayıp doldurdğun kasende
şimdi vapurlar yüzüyordu..Usulca..
Başımı yukarı kaldırdım..
Dünya güzeli olmuşsun be İstanbul,
Benim için mi süslendin??
Benim için miydi başına takıp takıştırdığın
O iki GÜMÜŞî TAÇ….
Belki..Evet belki sen de beni bekliyordun!
Masumca bakışlarınla..
Gözyaşlarının mavisiyle
Gökyüzü dertleşirken bekliyordun beni..
Evet İstanbul…Bir kez daha sevdim seni..
Kandilli’ni ,Ortaköy’ünü,Üsküdar’ını….
Sana bakıyordum Ortaköy’de bir bankta otururken..
Daldım…Enginlerinde kayboldum..
Gözyaşlarında boğuluyordum İstanbul…
Kurtarmayın beni!..
Boğulayım sende!
Gözyaşı rengindeki gözlerinde…
Ama dinlemediler İstanbul…
Kurtardı martıların beni…
Vapurdaki küçük bir çocuğun attığı simitle
kurtardılar beni…
Kavuşamadık İstanbul…
Bakışacak mıydık yine??
Ben her zaman bakışlarında mı kaybolacaktım sadece…
Ben..Ben sende kaybolmak istiyorum..
Bakışların kafi gelmiyor artık İstanbul…
YETER İSTANBUL!YETER!…
Söyle martılarına
nasıl kurtarmamışlardı Kızkulesi’ndeki kızı…
bıraksınlar beni de sana..
Öylece boğulayım sende..içinde…
Sen de mi istemiyorsun İstanbul??
Bıraksaydın da kavuşsaydım sana…
Evet evet..Haklısın aslında..
Ben sana layık değilim..Olamam da..
Sen bir prensessin..
Güzelliği,nuru tüm cihana bedel…
Elbette kavuşamam sana..
Ah!Tabii ya..Nasıl da düşünemedim..
Beni sana kavuşmaktan alıkoyan martılar..
Evet onlar senin muhafızlarındı..
Seni benden koruyorlardı akıllarınca değil mi??
Söyleseydin ya onlara iSTANBUL…
o uğruma canını feda eder deseydin ya..
alsaydın ya yanına beni…
demedin..diyemedin..
çünkü.çünkü sen bir prensestin..tüm cihana bedel..
Bırakın muhafızlar!
bırakın da kavuşayım ona!
İstanbul’uma..
Konstantiniyye’me..
Sana baktım yine..
Yanakların kızardı..
Başın önüne eğildi..
Masumca bakıyrdun yine,
o kara kaşlarının altından…
Gülümsüyordun bir yandan,
Cihandaki gülleri kıskandıracak renkteki dudaklarınla…
Bir tebessümüne feda olsun
Tacının üstündeki bir taş kadar değersiz yüreğim…
Feda olsun sana güzel kız,
Şu değersiz bedenim…
Haykırayım aşkımı Galata köprüsü’nden,
Tüm insanların bakışları bana çevrilsin bir anda..
Yüzümün kızarmasından anlasınlar
sana olan aşkımın yüceliğini..w
Fakat Galata Köprüsü izin vermezdi buna..
Elini ağzıma götürüp,Sustururdu yine
Beni..Aşkımı..İçimdeki SENİ…
Belki de susturduğunu zannederdi,ahmakca…
Eliyle sadece ağzımı kapayabilirdi çünkü..
Yüreğim..Yüreğimse alabildiğine özgürdü hala..
Tahminen hayatın enginliklerinde cirit atıyor olurdu
Galata beni susturmaya çalışırken…
Yani yüreğim haykırmaya devam ediyor olurdu ..
tüm gücüyle..
fakat bir o kadar da sessizce..
En tutkulu haliyle..
Yüreğim bir kördüğümdü artık…
Bizans’ın Haliç’in ağzına ördügünden daha güçlüydü hatta…
Bu düğümün tek çözümü Sendin..Sana kavuşmaktı.
Sılayı susturmak ve bir köşeye atmaktı İstanbul…
Ama sen..
Muhafızlarınla Faytonuna binip,kaseni ve aceleyle yere düşürüverdiğin taçlarını da alıp gittin…
gitmeden evvel
Galata köprüsüne kondurduğun iyi geceler öpücüğünün ahengi kaldı bende..
Ve…
Bir gidişle gittin İstanbul…
Sana ulaşan tüm yolları çantana koyarak…
Beni..ya beni hiç düşündün mü?
“Bana sevdalı şu zavallı delikanlı ne yapıyor?”dedin mi?
Acıdı mı için beni hatırlayıp,parça parça olmuş yüreğinle…
Hiç sana feda ettiğim YÜREĞİMİ koynundan çıkarıp ağladın mı??
gözyaşlarınla yıkandı mı yüreğim??
Evet İstanbul’um…Güzeller güzeli Konstantiniyye’m…
Galiba unuttun beni…
Sen…
Sen bencil bir yar oldun benim için…
Yoktun artık…Ortaköy’de çıt yoktu artık..
kuşların bedenleri yerlerde,
eski bank ağlıyor şimdilerde…
şİMDİ…
KÖRDÜĞÜMÜM..
Ben…
ve aklımda tezahür eden gül yüzün vardı geride
Bana bıraktığın…
Yalnızlığıma ortak..
hatalıydın İstanbulum…
biriyle,bir şeyle avunmazdı ki yalnızlık…
Avunulsa adı yalnızlık olmazdı…
İstanbul’um…Yıllar sonra artık sen
Yüreğimin kuytu köşesine sinmiş,
Daha doğrusu kendini yüreğimin karanlık ve acı sızılarında unutturmaya çalışan
Bir CİHAN PRENSESİSİN…
(Alıntı - İkbal)




28 Ekim 2006 14:42
istanbul ancak bukadar güzel anlatılabilirdi..seni kutluyorum genç şair.;)
04 Kasım 2006 02:45
gençekten çok güzel yazılmış…şairimizi tebrik ediyorum
19 Kasım 2006 11:21
ee kimin arkadasi:P ellerine saglik ama daha güsel olabilirdii sonlara dogru özellikle
23 Mayıs 2008 16:20
ıstanbul bu kadar guzel mı gercekten ne kadar cok sıır sarkı yazılmıs ıstanbula uzaktan urkutucu gelır bana ıstanbul buyuk kasvetlı ve urkutucu…