Zaman

Her saniye ayrılık, geride kalan her dakika mazi..
Yaşanmış tüm mekanlardan ve zamanlardan ayrıldık, yaşadık ve bitti.
Oysa hepsi şimdi hatıra.
Öyleyse neyin hasretiyle yanmalı, kalbini neye bağlamalı?
Geleceğin geleceği meçhul, geçmişse hüzün verici ve buruk.
Bir tek şimdimiz var, oda saniye saniye mazi olmakta ve her an gönlümüz ayrılığı tatmakta..
* * *
Birde şu aklıma giren kramplarda olmasa, düşünmeye devam edeceğim neyi düşünmem gerektiğini ve zamanın kopuk halinden ne anlayabileceğimi..
Zaman, mekan ve dünya, onca insan.. Milyarlarca insanın dünyanın milyonlarca farklı mekanında aynı anda milyarlarca farklı şeyler düşünmeleri..
Onca kalabalıkların, ahalinin, milletin, farklı şeyler peşinden koşuşturmaları, farklı şeylere üzülüp farklı şeylere gülmesi..
Her mekanın farklı bir tadı; belki bir deniz kıyısı yada savaşın, vahşetin ortası belki de dünyayı tümden gören bir pencereden bir akşam sefası..
Müziğin ritmine kaptırıp, gidişatın bir parçası olan kalabalıklara bakıp, kendimi sıyırıp o kalabalıkların içinden çekip alıp, yükseklerde birkaç yarenle seyre dalınca, kalabalıkların gökyüzüne doğru uçup gelen düşüncelerini düşünmek..
Düşünceyi düşünerek, kaptırıp kendini gizemine, anlam dolu olduğu halde, anlamadan anlamayı da düşünmek..
Zamanın akıl almaz akıntısına kapılıp, yaşamakta olduğunu dahi unutup, sürüklenip kayarken hayatta, biran durup da kendine bakmak ve farkında olmadan kaçırdıklarımızın farkına varmak. Gerçek zannettiklerimizin, yaşayıp gittiklerimizin hakikat değil de suret olduğunu, kandırılmışlığın yoruculuğuyla, kaybettiklerimizin üzüntüsü ve çalınmış zamanın ürkütücülüğü ile anlamak yada anladığını düşünmek..
Şimdilerde yaşamak için şimdinin öncesinden saklanmış bir parça zaman dilimi, birkaç anı, yada kopuk bir görüntü bile yok cebimde. Kendi hayatımın gerisine gidemeyişim, birkaç saniye öncesine bile dönemeyişim ve eski fotoğrafların davetkar bakışları..
Torunlarıma, onlarca defa anlatıla anlatıla değişmiş anılarımı hikaye ederken, zamanın kandıran döngüsünü, büyüleyen çabukluğunu anlatabilecek miyim?
Mazide kalmış anlatılmayı bekleyen, yeniden dile getirilmesi buruk bir zevk veren anılar daha çok hoşlarına gider belki. Hem zamanın biranda geçeceği, birkaç an sonrasında hikayeler anlatanların kendileri olacaklarına inanırlar mı ki?
Her şeyin sonunun bir adım ötede oluşu mıh gibi saplanmışken aklıma, cümlemi bitirebileceğimi garanti edemezken, nihayeti düşünmek, bitişi düşünmek, varışı düşünmek..
Zaman, duygusuz, kıvrak ve hızlı, mekan anlamsız bir boşluk, düşünce yetersiz bilgi çukurunda debelenen, karanlık dehlizlerde el yordamı ile gezen, tatmin olmak uğruna uykularımı delen bir çığlık, gecelerde kopan bir fırtına.
Zamanın ve mekanın sanallığına inandıramadığım ve birçok şeyi de anlamayan, yorgun anlarımın istiflenmiş hali işte; aklımdan emir alan, kalbimle çatışan, uslanmaz bir çocuktur düşünce..
Yolculuğun bitişidir ürküten düşünce ve bu yolculuğun, bu varışın, bu nihayetin sorgusudur tatlı anları, gülüşleri sukuta uğratan ve bitiş değildir aslında, yeniden başlayışın heyecanıdır zevklerden alıkoyan.
Bir an varken hayatta, yaşanmış tüm anları silip yutacak, geçmiş bitmiş ve geçmişin hesabı olacak; işte o andır düşüncenin bittiği an, kaderinde yazılı, sabırsızlıkla gün sayan..




24 Mart 2007 16:21
son günlerde sıkça sorguladığım beynimin,kendimin ve aynada görmeye çalıştığım yüzün göremeden bitmesi zamanın sonu olurdu benim için..
farkındalığı yakalayamadan yaşayanlar gibi hiç yaşamamış gibi yani,o zaman biter zaman..
mükemmelsiniz siz ve cümleleriniz…!
30 Mayıs 2007 07:02
ne içindeyim zamanın
ne de büsbütün dışında
yekpare,geniş bir anın
parçalanmaz akışında
AHMET HAMDİ TANPINAR
10 Haziran 2007 09:58
Akıl ermeyen bin şeyden sadece biri zaman. elinde gücün varsa geri döndür. hz musa’nın firavuna dediği gibi “benim Rabb’im güneşi doğudan dğuruyor, sen batıdan doğursana…” nasıl da delirmişti o aptal firavun.
03 Temmuz 2007 08:35
murat el bedevi kardeşim anlattığın vakia hz musa değil hz ibrahimin başından geçmişti.!
03 Ağustos 2007 13:38
tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum
gökyüzünden habersiz uçurtma uçurtmuşum….
n.f.k
21 Ağustos 2007 22:16
ÖLÜM GÜZEL ŞEY BUDUR PERDE ARDINDA Kİ HABER;
HİÇ GÜZEL OLMASAYDI ÖLÜRMÜYDÜ PEYGAMBER…
n.f.k
21 Ağustos 2007 22:23
insan bir yolcu. yolu belli gidecegi yer belli. yola koyulup yolda oolmak gerek.
oyalanıp yolu uzatmak annamsız.unutup yoldan çıkmak bir felaket.vaktinde bir sınırı var.mühlet dolmadan menzile varmak lazım.yol kesicilerine uynak çıgırtkanlara kulak vermek büyük zara.maksadı unuturacak geri bıraktıracak yolu uzatacak herşey boş ve annamsız. malayani.
boş işleri bırakıp yol bilenlerin kervanına katılıp yol almalı YOKSA YOL BİTMEDEN ÖMÜR BİTECEK………….
21 Ağustos 2007 22:26
NE HASTA BEKLER SABAHI
NE TAZE OLUYU MEZAR
NEDE ŞEYTAN BIR GUNAHI
SENI BEKLEDIGIM KADAR
GECTI ISTEMEM GELMENI
YOKLUGUNDA BULDUM SENI
BIRAK VEHMIMDE GOLGENI
GELME ARTIK NEYE YARAR…
N.F.K
14 Ekim 2007 23:19
Allah seni bu konuda daim etsin abi…
Bazen ifade edemediğimiz şeyleri ifade etmişsin Allah razı olsun
Selam ve dua ile
24 Kasım 2007 22:01
allah hepinizi korun
06 Nisan 2008 13:28
ruhumu okşuyorsun awara..
07 Nisan 2008 22:56
Geceleri şehrin sokaklarında usulca dolaşıp arabanın camından evlerde yanan ışıklara bakarken akıp giden zaman ve nihai son düşünüşlerini ekliyorum haleti ruhiyyeme..Sağolasın..
12 Nisan 2008 20:56
kaleminize sağlık,konu önemli kaleme alışınızla birlikte çok kıymetli bir yazı olmuş
izninizle kopyalamak isterim…